İçeriğe geç

KOMŞU

Bölüm 5 · 5 dk okuma

KOMŞU

Bölüm 5

🎙️ 5

Gözlerim açık saatlerce tavanı izlemiştim. Sabaha karşı müzik sesi kesilmişti ancak bir müddet sonunda yerini inlemeler, duvara çarpan yatağın sesi almıştı. Duvarlar o kadar inceydi ki hemen yanımda, neredeyse soluklarının sesini duyabiliyordum. Battaniyemi ve yastığımı alarak salona attım kendimi. Sessizliği fırsat bilerek gözlerimi kapattım ve kendimi uykunun kollarına bıraktım.

Uyandığımda evin içinde su sesi geliyordu. "Bu kadar da olamaz," diye mırıldanarak yatak odasını yokladığımda ses uzaklaşmıştı. Geriye dönüp koridora yürüdüm. Sus sesi banyodan geliyordu. Ürkek adımlarla yürüdüm ve kapıyı araladım. Buğulu kabinin arkasında birinin yıkandığını görebiliyordu. Benden uzundu ve yapılı bir adamdı. Ağabeyim olamayacak kadar uzun görünüyordu.

Uzanıp duşakabin kapılarını araladığımda karşımda, yeşil gözleriyle bana bakan yan komşumla göz göze gelmiştim. Daha önce hiç gülümsemesine şahit olmamıştım ancak bana gülümsüyordu.

"Ne işin var burada?" diye sordum geri geri adımlarken.

Suyu kapatıp kabinden çıkarken üzerinden sular süzülüyor, belinden aşağısında kayboluyordu. Gözlerimi kaçırdım. Kapıya dönmek üzereyken bedeniyle bedenimi sıkıştırarak beni banyo kapısıyla arasına aldığında kalbim deli gibi atıyordu.

Göğsüyle göğsümü sıkıştırırken nefesim öylesine sertti ki çıplak bedenine çarptıkça yankılanıyordu. Kollarının arasından kurtulmak için çırpınırken "Evimde ne işin var?" diye bağırdım.

Elleri belimde, tişörtümün altında gezinirken "Seni mutlu etmek için," dediğinde nefes nefese gözlerimi araladım. Öylesine terlemiştim ki saçlarım enseme yapışmış, üzerimdeki tişört terden sırılsıklam olmuştu.

Kendi kendime "Derdini sikeyim," diye homurdanırken yataktan doğruldum. Koltuğun yanına, yere koyduğum yarım bira kutusu devrilip parkeye dökülürken yeni bir küfür homurdandım ve kağıt havluyla sildim.

Mutfak camı açık olduğundan içeriye otoyolun gürültüsü doluyordu ve hava iyice serinlemeye başlamıştı. Camları kapattım, yatak odasındaki havlumu alarak banyonun kapısının önünde soluğu aldığımda, kapıya uzanan ellerim titriyordu. Gördüğüm rüyanın devam etmesini ister miydim? Rüyamda yarattığım adamla devam etmesini isterdim ancak hemen yanımda, hala yüksek sesle müzik dinleyen hödükle devam etmesini istemezdim. Kabaydı ve yatakta, nezaketin her zaman daha iyi olduğunu düşünürdüm.

Banyoya girerken su sesi duymamak içimi rahatlatmıştı. Kendimi içeri atıp hızlıca duş aldım. Müzik sesi banyoya kadar geliyordu ve garip bir şekilde ilk kez bildiğim şarkıları dinlediği için bir kısmına eşlik ederken bulmuştum kendimi. Müzik tarzı benimkine yakındı lakin kısık sesle dinlediği sürece.

Saçlarımı kuruttum ve biraz yürüyüş olması için spor kıyafetlerimi giyinip, küçük bel çantamın içine kulaklık ve kredi kartımı, evin anahtarlarıyla birlikte attım. Evden çıkmadan önce, genellikle söz yazmak yerine kullandığım not defterinin bir sayfasını kopardım ve karşı komşuma küçük bir not yazdım.

"Kafamı becermek yerine, bir başkasının kıçını becerdiğin için teşekkürler," yazdım ve kapısına sıkıştırdıktan sonra hızlı adımlarla merdivenleri indim. Keyifli değildim ama komşuma laf sokabilmek, kendi grubuma karşı bir şeyler yapamazken hırçın komşuma bir şeyler yapabilmek bana inanılmaz bir zevk vermişti. Bu, öfkemi başkasından çıkarmak oluyordu ancak elimdeki tek şey buydu.

Otoyolun kenarında, mahalleyi set gibi ayıran tel örgülerin arkasında tek düzgün yol sayılacak, yürüyüş yolunun kenarları bira şişeleri, çekirdek kabukları ve abur cubur paketleriyle doluydu. Kırk dakikalık bir yürüyüş ve yirmi dakikalık arada koşma seansının ardından bu kez evime daha uzak, başka bir tekelden viski alarak eve dönmüştüm. Terliydim ve bunun üzerine merdivenleri çıkarken daha da terlemiştim.

Evime geldiğimde dairemin kapısına bir not sıkıştırılmıştı. Daha notun ne olduğunu anlamadan dönüp komşumun kapısına baktım. Evet, onun kapısına astığım not yoktu ve arkasında benim yazımın olduğu kağıt gün gibi ortada duruyordu. Kapıyı aralamadan önce kağıdın katını açtım "Darısı başına," yazıyordu. Gözlerimi devirdim ve kağıdı parmaklarımın arasında buruşturup kapısının önüne attım ve daireme girdim.

Ona iyi bir cevap verecektim ancak içeriye hakim olan sessizliğin kıymetini bilmek istiyordum. Tekrar tekrar izlemekten zevk aldığım "Bir gün" filmini açtım. Soğuk iki dilim pizza, kola-viski karışımıyla arzuladığım sessizliğin içinde filmi izlerken o kadar çok içmiştim ki alkol yüzünden sızacak hale gelmiştim. Şişenin dibini görmüş sayılırdım ve saatlerdir komşumdan ses seda çıkmıyordu.

Uyuklamak üzereyken müzik sesiyle olduğum yerden sıçradım. Akşam hava kararmak üzereydi ve henüz eve gelmişti. Uzanıp su şişesini aldım ve kafaya diktim. Bayılırcasına uykuya dalmamın üzerinden henüz yarım saat geçmiş, filmin autrosu dönüyordu. Televizyonu kapattım ve uzanıp battaniyeyi üzerime çektikten sonra gözlerimi yeniden kapattım.

"Efsanemizin ilk bendindeyim, evimdeyim, seninleyim / Duymaktan korktuğun ne varsa hepsini söyledim, kırdım, senden vazgeçtim / Anne, diyemediğim annemin kollarında ağladım/Babamı gömeceğim mezara, kendimi gömdüm" sözleriyle gözlerimi araladım. Müziksiz, saf giriş sinirlerimi tepeme çıkarmıştı. Son sözlere doğru rap kısmı kenarda bırakıp elektro gitar kısmı yükselirken sallanarak koltuğumdan kalktım.

Bilerek yapıyordu bunu.

Kendi şarkılarımda sinirlendiğimi biliyordu. Bunun farkındaydı ve sırf beni daha fazla deli etmek için bunu yapıyordu. Belki de benden nefret eden antilerdendi ve sırf beni deli etmek için bu kadar ısrarla yüksek sesle müzik dinliyordu. Ona karşı fazla anlayışlı olmuştum ve artık, ne ünlüydüm ne de kaybedecek herhangi bir şeyim vardı. Her şeyimi kaybetmiştim, annem gibi alkolik bir kadın olup çıkmıştım.

Evin anahtarlarını alarak kapısına dayandım. Şarkının sonlarına doğru notalar alçalıp sesi kısılırken ayak seslerini duyabiliyordum. Kapıyı aralar aralamaz daha suratını görmeden kapıyı tüm gücümle ittirdim.

İçeriye girerken "Kimsin sen?" diye bağırdım ve çıplak göğsünden ittirdim, terliydi. Sıcak teni parlıyordu. Yeniden nemli tenine ellerimi çarpıp onu iteklerken "Nefret mi ediyorsun benden?" diye bağırdım.

"Ne hakla evime böyle girersin?" derken kolumu yakalamaya çalışıyordu.

Bu kez onu sertçe ittiğimde sendeledi ve yere düştü "Senin gibileri çok iyi bilirim," diye çıkıştım salona doğru yürürken "Nereden vuracağınızı çok iyi bilirsiniz," diye bağırdım ve hemen kapının yanındaki hoparlörü, eşiğe birkaç kez vurarak kırdım. İkincisini kucaklarken ses biraz olsun azalmıştı.

"Siz alçaksınız, ben mahvolurken bana çanak tutuyorsunuz," diye bağırarak diğer hoparlör kolonunu alıp yere çarpmıştım. Küçük parçalara saldırırken "Benim neler yaşadığımı bilemeden üzerime geliyorsunuz!" diye bağırdım.

Öfkeyle eşikte duran adama döndüğümde gördüğüm ilk şey neredeyse tamamen parçalanmış, dağınık bir şekilde kaynamış gibi duran sağ bacağı, onun kadar olmasa da yaralanmış sol bacağıydı. Sağ elinde tuttuğu bastonundan destek alıyordu ve sol eliyle bana silah doğrultmuştu.

"Öldür beni!" diye bağırdım ancak fiziksel yaraları ilk defa dikkatimi çekmişti. Birkaç kez kapısına dayanmıştım ancak hiçbir zaman, bu şekilde yaralı olacağını tahmin etmemiştim "Marifet'i dağıttım diye öldür beni!" diye bağırdım.

"Kim olduğunu bilmiyorum ama eğer şimdi evimden siktirip gitmezsen, seni öldürürüm," dediğinde sırtımdan aşağı yeni bir ürperti inmişti.

Güldüm "Kim olduğumu bilmiyor musun? Tekrar tekrar dinlediğin şarkıları gerçekten bilmiyor musun?" diye çıkıştım.

"Şarkıları güzel yüzleri hatrına dinlemiyorum, sözleri için dinliyorum,"

"Aynen. Ben de inandım sana," diye homurdandım ve elimdeki hoparlör setinin son parçalarını yere fırlatıp kırarken gözlerini sakince kapattı ve yanağının içini dişledi. Elindeki bastonu bir köşeye atıp, silahını doğrudan suratıma tutarak bana doğru yürürken korkudan hareket edemiyordum.

Aksayarak bana ulaştı, güçlü parmakları kolumu sararak beni salonundan çıkarırken ağzının içinden küfürler homurdanıyordu. Beni, çöp gibi dışarıya ittiğinde ayağın kapının eşiğine takılmış, dizlerimin üzerine düşmüştüm "Ayıldığında yeniden karşıma çık," dedi ve sertçe kapıyı kapattı.

Bölüm sonu

3 yorum

  • Bir önceki bölümle aynı bu ne ya bazı paragrafların da sonu yok bazı bölümlerde

  • Benden kaynaklanan bir sorun mu bilmiyorum ama önce ki bölümün direkt aynısı çıktı

    5Yanıt