İçeriğe geç

KOMŞU

Bölüm 19 · 5 dk okuma

KOMŞU

Bölüm 19

🎙️ 19

Daha iyi bir çocukluk inşa etmek için geçmişe dönmek istiyordum. Alkolik annemi ve babamı sarsıp onlara küfretmek, rezalet hayatlarını bize miras bırakmamaları için ayaklarına kapanıp ağlamak istiyordum. Ağzımı kapatmak ve aynı zamanda çığlık çığlığa konuşmak istiyordum. O gün, o kırtasiyeye abimi götürmek istemiyordum. Eğer onu, o gün götürmeseydim belki de bir gün hayatımdan çıkıp gidecekti ve sadece küçük bir terk edilme hissiyle öfke kalacaktı arkasından oysa şimdi, ne hissettiğimi bilemeyecek kadar çok yoğundu duygularım. Nefret ve tiksinti, onu hatırladıkça midemi burkuyordu; öfke, onu öldürme hissine sebep oluyordu. Kalbim kırıktı, beni terk etmişti ama bu, çocukluğumda planladığı gibi bir şey değildi. Arkamdan bıçaklayarak, yerime başkasını koyarak yaptığı türden bir terk etmeydi. Bu, bir vazgeçişti.

Artık peşinde koştuğum, her ağladığımda kollarının altına sığındığım ve güç bulduğum ağabeyim hayatımda değildi. O ölmüştü. O, ilk önce bana olan sevgisini öldürmüş, hiç düşünmeden beni öldürmüştü ve şimdi, sızlaya sızlaya kalbimden onu defetmeye çalışırken kendimi inandırmam gereken en bariz yalan buydu.

Tutamadığım gözyaşlarım yanaklarımdan süzülürken kaçmak istiyordum. Kalkmak, kaçmak ve yatağımın altına sığınmak istiyordum ama o, Siraç hiç beklemediğim bir şeyi yaptı. Uzanıp yanaklarımı avuçlarının içine alıp parmaklarıyla yanaklarımı temizlerken bana endişeyle bakıyordu.

Ardı arkası kesilmeyen gözyaşlarını silerken "İstemediğin bir şey mi oldu?" diye sordu.

Başımı iki yana salladım.

Başparmağıyla alt dudağımı dişlerimin arasından çekerken kalbim yeniden alevleniyordu "Konuş," dedi sanki dudaklarımdaki mührü çözmeye çalışır gibi.

Yutkundum "Abimin yanına gittim," dedim gözyaşlarımın arasında. Avuçlarının arasından sıyrılıp yutkundum ve viski bardağını yeniden kafaya diktim.

Ben kendime yeni bir bardak doldururken "Ters bir şey mi oldu?" diye sordu.

Şişeyi masaya tekrar bırakırken ellerimin titremesi bariz bir şekilde belli oluyordu. Yeniden ağlamamak için avuçlarımı gözlerine bastırdım ve derin bir nefes alıp, halının altına tozları süpürür gibi gözyaşlarımı içimdeki duygu karmaşasının içindeki hakının altına süpürdüm "Her şey planlıymış," diye başladım cümleye. "Her şey. Beni bilerek atmışlar gruptan. Bilerek o haberlerin çıkmasına, insanların beni linç etmesine sebep olmuşlar," derken ağlamaktan doğru düzgün konuşamıyordum.

Tüm gece, hem içmiş hem de o an aklımdan ne geçiyorsa ona anlatmıştım. Her şeyi, içimde kopan fırtınaları yağmur yapmış, yağmuru nehirlere çevirip sel gibi akmasını sağlamıştım. Beni sabırla dinlemiş, acımamış ya da bana kızmamıştım. Sadece beni dinlemiş, içimdeki zehrin akması için sorular sorup durmuştu.

En son ne olduğunu hatırlamıyordum bile, bir şekilde sızmıştım. Sabah uyuşan bacaklarımın verdiği ızdırapla uyanmış, ağrıyan belimin acısıyla güçlükle oturduğum sandalyede doğrulabilmiştim. Tüm gece masada uyumak, tüm kemiklerimin etime bakmasına sebep oluyordu. İçtiğim alkol yüzünden ağzımın tadı kötüydü, başım deli gibi dönüyordu. Hala sarhoştum, bunu kanımın sıcaklığından anlayabiliyordum.

Tıkırtıyla gözlerimi açtığımda Siraç bana mutfak kapısından bakıyordu. Güneş o kadar parlaktı ki ona gözlerimi kısarak bakmak zorundaydım "Günaydın," dedi mutfağa girerken "Kusura bakma, değnekler yüzünden seni koltuğa taşıyamadım," derken yüzünde yastık izi hala duruyordu.

Dönen başımı masanın üzerine yasladığım kollarımın üzerine bırakırken "Saat kaç?" diye sordum.

"İkiye çeyrek var," dediğinde sıçrayarak yerinden kalktım.

"Tedavi," dedim etrafta evimin anahtarlarını ve telefonumu ararken.

"İptal ettim,"

Omuzlarımı düşürerek ona döndüm "Özür dilerim, gerçekten özür dilerim. Tamamen aklımdan çıkmış, dün akşam benim için biraz... Yoğun bir gündü," derken kalçalarını arkasındaki tezgaha aslamıştı.

Başını salladı "Biliyorum," dediğinde ağzım açık kalmış, yanaklarım kızarmıştı.

"Aa... Şey..."

Başını bir yana yatırırken kollarını göğsünde birleştirdi "Ne? Fantezi seks yaptığını çat diye söyleyebiliyorsun ama ağabeyinle tartıştığını anlatamıyor musun?" dediğinde ona gözlerimi devirdim.

Evimin anahtarlarını alırken "Uydurduğum için rahat konuştum," diye homurdandım.

"Hımm," diye mırıldandığında ona döndüm.

Telefonumun olmadığını idrak etmemle birlikte kabaran öfkeyle ona döndüm "Bu, nasıl bir hım?" diye sordum abartılı bir şekilde onu taklit ederek.

"Aa.." diye mırıldandı ve yerinde kıpırdandı "Bana yalan söylediğinin kanıtını bulan bir 'hımm'" diye beni daha da abarıyla taklit etti.

"Hımm,"

"Hı-hı,"

"Diğer söylediğim yalan değildi," dediğimde bir müddet ne olduğunu düşündü, hatırladığında gözlerini kaçırdı ve yüzündeki kendini beğenmiş gülümsemeyle başını salladı.

"Mesaj alındı, halledeceğim," dedi.

Baş parmağımı havaya kaldırarak onu onayladım "Gidiyorum ben," dedim.

"Gazel," diye seslendiğinde ona döndüm "Ben senin hayatında kapı komşusu olmaktan başka hiçbir şeyim," dedi ve derin bir iç geçirdikten sonra "İçinde tutmak yerine, birine anlatmak istersen bana anlatabilirsin. Suya anlatmak gibi düşün," dediğinde ona ifadesiz bir suratla baktım.

"Sanmıyorum ama yine de bana bu imkanı verdiğin için teşekkür ederim," derken gülümsüyordum.

"Alkol yok," dediğinde suratım düştü.

"Yok," diye onayladım.

"Yalan söylemek yok,"

"Yok,"

"Ağlamak yok," dediğinde bu kez kaşlarım çatılmıştı.

Ona dik dik bakarken "O kadarına da karışma," diye çıkıştım.

"Gözyaşlarını silmek için çok peçete harcadım, ne kadar olmuş bir fikrin var mı? Gazi maaşımla sen her ağladığında gözyaşlarını silersem bana ekmek alacak para kalmaz," dediğinde ona suratımı buruşturdum.

Ağzım açık bir şekilde ona bakarken "Gerçekten bunun hesabını mı yaptın?" diye çıkıştım.

"Maalesef. Bu yüzden ağlamanı istemiyorum, maaşım kısıtlı,"

Başımı aşağı yukarı sallarken "Kendi peçetemi kendim getiririm," diye çıkıştım.

Suratını buruşturdu "Gözyaşlarını silmek zorunda mıyım?" diye mırıldandı.

"Silme, onu da ben yaparım,"

"Çöplerini evime atamazsın ama. Çöpüm de buna dahil dediğinde tavrı karşısında hayretler içerisinde ağzım bir karış açık ona bakıyordum.

Başımı iki yana sallarken "Sen çok gaddarsın," diye çıkıştım.

"Biliyorum, bu yüzden lakabım Barbar," dedi kendiyle övünerek.

Ellerimi iki yana teslim olurcasına kaldırdım "Ben gidiyorum," dedim ve cevap vermesine fırsat tanımadan koşar adımlarla kendimi kapının önünde buldum. Ayakkabılarımı ayağıma geçirirken bütün gece beni dinlemiş olduğu, randevusunu iptal ettiği aklıma gelince bu fikirle içim ezilmişti. Tedavisine ne kadar düşkün olduğunu biliyordum, benim yüzümden onu ertelemek huzursuz etmiş olmalıydı.

Mutfağın kapısından ona bakarken kahve makinesinin başındaydı "Kahvaltı yapmadın değil mi?" diye sordum.

Beni baştan aşağı süzdükten sonra "Hayır," dedi.

"Tamam, o zaman Pierre Loti'ye gidelim, kahvaltı yaparız. Çayı çok güzel," dediğimde bana bir müddet ifadesiz suratıyla baktı.

"Maalesef," dediğinde neden beni reddettiğini idrak etmem kısa sürmüştü. Elbette oraya her ne kadar teleferikle çıkacak olsak da onu zorlayacak patikalar vardı.

"Seyr-i İstanbul. Manzara için gidiyorum zaten, buranın manzarası da güzel," derken doğrudan ayaklarıma bakarak iç geçirdi.

"Evet dersem ayakkabılarınla evime basmayı bıracak mısın?" diye çıkıştığında sırtımı kapıya verene kadar geriledim ve kapının önünden başımı uzatıp güçlükle ona baktım.

"Geliyor musun?" diye sordum, sessiz kaldığında bu kez bir başka silahımı çıkardım "Özür hediyesi olarak da düşünebilirsin, dün gece için teşekkür olarak da," dediğinde iç geçirdiğini duymuştum.

"Hayır," dediğinde omuzlarım, havası inmiş bir balon gibi çöktü.

Başımı aşağı yukarı sallarken beni görmediğini biliyordum "Tamam," diye mırıldandım ve kapıyı açtım "Sabah görüşürüz o zaman," dedim ve arkamdan kapıyı kapatarak çıktım. Reddedilmek hoşuma gitmemişti. Pierre Loti'yi dağ tepe diye kabul etmediğini düşünmüştüm ancak o, direkt dışarı çıkmak istemiyordu. Alternatifimi bile reddetmişti. Normalde böyle şeyleri yapmazdım ama ilk defa birisi için bir teşekkür hediyesi vermek istemiştim.

Yine de reddettiği iyi olmuştu, kendisi söylemişti. O benim komşumdu, ona bir şeyleri anlatmanın suya anlatmak gibi olması gerekiyordu. Aramızdaki mesafeyi korumamız gerekiyordu.

Doğru olan buydu.

Bölüm sonu

3 yorum

  • Watpad kapaninca ve vpn ile giremyince mecbur buraya sardim ve yaklasik 3 aydir burdan kopamiyorum mukemml kitaplar var bu kitapta dahil

    2Yanıt
  • Aynen kanka aşık olunca görcem ben sizi ben bunları yemem ben çünkü watpattan geldim heheyttt