İçeriğe geç

Kommizka (Aralıklar)

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Kommizka (Aralıklar)

Bölüm 1

Figür

Eski bir tren istasyonunda gece vakti yalnız başına bekleyen bir adam, uzaktan yaklaşan ayak seslerini duydu. Kulağında gıcırdayan deri sesi saniyeler birbirini kovaladıkça yoğunlaşıyordu. Bir adım ileri atıldı, ancak ayak sesleri yaklaştıkça nefesi sıklaşıyor, boğazı düğümleniyordu. Yutkunma sesleri ve çarpan kalbinin gürültüsü tüm istasyonu kapladı, bir adımlık ileri atılmanın ardını adımların takip etmesi an meselesiydi.

Gölgeler, istasyonun köşelerinden ağır ağır uzanıyor, ayak seslerinin kaynağı belirsiz bir noktaya doğru yaklaşıyordu. Duyuları, beyninin her bir katmanına tehlikenin varlığını ince ince dokumuştu ama nedense elinden yalnızca dikilmek geliyordu, artık vücudu üzerindeki kontrolü kaybetmişti. Ayak sesleri aniden kesildi, derin bir sessizlik çöktü, fakat adam hissediyordu, bir şey tam arkasındaydı. Ensesini vuran kısa aralıklı nefes ve inleme sesleri belirsizlik hissini yok etmişti, içini tükenmişlikten doğan huzur kapladı. Birden, karanlıktan bir figür belirdi; görünümü bulanık, tehditkâr bir şekilde ileri doğru eğiliyordu.

Korkak birini andırmasına karşın o, sadece teslimiyetçi bir şekilde kollarını açmakla yetindi; geçirdiği son dakikalar, yeniliğin ya da hayatta kalma güdüsünün zihin üzerindeki etkilerinden olsa gerek gerçeklerle ilgili beynini adeta yeniden şekillendirmişti. Figür, bir an için duraksadı, ardından derin bir nefes alarak adımını attı; o an, adamın içindeki korkunun yerini tuhaf bir merak aldı. Arkasına dönüp kapalı gözlerini tereddüt ederek araladı, karşısında durmakta olan figürü algılamasıyla derin bir iç çekmesi bir oldu. Figür, yavaşça ortaya çıkarken, her bir ayrıntısı adamın zihninde yankılanıyordu; korku, merak ve çaresizlik iç içe geçmişti. Anlamlandıramıyordu, algılayamıyordu, fakat istiyordu. Figür, nihayet yüzünü ortaya çıkardığında, adamın aklındaki sorular daha da çoğaldı; bu yüz, tanıdık ama bir o kadar da yabancıydı. Karşısındaki; resmen gerçek olduğu kadar gerçek dışıydı, o kadar doğru olamayacak kadar kusursuzdu ki, sanki bilinçaltında yatan ve tez zamanda gerçekliğe ulaşmak isteyen bir melekti. Adamın içindeki çekim gücü arttıkça, bu varlığın ona yönelik bir tehdit oluşturup oluşturmadığı konusunda içsel bir savaş başlıyordu. İçindeki belirsizliği önlemek için yapabileceği tek bir şey vardı, araştırma basamaklarına sadık kalmak. Sorularını yanıtlamak için kararlılıkla ilk adımını atarak istasyonun derinliklerine inmeye karar verdi.

Yaşadığı kafa karışıklığı ile kaşlarını biçimsizce yukarı kalktıktan sonra kaygıyla, "Kimsin?" diye sordu. Sesi çaresizlikle tüm istasyonda yankılandı.

Figür, soğuk ve derin bir sesle, 'Beni bekliyordun, değil mi?' dedi.

Adam, belirsizliğe gözlerini dikip kararlılıkla "Kimsin?" diye sordu.

Figür, gülümseyerek yanıtladı: 'Beni unutmuş olamazsın. Gölgelerin içinde hep seninleydim, seni izlerdim.

Adam, hararetle titreyen elleriyle figürü işaret ederek, "Sen gerçek değilsin, hiç olmadın, sadece benimdin." diye yükseldi.

Figür, bu sözleri duyduğunda gözlerini kısarak, 'Ama ben her zaman içindeydim, yeterli değil mi?' dedi.

Adam tatmin olmamış bir sesle, "Peki neden dışarıdasın, nasıl buradasın?" dedi hoşnutsuzca.

'Seni izlemek istiyorum,' dedi figür, sesindeki soğuk ton, adamın kalbine bir hançer gibi saplandı.

"İzlenmeye değecek biri değilim, izlenmeye değer bir hayatım yok ki. Ben hiç kimseyim," dedi adam, sesindeki melankoli figürün duruşunu yumuşatmadı.

Figür, kayıtsız bir şekilde başını salladı ve 'Ama her şeye rağmen ben seni izliyorum,' diye ekledi.

Adam gözlerini sağa sola kaçırarak, "Neden? Neden beni izliyorsun? Çıkarın ne?" diye sordu.

Figür, yanıt vermeden önce birkaç saniye düşündü; sonra, 'Çünkü seninle ilgili her şey beni heyecanlandırıyor,' dedi.

Adam duraksadı, olanları hala sindirememişti ve yaşanmışlıklar boğazında yutulmaya yüz tutmuş kocaman kaygan bir yumru oluşturmuştu. Sesini yükseltemeden "Kimsin?", dedi.

'Biz birlikte var olduk, senin karanlığın, benim ışığımı besliyor,' dedi figür, gözlerinde derin bir boşlukla.

"Yapacaklarımdan dolayı mı geldin? Düşüncelerimin yaydığı çürük kokuyu önlemeye mi geldin? Yoksa kör edici ışığın yine mi sönecek?", dedi adam.

Figür, bu sözler karşısında bir an sessiz kaldı, sonra, 'Karanlığın gözü daima senin gibi tedirginler tarafından açılır, senden tek ricam bu önermeyi gerçek kılman. Belki de ışığımda kendini bulacaksın,' diye yanıtladı.

Adam gergin bir sırıtış takınarak, "Karanlık gözünü açtığı an, aydınlık türeyip ilahi bir bariyer oluşturmaz mı? İyilik ve kötülük aslında aynı madalyonun iki yüzü olmaz mı? Söylesene, benim leşim harbiden de seni gerçeğe yaklaştıracak mı?" diye sordu düşünceli figüre.

'Zıtlıklar elbette birbirini besleyen iki yüzdür ama senin gerçekliğin, sandığın kadar parlak değil. Senin gibiler değişim ve spektrumlar karşısında kudretli bir duvar gibidir. Kötülüğün, belki de ışığımın ne kadar güçlü olduğunu gösterecek.', dedi figür.

Adam, umutsuz bir yakarışla: "Işığına muhtacım, gerçekleşmeni istiyorum.", dedi.

Figür, gözlerini derin bir farkındalıkla aralayarak, 'O zaman önce karanlığını kabullenmelisin,' dedi.

Adam, başını onaylarmışçasına hızlıca sallayarak, "Konuştuğumuz her anda daha da gerçeğe yakın bir forma bürünüyorsun. Aslımı kabullenerek hazza merdiven dayadım. Söyle bana, sen gerçek misin?", diye sordu.

Figür, 'Gerçek ve hayal, senin zihin sınırlarında bir araya gelir. Beni gerçek kılan, senin kabullenişinde yatan derinlik,' diye yanıtladı.

Adam, buruk bir sesle, "O zaman diğerleri ne olacak? Seni algılayamayacaklar, güzel varlığını reddedeceklerdir", dedi.

Figür, düşünceli bir şekilde başını eğerek, 'Gerçeklik, yalnızca algılayabilenler içindir. Kimi insanlar, hissedemeyecek kadar derin bir uykuda,' dedi.

Adam, "Benden neler istiyorsun, ben neler istiyorum, isteklerimizin örtüşmesi gerekiyor değil mi?", dedi.

Figür, derin bir iç çekişle yanıtladı: 'Bilinç, derinlikler ve karanlığın aksine her an kaybolmaya mahkûm bir ayna gibidir. Senin karanlığında, gizli isteklerin var; ancak bunlar, bilinç altının derinliklerinde saklanmış durumda. Ben, o derinliklere inip onları açığa çıkarmak için buradayım. İsteklerimiz, bir bulmacanın parçaları gibi birleşebilir, ama önce gerçekliği kabullenmelisin.'

Adam gözyaşlarını tutamadı, "Artık kabulleniyorum, en salt halimle kendimi kabulleniyorum. Gerçekten var olmak istiyorum." dedi. Değişimin sahte doğası kalbini ısıttı.

Figür, bu sözler karşısında nazik bir gülümseme belirterek, 'O zaman, ışığımı hissetmeye hazırsın. Karanlık sularla yüzleşmek, seni daima daha güçlü kılacak. Birbirimizin içindeki gerçeklere sahip çıkalım.', dedi.

"Seni seviyorum Gareth, her şey için teşekkürler," dedi adam ve melek yüzlü figüre sımsıkı sarıldı.

Sıcaklığını hissetti. Figür, sarılmanın sıcaklığında bir an kaybolmuş gibi durdu, ardından hafif bir gülümsemeyle, 'Bu, seni yeniden doğuracak olan bir başlangıç,' dedi. 'Artık yalnız değilsin; bu yolculukta birlikteyiz.’

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.