"İnci. Biliyorum artık bu mektupları almaktan sıkıldın. Ama benim Almanya'daki işim biraz daha uzadı canım. 1 ay daha yokum. Ama ne kadar çok kalırsam size o kadar çok hediye getirebilirim. Doğum günün için ne istersin? Burada harika oyuncaklar var. Gerçi artık oyuncaklarla oynayacak yaşı geçmişsindir ama... Çok zaman geçti, biliyorum. Fakat en yakın zamanda gelmeye çalışacağım hayatım." Canım sıkılmıştı ve biraz da -her zamanki gibi- annemi özlemiştim. Annemin tüm mektuplarının olduğu kutuyu açtım ve elime ilk gelen mektubu aldım. Bu mektuptu. Çok iyi hatırlıyorum. 14 yaşındaydım. Ve geleceğinin kesin olduğunu söylemişti. Ve gelemeyeceğini öğrendiğimde 3 gün boyunca aralıksız ağlamıştım. Bu arada, şu an 16 yaşındayım. Annem Almanya'ya gideli 3 yıl oldu. "Çok kısa sürecek. Hemen geleceğim. Zaten sen istemiyor muydun babanla tek kalıp eğlenmek? Ne güzel işte eğleneceksiniz." Laflarını hala hatırlıyorum. Asla dediği gibi olmadı. Şimdi de doğum günümü geleceğini söylüyor ama artık o kız değilim ben. Büyük ihtimal yine gelemeyecek. Hayır bir de asla anlam veremiyorum. Beni ve kardeşimi 3,5 yıl boyunca ziyarete bile gelmeyecek kadar önemli nasıl bir işi olabilir ki? En azından babam 'artık' büyüdüğümü düşündüğü için -bence ben çoktan büyüdüm de neyse- bu sene arkadaşlarımı çağırmama izin verdi. Aslında sınıfta 2 kişi dışında pek kimseyle konuşmuyorum. Bilirsiniz, 3 kişilik kız arkadaş grupları. Ama sadece onları davet etmeyeceğim. Samimi olmadığım ama sevdiğim kişiler de var. Okuldan toplam 5 kişi çağıracağım. Ama bu benim arkadaşlarımı çağırabileceğim ilk doğum günüm. Kuru kuru çağırmak istemiyorum. Herkese davetiye yapacağım. Tabii ki teker teker çıkarttırmayacağım. Kendi ellerimle hazırlayacağım hepsini. Doğum günümün cumartesiye gelmesi aşırı iyi oldu. Okula gideceğim. Davetiyeleri vereceğim. Ve bir sonraki gün doğum günüm var. Sevdiğim insanları doğum günümde çağırabilecek olmak çok güzel. Ama keşke annem de olsaydı...
Bölüm 1
1. Mektuplar
