Bugün de böyle geçip gitmişti . Bir hafta boşluk sonrası 2. hafta sınav haftası idi . Yiğit'e ders çalıştırmakla görevliydim ama tabii önce kendim bir şeyler bilmeliydim . Hafta sonu hız kesmeden derslerin başına oturmuş ve edebiyatla matematiği halletmiştim . Pazartesi , Çarşamba ve Cuma olarak üç gün Yiğit'e ders verecektim ve Berat ile iddiasına biraz olsun katkı sağlayacaktım .
Pazartesi matematik ve edebiyat , çarşamba sosyal bilimler , cuma da fen anlattım mı her şey tamamdı . Konuları kısa kısa özetleyip anlatsam sorun olmazdı herhalde :)
Eh barajı geçse yeter . Tabii benim en az 75 almam lazım :)
Bu düşüncelerle hafta sonunu geçirmiş ve pazartesi sabahı okulun yeni bir günü için kalkmıştım .
Bütün öğretmenler sınav haftası olduğundan tekrar yapmıştı ve sınavda çıkabilecekleri söylemişti .
Öğle arası olunca yiyeceklerimizi alıp kütüphaneye geçmiştik . Evet buraya yiyecek içecek sokmak belki yasak olabilir ama dökmedikten sonra veya temizledikten sonra vız gelirdi .
Bir yandan yerken bir yandan da Yiğit'e edebiyattaki yazarlardan ve Servetifünun Dönemi'nden bahsediyordum . Tabii şaşkın şaşkın bana bakıp duruyordu . Ve en sonunda isyan bayraklarını çekti .
'' Lan hem hikayecisi hem şairi hem roman yazarı . Daha ne bilmemiz gerek bizim dayattıkları sisteme baka abii !? ''
'' Sadece ezberleyeceksin Yiğit yaa abartma . Ders vermeyi kabul etmeme de pişman etme beni ! ''
'' Hazal'ım nerede benim ya o kafama vurmadan anlatsa bana ? ''
'' İyi yaa gidiyorum ben uğraşamam seninle ! ''
'' Tamam ya tamam hadi sözünde dur da iki şey öğret bana . ''
'' Tamam birkaç şey söyleyip matematiğe geçeceğim . Yarın sana ezberlemen için ezber kartları getiririm sınava girene kadar ezberlersin . ''
'' Tamamdır ! ''
Yiğit'e edebiyat hakkında birkaç şey anlattıktan sonra matematiğe geçmiştik . Anlattığımda anlıyor gibiydi ama soru çözmeye gelince soruyla aşk yaşar gibi bakışıyordu sürekli . Aynı sorunun yapılışını 10 kere tekrar ettikten sonra nihayet anlamıştı .Tüm soru tarzlarının üstünden geçtikten sonra ona birkaç soru sordum . 10 sorduğum sorunun 4ünü yapabilmişti . En azından 8 9 alacağına 40 alıyor helal sana be !
'' Ben sana bunların formülleri içinde bir şeyler yazar getiririm sen çözmeye devam et . ''
'' Bilmediğim şeyin nesini çözeyim Gözde !? ''
'' Az önce anlattım ya ! ''
'' Az önceki sorulardan kopya çeke çeke yaptım ben onları ! ''
Elimi alnıma vurarak tekrar sorulara döndüm . Tam sert sert ve öfke saçan gözlerle 17. kez aynı soru tipini anlatacak iken Hazal gelmişti .
'' Hazal nerede kaldın kızım yaa !? Allah aşkına yardım et al şu çocuğu başımdan !?
Hazal :
- Niye noldu ki ?
'' Niyesi mi var !? 17. anlatışım hala aklına sokamıyorum . Anlamamakta diretiyor beynim yandı benim anlatmaktan . O ise rahat rahat bir şey olmamış gibi oturuyor hala ! ''
Hazal :
- Tamam tamam sorun yok . Bir saatimiz var . 40 dakika falan daha baksak yeter . Sabret Gözde . Bu soruyu ben anlatayım belki anlar .
Hazalla birlikte Yiğit ile boğuşurken içeri kahkaha ata ata Berat girmişti . Gerçekten delirmek üzereydim gerçekten !
Neyseki kütüphane bugün boştu da rahatça bağırıp çağırabiliyordum . Tabii yakında herkes ders çalışma bahanesiyle gelince dolup taşardı .
Berat :
- Eee ders nasıl gidiyor . ilerleme kat etti mi bizim kerata ?
Berat güle güle Yiğit ile dalga geçer iken iyice sinir krizi geçirmekteydim .
'' Bir şeyler mi !? Senin köpeğe versek aynı sınavı bundan daha yüksek olacak ! ''
Yiğit :
- Ayıp ediyorsun Gözde .
'' 50. anlatışım oğlum ne ayıbıı !? ''
Yiğit :
- Bıktıysan gidebilirsin Hazal anlatır bana ! ''
Hay ben senin tribine !..
Yiğit ile bu atışmamıza Berat kahkaha atarken eşyalarımı toplamaya başladım .
'' Çarşamba sosyal bilimlerden devam ederiz ezber kartlarını da yarına hazır ederim .Bugünlük benden bu kadar . hadi Hazal sana kolay gelsin ! ''
Eşyalarımı alıp kapıya doğru ilerledim . Berat da yolumu kesip konuşmaya tutmuştu beni .
'' Ne oldu pes mi ettin , biraz erken oldu gibi ? ''
'' Berat al götür lütfen beni buradan nolur ya !! ''
Berat gülerek önümden çekildi ve '' Hay hay büyük bir zevkle . '' dedi . Nihayet kendimi kütüphanenin havasızlığından kurtarabilmiştim . Gerçekten şuan koridorda aşırı güzel bir oksijen vardı . Sıcak ortamdan soğuk ortama geçmiş gibiydim öyle bir rahatlamıştım ki anlatamam !
Berat :
- Madem bu kadar çok istiyorsun ve yalvarıyorsun .. ;)
'' Beratt . Gidiyorum ben tamam ! ''
Berat :
- Dur dur tamam . Gidelim hadi benimle gel .
'' Nereye ? ''
Berat :
- Gitmek isteyen sen değil miydin gel hadi !
'' Ama nereye gittiğimizi söyle ! ''
Berat :
- Gittiğinde göreceksin zaten ama madem soruyorsun . Kafa dağıtacak bir yere .
'' Ama yakınca dersler başlayacak ! ''
Berat :
- Okuldan çıkacağımızı kim söyledi ?
'' Peki ya nereye ?? ''
Berat :
- Gel iştee !
Berat beni peşi sıra sürükleyerek koridor boyunca ilerlemişti . Merdivenlerden aşağıdan indiğimizde kantinin önündeydik . Bende bir şey bekliyordum !
Berat doğruca kantine ilerleyip iki meyveli gazoz aldı Benim sevdiğimdendi . Yanii hadi yanında orman meyveli tatlılar yedim bu yüzden en sevdiğim tatlıyı biliyor . Ee en sevdiğim içeceği nasıl tutturdu !? Boş vaktinde umarım dikizlemiyordur . Belki de ben kendimi çok büyütüyordum ve sadece aldığı içecek rast gelmişti .
Peki ya ben hangisinin olmasını isterdim . Sanırım PAS hakkımı kullanacağım .
...
Daha sonrasında bana dönerek '' Hadi gidelim . '' dedi ve kantin çıkışına doğru ilerlemeye başlamıştı . Tabii tam o sırada durup bana dönmüştü . '' Çikolatalı bir şeyler istiyor muydun ? ''
'' Hiç fena olmaz aslında olabilir . ''
Bu cevabımdan sonra doğruca geri dönmüş ve birkaç çikolata ve kek alıp dönmüştü . Yanii 2 tane yeterdi ikimize de ama şuan 5 katı fazlası vardı elimde .
'' Hadi gidelim . ''
Alacaklarımız bitince beni doğruca gideceğimiz şu yere doğru çekiştirmeye başlamıştı . Aslında gideceğimiz yeri söyleseydi bu kadar temas ile gitmek zorunda kalmazdık da hadi neyse !..
...
Ve nihayet o yere varmıştık . Sonrasında da girer girmez kapıyı kilitlemişti .
'' Berke baskınlarına karşı ufak önlemimizi de aldığımıza göree ... Dinlenme vakti .''
'' Napacağız burada ? ''
'' Yiğitten uzağız ya işte daha ne olsun ? ''
Onun bu sözüne gülerken çoktan koltuklardan birine oturmuştu . Orta masaya da aldıklarını bıraktı .
Bende kendimi yanındaki koltuğa bırakmıştım . Masaya da elimdeki gazozu bıraktım . Sonrasında da Yiğit'in 20 kez anlatamadığım şu soruyu anlatarak gülüşmüştük . Gerçekten sorun bende miydi yoksa matematik mi zordu . Belki de Yiğit anlamamakta ısrarcıydı .
Berat :
- Bu demek oluyor ki ben kazanacağım ?
'' Kazanmanı ve Yiğit'in çığlıklarını duymak isterdim ama sende de pek bir ciddiyet göremiyorum ! ''
Berat :
- Kazanacağım belli değil mi zaten !?
'' Ama bomboş oturuyorsun , en azından Yiğit çabalıyor ! Seni geçerse şaşmam . ''
Berat :
- Sen de onu tutuyorsun o zaman .
'' Gerçekçiyim diyelim . ''
Berat :
- Eminsin yani geçeceğinden ? ''
'' Edebiyatta geçeceğine eminim . Ona vereceğim ezber kartları çok işe yarayacak . Ezberlerse en az 55 alacaktır . Hatta tamam söylüyorum 60 65 civarı bile alabilir .
Berat :
- Yine de matematiği berbat gelecek !
'' O kadar emin olma 40 alabilecek kapasitede ;)
Berat :
- Ne !?
'' Bence çalışsan iyi olur yoksa fena batacaksın . ''
Berat :
- Nasıl yaa , bu çocuk bu kadar zeki miydi !?
'' Onu sana sormalı yıllardır arkadaş olan ben değilim . ''
...
