İçeriğe geç

Kolej Aşkı Entrikalar Koleji

Bölüm 27 · 6 dk okuma

Kolej Aşkı Entrikalar Koleji

Bölüm 27

Kazanan Takım

...

Cemre :

- Sence !?

Berke :

- Bence hükmen mağlupsunuz !

Cemre :

- Haha yanlış bildin şuan 4. periyot oynanıyor ve bitimine 2 dakika var bil bakalım kim önde !?

Cemre'nin bu sözüyle bir anda karşı takım atağa geçmiş ve üç puanlık bir sayı almışlardı . Bu da bizim önümüze geçmelerine yetip de artmıştı . Ve şuan kalan süre 1 dakika ya da daha azdı . 2 puancık bir sayı alamaz isek de kaybedecektik !

Berke gülerek Cemre'ye döndü ve Cemre'nin şom ağzını eleştirdi . '' Gerçekten çok yazık oldu size . Eh artık neyse kendi takımını desteklemeye gelirsin artık Cemrecik ! ''

Berke'ye öfkelenip ona döndüm ve kendimden emin bir şekilde konuştum . '' Bak bakalım kim kazanıyor şimdiden kaçacak delik arayın ya da sınıfımızla karşılaşmaya dek biraz basketbol çalışın , ihtiyacınız olacak buna ! ''

Berke gülerek konuştu . '' Bunu sen mi diyorsun ? ''

'' Evet ben diyorum . ''

'' Ama maalesef arkadaşlarının ve sevgilinin moralleri yerde gibi gözüküyor . Dur biraz destek çıkalım . BASTIRIN 12/E ! :) ''

'' Şimdi seni var ya , sen hala ne duruyorsun burada git işine ! ''

'' Maç izlemekte mi suç canım ?? ''

Tam o sırada Cemre bağırmıştı .

'' Hadi 12/ D HADİ BUĞRAAA ! ''

Buğra'nın morali ne kadar iyi olsa da tüm takımın moraller yerdeydi . Bu da demek oluyor ki bizim de destek olmamız gerekiyordu . Hazalla birbirimize kaş göz yaparak aynı anda bağırdık ve bizden sonrada bizi destekleyen herkes bağırmıştı . '' HADİ YİĞİTT , HADİ BERAT , HADİ 12/D BASTIRINN ! ''

...

Ve o maçın bitiş düdüğü çalmıştı . Tam Berat'ın beraberlik smacından sonra ! Sevinçle Hazal ile birbirimize sarıldık ve Cemrede bize sarıldı . Artık tek yapmamız gereken maçı çevirmek idi . Şimdi en iyiler üçer atış yapacaktı .

İlk olarak 12/E sınıfı yapı ve üç atışın üçünü de soktular potaya . İşte şimdi şansa gerçekten ihtiyacımız olacaktı !

Bizim sınıftan uzun konuşmalar sonunda üç tane atış yapacak kişi seçilmiş ve potanın önüne geçmişlerdi . Tabii bu kişiler Berat , Yiğit ve Buğra olmuş idi .

Buğra topu eline alır almaz Cemre o gür sesiyle tezahürata devam etmişti .

Ohoo Buğrada bu moral olduktan sonra atmaması imkansızdı . Ki öyle de olmuştu . Şimdi sadece Yiğit'in ve Berat'ın basket atmasıydı . Sonrasında da tek sayılığına bir tur daha oynanacak ve galip belirlenecekti .

Sıra Yiğit'te idi . Yiğit bize dönüp baktı ve sonrasında da önüne dönüp hazırlandı . Hazal'ı dürtükleyip tezahürat yapması gerektiğini hatırlattım . En sonunda Hazal Yiğit'in morali için elinden geleni yapmış ve salonu sesiyle patlatmıştı .Yiğit'in yüzü gülüyordu . Hadi yiyosa atamasın şimdi !

Şuan durum 3'e 2 idi . Yiğit'in attığı top da basket olarak potadan geçmişti . Bu sırada yanımızdaki Berke de öfkeden deliriyor ve yerinde duramıyordu . Atış sırası geldiğinde Berat'ın moralini düşürmek için elinden gelini de yapmıştı .

'' Bizim sınıfa asla rakip olamayacaksınız , dün 4-0 rakibimizi haşat ettik Beratt ! '' (Periyottan bahsediyor . )

İşte bu da Berat'ın moralinin bozulmasına yetmiş de artmıştı . Kendisi zor zahmet beraberliği yakalamışlarken onlar 4 - 0 yaparak kolayca kazanmışlardı çünkü . Şimdi sıra bana gelmişti . Berat'ın moralini toplamam gerekiyordu . Zaten arkadan Berat ismi haykırılıyordu ama bu Berat'a yetmemişti .Onları duymadığı besbelliydi çünkü . Atışa o kadar odaklanmış ve gerilmişti ki sayıyı alacak gibi gözükmüyordu . İşte duruma el atma vaktiydi .

Berat atış yapmadan önce dönüp Berke'ye bakmıştı ve Berke'nin koca sırıtışını da görmüştü . Hazal'ı ortadan çekerek Berke'nin yanına geçtim ve Berat'ın görüş açısına girdim . Berke'yi Berat'a işaret edip Berke'nin deli olduğunu ima edercesine elimi salladım . O sırada Cemre bağırmıştı . '' 4-0 değil 2-2 sayı farkıyla takımımız galip geldi ve uzatmalar oynanmadı ! ''

Gülerek Berke'ye döndüm ve '' Yalancıymışsın da ! '' diye sırıttım . '' Hadi Beratt bu maçtan sonrası kolay . Rakipler biraz acemi ! ''

'' Hıh en azından biz sizin gibi uzatma oynamadık ! '' Berke göz devirip yanımdan biraz kaydı ve aramıza mesafe soktu . Hayret ! Bu çocuk dibimden ayrılmazdı hiç ? Sonra kafasında ampul parlamışça yanıma geri dönüp konuştu . '' Aşkım yok mu !? Bir Cemre'ye bak bir de sana , aşkımsız tezahürat mı olur ? Siz sevgili değil misiniz yoksa !?? ''

'' N-ne alakası var onun bununla !? ''

'' Dur bir dakika ya ! Sizin sevgili olduğunuzu birileri biliyor mu ki , tüm okuldan bunu gizliyormuşsunuz gibime geldi . ''

'' Sen hayaller kurmaya devam et ! ''

'' Kanıtla ! ''

'' Ne ? ''

'' Şuan burada sevgili olduğunuzu kanıtla ! ''

'' Ne yapmamı bekliyorsun maçı basıp dudağına mı yapışayım !? ''

Berke gülerek '' Hiç de fena olmaz '' dedi ve beklentiyle bakmaya başladı . O sırada hakem düdüğü çalmıştı . Berat atış yapacaktı . Tüm kızlarla aynı anda Berat'a bağırmış ve desteğimizi hissettirmiştik . Artık her şey ona kalmıştı . Berke de moralini daha da bozamayacağına göre tek yapması kendini toparlayıp potaya topu sokmak idi .

...

Nefesler tutulmuş ve Berat'ın atışı gözler ardına kadar açık ya da tamamen ellerle kapalı bir şekilde beklenmeye başlanmıştı .

Ve Berat atışını gerçekleştirdi . Top potanın içinde dönmeye başladı . Berke buradan doğru üflemeye çalışıyordu sanki işe yarayacakmış gibi .

Top potaya girecek mi ya da dışarı çıkıp basket sayılmayacağını nefesler tutulu bir şekilde beklemiştik .

En sonunda top dönmeyi kesip nihayet potanın içinden sekip havaya fırlamıştı . Tam umudu kesmiş ve girmediği için üzülecekken havalanan top yerçekimi ile düşüşe geçince potanın kenarlığına çarpıp potanın içine düşüvermişti .Şaşkınca bir top il bir potayla bir de benim gibi şaşkın oyuncularla bakışırken arkadakiler çoktan beraberlik sevinci yapmaya başlamışlardı bile .

Beraberlik sağlandığına göre şimdi istikamet kazanmak idi !..

...

Takımlar yerlerini aldı ve hakem maçı başlattı . Ceyhun hemen topu alıp arkadaşına pas vermiş ve oyunu bizden tarafta başlatmıştı . Top Yiğit'e gelince bir tane rakip geçip topu Buğra'ya pasladı . O da doğruca Yiğit'e geri vermişti . Berat'ı boş da yakalar yakalamaz topu ona ulaştıracaklardı . Yiğit bir adam geçmişti ki hemen ardından ikinci adam karşısına geçti ve iki adam etrafını çevreledi . Şimdi topu kaybetmemeliydi . '' Hadii Yiğitt !!! '' Yiğit adamların birine sırtını dönüp boş bir alan açınca topu boştaki bir oyuncuya pasladı . O da hızlıca ilerleyip potaya doğru yaklaştı . Önünü üç rakip oyuncu sarınca doğruca arkaya pas atmıştı . Arkada duran kişi Buğra idi . Buğranın etrafı da sarılınca Buğra topu Ceyhun'a verdi . Ceyhun sınıfın en uzunuydu . Ya basket atmalı ya da topu Berat'a ulaştırmalıydı . Zafer basketini atmaya karar vermişti .

Hiçbir engele takılmadan topu potaya attı ama top potadan çarpıp doğruca sahaya geri düşmüştü . Dur yoksa bu ?

Bu Berat'ın dün gece benim basket atmam için yaptığı taktik idi . Basket atmak yerine potadan sektirip topu Berat'a atmıştı ve Berat da hiç vakit kaybetmeden ve hiçbir rakibi de umursamadan topu potanın içinden sokmuştu .

Bu durumda kazanan tabii ki 12/D idi . Yani biz !..

Hakemin düdüğü ile maç bitti ve kazanan belli oldu !..

Bölüm sonu

1 yorum