Bu düşüncelerim sonrası nihayet başlamıştık . Ben bu şeyleri düşünürken Yiğit de Hazal'a birkaç basketbol tekniği göstermişti . Bakalım Hazal ne kadar şey kapmıştı ve bu basketbolu becerebilecek miydi !?
Arkadaşlarımla oynarken hep Yağız ile takım oluyordum çünkü Yağız içlerinden en iyisiydi . Adil bir takım olsun diye de en iyi ve en kötü yan yana verilip takımlar eşitlenirdi ama Ege ile Enver'in bilmediği bir şey vardı ki o da ben ustasından eğitim görmüştüm . Enver'i geçmek kolay oluyordu çünkü beni narin bir kız olarak gördüğünden hemen onu haklayabiliyordum . Ege ise işi ciddiye alıyor ve kabiliyetlerini kullanıyordu . Yine de kız olduğum için fazla üstüme gelmek istemiyordu ve bu yüzden yanlış bir hata yaptığı zaman topu alabiliyordum . Evet gerçekten sağlam bir gözlemci edasıyla oynuyordum ve kurnaz davranıyordum . Topu alıp Yağız'a ulaştırdığımda da her şey bitiyordu . Çoktan sayımızı almış oluyorduk . Onlar da sürekli yeniliyor ve biz de kazanıyorduk !..
...
Yiğit beyefendi bizi birazcık ama bakın gerçekten birazcık ! Ezik gördüğü için (kötü oyuncular) bizden başlamasını isteyip elindeki basketbol topunu bize fırlattı . Top Hazal'a gelmişti ve direk bana verdi . Bende oyunu başlattım . Yiğit harekete geçmiş iken Berat bekliyordu . Hayır yani şimdi forvet oyuncusu savunma mı yapacaktı ? Sahanın yarısında Yiğit hemen önümü kapmıştı . '' Üzgünüm ciddi oynamalıyım bu gerçek olmayabilir ama ileride gerçek bir maça çıkacağız . ''
'' Tabii buyur canımı yapıp ittirebilirsin de ;) ''
Şaşkın şaşkın bakınca bende onu geçivermiştim . Arkamdan koşarken önüme de Berat çıkıverdi . İki erkeğin arasında kalınca Hazal'a pas vermek için gözlerimle Hazal'ı aradım . Nihayet görmüştüm de . Hızla ona attım ama Berat ona pas atacağımı bildiğinden pası kendi tutmuştu . Top onlara geçer geçmez de bizim potadan tarafa doğru koşturmaya başladılar . Beni tutan Yiğitten artık iz bile kalmamıştı . En azından hızlılar . Gerçek maçta bu işlerine yarar . Ama şuan bizimle maçtalar !
Hızlıca Hazal ile arkalarından koştuk ama tabiii yetişememiştik . İlk basketi yedik .
Yiğit :
- Maalesef bu iş böyle yapılır !
Gözlerimi devirip tekrar topu aldım ve Hazal ile başladık . Yine tabii önüme Yiğit çıkmıştı . Taktik aynıydı herhalde . Topu alabilirse kendi basket atmaya gidecek eğer topu alamazsa ben ilerleyince beni sıkıştırıp yine her türlü topu alacaklardı . Sadece iki tanecik taktikleri vardı . Peki bu taktiğe karşı atak nasıl geliştirilirdi !?
Tek başıma uslanmadan aynı şeyleri denersem 0 basket ile maçı sonlandırırdık büyük ihtimalle . Hazal ile takım olarak ilerlemeliydik ve onlar gibi hızlı olmalıydık . Yiğit'i geçmek yerine Hazal'a pas atmalı sonra Yiğit'i geçince topu geri almalıydım . Berat ya beni tutmaya çalışacaktı ya da Hazal'a pas verecekken Hazal'ı tutup topu kapacaktı . Onun hareketlerine göre bende hareket edecektim . Eğer Hazal'ı tutmayı seçerse basketi atardım . Beni tutarsa Hazal'a pas verirdim ama arkadaki Yiğit gelip çalmamalıydı . Büyük ihtimal ile çalacaktı . Ama daha iyi taktik geliştirebilmek için denemek gerekiyordu . Vakit kaybetmeden denedim ama taktiğimi Hazal bilmediği için büyük ihtimal işe yaramayacaktı .
Yiğit tam önüme gelmiş iken Hazal'a topu attım . Hazal topu tutup ilerlemeye başlamıştı . Yiğit de beni hemen salıp onun peşinden koşmuştu . Hazal Yiğit'in önüne geçtiğini görünce minik bir bağırış ile topu öylesine bir yerlere fırlatmıştı . Şaşkınca bakarken topu Berat kapmıştı ve doğruca ikinci basketi de atmıştı .
Hazal bu iş de tam bir faciaydı . Voleybol oynar gibi oynasa aslında ? Belki de ilerleme kat ederdi . Yiğit Hazal'ın bu haline kahkaha atıp yerine geçti ve top yine bize kaldı . Onların başlamasını istesem durum şöyle olacaktı : Ben Yiğit'i tutabilecektim ama Berat'ı tutamayacaktım . Her türlü basket atacaklardı . O yüzden bizden başlaması en iyisiydi .
Hazal'a dönüp ne yapacağımızı uzun uzun anlattım . En sonunda anladığını fark edince şunları da ekleyerek yanından ayrıldım ve oyunu başlattım : '' Bu bir rekabet , maç yapıyoruz . Korkunun bir faydası yok . Onlar gerçek rakibimiz olsaydı ve maçı yapmak zorunda kalsaydık da mı böyle oynayacaktın . Voleybolu düşün . Tıpkı voleybol oynarmış gibi . Sadece basketbolun kendi tarzı var . Ha bir de seni sadece Yiğit tutuyor . Yiğit sence de kolay lokma değil mi ;) Ufacık bir dikkat dağılması sonrası onu geçtin mi topu bana atarsın . Berat seni tutarsa da normal oyna elin ayağına dolanmadan hızlı hareketlerle topu atabilirsin ama bunu yaparken Yiğit nerede dikkat et . Tabii Yiğit'e bakacam diye de topu kaybetme . Boşuna iki gözümüz ve hislerimiz yok . ''
Hazal kafa sallamıştı . İşte başlıyorduk . Umarım ilk basketimizi atacaktık . Yiğit yine her zamanki gibi bana gelince topu Hazal'a attım . Hazal topu tutunca Yiğit'i geçerek ilerlemiştim . Yiğit de zaten bana değil Hazal'a gitmişti . Hazal stresi bir kenara bırakmış görünüyordu . Yiğit ile kısa bir şeyler konuştuktan sonra hemen onu geçivermiş ve topu bana atmıştı . İşte bu gerçekten harikaydı . Hazal'da bir ilerleme vardı . Topu alıp ilerlerken anında Berat ile karşılaşmıştım .
'' Nereye böyle ? ''
'' Ya zaten iki basket attınız ama :( ''
Ufak yavru köpekcik bakışı gibi bir bakışla dudak büzünce Berat bayağı bir afallamıştı . Hayret ! Onda da işe yarayabileceğini düşünmemiştim doğrusu . Ama hızlı toparlanacaktı emindim bu yüzden hemen onu geçtiğim gibi daha fazla ilerlemeden iki adım ile topu potaya attım . Ve durumm 2 -1 .
Hazal benim basketime çok sevinip yerinde zıplamıştı . Ben de Berat'a bir bakış atıp sahanın bize ait tarafına Hazal'ın yanına geçmiştim . İşte ezilme turu . Top onlardan başlayacak . Yiğitten top almak kolay ama Berat atağa tek kalkarsa bu iyi olmayacak . Hazal'a '' Aynı taktik ! '' diyerek oyun başlayınca ilerledim . Berat topu Yiğit'e atıp oyunu başlatmıştı . Yiğit ilerlerken önüne geçiverdim ama bana vakit bile tanımadan yanımdan geçip gitti . Yok artı k, sanki gerçek maçtayız insan selam falan verir yani ! Yiğit ilerlemeye devam ederken Hazal önüne çıkmıştı ve Hazal onu zar zor durdurdu . Bu Yiğit bu kadar dalgınsa maçta oynamamalı aslında . Ya da hoşlandığı kişiye karşı mı oynayamıyor da vicdan yapıyordu . Orası da tartışılır tabii . Hazal topu alır almaz koşarak geldi ve bana pasladı . ben ilerlerken Yiğit de arkamızdan koşuyordu. Biraz hızlı koşup Yiğit ile arama fark açıp ilerledim . Orta sahayı geçtiğimde Berat ile karşılaşıvermiştim . bu sefer aynı şeyi yiyeceğini düşünmüyordum o yüzden Hazal'a bakınmak için gözümü sahaya diktim .
'' Tatlım saçında bir şey var . ''
Ne !? Şaşkınca dönüp elim saçıma gidince topu aldığı gibi ilerlemişti . Nasıl yani !? Şaşkınca arkasından bakınırken orta sahayı geçtiği gibi bizim potaya varmış ve basketini atmıştı . Hazal da durdurmak için kılını bile kıpırdatmamıştı .
Ne yani şimdi ben kek gibi kendi tuzağıma mı düşmüştüm !?
...

