Esir düşmüş bir serçe gibi hissediyordu Olga kendisini.
Sanki bir gün bu esirlik sona erecek onun yerine esir olan değil esir ettiren olacaktı Olga.
Başlamış olduğu bu kariyer Olganın kendi öz saygısını düşürüyordu.
Herşeye rağmen Olga ölümü reddediyordu.Herkesin birşeyi reddetmek için bir nedeni vardır.
Tıpkı hayatının köle sistemi üzerine dayanmış olmasına rağmen direnen ve ayakta durmaya çalışan Olga gibi.Olga intihar etmek istemiyordu.İsterse çekip gideceği bir sisteme dayanmıyordu dünya sistemi.
Ya ölüm ya kölelik.Tercihi insanın kendisine bırakıyorlardı ancak tercihin insana sağladığı duygu asla özgür değildi.Olga özgür olmak istiyordu.
Olga günyüzü görmek istiyordu.Olganın kendi ayakları üzerinde sabredebilmesi için bir temeliyete ihtiyacı vardı.Bu ihtiyacı farkında olmadan da sağlanıyordu.Onu her gördüğünde olganın içerisinde sönmüş olan çocuk tekrar kendisini,tekrar kendi evini buluyordu.
Özgürlüğe kavuşabilirdi.Tabii bu sekiz ay öncesindeydi.Aradan geçen sekiz ay herkesi değiştirmeye yetecek bir süreydi fakat bu üç kraliyetin hiçbirinde en ufak bir değişiklik yaşanmadı.
Değişiklikten kasıt yasa ve hüküm değişikliği.Olga Kralın oğlunun ayaklarını iyice bocalayarak yıkadıktan sonra vezire masaj yapmak için vezirin odasına çıktı.Vezir Olgadan nefret ediyordu ve Olganın gitmesi için elinden gelen herşeyi yapıyordu.
Masajı iyice tamamlandıktan sonra Olga yavaşça vezirin odasının kapısını çekti.Vezir bir anda çığlık atarak kapıya geldi."Utanmıyormusun bana piç demeye köle parçası?" Bu lafları bağıra çağıra defalarca farklı versiyonlarda söyledi.
Bütün kraliyeti odasının kapısına topladıktan sonra adımı küfürbaz hanzo çıkarmıştı.Kralın oğlu kolumu cimcirdiği gibi beni kendine doğru çevirdi.Tam konuşmak için ağzımı aralayacağım sırata yüzümde hissettiğim el beni hüsrana uğrattı.Kralın oğlu bana okkalı bir tokat yapıştırmıştı.
Elimi yanağımın üzerine koyup önüme döndüğümde vezir halen daha bağırıp çağırıyordu.
Kralın en büyük oğlunun karısı Maria benim gözlerimin içine bakıp suratıma tükürdü.
Öyle bir tükürmüştü ki artık kendime hakim olamıyordum.
Elimi yumruk yaptığım gibi Marianın ağzının ortasına patlattım.
Kralın oğlu ise saçımdan tutup kafamı cama vurdu.Cam patlayınca kafam delik deşik olmuştu.
Gözlerim bulanık görmeye başlıyordu.Etraf dönüyordu.Etraf dönüyorduu.
Yerdeki kanları görünce ve fışkırdığını görünce kendime engel olamadan bayıldım...
Ger em dixwazin di vê jiyanê de hin tiştan bi dest bixin, carinan divê em wan tiştan nekin.
Bu hayatta bazı şeyleri başarmak istiyorsak bazen bunları yapmamalıyız.
Sizleri seviyorum kalın sağlıcakla 🧡🧡🧡