⛓
20 dakikalık sessiz bir yolculuğun ardından babamın evine varmıştım. Babamın benim için düzenlettirdiği ve bu eve her geldiğimde uyuduğum odadan yaklaşık 3 saatlik bir uykunun ardından toplantı için karargaha gelmiştik.
Hala uykum olduğunu inkar edemezdim ancak toplantıda bulunmak zorundaydım. Karargaha geldiğimden beri 5 kupa kahve içmiş bir şekilde Selim amcanın karşısında oturuyordum. Odadaki herkes teker teker gelen telefonlar üzerine odadan çıkmıştı ve babam Selim amcaya olan herşeyi anlatmamı söylediği için sadece ikimiz kalmıştık.
Selim amca yorgun olduğumu sonunda anlamış olacak ki "Gözlerinden yorgun olduğunu anlıyorum Aden ama anlatman gerekiyor herşeyi." Dedi ve "Ama sen her şeyi bölük pörçük anlatıyorsun ve şuana kadar verdiğin bilgilerle adam gibi bir kanıya varamayız. Beni anladığını umut ediyorum." Diye devam etti. Derin bir of çekip bir elimi alnıma koydum.
Herşeyi anlattığım konusunda emindim ancak sanırım aklıma gelen fikirleri ansızın planıma dahil etmem Selim amcanın kafasını bir tık karıştırmıştı. "10 dakika mola lütfen kafam zonkluyo artık. Keskin olsa bu kadar konuşmama gerek kalmazdı Selim amca. Benim tarzıma bir türlü alışamadın sende." Dedim. Selim amca gülümserken içinden geçen küfürleri tahmin edebiliyordum. Selim amca "Peki Aden, Keskin'ciğin kadar olamadık kusura bakma." Dedi imalı bir ses tonuyla. Nereden benim Keskin'im olmuştu şimdi...
⛓
2 saat daha uzayan toplantının ardından sonunda karargahtan çıkabilmiştim. Babamı 2 defa arayıp herhangi bir geri dönüş alamadığım için aramayı bırakmıştım. Alper'e ulaşamamak da beni oldukça sinir etse de buna takılmayacaktım. Saat 23.15' di ve gün içerisinde fazla uyuduğum için uyumak istemiyordum. Telefonuma gelen bildirim sesi ile telefonu açtım.
Bildirim Serkan Bey'den gelen mesaja aitti. Bana neden mesaj atmıştı bilmemekle beraber oldukça da merak etmiştim. Mesajı açtım ve aynen şöyle yazıyordu;
- Merhaba, ben Serkan Karahan. Müsait olduğun bir zamanda görüşebilirmiyiz acaba, senin içinde uygunsa eğer?
- Sebep?
-Yani neden görüşmek istiyorsun?
- Annen ile aranda geçen konuşma hakkında konuşmak istiyorum. Eğer senin için uygun olursa.
- Eğer güvenlik açısından bir endişen varsa buluşma yerini saatini sen belirle. Ben sana uyarım.
- Şuan müsaitsen konum göndereyim.
- Müsait değilsen yarın da görüşebiliriz.
- Konum bekliyorum.
Evin konumunu attım çünkü şuan dışarıda geçireceğim saatler için kafam fazla dolu.
⛓
Ilık bir duşun ardından saçlarımı ince ince, balık sırtı modelinde ördüm. Siyah lastik tokalar ile 12 örgüyüde bağladım ve hepsini yüksek bir şekilde topladım. Siyah boğazlı yaka ince bir crop giydim. Üzerime siyah oversize bir sweatshirt geçirdim ve tekrar dolabıma yöneldim.
Çoraplarımı giydim. Ayakkabı olarak da siyah yüzeyli, beyaz bağcıklı ve beyaz tabanlı bir spor ayakkabı seçip giydim. Serkan bey gelene kadar babam, Alper ve diğerlerinin konumlarına bakacaktım. Ancak henüz AIM INTELLIGENCE sistemine girmiştim ki kapı çaldı. Sistemden çıkış yapıp bilgisayarı kapattım. Kalkıp kapıyı açtım. Elim belimdeki silaha en yakın konumda duruyordu. Elimle Serkan Bey'e içeriyi gösterdim ve "Buyurun " dedim.
Ceketini çıkartırken "Hoşgeldiniz." Dedim gülümseyerek. Bana döndü ve "Görüşmeyi kabul ettiğiniz için teşekkürler, eviniz güzelmiş." Dedi. Ceketini alıp astım ve içeriye geçtik.
"Bahçede otursak sorun olur mu sizin için?" Diye sordum. "Hiç problem olmaz, siz nasıl rahat ederseniz öyle olsun." Dedi. "Buyurun geçelim o zaman." Dedim ve verandaya doğru ilerledim.
Arkamdan geldiğini ayak seslerinden anlıyordum. Tedbirli olmam gerekiyordu, sonuçta bu adam annemin ortağıydı. Verandaya ulaştığımızda elimle tekli koltuğu gösterdim ve kendimde tam karşısında bulunan koltuğa oturdum. "Konusmaya başlamadan önce kahve alırmıydınız?" Diye sordum. Bu soru ayıp olmasın diye sorulmuş bir soruydu ve kendisi de bunu zaten biliyordu. "Almayayım, teşekkürler." Diye cevap verdi.
"Serkan Bey" diye konuşmaya başladığımda araya girerek "Serkan demeniz yeterli." Dedi. Ben de kendisinin de bana siz demesine gerek olmadığını söyledim. Serkan "Annenin seninle konuştuğu şey benimle mi alakalıydı? Sadece bunu merak ediyorum." Dedi. Başımı sallayarak "Evet" dedim. "Benden senin güvenini kazanmamı, seni kendime bir şekilde aşık etmemi ve seni öldürebilecek kadar sana yaklaştığımıda seni öldürmemi istedi." Dedim. Serkan'ın kaşları çatıldı ve yüzüme birşeyleri anlamlandırmaya çalışıyor gibi bakmaya başladı. Yaklaşık 10 saniye sonra "Nasıl yani?" Dedi ve "Sen bunu bana neden söylüyorsun?" Diye devam etti.
Gülümsedim ve "Çok basit. Annem olacak o kadından nefret ediyorum ve o bana bunu söyleyecek kadar aptal." Dedim. Serkan "Kabul ettin mi peki?" Dedi. Kaşlarımı hafif çatıp "Kabul ettim tabii ki. Sana bunu söyleyip yoluma devam etmeyi düşünmüştüm öğle de yapacağım." Dedim. Serkan bir şey söylemeyince devam ettim. "Yalnız, karşılığında 4 ay bana gözükmemesini istedim. O yüzden 4 ay boyunca bunu bildiğini saklamak zorundasın." Diye ekledim.
Serkan kafasını sallayıp "Senden bir şey isteyeceğim. Bir anlaşma teklifi de denebilir. Karşılığında istediğin bir şeyi yaparım." Dedi. Bir süre düşündükten sonra "Teklifin nedir?" Diye sordum. "Sen gerçekten onun söylediğini yapıyor gibi yapacaksın. Daha sonra bu 7 ay boyunca böyle devam edecek. 7 ay sonunda isteğin şey her neyse sana vereceğim." Dedi. "7 ay sonra ne olcak?" Diye sordum. Bunu merak ediyordum.
Serkan dirseklerini dizlerinin üzerine koydu ve ellerini hafifçe öne doğru uzattı. "Annenle yaptığımız plana göre 7 ay sonra Dündar annene bütün mallarını devredecek ve ben de onu öldüreceğim. Tabi artık planda benim yerimi de anladım. Zaten annenden şüpheleniyordum." Dedi. Kısa bir es verip "Belliki annen bu planda beni de Dündar'dan sonraki kurban olarak belirlemiş. Kendi kafasında seni de katilim yapmış. Doğrusu zekice bir plan ama senin nefretini hesaba katmadığı için hedefine ulaşamayacak." Diye devam etti.
Tekli koltuğa iyice yerleşip bağdaş kurdum. Arkama yaşlandım ve "Planın ne?" Diye sordum. Bir süre gözlerimin içine baktı ve anlatmaya başladı. "Sen beni gerçekten kendine aşık etmişsin gibi davranacağız. Sen bu süre zarfında annene benim sana söyleyeceğim bilgileri aktarcaksın. Bu oyun 7 ay sürecek. Sen yedi ay boyunca annene henüz güvenimi tam kazanamadığını az kaldığını söyleyeceksin. Ayrıca annenle yaptığın anlaşma karşılığında o öldükten sonra bütün mal varlığının sana bırakılacağına emin olmayı isteyeceksin. 7 ay sonunda mallar annene geçtiğinde onu öldüreceğim ve bütün mal varlığı sana geçecek. Daha sonra özgürsün o saatten sonra senden hiçbirşey istemeyeceğim." Dedi.
Söyledikleri akla yatan şeylerdi ve annemin ölümü için yapılan bir plana çok kolay yüz çevitemezdim. Bu zor bir karardı babama ya da en azında Keskin'e danışmalıydım. Fakat şuan böyle bir zamana sahip değildim ve işin kötüsü nerede olduklarını bile bilmiyordum. Serkan'a döndüm ve "Senden yarın akşama kadar süre isteyeceğim. Danışmam gereken birkaç kişi var." Dedim. Bu söylediğimi düzeltmek ister gibi araya girip "Afedersin, birşeyi söylemeyi unuttum. Bu anlaşmayı ne senin ne de benim yakınlarımdan kimse bilmeyecek." Dedi. Bu cümlesinin bendeki karşılığı imkansızdan farksızdı. Benim teşkilattakilerden birşeyler saklamam zaten fazlasıyla ironik olurdu. Çünkü, hepsi beden dili okumada ustaydı ve bu işten yırtsam bile bu kadar büyük bir kararı önünü arkasını düşünmeden alamazdım.
Düşüncelerimden bir kez daha sıyırılıp gözlerimi yeşil gözleriyle birleştirdim. Süre konusunda bana 3 gün vermesini ve bu şartları kabul edersem kendisine bir geri dönüş yapacağımı söyledim. Beni anlayışla karşıladı ve planıyla ilgili birkaç ufak detay daha anlattı.
⛓
"Beraber yurt dışına çıkmamız, davetlere katılmamız ve her ünlü çift gibi magazine görüntü vermemiz gerekebilir. Son olarak belli bir süre geçtikten sonra aynı evde yaşamamız gerekecek çünkü beni tanıyan insanlar bunun aksi şekilde davranmayacağımı bilirler. Benim şartlarım bu kadar, eğer anlaşmayı kabul edersen sende şartlarını belirtirsin diye düşünüyorum."
Yaklaşık 3 saattir burada bana planını anlatan Serkan Karahan bu konuda ne kadar istekli olduğunu gözler önüne seriyordu. Planı oldukça aklıma yatıyordu. Bunları konuşurken ikişer kupa da kahve içmiştik. Konuşma bittiğinde Serkan yanımda oturuyordu. Önümüzdeki masaya koyduğum laptopta Serkan'ın bana planını daha detaylı anlatmak için açtığı birkaç site vardı. Ayrıca bir kağıtta Serkan'ın şirkette kullandığı telefon numarası, asistanının ismi ile telefon numarası ve birkaç mail adresi yazıyordu.
"Planını detaylı anlattığın için teşekkürler. Önümüzdeki iki gün içerisinde sana olumlu ya da olumsuz bir dönüş yaparım." Dedim. Serkan ayağa kalkarken gözleri elime takıldı ve kaşları çatılmıştı. "Bunu William yapmadı değil mi? Çünkü, seni benim evimdeyken bir doktor muayene etti ve bana elinde bir hasar olduğunu söylememişti." Dedi. Bu kadar düşünceli bir insan olması hoşuma gitmiyor değildi ve şuan ki yüz ifadesi oldukça şirin görünüyordu.
Ayağa kalkıp evin içine girerken "William yapmadı bunu ama sorduğun için teşekkürler. Çok incesin." Dedim. Evin girişine ulaşıp ceketini vermek için askılığa döndüğümde beni izlediğini fark etmiştim. Yaklaşan adım sesleri ile birlikte Serkan'a döndüm. Sanırım biraz fazla yakındık. Kısa süreli bir sesizliğin ardından gelen zil sesi ile kapının olduğu yöne doğru baktım. Serkan boğazından öksürüğe benzer bir ses çıkardığında bende bir adım geri çekilmiştim. "Konuşmayı kabul edip bir de beni evinde misafir ettiğin için çok teşekkür ederim. Kararın için beni aramanı bekliyor olacağım." Dedi.
Gülümseyip kapıyı açtım. Kapıdaki kişi Alper'di ve sanırım arkama hayalet görmüş gibi bakmasının sebebi de Serkan'ı ğörmüş olmasıydı. "Birşey mi oldu Alper, bu saatte gelmenin bi sebebi vardır diye tahmin ediyorum." Diye konuşmaya başladığımda Alper de bakışlarını bana çevirmeyi başarmıştı. Bana soran gözlerle bakması beni sinir etmişti. Ayrıca evsiz gibi neden iki gündür benim evimde izinsiz kalıyordu. Bunu bir ara öğrenecektim.
Serkan bir eli ile omzuma dokunduğunda hafifçe kenara çekilmiştim. Serkan, Alper'e elini uzattığında Alper de aynını yaptı. Serkan "Ben de çıkmak üzereydim, iyi akşamlar!" Dedi ve elini indirdi. Alper ambale olmuş gibi baksa da "Size de iyi akşamlar!" Diyebilmişti. Serkan arbasına binene kadar ona bakmıştım ve araba Evin önünden ayrıldığında Alper'e döndüm. "Geç içeri geç. Bir de ben sizi sorguya çekeyim bakayım ne boklar yiyorsunuz da hepinizin telefonları kapalı anlatacaksın bana." Dedim.