Nova Norda - İstesen de Sevemezsin
02.09.2024
İstanbul, Türkiye
Barış Alper Yılmaz
"Baba, ne zahmet ettin?" Babamın hazırladığı sofrayı görünce gülümsedim ama mahçup hissetmiştim kendimi.
"Benim aslan oğlum milli takım antrenmanından gelmiş. Ona birkaç şey hazırladım diye zahmet mi etmiş oluyorum?"
Babama sarılıp onu havaya kaldırdığımda güldü ve başıma bir tokat vurdu. Bu da babamın sevgi göstergesiydi.
"Ya baba ne vuruyorsun?"
"Belini sakatlarsan görürüm seni o zaman, eşek. Hadi geç sofraya. Emine, oğlumu aç bırakmış demesin sonra."
Babam Rizedeki lokantasını mevsimlik açıyordu. Şu anda da kapalı olduğundan yanıma gelmişti ve bir süredir benimle kalıyordu. Onunla kalmaktan memnundum. Annem duymasın ama babam da olsa erkek erkeğe sohbet etmek hoşuma gidiyordu.
Dün İstanbulda olan arkadaşlarının yanına gittiği için rahat rahat Kerem ağabeyi eve davet edebilmiştim. Tabi o değil kardeşi gelmişti ama önemi yoktu. Onunlayken de güzel vakit geçirmiştim.
İçecekleri bardağa doldururken babam da pişirdiği etleri tabağa koyuyordu. Babamla bir araya geldiğimizde utanmasak her gün et yiyecektik, o kadar düşündük bu yiyeceğe.
"Nasıl geçti antrenman?"
"İyiydi baba. Özlemişim milli takım ortamını." Ligde neredeyse kanlı bıçaklı olduğumuz insanlarla konu ay yıldız olunca omuz omuza veriyorduk.
"İsmail'i de getirseydin." Babam İsmail'i de oğlu gibi görürdü. Gerçi çoğu arkadaşımı severdi.
"Yarın söylerim." dedim ağzımdaki lokmayı yuttuktan sonra. Zaten biz Galler'e gideceğimiz için babam da Rizeye geri dönecekti birkaç güne.
"Sen naptın dün?"
"Beni mi sorguya tutuyorsun lan?" Gülerek konuştuğunda ben de güldüm.
"Estağfurullah baba."
"Ali amcanlarla bir şeyler içtik öyle." Bir şeylerden kastı rakı olmalıydı. Babam ve arkadaşlarının bir araya geldiğinde yapmaktan en keyif aldığı şey rakı sofrası kurup geçmişten bahsetmekti.
"Aman Emine Sultan duymasın."
"Sen söylemezsen duymaz oğlum." Babam çok sık alkol kullanmazdı. Ama yine de annem duyduğunda ya da gördüğünde bir ton laf ederdi. Bu yüzden babamın dediğine güldüm.
"Sırrın benimle güvende baba."
"Sen ne yaptın dün?"
"Evdeydim baba. Demirbay var ya bizim takımdan. Onun kız kardeşi geldi."
"Hayırdır oğlum?" Aile üyelerim internette dolaşan doğru ya da yanlış tüm kız muhabbetlerini görüyordu. Genelde annem beni sorguya tutar, babam da beni annemin gazabından koruyan taraf olurdu.
"Onların da pomeranian cinsi köpekleri var, dişi. Kerem ağabey dedi Pablo ile çiftleştirelim. O yüzden geldi."
"Nasıl, güzel mi bari?"
"Ya bizim Pablo'nun siyah tüylü hali."
"Oğlum." dedi babam gülerek."Onu mu diyorum, Kerem'in kardeşini diyorum."
"Hee..." dedim ben de gülerek. Ağzımdan laf almaya çalışıyordu."Güzel bir kız Belgin. Ben de ilk defa dün karşılaştım."
"İstanbulda yaşamıyor muymuş?"
"Yok, Almanyadaymış. Ama artık burda kalacakmış."
"Ne sırıtıyorsun? Eşek." Babam diyene kadar ondan bahsederken güldüğümü fark etmemiştim. Hemen ciddi olmaya çalıştım bu yüzden.
"Yok baba gülmüyorum."
"Bunamadım oğlum daha." Elindeki bıçağı kenara koyduktan sonra tekrar konuştu. "Sen iki gönül eğlendireceksin diye takım arkadaşınla aranı bozma. Kimseyi de üzme."
"Öyle bir niyetim yok. Zaten birkaç saat oturduk o kadar. Bir daha ne zaman karşılaşırım belli bile değil." Babamın bardağını yeniden doldururken devam ettim konuşmama. "Hem ben ayran gönüllü müyüm baba? İki saat konuştuğum kıza aşık olacak halim yok ya."
"Valla ne gönüllüsün bilmem Alper. Görüyoruz her internete girdiğimizde haberleri."
"Çoğu yalan ya da eski baba, biliyorsun. Ben kariyerime odaklıyım."
"Ben biliyorum da elalem bilmiyor." Haklıydı bu konuda. Ama ısıtıp ısıtıp önüme çıkıyordu dedikodular. Benim yapabileceğim bir şey yoktu. "En son Emineye söyleyeceğim bulsun köyden bir kız. Nişanlayalım sizi."
Lokmamı yutarken babamın dediği şey yüzünden öksürmeye başladım. Acele ile kolayı içerken babam sırıtıyordu. Yüksel Yılmaz'ın bana garezi vardı galiba.
"Annemi zor tutuyorum zaten baba. Sen de başlama sakın." Anneme kalsa yarına gelin adayı bulurdu.
"Niye köyden hanım hanımcık bir gelinimiz olmasın mı? Uzaklardan olması şart mı kızın?"
"Baba ya!" Sitemle konuştuğumda babam kahkaha attı.
"Bu kadar korkma oğlum, tamam. Şaka yapıyorum."
Babam kendince eğlenirken susmayı tercih ettim. Babam da üstelemedi. Yemeklerimizi bitirdiğimizde babamı zorla koltuğa oturttum ve sofrayı toplamaya başladım.
"Çay da demlemiştim Alper." Babam bugün beni utandırmak için her yolu deniyordu galiba.
"Tamam baba, koyuyorum." Rizeli olunca yemekten önce çay düşünülüyordu.
Masayı topladıktan sonra iki çay koydum. Yanına da çerez, kuruyemiş hazırladıktan sonra karşılıklı oturduk baba- oğul. Babam Pabloyu kucağına almış onu seviyordu.
"Sen de babana mı çektin, Pablo? Çapkınlık yapmışsın hemen." Babam Pabloyu severken bile bana laf ettiğinde güldüm.
"Görsen nasıl usluydu. Hiç bizim evi altüst eden Pablo demezsin." Babam güldüğünde Pablo onun hakkında konuştuğumuzu anlamış gibi havlamaya başladı. Babam da bu yüzden onu rahat bıraktı ve o da koşturmaya başladı.
"Kerem Benficaya transfer olmuş Alper. Haberleri dolaşıyor her yerde." Hiç gitmeyecek gibiydi. Böyle bir ihtimalin olduğunu unutmuştuk. Hâlâ aramız limoni olsa da biraz daha iyiydik geçen birkaç aya göre. Onu çok özleyecektim.
"Evet baba. O yüzden katılmadı bugün milli takıma."
"Hayırlısı olsun hakkında. Severim onu."
"Amin."
Sanki tüm sohbet konularımız tükenmiş gibi olduğunda telefonumu elime aldım ve instagrama girdim. Dün Belgin'in instagramını ya da telefon numarasını almamıştım. O gittikten sonra biraz bakınsam da hesabını bulamamıştım.
"Gelin adayımı göster bakalım."
"Kimi?" diye sordum anlamayarak.
"Kerem'in kardeşini işte." Babam benim sinir olmamdan keyif alıyordu.
"İnstagramı falan yok ki baba ben de." Babam sırıttığında önce anlamadım ama sonra kafama dank etti. Neden gelin adayı olarak kabul etmiştim ki şimdi.
"Ya baba, öylesine dedim ben."
"Bence de öylesine olsun. Bakma sen benim dalga geçtiğime. Önemli olan kariyerin, mesleğin. Onu tehlikeyi atacak hiçbir şey yapma." dedi babam çayını yudumlamadan önce. "Hem Kerem Demirbay delikanlı çocuk. Kardeşine yan gözle baktığını görürse valla olay çıkar. Öyle kolay kolay bir şeyleri kabul edeceğini düşünmüyorum. Yapacaksın diye demiyorum ama aklının bir köşesinde bulunsun."
Tüylerim diken diken olurken bunu hiç düşünmemiştim. Kim olursa olsun Dayı kardeşinin kılına zarar gelse önce zarar veren kişiyi sonra da dünyayı yakardı. Ben de bu aşk işlerinde epey kötü biriydim. Bu yüzden iki tarafın da zarara uğrayacağı bir yola bile isteye girmekten uzak duracaktım. Umarım..

