Çarpışma ☠️
Gece çoktan çökmüştü. Motorların kükremesi asfaltın üzerinde yankılanıyor, kalabalık büyük bir heyecanla etrafı sarmıştı. Aralarında bahis yapanlar bile vardı. Tozlu far ışıklarının altında bir gölge gibi bekleyen Kod Adı Ekibi, infaz planlarını son kez gözden geçiriyordu. Onlar para karşılığı infaz yaparlardı.Pars, ağaçların arasından gözlerini kısmış, olan biteni dikkatle izliyordu.
Rüzgar, elindeki dizüstünden yarışçıların telsizlerini dinliyordu.
Enes ve Yaman çevre güvenliğini sağlıyordu.
Hakan ise gözlerini biraz ilerdeki bir kadına dikmişti. Pars’ın ona attığı sert bakışlar sonrası toparlandı.
Yiğit, arabayı paramparça edebilmenin yollarını düşünüyordu.
Nihat ise kalabalığın arasında sinsi adımlarla cüzdanları boşaltmakla meşguldü.
Ama Pars’ın gözleri... yalnızca bir hedefe kilitlenmişti: Uras ve ekibi. Onlar para karşılığı insanları korurlardı.
Rüzgar: “Size bir iyi bir de kötü haberim var.”
Enes: “İyiden başla.”
Rüzgar: “Aradığımız adam, 3 numaralı arabada.”
Enes: “Kötü haber?”
Rüzgar: “Uras ve ekibi onu koruyacakmış.”
Herkesin nefesi bir anda kesildi.
Yaman: “Karam’ı ben hallederim.”
Yiğit: “Furki bende.”
Nihat (kulaklıktan): “İmam bende.”
Hakan: “Ali’yi ben alırım.”
Enes: “Ekrem de bende.”
Rüzgar: “Erhan’ı hackleyeceğim. Bilgisayarı zaten açık.”
Yarış sona ermişti. Nihat, 3 numaralı arabaya doğru ilerledi. Fakat önünü biri kesti: Hamza, yani İmam.
Hamza: “Nereye, aslan parçası?”
Nihat: “Sana ne lan?”
Hamza: “Lan mı? Tövbe tövbe... Yanacaksın evlat.”
Nihat: “Çekil önümden!”
Hamza: “Bak hâlâ! Allah Allah...”
Nihat (öfkeyle): “Kafayı yiyeceğim.”
Hamza: “Deminden beri seni izliyorum. Vallahi cehennemliksin. Çalıyorsun bir de.”
Nihat (panik içinde kulaklıktan): “Biri beni kurtarsın lan!”
Enes yardım için ilerledi fakat bu kez de Ekrem önünü kesti.
Ekrem: “Hop, ne haber lan?”
Enes: “Çekil önümden, boş işler müdürü.”
Ekrem: “Sensin o lan.”
Enes: “Aynen, ben boş işler müdürüyüm.”
Tartışmalar sürerken Hakan, biraz önce gözüne kestirdiği kadını, Ali'nin yanında görünce yönünü değiştirdi. Aynı anda, Pars ve Uras göz göze geldiler. O bakış, açık bir savaş ilanıydı.
Pars (kulaklıktan): “Ekip! Kavga vakti değil. Cesedi istiyorum.”
Yaman adamın bulunduğu noktaya ilerlerken, Karam önünü kesti.
Karam: “Bi selam yok mu?”
Yaman: “Çık önümden.”
Karam: “O adama dokunamazsınız.”
Yaman: “Bu akşam o adam ölecek.”
Yaman, hızlı adımlarla yürüdü. Karam, hemen kulaklığına fısıldadı:
Karam: “Uras abi, Yaman adamı öldürmeye gidiyor!”
Yaman, sonunda 3 numaralı arabanın yanına ulaştı.
Yaman (kulaklıktan): “Pars abi, adamın yanındayım.”
Tam o sırada, Uras beliriverdi.
Uras: “Koçum, çekil bakalım.”
Pars (yaklaşarak): “Ooo, Uras Bey... Hayırdır?”
Uras: “O adam benim korumamda. İnfaz gerçekleşmez.”
Pars: “O adam benim listemde. O listeye giren kimse yaşamaz.”
Tartışma sürerken Yaman sessizce sıvıştı. Adamın yanına gitti ve kulağına eğildi:
Yaman: “Güvenlik sizi çağırıyor. Motoru almanız gerekmiş.”
Adam peşinden geldi. Issız bir yere vardıklarında Yaman silahını çekti. Kurşun sesi geceye karıştı.
Kulaklıkta Pars’ın sesi yankılandı:
Yaman: “Abi, infaz tamam.”
Pars: “Bu sefer şanslıydık. Uras’ın planını alt üst eden biri çıktı.”
Yaman: “Kim?”
Pars: “Uras ın telefonla konuştuğu biri"
Pars: " Neyse...eve geçin