Sinirden patlayacağım neredeyse. Birde üzerine Jhon'dan azar yedim. Kendisi Türk kanını taşır lakin tam bir hitler destekçisidir. Nasıl MADSÖ'de baş yönetici oldu anlamıyorum. Her Cumhurbaşkan yardımcısı oluyorsa ne güzel memleket. Eh ne yaşandı diye soruyorsunuz dur. Neler olmadı ki. Haydi biraz olayları geriye saralım.
Oğuz: Ne oluyor burda!
Karşımda tam bir izdiham vardı. Benim askerler ile yeni gelenler kavgayı tutuşmuştu. Sesim gitmiyordu ya da beni dinlemiyorlardı. En son bütün gücüm ile bağırdım. Bunu bir hata olduğunu sonra anladım.
Yare Binbaşı: Gonca gülümüzde sonukta geldi. Nerelerdeydin bakayım. Korkudan saklanıyor muydun?
Oğuz Binbaşı: Sen kim ola benim timi saldırırsın. Bilesin ölçü de nizamda bendedir.
Yare Binbaşı: Etkileme çabalarına girmiş.Tipe bakın.(Timi güldü.)
Artık öfke mi tutamıyordum. Bir anda sözcükler dökülmeye başladı.
Oğuz Binbaşı: Kahrolası bir Binbaşı yakın zamanda öldü. Bir sürü iş var. Karadeniz hakimiyetini kaybetmek üzereyiz. O yüzden artık ergen tavırlarını bırakın ve işe koyulun.Bu bir emirdir. Size ayrılan dairelere eşyalarınızı bırakın,hazırlanın ve aşağa inin. Demek erken geldiniz. Bizimle antrenman'a katılın. Marş marş...
Hiç bir zaman bu kadar yüksek ve öfkeyle emir vermemişimdir. Bütün askerler- Binbaşı hariç emirlerimi uydu- dairelerini gitti. Binbaşı'nın gözleri kıpkırmızı oldu. Bana yaklaştı ve öfkeyle şu kelimeleri söyledi
Yare Binbaşı: Bir daha babam ile bu şekilde hitap etme.
Sanki dünyam başıma yıkılmıştı. O kontrolsüz herifin bir kızı vardı ve onun kızı ile beraber çalışmak zorundaydım. Her şeyi geçtim. Kızın yanında babasına laf etmiştim. Alındığı çok belliydi. Zaten Jhon beni bir elekten geçirdi. İyice bir azar yedim.Normalde ne azar yerdim ne de bir söz lakin bunu haketmiştim. Antrenman'ı Yare Binbaşı yaptırdı. Bazı şeyleri idrak etmem gerekti. Sonra toplantı odasına herkesi topladım. Sığmamıştık. Baya bir kişi toplanmıştık. Masanın baş ucunda Yare Binbaşı ve ben vardık. Karşımızda timdeki arkadaşlarım vardı. Onlar toplam 18 kişiydi. İkimizin bilim insanları vardı fakat onlarda sadece yanlarında iki bilim insanı getirmişti. Benim bilim ekibi ile toplam bilim insanlarımız 7 kişi oldu. Toplam 27 kişiydik.
Artık toplantıya başlamalıydık lakin benim kafam yerimde değildi. Kıza çokta kötü bir şey söylememiştim fakat acısı daha yeniydi. Düşünüyorumda en yakın dostum hakkında laf söylendiğinde bende çok kötü öfkelenmiştim.Şimdi bana yapılmasını istemediğim bir şeyi başkasına yapmıştım. Sanki bir komadaydım. Ama bu komadan beni çıkartsn Yare Binbaşı oldu.
Yare Binbaşı: Binbaşım başlayacak mıyız?
Oğuz Binbaşı: Şey... Evet... Biz sizler gelmeden önce büyük bir adım attık.Hepsiyle bugün sizler ile paylaşacağız.Benim timimde bu bilgileri bilmiyor. Bu sabah keşfettik. Lakin ilk önce şunu sormak istiyorum. Sizler bir şeyler keşfettiniz mi?
Yare Binbaşı: Hayır!!
Sanki bir şey saklıyordu.
Deniz Yüzbaşı: Efendim bence...
Yare Binbaşı: Aslında bir şey bulduk. Bir kitap... İnceleyebilirsiniz. Kalın bir kitap fakat bütün sayfalar boş. Bizde bir şey anlamadık. Bir tapınaktan bulduk. Çin de... 10 yıl önce... Moğol asıllı bir yaşlı adam tapınaktaki bu kitabı bize verdi. O zamanlar bilirsin.Türkler ve Çinlilerin arası kötüydü. Bir Türk askerine verilmesi garip bir durum. Tapınakta ki adam şunu demişti:"Zamanı geldiğinde ruhlar duyar sesi,ölüler görür kudreti; aydınlatır güneş kavmi"
Oğuz: Güneş...(dışından söylemişti.)
Yare Binbaşı: Yani elimizde sadece 10 yıl önceden kalma bir kitap var.Onun dışında pek bir şey elde edemedik. Sizler ne buldunuz?
Oğuz: Bizler ilk önce bu yaratıkların nerden geldiklerini bulduk. Karşımızdaki yaratıklar bir paralel evren yaratıkları diyebiliriz. Karadelikten veya solucan deliğinden geldikleri tahmin ediliyor. Bilim ekibimiz araştırma yapacaktı.Lakin siz hızlı gelin işler biraz anileşti.
Beste: Efendim biz halletik o işi.
Oğuz: Aydınlatın bizi o zaman.
Beste: Açıkçası ilk önce şunu doğrulamak gerekir ki paralel evrenler teorisi doğru malesef.(Kıskanmış gibi bir hali vardı.)
Beste: Emriniz üzerine bu yaratıkların dünyamıza ilk geldikleri yeri hesaplamaya çalıştık. İlk önce hata yaptığımızı zannetik fakat üst üstte testler yaptıktan sonra doğruladık. Bu yaratıklar neredeyse 10 yıldır kuzey karadenizden saldırıyorlar fakat ilk ortaya çıktıkları yer güney Karadeniz. Yani tam bir il ismi verecek olursak Samsun diyebiliriz. Zaten 4 yılda gerçekleşen Karadeniz patlaması bu yaratıkların yaşamasını sağladı. Onlar için iyi bir ekosistem kurdu. Zaten patlamadan ilk etkilenen il ise Samsun olmuştu.
Bunun sonucunda iki olasılık ortaya çıktı. Ya Samsun'da bir krallık var ya da bütün yaratıklar Kuzey Karadenizdeler. Ayrıca efendim saldırsak bile kazana...
Oğuz: Onu biz karar verelim,verdiğin bilgiler için teşekkürler. Son durum böyle arkadaşlar.İş basit Samsun'a bir saldırı düzenleyecez. Ordaki bütün yaratıkları yok edeceğiz. Olabildiğince bilgi toplayıp üsse döneceğiz. Şuanda bizden hiç bir karşı saldırı beklemiyorlar.
Yare Binbaşı: Ben öyle düşünmüyorum. Beste Hanım'ın dediği doğruysa büyük bir ordu ile karşılaşabiliriz.Ayrıca bizde çok fazla kişi olarak gidicez. MADSÖ savunmasız kalacak.Ya bu bir oyunsa... O yüzden ertelemeliyiz. Düşmanım ne yapacağını gözlemek daha mantıklı kanımca.
Oğuz: Binbaşı bir saldırıyı daha kaldıramayız. Ayrıca Abra ve Yutpa Karadeniz'de gün geçtikçe hakimiyet kazanıyor. Ya bugün savaşırız yada hiç bir gün. Kararınızı verin.
Yarım saate kadar bir sessizlik oldu. Yare Binbaşı ekibi ile fısır fısır konuşuyordu. En son sessizliği bozarak şunları dedi.
Yare Binbaşı: Tamamdır.1 saate harekete geçiyoruz. 250 kişi gitsek yeterli olur bence geriye 250 asker kalır. Zaten bir saldırı olsa hemen geri geliri. Ama şu konuda söz vereceksin Binbaşı.
Oğuz: Ne hakkında?
Yare Binbaşı: Ekip ayrımı olmayacak.Artık büyük bir ekibiz. Zaten bizim timin adı Gök gürültüsü.Yıldır timi ile birleşmekten şeref duyarız.
Oğuz: O şeref bize aittir. O zaman herkes yarım saat içinde helikopterlerde olsun. Hadi tim şu evrenler arası kaçaklara tekmeyi basalım.
Herkes toplantı odasından çıktı.Yare Binbaşı,ben ve bilim insanları vardı.
Bahar: Efendim bu kitap eski Mu İmparatorluğu damgaları ile kaplanmış ve kutsal güneş metali ile süslenmiş. Tarihte böyle bir şey olduğunu bile bilmiyordum. Dilerseniz ben araştırmalara devam edeceğim.(Toplantı odasından çıkar.)
Can Sever: Efendim izniniz varsa bizde arkadaşlar ile taarruza katılmak istiyoruz.Çoğumuz zaten askeriz. Bize ihtiyacınız olduğunu düşünüyoruz.
Oğuz: Şey...
Yare Binbaşı: On başı Can, sen ve benim ekibimdeki Ceylin ile bize katılabilirsiniz. Fakat diğerleri gelemez.Sizin gelmeniz bile tehlikeli. Ama doktor olduğunuz için size çok ihtiyacımız var.
Mete: Hadi ama dostum!! Paralel evrenleri ilk ben attım. Bu yaratıkları görmeliyim. Ayrıca kıçlarında bomba patlatmak istiyordum.
Yare Binbaşı: Başka zaman artık.Çalışmalarına devam edin.Ceylim ve Can sizde taarruz için hazırlanın. Yakında çıkacağız.
Böylece bizde toplantı odasından çıktık. Yare Binbaşı dairesine gitmemişti. Zaten o ilk kavgadan sonra gidecek hali olduğunu zannetmiyorum. Yare Binbaşı benim dairemde kalacaktı.Nasıl sığacaksak artık. Anahtarı verdim. Bavulunu koyup hızlıca cephaneliğe gelmişti. Bizde hazırlandık ve helikopterlerin kalkacağı yere gittik. Bütün birlikler yavaş yavaş toplanıyordu. Sayımız fazla değildi. Zaten bu soylarını kurutma operasyonu değildi.Olay yerini temizleme ve bilgi edinme operasyonuydu. Aklım Yaredeydi. Dayanamadım ve söze girdim.
Oğuz: Binbaşı... Şey... İlk karşılaştığımız durum için özür dilerim. Babanız olduğunu bilmiyordum. Allah rahmet eylesin.
Yare: Sorun değil Binbaşı. Babam o kadar kötü birisiymiş ki gittiğim her yerde arkasından kötü laflar ediliyor.
Kafasını yere eğmişti.Ayağı ile kuma bir şeyler çiziyordu. O zaman gerçekten yüzünü görme fırsatım oldu. Hiç yüzüne odaklanmamıştım. Çok güzel bir yüzü vardı. Gözleri bir derya,saçları bir güneş, aydınlatırdı çehresi her yanı. Ama daha dikkatle baktığımda masmavi gözünün üstünde bir iz vardı. Saçları yarayı kapatıyordu. Sormak istedim ama o gücü bulamadım. Sonra Binbaşının en son düşündüğü şeyi hatırladım.
Oğuz: Açıkçası baban çok cömertti. Benden nefret etsede her zama içki ısmarlardı.
Bir anda Yare gülücükler saçmaya başladı. Gözlerimi onun tatlı gülüşünden alamıyordum.Sonra bir şey aklıma geldi Yare, kelimesinin anlamı "yara" değil miydi? İkimizde yaralıydık hemde kalpten. Belki de iki yaralı kalp bir
birini tedavi eder.Galiba-ufak bir gülümseme belirdi yüzümde- ben aşık olmuştum.
