İstanbul...
Binlerce hayranın heyecanla beklediği konsere sadece birkaç saat kalmıştı. Güney Koreli ünlü idol Kang Do-hyun, konser hazırlıkları için kaldığı otel odasında dinleniyordu. Günler süren yoğun programın ardından sonunda biraz nefes alabilmişti.
Pencereye yaklaşarak aşağıdaki kalabalığa baktı. Otelin önünde toplanan hayranların tezahüratları yukarı kadar ulaşıyordu. Gülümseyip perdeleri kapattı. Birkaç saat sonra sahnede olacaktı.
Telefonunu eline aldı ve sohbet uygulamasına gelen mesajları kontrol etmeye başladı. Tam o sırada ekranda bir bildirim belirdi.
"Hesabınıza yeni bir cihazdan giriş yapılmaya çalışıldı."
Do-hyun kaşlarını çattı.
"Yine mi?" diye mırıldandı.
Daha önce de buna benzer bildirimler almıştı. Ünlü biri olduğu için hesabına giriş yapmaya çalışan insanlar olabiliyordu. Bu yüzden fazla önemsemedi ve bildirimi kapattı.
Ancak birkaç dakika sonra yakın arkadaşından bir mesaj geldi.
Neden bana bunu yazdın?
Do-hyun şaşkınlıkla ekrana baktı.
Ne yazdım?
Arkadaşı hemen bir ekran görüntüsü gönderdi.
Mesaj, Do-hyun'un hesabından gönderilmiş gibi görünüyordu.
Ama o mesajı yazan kişi Do-hyun değildi.
Kalbi hızlandı.
Hemen sohbet listesini açtı. Ekrana baktıkça yüzündeki renk yavaş yavaş soldu.
Birisi onun hesabını kullanıyordu.
Üstelik sadece bir kişiye değil, birden fazla kişiye mesaj göndermişti.
Daha da kötüsü, mesajlar tıpkı Do-hyun'un konuşma tarzını yansıtıyordu.
Sanki karşı tarafta gerçekten o varmış gibi...
Bir anlığına nefesi kesildi.
Telefonunu sıkıca kavradı.
Bu bir şaka olamazdı.
Telefonuna sızan kişi kimdi?
Ve neden onu hedef alıyordu?
Tam bu düşünceler aklından geçerken ekrana yeni bir bildirim düştü.
Bilinmeyen bir numara.
Tek bir mesaj.
"İstanbul'a hoş geldin, Do-hyun."
Oysa bu numarayı daha önce hiç görmemişti.
Ve İstanbul'a geldiğini bilen insanların sayısı oldukça azdı...
Bölüm Sonu