İçeriğe geç

Klişenin 3 Konumu

Bölüm 3 · 12 dk okuma

Klişenin 3 Konumu

Bölüm 3

Rüya, kabusu da içinde barındırır

Sabah ağlayarak uyandım. Rüya görmüştüm. Bütün ailem gitmişti, Sare bile... Kendimi sakinleştirmek için tuvalete gittim, elimi ve yüzümü yıkadıktan sonra aynada kendime baktım. Gözlerim kıpkırmızı ve kocamandılar. Mutfağa gittim. Halamlar ve teyzem solanda oturmuşlardı, onları rahatsız etmeden buzdolabından buzluğu çıkardım ve iki tane buz küpünü alıp ince bir havluya sardım. Kendi odama gidip yatağıma yattım ve buz küplerini gözlerime bastırdım.

En son hatırladığım şey akşam ağlama krizine girmemdi, halamlar ve teyzem beni sakinleştirmeye çalışmışlardı. Sonrasında sadece art arda rüya görmüştüm ve defalarca uyanıp ağladım. Devamını hatırlamıyordum.

Bir kaç dakika öylece gözlerime buz küplerini bastırdım. Sonra telefonumun alarmı çaldı. Okul zamanı gelmişti. Haziran ayı olduğu için okulun neredeyse son günleriydi ama ben o ilk hafta bütün izinsiz devamsızlık günlerini kullanan o öğrencilerden biriydim. İzinsiz devamsızlık günüm kalmamıştı. Okula istemesem de gitmek zorundaydım. İsteksiz bir şekilde kalkıp okul formamı giyindim. Dün çantamı bıraktığım yerden alıp odamda kitaplarımı içine koydum. Halamlara ve teyzeme selam verip Sare'nin odasına gittim ve onu kontrol ettim. Dünden beri aralıksız uyumuştu. Saçlarımı toplayıp at kuyruğu yaparken mutfağa gidip elimdeki buzları buzdolabına koydum. Kendime hemencecik bir sandviç hazırlayıp yerken telefonum çaldı. Ağzımdaki lokmayı yutup telefonumu elime aldım. Leyla arıyordu.

-"Ne oldu Leyla?" diye sorduktan sonra sandviçin son lokmasını yiyip ayaklandım.

-"Eymen seni kapının önünde bekliyormuş, haber vermemi istedi. Telefonunun şarjı bitmişte."

-"Tamam, geliyorum birazdan" deyip telefonu kapattım ve salona gittim. Halamlara ve teyzemlere sarılıp vedalaştım. Beni görünce gözleri dolmuşlardı. Onların gözlerinin dolduğunu görünce ağlamamak için zor tuttum kendimi. Ben böyleydim; birisinin gözleri dolsa ağlardım, birisi gülse ben de gülerdim. Daha çok onların yanında kalmadan Sare'nin odasına gittim ve onu alnından öpüp, kapıya gittim. çantamı omzuma atıp ayakkabılarımı giyinirken telefonumdan bildirim sesi geldi. Bakmadan arkamdan kapıyı kapatıp, asansöre bindim. Asansör aynasından saçıma bakıp Leyla'dan gelmiş olduğunu düşündüğüm mesajları okumak için telefonumu aldım. Mesaj düşündüğümün aksine Kayra'dan geliyordu. Başımı sağ omzuma eğip boş boş ekrana baktım. Sonra başımı iki yana hafifçe sallayıp bildirimin üstüne tıkladım.

  • Kayra Kara

Kayra Kara:

Günaydın, nasılsın? okula gidiyorsun değil mi?

Kayra Kara:

Nerden biliyorsun diye sorma, Leyla'dan öğrendim. İlk hafta harcamışsın bütün izinsiz devamsızlıklarını.

Neden Leyla bunu Kayra'ya söylemişti ki?

  • Kayra Kara

Sera Soykan:

Günaydın, iyiyim, sen nasılsın? ve evet okula gidiyorum. Sen büyük ihtimalle evdesindir değil mi?

Diye yazıp telefonu cebime attım ve asansörden çıkıp dış kapıya yürüdüm. Karşımda Eymen belirdi. Ona el sallayıp yanına geldim. Telefondan bildirim sesi gelip titreşse de umursamadım. "Günaydın, n'aber?" diye sordum ikimiz yolda yürümeye başlarken. "iyi, keşke biraz erken gelseydin de daha iyi olsaydım" dediğinde çok morali yok gibiydi. Onu beklettiğim için mi yoksa başka bir şeyden mi dolayı böyle olduğunu çözmek için yüzüne baktım. "hey... anne babası ölen benim, neden siz benden daha çok moralsizsiniz? Bir şey mi oldu?" dirseğimle onun dirseğine vurdum. Omzunu silkti, sıkıntılı bir nefes verip karşıdaki yolun oradaki dükkanlara göz gezdirdi. Eymen bakınca ben de baktım. Selen'in babasının dükkanı vardı karşıda. "ah..." dedim anlamış şekilde. Büyük ihtimalle sevgilisi Selen ile tartışmışlardı. Bu çok olan bir şey olmasa da bazen oluyordu. "Ne oldu ki" dedim önüme dönerken. Tekrar omzunu silkti, o da önüne döndü. "Hiç işte, hep aynı olaylar ya... bir kaç gündür yazmıyorum ona, darılmış. Sonra konu uzadı daha kötü yerlere gitti." Omzuna elimi koydum, "düzelir sizin aranız. Kasma bu kadar ama git bir çiçek al" derken okulun bahçe kapısından giriyorduk. Eymen teşekkür edercesine gülümsedi ve başını kaldırdı, ben de elimi omzundan çektim. Telefonum titreşince önce umursamadım, etrafıma bakarken Eymen ile yürümeye devam ettim. Etrafa bakarken beni izleyen Kayra'yı görünce çok çok kısa bir an durdum. Saniyesinde kendime gelip aynı hızda yürümeye devam ettim. Dün ağlayan beni sakinleştirdiğini hatırlayınca biraz utandım, başkalarının önünde ağlamak huyum değildi. Bu yüzden kendimi biraz garip hissettim. Eymen önce kantine gideceğini söyleyince önce ben sınıfa çıktım. Sırama yerleşip telefonumu elime aldığımda Kayra'dan gelen mesajları gördüm.

  • Kayra Kara

Kayra Kara:

Bende iyiyim. Aslında ben de okula gidiyordum. Sen Eymen ile gelirsin kesin

Kayra Kara:

Kardeşin varmış bir tane? O nasıl? umarım iyidir.

Kayra Kara:

Neden yazmıyorsun? kötü bir şey mi oldu?

Bu mesajlardan 8 dakika sonra gönderilmiş başka bir mesaj vardı.

  • Kayra Kara

Kayra Kara:

Bir an endişelendim hiç yazmayınca, iyi ki Eymen ile geliyorsun yoksa aklım sen de kalırdı. Şimdi görünce içim rahatladı.

Derin bir nefes verip arkama, sıramın oturağına yaslandım. Yavaşça yazmaya başladım.

  • Karan Kara

Sera Soykan:

Kardeşim iyi, sorduğun için teşekkürler. Eymen ile geldiğimi nerden öğrendin? Leyla mı söyledi? Seni endişelendirdiysem özür dilerim, ama buna gerek yok kendi başımın çaresine bakabilirim. Dün sadece çok dolmuştum, yoksa kolay kolay ağlayan veya içini döken biri değilim. Bu yüzden beni düşünme.

Bir dakika sonra sınıfa elindeki telefona bütün dikkatini veren Kayra geldi. Bana bakmadan sırasına oturup telefonuna bir şey yazarken arkasına yaslandı. Kayra yazmayı bırakınca benim telefonumda titreşim olup bildirim sesi geldi. Bildirim sesini duyup telefonumu elime aldığımda Kayra başını telefondan kaldırıp şaşkınlıkla bana baktı. Ben onu umursamayıp telefonumdan Kayra'dan gelen mesajı okumaya başladım.

  • Kayra Kara

Kayra Kara:

Leyla söylemedi, her sabah Eymen ile beraber gelince mantık yürüttüm. Bak, ne anlamış olursan ol, ben sana destek olmak istiyorum. Bunun ardında her hangi bir anlam yok, acıma, üzüntü falan. Sadece senin yanına durmak istiyorum. Lütfen beni uzaklaştırma. Bu benim içimi rahatlatır, ileride pişmanlık duymamı engeller.

Sera Soykan:

Zaten altında bir anlam olmamalı değil mi? acıma, üzüntü falan, yoksa gerçekten pişmanlık çekmelisin. Ayrıca neden senin pişmanlık duyduğunu anlamadım.

Kayra Kara:

Sadece bu gün sana destek olmazsam iki gün sonra bunu neden yapmadım diye düşünmek istemiyorum. Ondan...

Sera Soykan:

Peki, teşekkürler. Bu gün bize gelecektiniz. O zaman konuşuruz.

Diye yazıp cevabını beklemeden başımı masama yasladım, uykum vardı. Akşam rüya gördüğüm için de uyuyamamıştım. Aniden omuzlarımı arkadan saran kolları hissettim. Başımı kaldırıp omzumun üstünden kimin olduğunu anlamak için baktım, Kayra kendi sırasından bana bakarken arkamdan Selen omuzlarımı sarıyordu. Sırtımı döndürüp ona baktım ve onu biraz uzaklaştırdım.

-"Selen? ne oldu, gelmezdin sen son günler?" diye sordum.

-"Sera... çok kötü şeyler oldu. Eymen ile tartıştık ya. Çok büyüttü olayları. Şimdi bana trip atıyor." dedi neredeyse ağlamaklı sesiyle. Gözlerimi kırpıştırdım. Bazen tartıştıklarını biliyordum ama bu sefer durum ileri boyutlara gelmiş olacaktı ki Selen telaşlıydı.

-"Kim? Bizim Eymen mi trip attı? Senin sevgilin olan?" Eymen asla trip atmazdı. Öyle tartışmalara da katılmazdı. Barışçıl bir çocuktu. Üstümde ki şaşkınlığı atmaya çalıştım ve devam ettim, "Bana biraz anlattı ama işlerin bu noktaya geldiğini söylememişti. Ne oldu ki tam olarak, anlats-" konuşmam elinde iki çikolatayla gelen Eymen'i görünce yarıda kaldı. Eymen bir bana bir Selen'e bakıyordu. Son kez Selen'e bakıp kendi sırasına oturdu. Eşyalarını bırakıp yanıma geldi ve masama yaslandı. Bakışlarını yerde tutuyordu. Elinde tutuğu çikolatalardan birini bana uzattı. Çikolatayı alıp paketini açtım ve ikiye bölüm yarısını Selen'e uzattım. Selen çikolatayı mutsuz bir şekilde alıp yemeye başlarken bir anda bir şey hatırlamış gibi gözlerini açtı ve bir anda bana sarıldı.

-"Sera, çok özür dilerim. Ben unutmuşum. Bizim oralara haber sonradan ulaştı. Sabahta unutmuşum kendi derdimden... Başın sağ olsun... kendini üzme tamam mı? biz yanındayız. Çok özür dilerim, aramalıydım seni, affet lütfen..." hızlıca konuşup neredeyse ağlıyordu. Eymen yere bakarken yüzünde belli belirsiz bir tebessüm oluştu, sonra hemen tebessümünü sildi ve boş boş yere bakmaya devam etti. Ben de yutkunup Selen'e sarıldım. Nedense benden çok herkes ağlıyordu bu duruma... Belki de ben alışmıştım... Babamdan sonra zaten ağlamayı kısmen bırakmışken, annem vefat etmeden 8 gün önce bayılıp yoğun bakıma kaldırılmıştı. Kendimi her şeye hazırladım. Ölüm haberini alınca zaten buna hazırlıklı olduğum için çok ağlamamıştım.

Biraz geri çekildim. "Sorun değil, zaten yanımda Leyla ile Eymen vardı." gözüm yakın arkadaşı olan Alp ile konuşan Kayra'ya kaydı. "ve bir de Kayra bana destek oldu. Sen canını sıkma" diye ekledim. Eymen Kayra'nın ismini duyunca Selen ile aynı anda bana baktı.

-"Kayra mı? o ne alaka?" diye sordu uzun süredir konuşmadığı için sesi boğuk çıkan Eymen.

-"Hiç, sadece bana destek çıktı." Kayra'ya şaşırmaları normaldi çünkü normalde Kayra ile çok konuşmazdım, hatta hiç konuşmazdım. Onunla bu yıl ilk konuştuğumda ikinci dönemin başıydı. Bir anda onun ismini benden duymaları biraz gariplerine kaçmış olmalıydı. Selen'den geri çekilip elimdeki yarım çikolatayı yedim. Eymen önüne dönüp sorgulamayı bıraktı. Selen, Eymen konuşmayınca kendisinde de konuşma cesareti bulamadı ki ağzın bir açıp bir kapatıyordu. Ben arkama yaslanıp ikisinden birinin konuşmasını beklerken gözlerim Kayra'ya takıldı. Başını döndürecek gibi olduğunda Eymen'e baktım. O sırada Selen Eymen'e bakıp biraz yüksek sesle "özür dilerim," dedi. Eymen gözünün ucuyla, sınıftaki üç beş kişide merakla Selen'e baktı. Ben de gözlerimi Selen ile Eymen arasında dolaştırdım. Selen sesini alçaltıp tekrarladı, "özür dilerim," Eymen'in dudaklarının titrediğini ama bunu belli etmemek için dudaklarını dişlerinin arasına aldığını gördüm. Kendini yasladığı masamdan kendini itip sınıfın kapısına doğru yürüdü. Selen onun peşinden gidip, kapıdan çıkmadan önce kolundan tutup Eymen'i durdurdu. Ağzım açılmış onları izlerken Selen yanağından süzülen yaşı sildi, her ne olup bittiyse aralarında, şimdi tekrar aralarını düzeltmek ikisine de zor geliyordu.

Eymen önce Selen'e, sonra Selen'in tuttuğu koluna baktı. Kolunu ondan çekip yürümeye devam etmeye başlayacaktı ki Selen ona arkadan sarıldı. Sanki Selen'in yerindeki benmişim gibi kızardım. Eymen de sanki donmuştu. Ben gözlerimi onlardan çekip sınıftakilerin tepkisini görmek için sınıfa göz gezdirdiğimde, nutku tutulmuş şekilde Eymen ile Selen'i izleyen Alp'in yanında, bana bakan, yanakları hafifçe kızarmış olan Kayra'yı gördüm. Benim ona baktığımı fark etmemiş, dalgın bir şekilde bana bakmaya devam ediyordu. Başımı tamamıyla ona döndürdüm. Ona baktığımı görmemesi imkansızdı. Sanki rüyadan uyanmış gibi irkilip başını iki yana hafifçe salladı. Gözlerimi kırpıştırıp ona bakmayı sürdürdüğümde. Bir şeyi hatırlamış gibi Eymen ve Selen'e bakmaya başladı. Ben de Eymen ve Selen'e baktığımda, Eymen'in yanaklarından yaşlar süzülüp Selen'e sarılıyordu. Aşkı severdim ama... bunu herkesin önünde yaparlarken hiç mi kızarıp utanmıyorlardı? Eminim ki, ben kızarıp çok utanırdım.

Bir dakika sadece sarıldılar. Zil sesini duyunca Eymen yanağından süzülen yaşı silerken Selen ile sarılmasını sonlandırdı. Selen kıkırdayıp yanıma geldi.

-"Sorun çözüldü, bebeğim" dediğinde başımı onaylamazcasına iki yana hafifçe salladım. "Sorun neydi ki anlatmadınız doğru düzgün" kollarımı cevap beklercesine göğsümün altında birleştirdim. Selen ağzını açıp cevap verecekti ki Eymen araya girdi, "bugün sizin eve geldiğimizde anlatırım, Leyla da olur hem", "tamam" diye mırıldanıp başımla onayladım ve sıramda önüme döndüm. Eymen ile Selen de sıralarına otururken, acaba ben de aşık olup tartıştığımızda ona sarılır mıydım, diye düşündüm. Ama maalesef tartışamıyordum çünkü öyle biri yoktu.

Daha annesi iki gün önce ölmüş biri olarak biraz garip konuşuyor olabilirim ama bu bir gerçekti ben kaybetme duygusuna alışmıştım. Artık normalmiş gibi hayatıma devam edebiliyordum. Zaten ben herkesi zihnimde öldürüp buna alışmıştım.

Okulun son günleri olmasına rağmen hocalar bizi serbest bırakmıyor, bazıları derse devam edip, bazıları sohbet ediyordu. Bense sadece yatıp uyumuştum. Yeni yeni kendime gelip son zil çaldığında Selen ve Eymen ile çıkış kapısına doğru yürüdük.

Selen, Eymen'e izlediği videoyu anlatırken ben yere bakıp esnedim. Yere boş boş bakıp yürürken yerde beliren gölge ile irkilip duraksadım ve başımı kaldırdım. Alp, yanındaki Kayra ile önümde durmuş bana bakıyordu. Alp ile, Kayra'ya nazaran daha çok konuşmuşluğum vardı, aynı okçuluk kursuna gidiyorduk. Alp ile uzun bir süre bakıştım. 'ne' dercesine başımı iki yana hafifçe sallayınca, irkildi. Selen ile Eymen de ben durunca durmuşlardı.

-"Başın sağ olsun, çok üzüldüm. Annem de üzüldü, taziyelerini iletmemi istedi" dedi Alp. Başımı onaylarcasına salladım. "teşekkürler, dostlar sağ olsun" bu artık ezberlediğim bir cümleydi. Hayat bana zorla ezberletmişti bu cümleyi. İki tarafta konuşmayınca ilerlemeye devam ettim. Alp arkamdan "Okçuluk kursuna devam edecek misin?" diye sorunca tekrar arkama döndüm. Kıkırdarken başımla onayladım "evet. Niye istemiyor musun? eh, doğru ben de senin kadar bana yenilseydim, ben de benim kursa gelmemi istemezdim." Alp biraz bozuldu Kayra'da gülmemek için dudaklarını birbirine bastırıyordu. Alp Kayra'ya bakıp göz devirince tekrar kıkırdadım ve Eymen ile Selen'in yanında yürümeye devam ettim.

Kayra Kara

Sera okula geç kalınca mesaj yazmıştım ama geri dönmemişti. Endişelenmekten ellerim terlemeye başlamıştı. Gözlerimi okulun kapısına diktiğimde gördüğüm her yüzü artık Sera'ya benzetmeye başlamıştım. Gözlerim yavaşça dalarken gözümün önünde Sera'nın dün ağladığı görüntüler geldi. Sanki ben ağlıyormuşum gibi göğsüm daha fazla yükselip alçaldı. Başımı hafifçe iki yana sallayıp gözümün önündeki görüntüleri dağıttım. O sırada dik dik baktığım okul kapısından Sera ile Eymen girdi. Yüzümde istemsiz bir gülümseme oluştu. İkisinin hep birlikte gidip geldiklerini biliyordum ama okulun neredeyse son günleri olduğu için Sera'nın yalnız geleceğini düşünüyordum. Tuttuğumdan haberim bile olmayan nefesi rahatlamış bir şekilde verdim. Eymen'in omzundan elini çekti ve etrafa bakarken, adım kadar eminim ki bana baktı. Çok kısa bir an durduğunu da gördüm. Çok takmadan Eymen ile okula girmişti. Ben de okula girdiğimde Eymen'in kantine gittiğini gördüm, büyük ihtimalle Sera da kantindeydi. Elime telefonumu alıp sınıfa çıktım. Sera'ya ne yazacağımı düşünürken ciddi ve gergin bir şekilde telefonuma bakıyordum. Bana, beni umursama, yazmıştı. Sıkıntılı bir nefes verip sırama oturdum ve içimden geçenleri yazdım. Mesajı yolladığımda sınıfta bildirim sesi yankılandı. Başımı telefonumdan kaldırıp sırasında olan Sera'ya baktım.

Ben onun yazmasını izlerken dilim damağım kupkuru olmuştu. Kalbimin sesi kulaklarımda yankılanıyordu. Bu kesinlikle utanç, merak ve heyecanın verdiği bir kalp hızlanması olduğuna emindim, ya da öyle olmalıydım. Yutkunup mesajını beklerken sağ ayağımdaki topuğumu bir indirip kaldırdım. Kendi telefonumda bildirim sesi yükselince hızlıca telefona baktım ve mesajı okudum. Cevap yazdım, o da bana geri yazdı. İkinci defa mesaj yazmama izin vermeden başını masaya yasladığını görünce cevap yazmaktan vaz geçtim. Akşam uyuyamamış olmalıydı. Zorlamadım, ben de başımı masaya yan bir şekilde yasladım. Cama bakıyorum ayağına Sera'ya bakıyordum. Selen bir anda kadrajıma girip Sera'ya arkadan sarılınca başımı kaldırdım ve şaşkınlıkla onlara baktım. Sera da omzunun üstünden önce bana sonra Selen'e baktı. Bir şeyler mırıldandı, onları duyamıyordum. Kahkaha atıp sınıfa giren Alp'in sesiyle irkildim. Başımı ona döndürdüm. Alp çok sosyaldi, popüler değildi ama çok hızlı anlaşabiliyordu insanlarla. Yüzünde şeytani bir gülüş olunca göz devirdim. İki ihtimal vardı; ya bana benimle tanıştıracağı bir kız bulmuştu, ya da Sera'yı izlediğimi fark etmişti. Bana aynı gülüşle bakmaya devam edince "ne var" diye mırıldandım. Gözlerini kırpıştırdı, "senin bu harika arkadaşın senin geleceğini belirleyecek şeyler yaptı, dostum." başımı bir şey arıyormuş gibi yapıp kaşlarımı biraz çattım. "Hani nerede o harika arkadaş? göremiyorum" dedim alayla. Alp dudaklarını biraz büzüp başını sağ omzuna hafifçe yatırdı. "aşk olsun, ben neyim burada? Aşk demişken... birini buldum" dedi sırıtarak. Göz devirip başımı onaylamazcasına iki yana salladım. "Hayır, teşekkürler harika arkadaşım ama hayır" 'ciddi misin der gibi bana baktı' ciddi olduğumu görünce önce kaşlarını çattı. Sonra tekrar sırıttı.

-"Kim o?" dediğinde afallayarak ona baktım.

-"Kim, kim oğlum?" o sırada Eymen sınıfa girmişti.

-"Yenge diyorum, kim o? yoksa neden reddedesin değil mi ama?" göz devirdim.

-"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.