Şarkı: İlaç Ol Yaralarıma - Mavi Gri
Keyifli okumalar dilerim :))
***
Nerede olduğumu bilmiyordum, en son oradaki koltukta oturuyordum ve sonra her yer siyaha büründü. O an sanki bir uçurumdan düşüyordum. Sonsuz boşluktaydım sanki...
Sonra uyandığımdaysa, benim yaşlarımda bir erkek başımda duruyordu, kolumda bir acı hissettim. Suratımdaki acı ifadesini görünce konuştu
"Tamam, sorun yok. Bitecek, az kaldı."
Bir rüzgar esti, Beyaz karışık saçları rüzgarla dalgalandı. Mavi gözleri gökyüzüne döndü. Benim de öyle. Üstümüzü gri bulutlar sarmıştı. Gözlerini yeniden koluma odakladı. Bir sargı bezi ile kolumu sardı.
"Bitti, yürüyebilir misim?"
"Tabii ki!" Yattığım yerde doğruldum.
"E-emin misin?"
"Evet" ayağa kalktım ve kalktığım gibi yere düştüm. Bacaklarıma baktım. Sol dizim bir yere sürtünmüştü ve ayağımdaki bez çoktan kırmızı olmaya başlamıştı. Sağ dizimden bahsetmek dahi istemiyorum. Her yerim çok kötü ağrıyordu.
"Yardım edebilirim." Ayağa kalktı ve koluma girdi.
"Iııı sen bana otobüs durağının yerini söyle ben gide..."
"Otobüs mü?"
"Evet, otobüs. Bir sorun mu var. Yoksa bir kaç kilometre gitmem mi gerekecek?"
"Sizin adınız neydi?"
"Ben... Rachel" yabancılara gerçek adımı veremezdim.
"Rachel mı? Bu ismi hiç duymamıştım."
"Cidden mi?"
"Hmm... o zaman sana... Elizabeth diyelim mi? Sana da uyarsa tabii..."
"Ah, olur çok memnun olurum, Eliza da diyebilirsiniz, Elizabeth, kısaca Eliza..."
"Tamam Elizabeth Eliza" sırıttı "şimdilik seni saraya götürelim..."
***
"Sarayımıza hoşgeldiniz Elizabeth"
BAHÇE AŞIRI DERECEDE BÜYÜKTÜ!
"B-b-burası... HARİKA!"
"Elbette harika olacak! Burası Ketix'in en güzel ve aynı zamanda merkez sarayıdır..."
"Ben burada mı kalacağım?"
"Evet, en azından geçici olarak, ama kral ve kraliçeye kendini kabul ettirmen gerek. Onlar için ve ya halk için bir iş yaparak kabul ettirebilirsin."
"Ama ailem ne olacak?"
"Seni dağda ve yaralı halde buldum. Eğer ailenin umurunda olsaydın seni ararlardı ve ya kraliyete başvururlardı. Sence onların umurunda mısın?"
Gözlerim doldu.
Ağlayamam, hayır, güçlü görünmem gerek.
Sanırım haklı, ailem beni umursamıyor, umursasalardı annem ben düşmeden önce yanıma gelirdi ve ya bana sarılırdı...
Gözümden bir damla yaş aktı. Ama yere düşmedi, o çocuğun koluna düştü.
Bana sarılmıştı. Hemde gözüm dolduğu an sarılmıştı...
Onun kollarında biraz ağladıktan sonraki sessizliği ilk bozan o oldu.
Serçe parmağını bana uzattı "Bak, aileni bulacağım, söz veriyorum. Ama sen de bir süre burada, bu sarayda duracaksın." Gülümsedi "Söz mü?"
"Söz..." serçe parmaklarımızı birbirine doladık. O an bir şey fark ettim "Bu arada, bunca yol bana eşlik eden kişiyi tanımak isterim."
"Ah, doğru... Benim adım Oliver John Be..." durdu, bir şeyi unutmuş gibiydi "Ah, soyadımı unut b ile başlayan soyadım, söyleyemem gerekiyordu... Sadece Oliver John..."
Güldüm "Tabii, Oliver John" elimi uzattım "Tanıştığıma memnun oldum."
O da elini aynı şekilde uzattı ve el sıkıştık "Ben de çok memnun oldum Eliza"
"Bana Scarlet de"
"Neden?"
"De işte"
"Peki, Scarlet"
Gülümsedim.
O çocukta beni sevindiren bir şey vardı...
"Hadi, saraya gidelim."
"Tamam Oliver..."
Kolkola saraya yürüdük...