Öncelikle ben bu satırları tek tek düşünerek yazıyorum ama (çok az bir kısmınız hariç) herkes okumadan geçiyor arkadaşlar emek var burada sizde biliyorsunuz iki yorum yapmak bu kadar mı zor cidden. Berk Aybike'den özür diledi de yazabilirdim onca paragraf yerine lütfen desteğinizi eksik etmeyin insan yazmak istemiyor >
Olduğum yerde put gibi kesilmiş hareket edemiyordum sevinmek, hıçkırarak ağlamak, kahkahalar atmak istiyordum ne düşüneceğimi bile bilmiyordum. Etrafımdan insanlar geçmeye başlayınca zilin çaldığını anlayarak sınıfa gittim belki on belki on beş dakika geçmişti dersin bitmesinden. Sırama giderek çantamı aldım ve sınıftan çıktım. Adımlarım o kadar yavaştı ki buradan gitmek istemiyor Berk'i görmek istiyordum. Ne kadar yavaş olsam da bahçeye çıkmıştım çoktan, kimseyi göremeyince boynumu bükerek bahçe kapısına yöneldim. Ona nasıl davranmam gerekiyordu her şey için pişmanlığını dile getirmesi, uğraşması o kadar güzeldi ki. Ama onları yok etmiyordu hep bir köşede kalıyordu. Nefesimi dışarıya üfleyerek bahçe kapısından dışarıya yöneldim. İsmimin seslenmesiyle korkarak bir iki adım geriledim. "Hadi ama güzelim seni bekliyorum."
Kerem motorunun üzerine oturmuş kaskını elinde tutuyordu. Gözlerimi devirdim ve dünkü sözümü hatırladım. "Kerem ben-"
"Biliyorum Berk'in yaptığı şey çok saçmaydı onun etkisi altında kaldın. Sana o kadar şey yaptıktan sonra affetmeni bekliyor bir de." onu kafamla onayladım. Çok iyi rol yaptığı için onu duymasam asla yalan attığını ya da iftira atmaya çalıştığını anlamazdım. "Hadi atla!" nefesimi dışarıya üfleyerek arkasına oturdum ve kaskımı taktı. Mecbur katlanacaktım ona.
Kahvelerimizi söyleyerek masaya oturduk. Yerinde duramıyor gibi davranıp heyecanlanığını göstermeye çalışıyordu. İçimden geri zekalı diye geçirmeden edemedim." Bu bizim ilk buluşmamız sayılır."
"Yani, sanırım." yaslandığı sandalyesinden kalkarak yüzüme yanaştı ve elini çeneme koydu. "Biliyorum canın sıkkın ama bak benimlesin lütfen rahatla." onunlayken iyi olduğumu sanıyordu asıl daha fazla korkuyordum ondan. Elini çekerek geriye yaslandı tekrar isimlerimizin söylenmesiyle masadan kalkarak kahvelerimizi almaya gitti. Bende mekanı incelemeye başladım lüks bir yerdi ama kalabalıktı. Karşımda koskoca gazete açmış kişiyi görmemle gözlerim büyüdü. Berk! Gazete'nin arkasına tekrar saklanmasıyla tam ayağa kalkmıştım ki Kerem'i gelmesiyle tekrar yerime oturdum. "Neden kalkmıştın?"
"Lavaboya gidecektim."diyerek tekrar ayağa kalktım ve Berk'in olduğu masaya doğru geldim. Kerem'i kontrol ettiğimde telefonunu eline almış bir şeyler yapıyordu. Gazetenin arkasına saklanan Berk'in kolunu tutup lobinin oraya doğru çekiştirdim. Bir yandan da Kerem'i kontrol ediyordum . "Ne yapacaksın bana burada?" diyerek göz kırpan Berk'e göz devirerek yanına geçtim. "Neden buradasın?"
"Benden önce onunla kahve içmene izin verir miyim sence?" yüzüme eğildiğinde geriledim. "Sırf bunun için gelmiş olamazsın."
"Herhalde bebeğim. Son bir özrüm kaldı seni almaya geldim." tek kaşımı kaldırarak ben ona yanaştım. "Öncekileri kabul ettiğimi nereden çıkarttın?" yanından geçerek tekrar masaların olduğu yere geldim ve masamıza oturdum. "Hadi soğutmadan içelim kahvemizi."
gülümseyerek kahvemden bir yudum aldım. Arada da Berk'i aramaya çalışıyordum ama olduğumuz yerden çıkmamıştı. Kerem'i telefonunun çalmasıyla cebinden çıkartarak hemen açtı. "Ne var?" karşıdaki kişinin konuşmasıyla yüzü endişeli bir hal aldı ve hızlıca ayağa kalktı. O sırada da telefonunu cebine koymuştu. "Kerem neler oluyor?" bende ayağa kalktığımda hızlıca yanağımı öptü. "Anlatacağım güzelim." hızlıca kapıdan çıkarak ortadan kayboldu. Çatılmış kaşlarımla masaya döndüğümde Kerem'in yerinde oturan Berk ile gülümsemeye başladım. "Sen yaptın değil mi? Ne dedin?"
"Tabii ki. Annesinin kendisini rahatsız hissettiğini söyledim." Berk gülümserken benim kaşlarım çatıldı "Berk ne yapıyorsun? Böyle şaka mı yapılır?" gülümsemesi solduğunda dikleştirdi kendini. "Aybike onun senin için ne kadar tehlikeli olduğunu bilmiyorsun."
"Biliyorum Berk her şeyi duydum o gün." kaşlarını çatarak konuşmaya başladı. "E o zaman neden hala onun yanındasın. Konuşma, görüşme onunla."
"Belki de ben ondan intikam almak istiyorumdur." Berk derin bir nefes alarak geriye yaslandı. "Onunla uğraşmamak senin için daha iyi tatlım. Hem gelmişken bizde mi bir kahve içsek?"
Gülümseyerek kafamı yana eğdiğimde o da gülümsedi ve tam ayağa kalkacağı sırada "Hayır" dememle eski yerine oturdu. "Neyse hadi eve geç kalamam özrünü dile de gideyim."
"Burada değil özür, gel benimle."
Spor salonuna girmemizle kaşlarım çatıldı "Berk ne işimiz var burada?" Berk ise burayı çok iyi biliyormuşçasıma dolaba giderek iki çift boks eldiveni çıkardı. "Buraya beni oyun oynamaya mı getirdin Berk?"
"Hadi şurada kıyafetlerini değiştir de özrüm son bulsun. Bana kızgın olmana dayanamıyorum." dudağımın kenarı kıvrılsa da hızlıca eski halime döndüm. "Ya Berk ciddi misin gerçekten."
"Evet Aybik, hadi! Sen benim babamı hastanelik edemeyeceğine göre sinirini beni döverek çıkartmanı istiyorum." şaşkınlıktan açık kalmıştı ağzım, bunların hepsini düşünmüş planlamış mıydı? "Burayı nereden buldun peki?"
"Tatlım bu kaslar nasıl yapılıyor sanıyorsun?" kolunu açarak sıktı. Bende gözlerimi kısarak koluna doğru yanaştım. "Hani ben hiçbir şey göremiyorum." kahkaha attığımda da suratını astı ve dudaklarını büzdü. Bilmiyordu ki bu halleri benim içimde ne yangınlara sebep oluyordu.
Üzerimizi giyinerek ringe çıktığımızda gülmeden edemiyordum o duracaktı ve sadece ben vuracaktım." Hadi ama Aybik yapabilirsin."
Derin bir nefes alarak hızlıca yumruğumu göğsüne geçirdim. "Bu babamı hastanelik ettiğin için."
gerileyerek gözlerimi kıstım ve tekrar gerilerek ikinciyi attım "Bu benimle dalga geçtiğin için." gerilediğinde kahkaha attım. "Ne oldu Berk korktun bakıyorum."
Bir elimi belime yerleştirerek gülümsemeye başladım. "Elin çok ağır be Aybik." göğsünü sıvazlayarak gülümsedi. "Daha yeni başlıyoruz Berk Bey." hızlıca gerileyerek bu sefer üzerine doğru koştupumda arka ayağımın ön ayağıma takılmasıyla gözlerimi büyüyerek Berk'in üzerine doğru uçtum. İkimiz de yere düştüğümüzde ben onun üstündeydim. Kalbim bu durumdan dolayı deli gibi atarken ikimizin de mimikleri bile oynamıyordu. Yüzüne doğru yanaşmaya başladığımda o da hafifçe yanaşmaya başlamıştı. Elim göğsünün üzerinde olduğu için kalp atışlarını hissedebiliyordum benimkinin de onunkinden bir farkı yoktu. Biraz daha yanaştığımda gözlerini kapatmasıyla gülmemek için kendimi zor tutarak yerden destek alarak ayapa kalktım. "2 - 2 geride kalmayı hiç sevmem."
😻 Bölümü nasıl buldunuz?