Kızıl şafaklar ayaz, doğanın karanlık köşelerinden yükseliyordu. Bir zamanlar barışın hüküm sürdüğü bu topraklarda, şimdi savaşın gölgeleri dolaşıyordu. Angela, rüzgarın taşıdığı soğuk havanın içinde, sarıya çalan saçlarıyla dikkat çekiyordu. On yedi yaşında, savaşçı bir ruh taşıyan bu genç kız, hemen aşık olabilen biri olarak biliniyordu. Ancak kalbini kime vereceği konusunda hâlâ bir belirsizlik yaşıyordu. Adrian, Angela’nın zıttıydı. Soğuk bir bakışla etrafına süzülen, on sekiz yaşında ve karanlık bir geçmişe sahip olan bir gençti. İki genç, birbirlerinin düşmanı gibi görünseler de, içlerinde bir çekim hissediyorlardı. Adrian’ın yanında bulunan arkadaşları, onları daha da düşmanlaştırıyordu. Ancak savaşın acımasız doğası, birbirlerine karşı hissettikleri bu nefretin altında yatan gerçek duyguları açığa çıkaracaktı. Bir gün, savaş alanında karşılaşmaları kaçınılmaz oldu. Angela, düşmanlarının arasında tek başına kalmıştı. Kalbi hızlıca çarpıyor, nefesi kesiliyordu. Adrian, onu gördüğünde gözlerinde bir kıvılcım belirdi. İkisi de karşı tarafın düşmanıydı, ama bu savaşın içinde hissettikleri, savaşın ötesine geçiyordu. Angela'nın cesareti, Adrian’ın kalbinde bir şeyleri harekete geçirdi. Kollarında sıkışıp kalan nefret, yerini karmaşık bir aşka bırakıyordu. İlk başta, bu ikili arasında yaşanan karşıt duygular, bir gerilim kaynağı oldu. Her buluşmalarında, birbirlerine sert sözler söyleyerek savaşıyorlardı. Fakat her kavgada, içlerindeki ateş daha da büyüyordu. Angela, hislerini gizleyerek savaşmaya devam ederken, Adrian ona karşı hissettiği aşkı kabullenmekte zorlanıyordu. “Benim düşmanım, nasıl olur da kalbimi çalabilir?” diye düşünüyordu. Bir gece, ay ışığının altında bir araya geldiler. Gerilim dolu bir bekleyiş, ikisinin de kalbinde yankılandı. Angela, yüzünü gizleyerek, hissettiği aşkı itiraf etmekten korkuyordu. Adrian ise, düşmanın yanında olmakla birlikte ona duyduğu aşkı kabullenemiyordu. Ama bu gece, her şey değişecekti. Bir anlık bir kıvılcım, geçmişin acı hatıralarını unutturacak kadar güçlüydü. Angela, içindeki savaşı kaybetmeye başlamıştı. Adrian’ın gözlerindeki derin karanlık, bir deniz gibi onu içine çekiyordu. Ama bir şey onu durduruyordu; nefreti. Nefret, aşkın önünde bir engel gibi duruyordu. Fakat bu engeli aşmak zorundaydılar. Sonunda, birbirlerine duydukları hislerin gerçekliğini kabul etmek zorunda kalacaklardı. Kızıl şafaklar ayaz, iki genç savaşçının öyküsünün sonuna yaklaşırken, birbirlerine olan duygularını anlamaları için bir yolculuğa çıkmaları gerektiğini gösteriyordu. Bu yolculuk, hem aşk hem de nefretin sınırlarını zorlayacak, onları beklenmedik bir sona götürecekti. Ancak bir şey kesindi: bu savaşta kazanan yalnızca kalp olacaktı.
Bölüm 1
Tanıtım
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.