İçeriğe geç

KIZIL KURT_1 (Alfa)

Bölüm 7 · 13 dk okuma

KIZIL KURT_1 (Alfa)

Bölüm 7

Yeni Okul, Yeni Hayat

Belçin...

Öğrendiğim şeylerle ilgili türlü türlü kâbuslar görmüştüm. Vücudum buna daha fazla dayanamayarak beynime sinyal yakmaya başlamış olmalıki bir anda kendi kendime uyandım. Yavaşça yataktan doğrulup oturdum. Bir süre boş boş bekledim. Uyku mahmurluğunu üzerimden attıktan sonra düşünceler tekrardan zihnimi istila etmeye başladı. Eğer alfa bensem aşinalara nasıl yardım edecektimki? Onları nasıl kurtaracaktım Daha anlamadığım birçok konu vardı ama bunlara kafa yormak istemeyerek düşünmeyi bıraktım. Her şeyi bir anda öğrenmeye gerek yoktu. Yavaş yavaş da öğrenebilirdim. Bir anda aklıma gelen düşünce sırıtmama neden olmuştu. Acaba dönüştüğümde kurdum hangi renk olurdu. Akay çok güzel beyaz bir kurda dönüşmüştü. Beyaz da güzeldi ama ben en çok bozkurtları severdim. Hani şu renkleri gri gibi olan. Bellimi olur belkide kurdum bozkurttu. Bir anda saçmaladığımı fark ederek zihnimi susturdum. Susadığımı hissetmiştim komodine uzandım ama suyun bittiğini farkettim. Acaba mutfağa inip alsamıydım ama yabancı bir evdeydim ve evin içinde gezinmem hiç hoş olmazdı ama susuzluğum dayanılmaz bir hâl aldığında mutfağa inmeye karar verdim.

Yataktan kalkıp kapıya yöneldim. Gürültü yapmamaya özen göstererek kapıyı açtım. Ağır hareketlerle merdivenlerden indim. Akşam yemeğinde görevli kadının yemek getirdiği kapıya yöneldim. Mutfak orası olmalıydı. Kapıyı açıp içeri girdiğimde yanılmadığımı fark ettim. Mutfak dolaparını biraz kurcaladıktan sonra bardakları buldum. Tezgahtaki sürahiden bardağa su doldurup mutfaktaki masaya oturdum. Su içerken dışardan tıkırtılar ve hışırtılar gelmeye başladı. Dikkatle dinlediğimde doğru duyduğumu fark edip yerimden kalktım. Sessizce mutfağın kapısına gelmiştimki çarptığım şey çığlık atmama neden olmuştu. Çığlık atmamla bir el ağzıma kapanmıştı. Korku yine bütün bedenimi ele geçirmişti. Bedenim zangır zangır titriyordu. Duyduğum ses şoktan çıkmama yardımcı oldu.

- Ya kızım delimisin ne diye bağırıyosun?

Ses tanıdıktı. Gözlerimi açıp baktığımda Boysan'ı gördüm. İçim rahatlamıştı. Gözlerimi açmak neden daha önce aklıma gelmemişti acaba ama söz konusu bensem her işi tersten yapardım.

- Aklımı aldın. Ses veripte gelsene. Ölüyordum az kalsın.

Söylediklerime cevap vermeden kısık gözlerle duvar gibi bir suratla beni izledi. Vücudum gerilmeye başlamıştı. Daha fazla utanmamak için tekrar masaya geçip oturdum. Uzun uzun beni izledikten sonra dolaptan bir içecek alıp o da karşıma oturdu. Yaptığı hareket beni ufak çaplı bir şoka sokmuştu. Bay kasıntı benimle aynı masada oturuyordu. Hemde gecenin bu saatinde. Hemde kendi isteğiyle. Şoka biraz fazla girmiş olmalıyımki kendimi ele vermiştim.

- Bana aşıkmısın?

- Hıh?

- Bana diyorum aşıkmısın?

Söylediği şeyi idrak etmem epey uzun sürmüştü. Böyle bir soru hiç beklemiyordum. Ne cevap vermeliydimki Salak tabikide hayır diyeceksin. Aşık değilsinki. Cevap vermek için dikkatimi topladığımda bana şeytani bir şekilde sırıtırken yakalamıştım. Adeta kendinden emin bir biçimde benimle alay ediyordu. Alayını anlamamla kaşlarım çatıldı ve çenem sonunda çözündü.

- Hayır tabikide. Onu nerden çıkardın ne saçmalıyorsun?

Söylediğim şeylere aldırış etmeden yüzüme dikkatlice baktı. Bakışları vücudumda anlam veremediğim bir his bırakıyordu. Yüzüme bakmaya devam ederken yerimde huzursuzca kıpırdanıp gözlerimi kaçırdım. Bu hareketimle dudağının kenarı bilmiş bir tavırla kıvrıldı. Daha fazla dayanamayarak çıkıştım. Asla altta kalamazdım.

- Sen neye bakıyosun? Yoksa banamı aşıksın?

Duyduğu şeyle bakışları tekrar gözlerimi buldu. Bu sefer kibirle bakmıyordu. Ne düşündüğünü algılayamamıştım ama söylediğim şeyin hoşuna gitmediği kesindi. Eee o da bana bulaşmasaydı. Daha çok sinirini bozmak için aynı onun yaptığı gibi yüzüme şeytani ve kendinden emin bir sırıtış yerleştirdim. Bu hareketimi hiç sevmemiş olacak ki bir anda yerinden kalkıp bir hışımla dibime geldi. Ağır hareketlerle eğilerek yüzünü yüzüme yaklaştırdı. O kadar yakınlaşmıştık ki burunlarımız birbirine değiyordu. Kalbim gümbür gümbür atmaya başlamıştı. Biraz yüzümü inceledikten sonra sessizliği bozdu.

- Aşık değilsin öyle mi?

Zorla yutkunarak titrek bir sesle cevap verdim.

- Evet.

Verdiğim cevapla dudağının kenarı kibirle kıvrıldı. Yavaşça kulağıma eğildi. Sıcak nefesi kulağıma çarparken konuşmaya başladı.

- Kalbin öyle söylemiyor ama ve şunu sakın unutma kalp asla yalan söylemez.

Sözlerini bitirdikten sonra yüzüme bakmadan arkasını dönüp mutfaktan çıktı. Söylediği cümlenin ağırlığı ve tenime olan yakınlığı yüzünden olduğum yerde kalmıştım. Cevap verememiştim. Kendime gelip ayağa kalktım. Hızlı ve sessiz adımlarla bana ayrılan odaya gittim. İçeri girip kendimi hemen yatağa bırakmıştım. Bir müddet Boysan'la aramızda geçen anı düşündüm. Halâ anlam veremiyordum ama bildiğim bir şey varsa o da benimle dalga geçtiğiydi. Ne diye cevap vermemiştimki? O ukâla dağ ayısına neden haddini bildirmemiştim? Kendime yine kızmaya başlamıştım. Daha fazla düşünmek istemeyerek kendimi uyumaya zorladım.

***

Gözlerimi açtığımda hava aydınlanmıştı. Birden panikleyerek yerimden kalktım. Saat kaçtı bilmiyordum. Eğer çok geç olmuşsa utançtan yerin dibine girerdim. Koşarak banyoya girdim. Elimi yüzümü yıkayıp saçlarımı düzenledim. Hemen odadan çıkıp alt kata indim. Görevli kadından başka kimse ortalıkta görünmüyordu. Mutfağa girip kadına selam verdim. Gözlerim duvarlarda gezindi en sonunda saati buldum. İçim rahatlamıştı saat daha yedi buçuktu. Rahatlıkla masaya oturdum. Çok zaman geçmemiştiki Ülgen oldukça şık ve ful makyajlı bir şekilde mutfağa girdi. Bu durum beni biraz şaşırtmıştı. Demek ki zenginler gerçektende dizilerdeki gibiydi. Ben hayatımda hiç makyaj yapmamıştım sevmezdim ya da önceliklerim hep farklıydı bilmiyorum. Ülgen'in gür sesi beni düşüncelerimden sıyırdı.

- Günaydın canım.

- Günaydın.

- Nasılsın? Rahat uyuyabildin mi?

- Evet uyudum. Teşekkür ederim zahmet oldu sizede.

- Ne zahmeti canım olurmu öyle şey. Sende benim bir çocuğum sayılırsın artık.

Söylediği cümle beynimde bomba etkisi yaratmıştı. "Sende benim çocuğum sayılırsın." Birsinin çocuğu olmak, bir aileye ait olmak benim için çok garip bir durumdu. Hayatım boyunca bu konuyu hep düşünmüştüm. Bir ailem olsaydı nasıl olurdu acaba ama hiçbir fikrim olmadığı için bu sorum hep cevapsız kaldı. Ülgen'in anaç tavrı ve sıcak davranışları beni çok mutlu etmişti. Şimdide söylediği bu cümle ona olan sevgimi hat safaya çıkartmıştı. Bu söylediği tabikide mümkün değildi. Ben asla onun çocuğu olamazdım. Bunun farkındaydım ama yinede beni çocuğu gibi görüp benimsemesi hoşuma gitmişti.

- Ülgen hanım kahvaltı hazır.

Görevli kadının sesiyle düşüncelerimden sıyrılıp kendime geldim.

- Belçin hadi gel canım masaya geçelim.

Ülgen'in söylediği şeye başımla onay verip oturduğum yerden kalktım. Masaya geldiğimizde Tarkat, Akay ve Boysan'ın çoktan masaya oturduklarını gördüm. Herkes akşamki yerinde oturuyordu. Bende ağır adımlarla ilerleyerek Boysan'ın yanına oturdum. Dün gece olan yakınlaşmadan dolayı halâ utanıyordum. Bu sebeple yüzüne hiç bakmadım ama onun bakışları

üzerimdeydi bunu hissediyordum. Tarkat'ın sesiyle başımı ona çevirdim.

- Nasılsın?

- İyiyim efendim.

- Öğrendiğin şeyler sıradan şeyler değil ama bunlara alışman lazım. Adaptasyon sürecinde hepimiz sana destek olacağız bu konuda şüphen olmasın.

- Teşekkür ederim.

- Bir şey daha var Belçin.

Ne söyliyeceğini merak ederek pürdikkat yüzünü izlemeye başladım. Soran bakışlarımı anlamış olmalıki sözüne devam etti.

- Biz aşinalar için toplum çok önemlidir. Birbirimiz asla yalnız bırakmayız. E senin alfa dişi olma olasılığınıda göz önünde bulundurursak bize yakın olmanı istiyoruz.

- Nasıl yani? Ben tam anlayamadım.

- Bugün Boysan ve Akay'la birlikte kasabadaki okula gideceksin. Kaydını

buraya aldırmanda Boysan yardımcı olacak. Artık burda okumanı istiyorum.

- Hemen mi? Bugün mü yani?

- Evet bugün. Eğitiminden geri kalmanı istemem.

Sözlerini bitirdikten sonra masadan kalkıp merdivenlere doğru ilerledi. Şaşırsamda konuyu daha fazla üstelemedim. Zaten kasaba çok uzaktı. Birde kayıt için tekrar buraya gelmemek daha mantıklıydı. Ülgen sevecen ses tonuyla konuştu.

- Akay sana bugün için kıyafet versin canım. Bugünlük idare etmeye çalış olur mu?

Başımı olur anlamında salladım. Zaten bu kadın bu kadar tatlı konuşurken hayır dememe imkân yoktu. Hiç istemediğim bir şey bile olsa onu asla kırmazdım.

- Kahvaltın bittiyse benim odama gidelim.

Akay'ın teklifiyle oturduğum yerden kalktım. Boysan'ın bakışları üzerimdeydi ama ona bakmayı reddettim. Ülgen'e afiyet olsun dedikten sonra Akay'la birlikte odasına geldik. Odası oldukça büyük ve genişti. Devasa bir gardrobu vardı. Zorlanarak kapısını açtı.

- Dolabım emrinize hazır leydim.

Söylediği şey beni gülümsetti ama dolabını karıştırmak istemediğim için hareket etmedim.

- Sen versen bir şeyler. Eşyalarını karıştırmak istemiyorum.

- Tamam. Bir bakalım sana ne olur.

Dolabı biraz karıştırdıktan sonra bir elbise çıkarıp gösterdi hayatımda hiç elbise giymemiştim giymeyecektimde. Kaşlarım hayır anlamında havaya kaldırdım. Elbiseyi yerine koyup başka bir elbise çıkarıp gösterdi. Bu kızın elbiseden başka kıyafeti yokmuydu acaba?

- Elbise olmazsa güzel olur. Pantalon tercihimdir.

Başını tamam anlamında sallayıp biraz daha araştırdı siya bir buluz bulup bana uzattı işte bu olurdu.

- Ya pantalonlarım sana kısa gelebilir. Boyun benden oldukça uzun kot şort versem olurmu.

- Olur.

Hiç istemesemde başka bir şey demedim. Şortuda alıp bana ayrılan odaya gittim üzerimi giyindiğimde gözlerim dehşetle açıldı. Şort çok kısaydı ve ben daha önce kollarımdan başka hiçbir yerimi açmamıştım. Bu beni oldukça utandırmıştı ama bundan daha büyük bir sorun vardı. Bulûzun oldukça büyük bir göğüs dekoltesi vardı ve yıllardır herkesten itinayla sakladığım damgam gün yüzü gibi ortadaydı ama yapacak hiçbir şey yoktu. Kaderime rağzı olup odadan çıktım. Alt kata indiğimde Ülgen ve Boysan'ı gördüm. İkisininde gözleri bana dönmüştü. Ülgen her zaman ki gibi sıcacık bakıyordu. Boysan

ise anlam verememiştim. Yine duvar gibiydi. Gözleri beni baştan sona süzdükten sonra gözlerimde durdu. Sertleşen yüzünde anlayamadığım bir ifade vardı.

- Hadi geç kalmadan sizde çıkın.

Ülgen'in sesiyle gözlerini çeken taraf ben oldum. Boysan sert adımlarla kapıya yöneldiğinde bende Ülgen'e iyigünler dileyip dışarı çıktım. Boysan arabaya oturmuş beni bekliyordu. Arabaya bindiğimde Akay'ın arabada olmadığını fark ettim. Kendi kendimi rahatlatmaya çalışarak sordum.

- Akay nerede?

- O benimle gelmez kendi arabasıyla gider.

Yüzüme bakmadan cevap vermişti. Demek herkesin kendine ait arabası vardı? Zengin olmak böyle bir şeydi galiba. Uzun bir süre ikimizde konuşmadık. Ben konuşmadan duramayan bir insan olsamda dün geceki

yakınlaşmadan dolayı utanıyordum ama aklıma takılan şeyi sormam lazımdı. Sırtımı dikleştirip yönümü Boysan'a döndüm ama onun zaten bana bakıyor olduğunu fark ettim. Utanç tüm bedenimi kaplamış kulaklarım yanmaya başlamıştı. Yüzümdeki değişimleri farketmiş olacak ki dudaklarının kenarı kibirle kıvrıldı. Ardından önüne döndü. Utancımı bir kenara atıp sorumu sordum.

- Damgam görünüyor insanlar sorunca ne cevap vericem.

- Doğruyu söyleyeceksin.

- Ne! İnsanlara böyle bir şeyi nasıl anlatmamı planlıyorsun.

- Oradaki insanlar normâl insanlar değil. Hepsi bizim gibi. Orası bölge okulu ve burasıda bizim bölgemiz ama öğretmenlere dikkat et birtek onlar normâl.

Duyduklarıma şaşırmıştım böyle insanların bu kadar çok olduğunu tahmin etmemiştim ama bu hoşuma gitmişti kendimi daha rahat hissetmeme sebep olmuştu.

Okulun önüne geldiğimizde arabadan indik. Boysan hızlı adımlarla okul binasına yürüdü bende peşinden neredeyse koşarak ilerledim. Beni fark edenler dikkatle yüzüme bakıyordu. Yeni olduğum hemen anlaşılıyordu galiba. Üzerimdeki bakışların artması kasılmama neden olmuştu. Sonunda müdürün odasına geldik. Boysan hızlı bir şekilde kayıt işlemini halledip beni

kendi sınıfına aldırdı. Müdürün odasından çıktıktan sonra Boysan beni bırakıp gitti. Utanmasam yalvarırdım gitmemesi için. İlk günümde tanıdık insanların yanımda olması fena olmazdı. Ne yapacağıma karar veremeyerek yürümeye başladım. Yürürken sert bir şeye çarpmamla kendimi yerde

bulmam bir olmuştu. Acıyla yüzümü buruşturup hemen ayağa kalktım. Kafamı kaldırıp baktığımda oldukça uzun boylu esmer kahverengi gözlü hafif dalgalı saçlı bir çocukla karşılaştım. İnsanlık olsun diye ağzımı açıp özür dileyecektimki söylediği kelimeyle şoka uğradım.

- Güzelim dikkat etsene. Tamam anlıyorum seni, bana herkes düşer de seninki bayaa hızlı oldu. Önce bir alıcı gözle baksaydın.

Şeytani bir şekilde sırıtarak karşımda dikilip yüzümü incelemeye başladı. Bu ne kendini beğenmişlikti böyle. İçimdeki ses susup gitmemi söylesede onu dinlemedim. Hayattan öğrendiğim bir şey varsa o da bir kere kendini ezdirirsen hep ezilirsin. Karşımdaki kibir abidesine bir cevap vermeli ve ona haddini bildirmeliydim.

- Ne o? Sen kendini yakışıklı falanmı sanıyorsun?

- Bayaa hemde. Hayatında görüp görebileceğinin en iyisi.

Ukala bir şekilde göz kırparak cümlesini bitirdi.

- O zaman sana acı bir haberim var birisi seni fena halde kandırmış.

Karşımda halâ otuz iki dişini birden gösterirken bir şey demesine fırsat vermeyerek yanından ayrıldım. Okuldaki ilk günüm süper başlamıştı. Daha ilk dakkadan yine belayı bulmuştum. Sinirle yürüyerek sınıfı buldum içeri geçip sıralarda göz gezdirdim. En arka cam kenarında bir sıra boştu yanında da bir kız oturuyordu. Sıraya doğru ilerleyip sıranın önünde durdum. Kız bakışlarını dışarıdan çekip bana çevirmişti. Siyah saçları düzdü. Hafif çekik kahverengi gözleri sert bakıyordu. Buğday teni pürüzsüzdü. İçimden oldukça güzel olduğunu düşünmeye başlamıştım. Düşüncelerimi bastırıp tok ve kibar bir sesle konuşmaya başladım.

- Sıra boş mu acaba?

Bir müddet beni süzdükten sonra sert sesiyle cevap verdi.

- Evet boş. Oturabilirsin.

Rahatlamıştım ziraa daha ilk günden bir erkeğin yanına oturmak istemiyordum. Çünkü en son oturmam faciayla sonuçlanmıştı.

- Yeni geldin sanırım okula. İlk defa görüyorum seni.

Kızın sorusuyla yönümü ona döndüm. O da yönünü çoktan bana dönmüştü.

- Evet. İlk günüm daha.

Kız elini uzattı ve kendini tanıttı bende aynı şekilde elini sıkıp kendimi tanıttım.

- Ben Laçin.

- Belçin. Memnun oldum.

Kız hoşgörülü bir şekilde gülümsedi bende aynı şekilde karşılık verdim. İlk defa bir arkadaş ediniyordum sanırım. Bir anda ön sıramıza oturan iki kızla dikkatimi onlara verdim. İkiside şaşkın bir şekilde beni izliyordu. Birisi kızıl ve kıvırcık saçlıydı. Teni adeta porselen gibi bembeyazdı. Yeşil gözlerini uzun kirpikler çevreliyordu ve oldukça tatlı bir imajı vardı. Diğer kız sarı saçlıydı. Mavi gözleri oldukça iriydi. Hafif sarı bir teni vardı. Güzel bir kızdı ama her halinden şu moda meraklısı makyaj delisi kızlardan olduğu belliydi. Laçin'in sesi ile gözlerimi ona çevirdim.

- Kıza dik dik bakmayı bırakın.

- Ay pardon yaa bir an daldık öyle özür dileriz. Ben Bike.

Kızıl saçlı olan kendini tanıttı ve elini uzattı. Bende aynı şekilde elimi uzatarak cevap verdim.

- Belçin. Memnun oldum.

Ardından sarı saçlı olanda aynısını yapıp kendini tanıttı.

- Mayda. Memnun oldum.

Tanışma faslı bittikten sonra Bike ve Mayda meraklı gözlerle beni incelemeye devam etti. Rahatsız olsamda sesimi çıkartmadım. Belkide kötü niyetli değillerdi. Bike'nin sesi düşüncelerimin dağılmasına sebep oldu.

- Gözlerin lens mi?

- Hayır. Kendi rengi.

- Ohaaa çok güzel. Keşke benimde gözlerim kırmızı olsaydı.

Bike hüzünle yüzünü buruşturdu. Hayatımda ilk defa birisi gözlerimi beğenmişti. Bu durum beni şaşırtsada hoşuma gitmişti. Demek ki dünyada farklılıklara açık olan insanlarda vardı.

- Saçın, kaşın,kirpiğin her yerin kırmızı zaten daha ne istiyosun? Keşke ailen senin adını kırmızı koysaymıştı.

Laçin'in alay eden sesini ilk başta ciddi algılasamda şakalaştıklarını anlamıştım galiba arkadaşlardı. Bir anda kolumda hissettiğim elle irkildim ama ben daha ne olduğunu anlayamadan çoktan yerimden kaldırılmıştım. Birisi beni yanında sürükleyerek duvar dibindeki sıraya oturttu. Sonunda bunun Boysan olduğunu anlamıştım.

- Ya ne yaptığını sanıyorsun yaa. Ayıııı!

- Kelimelerine dikkat et!

Sesi hırlar gibi çıkmıştı . Sanırım onu bu sefer gerçekten sinirlendirmiştim.

- Burda oturucaksın. Gözümün önünde olacaksın. Baştan söyleyim itiraz hakkın yok.

- İnsanca söyleyebilirdin bunu ordan oraya savurmana gerek yoktu.

Bana cevap vermeye bile tenezzül etmeden önüne döndü. Sınıfa hoca girince bende susmak zorunda kalmıştım. Ders fizikti en sevdiğim dersti ama sinirden dersi bile dinleyememiştim. Ders boyunca herkes Boysan ve bana baktı. Normal tabi Boysan ayısı yüzünden herkese rezil olmuştuk. Özelliklede Laçin, Bike ve Mayda'ya çok ayıp olmuştu. Bir ara özür dilemem gerektiğini aklımın bir köşesine yazdım. Günün geri kalanı boş bir şekilde

bitti. Okuldan çıkıp arabaya bindik. Boysan beni yurda getirdi. Yol boyunca hiç konuşmadık. Çünkü ona çok sinirliydim. Yurda gelince belli belirsiz bir teşekkürle hemen arabadan inip yurda girdim. Tam odama yönelmiştimki kızın biri arkamdan seslendi.

- Belçiiin. Müdire seni odasına bekliyor.

Yine kim bilir hangi saçmalık için beni odasına çağırmıştı. Düşüncelerimi uzatmadan müdirenin odasına gittim. Kapıyı tıklattım ve içerden gel komutunu işitince içeri girdim ama içeri girmemle şok geçirmem bir oldu. Çünkü Tarkat ve Ülgen müdirenin karşısındaki koltuklarda oturuyorlardı. Ülgen beni görünce sevecen bir şekilde gülümsedi. Ne olduğunu anlamayarak müdireye döndüm. Müdire sert sesiyle konuştu.

- Eşyalarını toparla. Tarkat bey ve Ülgen hanım koruyucu ailen oldular. Yurttan ayrılıyorsun.

Duyduklarımla şok geçirmiştim nasıl yani artık onlarla mı yaşayacaktım? Böyle bir şey olamazdı. Ben onlarla yaşayamazdım ama yurttan ayrılmak için iyi bir fikirdi. Yurttan ayrıldıktan sonra onlara durumu izah edip kendi başımın çaresine bakabilirdim.

Oyalanmadan eşyalarımı toplayıp yurttan çıktım. Boysan'ın halâ gitmediğini görünce onunda bu işten haberdar olduğunu anladım.

- Sizi Boysan götürecek. Benim bir kaç işim var.

Tarkat komutunu verdikten sonra arabasına binip yurttan ayrıldı. Bizde

Boysan'ın aracına geçtik. Ben arkaya Ülgen öne oturdu yol boyunca havadan sudan konuştuk. Konuyu bir türlü açamamıştım. Ben başka yerde kalmak istiyorum diyememiştim bir türlü. En sonunda bir evin önünde durduk. Kasabanın biraz dışında ormana yakın bir yerdi. İki katlı ve müstakildi. Buraya neden geldiğimizi anlayamamıştım. Ülgen arabadan inip bizimde inmemizi bekledi. Boysan ve bende indikten sonra Ülgen koluma girerek beni eve doğru yürüttü. Evin kapısına geldiğimizde ben halâ bir şey anlamamıştım. Burda ne işimiz vardı? Ülgen kapıyı tıklattı. Bir kaç saniye sonra kapı açıldı. Kapıdaki yüzü görmemle olduğum yerde kaldım.

Bugün okulda tanıştığım Laçin kapının arkasında bana bakıyordu. O da oldukça şaşırmıştı. Laçin'in yanına iki kız daha geldi. Gözlerim hayretle büyümüştü. Bunlar Bike ve Mayda'dan başkası değildi. Onlarda beni görünce çok şaşırmışlardı. Ülgen sessizliği bozarak konuşmaya başladı.

- Evet Belçin, yeni evin ve bunlarda ev arkadaşların.

Bölüm sonu

9 yorum