Belçin...
Boysan beni eve bıraktıktan sonra gözden kaybolana kadar arkasından bakmıştım. İçimden Tarkat'a küfürler yağdırarak giriş kapısına doğru ilerledim. İçeri girdiğimde kızların çoktan gelmiş olduğunu gördüm. Hepsi salonda oturmuş kendi hallerinde oyalanıyorlardı. Benim içeri girmemle hepsi dikkatlerini bana yöneltti.
- Nereye kayboldun?
Laçin'in sorusu ile olduğum yerde kalmıştım. Utandığım için onlara olanları anlatmak istemiyordum ama yalan söylemekte istemiyordum. Utancımı bastırarak doğruyu söylemeye karar verdim.
- Boysan'la beraberdim.
- Kimle dedin?
Mayda büyük bir şaşkınlık ile sormuştu. Sanırım bu cevabı beklemiyordu. Yüzüm kızarmaya başlamıştı.
- Nereye gittiniz?
Bike'nin sorusu üzerine koltuğa geçip oturdum. Her şeyi en başından anlatmaya karar verdim.
- Boysan bu kadar romantikmiymiş?
- Ne yalan söyleyim bende çok şaşırdım.
Mayda'nın sorusuna gülmeden edememiştim. Gerçekten Boysan'dan böyle bir incelik bende beklemiyordum.
- Tarkat'a bak yaaa! Adam resmen en güzel duyguların katili. Aşk düşmanı adam. Arıyacak zamanı bulmuş.
Bike doğru bir noktaya parmak basmıştı. Gerçektende arayacak zamanı bulmuştu. Acaba Tarkat aramasaydı Boysan benimle ne konuşacaktı? Yol boyu bunu düşünmüştüm. Boysan'a sormak istesemde utandığım için soramamıştım.
- Eee şimdi sevgilimisiniz?
Mayda'nın sorusu ile düşüncelerimden sıyrılmıştım.
- Yok yaa! Ne sevgilisi?
- Eee nesiniz o zaman?
- Birbirini tanımaya çalışan iki insan.
Mayda cevabıma omuz silkerek karşılık vermişti. Bu cevabım pek hoşuna gitmemişti sanırım. Bike ve Mayda her şeyi en ince ayrıntısına kadar heyecanla dinlemişlerdi ama Laçin'in hiç neşesi yoktu. Dinliyormuş gibi görünsede dikkati bizde değildi. Moralinin oldukça bozuk olduğunu anlamıştım. Sebebini merak ederek konuşmaya başladım.
- Laçin! Neyin var? İyimisin?
- İyiyim.
- Morali çok bozuk.
Laçin'in verdiği cevabın doğru olmadığını biliyordum. Mayda'da üzerine ekleyince düşüncelerimde yanılmadığımı anlamış oldum. İyice merak etmiştim ne olduğunu. Laçin'in cevap vermiyeceğini anlayınca Mayda'ya sormaya karar verdim.
- Ne oldu? Nesi var?
- Bugün sen gittikten sonra Burkay ile konuşmaya çalıştı.
- Eeee?
- Burkay konuşmayı bırak dönüp bakmadı bile. Ona morali bozuk.
Bu duruma oldukça üzülmüştüm. Her ne kadar Laçin'in yaptığı hata olsa bile pişman olduğunu görebiliyordum. Bu duruma bir çözüm bulmamız lâzımdı.
- Belçin, bugün sen gittikten sonra ne oldu biliyormusun?
- Ne oldu?
Bike'nin sorusu ile yönümü ona dönmüştüm. Ben gittikten sonra başka ne olmuştu acaba? Bike'nin yüzünden güzelmi yoksa kötü bir olaymı olduğunu anlamaya çalışıyordum. Merakla bütün ilgimi Bike'ye yönlendirdim.
- Pars bizim sınıfa geldi.
- Nasıl yani?
- Artık Tarkat'ın toplumunda olduğu için sınıfı değişmiş. Bizim sınıfta anlıyacağın.
- E ne güzel işte. Sevinmedinmi?
- Ya onu görünce elim ayağıma dolanıyo sürekli aynı ortamda nasıl yapıcam bilmiyorum?
Bike'nin endişesini anlamıştım. Ona bir öneride bulunmak istiyordum ama aklıma hiçbir şey gelmiyordu. En iyisinin susmak olduğunu düşünerek konuşmamaya karar verdim.
- Bu gün ne oldu biliyormusun?
- Yine ne oldu?
Mayda'nın sorusu ile artık şaşırmayı bırakmıştım. Bir gün okuldan kaçmıştım bir sürü şey olmuştu.
- Tunga benimle konuşmak istediğini söyledi.
- Eeee! Ne dedi?
Heyecanla sormuştum sorumu. Acaba ne konuşmuşlardı? İlgi ve merakla Mayda'yı dinlemeye başladım.
- Heyecanlanma boşuna. Kayda değer bir şey olmadı.
- Ne oldu o zaman?
- Seninle konuşabilirmiyiz dedi bende heyecan ile yanına gittim. Sanıyorumki özel bir şey konuşucak. Bana ne sordu dersin?
- Ne sordu?
- Burkay ve Laçin'in arasımı bozuk dedi.
Mayda son cümlesini adeta tükürürcesine söylemişti. Onun bu haline gülmek istesemde kendimi zor tutmuştum. Her ne kadar bugün mutlu olsamda Laçin'in bu hali canımı sıkıyordu. Daha fazla dayanamayarak konuşmaya başladım.
- Sıkma canını. Bir yolunu bulup Burkay'ın gönlünü almanı sağlarız.
- Olurmu dersin?
- Olur tabi neden olmasın.
Laçin buruk bir şekilde tebessüm etmişti. En kısa zamanda bu duruma bir el atmalıydım. İkiside yakın arkadaşlarımdı ve ikisininde eskisi gibi mutlu olmalarını istiyordum.
- Belçin moralini bozmak istemem ama bana vermiş olduğun bir söz vardı. Ona ne oldu acaba?
Bike'nin sorusunu anlamamıştım. Ne sözünden bahsediyordu? Ne sözü verdiğimi bir türlü hatırlayamamıştım. Neyseki Mayda benim yerime sormuştu.
- Ne sözü?
Bende Laçin ve Mayda gibi merakla Bike'yi dinlemeye başladım. Bike utanarak konuşmaya başladı.
- Pars ile konuşmama yardımcı olacaktın.
Nihayet anlamıştım. Bunu nasıl unutmuştumki? Yolculuktan döner dönmez bu iş ile ilgilenmeyi aklımın bir köşesine yazmıştım. Sanırım Boysan ile aramızda olanlar yüzünden aklım karışmıştı.
- Evet o sözüm yerli yerinde duruyor Bikecim.
- Ne zaman yardım ediceksin peki?
- Hemen bu akşam.
- Bu akşam mı? Nasıl olacak o?
- Öncelikle Pars'ın nerede olduğunu öğrenmemiz gerek.
- Bir kafede garson olarak çalışıyor akşamları.
- Nerden biliyorsun bunu?
Mayda hayret içinde kalarak sormuştu sorusunu. Gerçekten bende çok merak etmiştim. Bunu nerden öğrenmişti? Bike utanarak konuşmaya başladı.
- Geçen gün sipariş verdiğimizde kafeden vermiştik. Kurye olarak gelince araştırdım. Orada garson olarak çalışıyormuş.
- O zaman kafeye gidiyoruz.
- Siz gidin ben gelmicem.
- Tabikide geleceksin.
Laçin'i kolundan tutarak zorla kaldırdım. Herkesi odasına gönderdikten sonra bende hazırlanmak için kendi odama gittim. Siyah bir tayt ve üzerime mavi bir blûz giyindikten sonra saçlarımı serbest bırakarak odadan çıktım. Kızlarda hazırlandıktan sonra evden ayrıldık. Bir süre sonra bir kafenin önüne gelmiştik. Arabadan indiğimde gözlerim ile mekânı taradım. Camdan Burkay ve Tunga'yı görünce şaşırmıştım. Hararetli bir şekilde bir şeyler konuşuyorlardı. Boysan'ın da yanlarında olup olmadığını merak ederek hızla girişe yöneldim. Bir kat yukarı çıktıktan sonra kafenin üst katına gelmiştik. Kapıdan içeri girdiğimde Boysan ile göz göze gelmiştik. Birkaç saniye içinde gözlerini çekerek önüne dönmüştü. Bu hateketine anlam verememiştim. Daha sabah çok iyi anlaşıyorduk. Bir anda ne olmuştu böyle? Daha fazla kafa yormak istemiyordum. Bugün buraya Bike için gelmiştim ve kendi sorunlarım ile ilgilenmiyecektim. Mayda'nın peşinden hepimiz bir masaya doğru ilerlemiştik. Boysan'ların çaprazındaki bir masaya yerleşmiştik. Boysan'ın karşısına gelecek şekilde oturmuştum. Bike'yi ise yanıma
oturtmuştum Laçin ve Mayda karşımıza oturmuşlardı.
- Keşke ben gelmeseydim. Burkay'ın morali bozuldu beni görünce.
Laçin'in bu karamsarlığı beni sinirlendiriyordu. Burkay ona bakmamıştı bile. Bu kuruntuları nereden buluyordu anlamamıştım.
- Saçmalama Laçin. Seni görmedi bile.
Mayda içimden geçenleri söylemişti. Laçin içini sıkıntı ile çekerek sessiz kalmıştı. Bike bir anda heyecanla kıpırdanmaya başlamıştı.
- Belçin geliyor ne yapacağız?
- Ben bir bahane ile masaya oturmasını sağlıyacağım. Sende ordan sohbet etmeye çalışacaksın. Tamam mı?
- Tamam.
Bike heyecandan bacağıma tırnak geçirirken Pars bize iyice yaklaşmıştı. Nihayet yanımıza gelip masanın önünde durduğunda konuşmaya başladı.
- Hoşgeldiniz siparişlerinizi alabilirmiyim?
- E Pars, benim sana bir şeyler danışmam lâzım biraz bizimle otururmusun?
- Dinliyorum.
Pars oturmadan vermişti cevabını. Kızların hepsi bana bakıyordu. Bir şekilde Pars'ı masaya oturtmam gerekiyordu.
- Böyle olmaz. Uzun bir konuşma. Otur öyle konuşalım.
Pars ne konuşacağımı anlamamıştı. Uzun uzun bize baktıktan sonra Bike ve Mayda'nın yanındaki boşluğa bakmaya başlamıştı. Sanırım oturacak bir yer arıyordu. Bike'yi masanın altında çimdikliyordum ama o hiçbir şey anlamıyordu. Kenara çekilmesi için kulağına eğilmiştimki Pars, Mayda'nın yanında oldukça geniş olan yere oturmuştu. Bike'yi boğmamak için kendimi zor tutuyordum. Bike kulağıma eğilerek fısıldadı.
- Özür dilerim anlamadım.
Ona kızma işini sonraya bırakarak yönümü Pars'a döndüm ilgi ile bana bakıyordu.
- Su iyesinin söylediği şeyler kafamı karıştırdı ne yapmam gerekiyor tam olarak anlatırmısın?
- Demek istediği kurt özelliklerini geliştirmen gerekiyor. İçinde bastırılmış kişilik olan kurdun o zaman ortaya çıkacak.
Bike'nin bahanesi olarak sormuştum soruyu ama şuan su iyesinin ne demek istediğini daha iyi anlamıştım. Konuşacak bir şey bulamayınca yine Bike'yi çimdiklemeye başladım. Bike kızarmaya ve titremeye başlamıştı. Pars konunun bittiğini düşünüp kalkmaya hazırlanıyordu. Bu seferde konuya Mayda devam etti.
- Peki nasıl bir eğitim alması gerekiyor?
Pars tam anlatmak için dudaklarını aralamıştıki masanın önünde Tunga belirdi. Neden geldiğini anlamaya çalışırken Burkay ve Boysan'da yanımıza gelmişlerdi. Tunga ellerini masaya koyarak konuşmaya başladı.
- Ne konuşuyorsunuz bakalım?
- Seni ilgilendirmeyen şeyler.
Tunga bakışlarını Pars ve Mayda'dan ayırmadan sormuştu sorusunu. Bu yüzden Mayda cevap vermişti.
- Beni ilgilendirmeyipte Pars arkadaşımızı ilgilendiren şeyler neymiş şimdi daha çok merak ettim.
- Ben işimin başına döneyim. Başka sorunuz olursa tekrar sorarsınız.
Pars rahatsız olmuş bir şekilde masadan kalkıp gitmişti. Bike hayal kırıklığı ile omuzlarını düşürürken Tunga'yı boğmak istiyordum. Tüm planımın içine etmişti. Pars ile derdi neydi bunun?
- Sen ne yaptığını sanıyorsun?
- Asıl siz ne yapıyorsunuz?
- Seni ilgilendirmiyor dedimya.
- Bu çocuğu hiç sevmiyorum. Konuşmasanız olmuyormu?
Tunga ve Mayda tartışırken Mayda öfke ile gürlemişti.
- Ama biz seviyoruz. Hadi kızlar gidelim.
Mayda bir anda yerinden kalkıp yürümeye başladı. Tunga'ya çok sinirli olduğum için bende onu takip ettim. Boysan yüzüme çatık kaşlarla bakıyordu ama onada aldırış etmedim. Çünkü kafenin kapısından girdiğimde bana selam bile vermemişti. O bunu hak ediyordu. Hızla arabaya binip ilerlemeye başladık.
- Offf yaa! Tüm plan mahvoldu. Oysaki çok heyecanlanmıştım.
- Merak etme. Bugün ufak bir aksilik çıktı ama yarın B planına geçiyoruz.
- B planı mı? O nasıl?
- Yarın öğrenirsin.
Bike daha fazla soru sormadan arkasına yaslandı. Mayda halâ Tunga'ya hakaretler yağdırırken Laçin beş karış surat ile arabayı kullanıyordu. Ben ise yarının planını yapmaya başlamıştım. Bir söz vermiştim ve bunu tutacaktım.