İçeriğe geç

KIZIL KURT_1 (Alfa)

Bölüm 21 · 8 dk okuma

KIZIL KURT_1 (Alfa)

Bölüm 21

Su İye'si

Belçin...

Sabah şafak sökerken uyandık. Ateş sabaha kadar kendiliğinden sönmüştü. Çadırları ve eşyalarımızı toparladık. Yine konserve yedikten sonra yola koyulduk. Kam'ın neden bu kadar uzakta bir yerde yaşadığını anlamıyordum. Şehre daha yakın bir yerdede yaşayabilirdi. Kam'ın nasıl birisi olduğunu bilmediğim için ona karşı sinirlenmemeyi kafama koyarak ilerlemeye devam ettim.

Her ne kadar düşünmek istemesemde dün gece olanlar aklımdan çıkmıyordu. Boysan soruma cevap vermemişti. Acaba cevap vermemiş olması evet anlamınamı geliyordu? Alfa olmasan senin yüzüne bile bakmayız demekmi oluyordu? Kendi kendimi dolduruşa getirmekte üstüme yoktu. Aslında çok boş bir mevzuydu. Ziraa kafamı yormam gereken daha önemli konular vardı. Daha fazla düşünmemeye karar verdim.

Uzun bir süre daha kimseyle konuşmadan tek başıma ilerledim. Yalım'ın bana doğru ilerlediğini görünce koşarak kızların yanına gittim. Dünki gibi yine kafamı bulandırmasına izin veremezdim. Kızlar şaşkınlıkla bana bakıyorlardı. Neden koştuğumu anlamamışlardı. Yalım ise ondan kaçtığımı anlamış gibi gözlerini kısmış beni izliyordu. Bakışlarına aldırış etmeden önüme döndüm.

- Neden koşuyorsun? Bizim yürümeye bile mecalimiz yokken hemde.

Mayda son sözünü içten gelen bir yorgunlukla dile getirmişti. Anlaması için kaş göz işaretleri ile arka tarafımı gösterdim. Yönünü dönüp Yalım'ı gördüğünde anladığını belli eden bir şekilde başını salladı.

- Belçin, yolculuğa çıktığımızdan beri neredeyse hiç konuşmuyorsun bir sorunmu var?

Laçin ilgili bir şekilde sordu sorusunu. Önce gerçek hislerimi söylemek istesemde onların başını şişirmek istemediğim için anlatmaktan vazgeçtim.

- Hiçç yorgunum sadece.

- Belçin, hiç yalan söyleyemiyorsun. Uzatmadan öt bence.

Mayda kısık gözlerle sanki zihnimi okumaya çalışıyormuş gibi beni inceliyordu. Sorusuna cevap vermek zorundaymışım gibi hissettim.

- Biraz korkuyorum.

- Neden?

Bike'nin sorusu ile yönümü hafif ona dönerek konuşmaya başladım.

- Kam'ın huzuruna çıkmaktan, alfa olmaktan her şeyden korkuyorum. Ya alfa bensem bunun sorumluluğunu nasıl kaldırabilirimki. Hiçbir şey bilmiyorum. Eğitimim yok. Her şeyi geçtim daha dönüşemiyorum bile.

- Merak etme Belçin, biz her zaman yanında olacağız. Alfa olsanda olmasanda. Her şeyin üstesinden birlikte geleceğiz. Yolculuk biter bitmez sonucu ne olursa olsun bütün eksikliklerini tamamlayacağız.

Mayda hepsinin adına konuşmuştu ve çok güzel konuşmuştu. Onun bu konuşmasına duygulanmıştım. Ağlamak istiyordum ama kendimi tuttum. Onun bu desteğine buruk bir tebessüm ile karşılık verdim. Duygulandığımı anlayan Mayda hemen konuyu değiştirdi.

- Arkadaşlarım, lütfen bu yolculuk boyunca birbirimize bir metreden fazla yaklaşmayalım. Çünkü hepimiz kokmak üzereyiz.

Onun bu düşüncesine hepimiz gülmüştük. Haklıydıda daha bir gün olmasına rağmen ter ve is kokusu kendimizden iğrenmemize neden oluyordu.

Uzun bir süre daha yol gittikten sonra dinlenmek için mola verdik. Daha ne kadar yol gitmemiz gerekiyor bilmiyordum. Su içmek için su mataramı elime aldığımda çok az suyumun kaldığını farkettim.

- Suyum bitmiş. Sizinkiler ne durumda?

- Benimkide bitmiş.

Bike'nin cevabından sonra yönümü diğerlerine döndüm. Onlardanda olumsuz cevap alınca bu durumu lidere söylemeye karar verdim ama Tarkat'tan ölesiye tırsıyordum. Bir türlü lafa giripte bu durumu iletemedim. Bir anda yanımıza gelen Burkay'ı bir hazine görmüş gibi izlemeye başladım.

- Çakmak göz bana öyle bakmayı bırak. Eğer aşıksan üzgünüm benim kalbim yırtıcı kuşum ile dolu.

Onun bu düşüncesine gözlerimi devirmeden edemedim. Daha fazla lafı uzatmasına izin vermeden konuya girdim.

- Kes saçmalamayı. Suyumuz bitti. Lidere bu konuyu iletmeni isteyecektim.

- Neden ben iletiyormuşum?

- Çünki biz öyle istiyoruz.

- Yok yaa akıllımısın sen? Çok susadıysan kendin söyle.

Mağdem güzellikle yapmıyacaktı bende işin içinde biraz üçkağıt sokabilirdim.

- Maalesef Laçin, iddiayı kaybettin.

- Ne iddiası?

Laçin yaptığım blöfü anlamayarak sormuştu. Burkay'da merakla Laçin'e bakıyordu. Laçin tüm tezgahımı bozmadan konuşmaya devam ettim.

- Laçin'le senin üzerinden iddiaya girmiştik. O dediki Burkay bu işi halleder, liderle konuşur. Bende dedimki Burkay yapamaz. Bu durumda ben kazanmış oluyorum.

Burkay bir hışımla kalkıp liderin yanına adeta koşmuştu. Onun bu haline hepimiz gülmüştük. Burkay tam anlamı ile gazla çalışıyordu.

- Tarkat amca sularımız bitti. Ne yapacağız?

- Bizimkilerde bitti. Biz burda bekleyelim siz etrafa dağılıp su arayın. İllaki bir su kaynağı vardır.

Tarkat'ın cümlesini herkes duymuştu. Mataralarımızı alıp dört kişilik gruplara ayrıldık. Suyu bulan grup diğerlerine haber verecekti. Mayda, ben, Boysan ve Tunga bir grup. Laçin, Bike, Burkay ve Akay bir grup diğerleride bir grup olmuştu. Dördümüz birlikte ilerlemeye başladık.

- Ya itbaraklarla karşılaşırsak?

- Saldırırlarmı?

Benim korku ile sorduğum soruya Mayda daha büyük bir korkuyla karşılık vermişti. Boysan her zamanki gibi sessiz kalırken Tunga alayla konuştu.

- Saldırırlar tabi üçümüzüde öldürürler. Sana dokunmazlar ama merak etme.

- O niye?

- Seni kendilerinden sanırlarda ondan.

Tunga söylediği şeye dünyanın en komik esprisiymiş gibi gülüyordu. Bende gülmek istemiştim ama Mayda alınmasın diye kendimi tutmuştum.

- Komik falan olduğunu mu düşünüyorsun? Çocukmusun sen böyle şeylerle dalga geçiyorsun.

Mayda oldukça ciddi cevap vermişti. Sinirlenmişe benziyordu. Haklıydıda bana söylenseydi, söyleyen kişi çoktan yumruğu yemişti. Mayda ve Tunga atışmalarına devam ederken gözlerim Boysan'a kaydı. Önüne bakıyor başka hiçbir şeyle ilgilenmiyordu. Dünden sonra hiç konuşmadığımız aklıma gelince içimden gelen konuşma dürtüsüne engel olamadım.

- Nasılsın?

- ...

- Küsmüyüz neden cevap vermiyorsun?

- ...

- Anlaşıldı. Bende bir daha yanına bile gelmem.

Hızlanıp ilerlemeye çalıştım. Benimle konuşmaması canımı çok sıkmıştı madem benimle konuşmuyordu bende bir daha yanına bile gitmiyecektim. Tam geçip gidecekken kolumdan tuttu.

- Küsmesi gereken kişi sen değilsin.

- Yaa öylemi? Kimmiş o kişi.

- Etrafında olan herkes. Mağlum seninle çıkar ilişkimiz olduğunu düşünüyorsun.

Söyledikleri canımı sıkmıştı. Haklıydı onlar hakkında bu tarz düşüncelere kapılmam çok yanlıştı. Boysan'ın bu konu yüzünden bana küsmesi aslında hoşuma gitmişti. Demek ki benim düşüncelerimi önemsiyordu. Her şeyden önemlisi bana kırılacak kadar değer veriyordu. Bu beni mutlu etsede küs olmamız moralimi bozmuştu.

- Haklısın bende seninle bu konu hakkında konuşmak istiyordum. Özür dilerim. Sadece kötü bir günümdü dilimi tutamadım.

Boysan cevap vermeden ağır adımlarla ilerlemeye devam etti. Bizden bir kaç metre ileride olan Tunga ve Mayda heyecanla bize seslendiler.

- Boysannn! Aşağıda göl var.

Bizde hızlanıp hemen yanlarına gittik. Göl tepenin aşağısında oldukça büyük bir göldü. Suyu ise temiz görünüyordu. Mayda, Boysan ve ben göle inerken Tunga diğerlerine haber vermek için ormanın iç kısımlarına girdi. Bir kaç dakika sonra oldukça güçlü bir uluma sesi yerimden sıçramama neden oldu. Korkuyla Mayda'nın kolunu tuttum.

- Korkma, uluyan Tunga idi. Diğerlerine haber verdi.

Duyduklarıma çok şaşırmıştım ama neden şaşırdığımı halâ anlamış değildim. Büyülü bir dünya da bunlar gayet normâldi. Bir kaç dakika sonra Tunga yanımıza geldi. Gölün kenarına tamamen yaklaştığımızda elimi

yüzümü yıkamak için göle eğilmemle çığlık atmam bir oldu. Tunga, Boysan ve Mayda telaşla yanıma geldiler. Mayda yanıma eğilip telaşla sordu.

- Belçin! Ne oldu? İyimisin?

- Gölün içinde kurt var.

Cevabımla beraber Tunga ve Boysan eğilip suya baktılar.

- E hiçbir şey yok suda.

Tunga'nın cümlesinden sonra tekrar eğilip suya baktım. Kurt halâ oradaydı. Biraz daha uzun baktıktan sonra bunun bir yansıma olduğunu anladım. Hemen arkamı dönüp baktım ama kurt falan yoktu. Boysan

hareketlerime anlam veremeyerek sordu.

- Napıyorsun sen? Delirdin iyice.

Ona aldırış etmeden Mayda'ya seslendim.

- Mayda benim yanımda suya eğilebilirmisin.

Mayda söylediğime anlam veremesede eğildi. Onun yansımasını suda görebiliyordum ama kendi yansımamın yerinde bir kurt vardı. Elimle sudaki yansımayı işaret ederek konuştum.

- Görüyormusunuz?

- Neyi?

Tunga ve Boysan'da merakla suya eğilmişlerdi.

- Yansımama bakın.

Üçününde yüzlerini sudaki yansımadan görebiliyordum. Hepsi şaşkınlıkla yansımama bakıyordu. Sanırım sonunda görmüşlerdi. Tunga hemen kenara çekilip kendi yansımasını izledi.

- E bizde neden olmuyor?

Dikkatle suyun içine bakarken suyun dibinde beyaz bir ışık belirdi. Hepimiz merakla ışığı incelerken ışık gitgide suyun yüzeyine yaklaşıyordu. Suyun yüzeyinde yavaş yavaş bir varlık belirdi. Hepimiz şaşkınlıkla onu izliyorduk. Sivri kulakları, koyu mavi gözleri ve uzun saçları vardı. Her

halinden büyülü bir varlık olduğu belli oluyordu. Hepimizi inceledikten sonra gözleri benim üzerimde takılı kaldı. Belli belirsiz bir gülümseme ve ürkek hareketlerle yanıma yaklaştı. Sadece kafası ve omuzları görünen sudan bir elini çıkartarak bana doğru uzattı. Korksamda büyülenmiştim. Hareket edemiyordum. Parmağının ucunu yanağımda gezdirdikten sonra utanarak geri çekildi.

- Nesin sen?

Bana cevap vermeden bir süre daha beni izledi. Ardından ince bir sesle konuşmaya başladı.

- Ben... su iyesiyim.

Kaşlarımı çatarak yönümü Boysan'a döndüm. Su iyeside ne demekti? Boysan ne demek istediğimi anlamış olacakki cevap verdi.

- Su perisi demek.

Şaşkınlığım inanılmaz bir hal almıştı. Diğerleride benden farklı değildi. Onunla daha çok konuşmak istiyordum. Beklemeden hemen sorumu sordum.

- Yansımam? Onu senmi yaptın?

Utanarak kıkırdadı. Onun bu hali gülümsememe neden olmuştu. Ardından ciddi bir şekilde konuşmaya başladı.

- Biz uzun zamandır senin gelmeni bekliyoruz. O yüzden heyecanlandım. Sadece kurdunu görmek istemiştim.

Dediklerinden hiçbir şey anlamamıştım. Beni neden bekliyorlardı? Beni nereden tanıyorlardı? Ama daha çok dikkatimi çeken yansımamda gördüğüm kurdun benim kurdum olduğuydu.

- O benim kurdummuydu?

- Bilmiyormusun?

- Neyi?

- Kurdunun nasıl göründüğünü?

- Hayır. Ben dönüşemiyorum.

Söylediğim son cümle şaşırmasına neden olmuştu. Uzun uzun düşündükten sonra konuşmaya başladı.

- Sana yardımcı olabilirim.

- Nasıl?

Çok heyecanlanmıştım. Gerçekten yardım edebilirmiydi? Merakla cevabını bekledim.

- Bu konuyu daha bilgili bir su iyesiyle konuşabilirim onlar cevabını biliyordur.

- Tamam ama ne zaman? Benim gitmem gerek.

- Sen ne zaman istersen.

- Seni tekrar nasıl bulacağım?

- Ben bu suda yaşıyorum. Geldiğin zaman suya eğilip yüzünü göstermen yeterli. Ben seni bulurum.

Arkamızdan gelen sesler ve gürültüler nedeni ile korkup kaybolmuştu. Arkamızı döndüğümüzde grubun geri kalanı ile karşılaştık.

- Napıyorsunuz orda? Nolur balık tutuyoruz diyin. İçim dışım konserve oldu.

Burkay dalga geçerek yanımıza geldi. Ortam çok kalabalık olduğu için onlara bu konuyu sonra anlatmaya karar verdik. Hızla mataraları doldurup göl kenarından ayrıldık. Son bir kez dönüp göle baktığımda su iyesini yüzeyde gördüm. Ona son kez el sallayarak yoluma devam ettim.

Bölüm sonu

1 yorum