İçeriğe geç

KIZIL GÜLLER SİYAH YEMİNLER

Bölüm 5 · 3 dk okuma

KIZIL GÜLLER SİYAH YEMİNLER

Bölüm 5

GİTMEM GEREKEN YER

(Açelya'nın Gözünden)

Bazı geceler vardır…

Uyursun ama dinlenemezsin.

Gözlerini kapatırsın ama zihnin susmaz.

İşte o gece de öyleydi.

Yatağımda saatlerce tavana baktım. Telefonumun ekranı hâlâ komodinin üzerinde duruyordu. Gelen o iki mesajı defalarca okudum.

"Aras Karahan sandığın kişi değil."

"Gerçeği öğrenmek istiyorsan yarın saat 19.00'da eski tren garına gel. Tek başına."

Telefonu elimden bırakıp derin bir nefes aldım.

Kendi kendime defalarca, Gitmeyeceksin Açelya, dedim.

Ama ne zaman gözlerimi kapatsam aklıma aynı soru geliyordu.

Ya gerçekten bilmediğim bir şey varsa?

---

Sabah erkenden uyandım.

Penceremi açtığımda hafif bir rüzgâr yüzüme çarptı.

Eskiden sabahları çok severdim.

Kahvemi alır, balkona çıkar, kuş seslerini dinlerdim.

Şimdi ise her ses beni irkiltiyordu.

Perdeyi araladığımda sokağın karşısında siyah bir araç gördüm.

Artık buna alışmaya başlamıştım.

Garip olan da buydu.

İnsan en korkutucu şeylere bile zamanla alışıyormuş.

---

Annem kahvaltıyı hazırlamıştı.

Masaya oturduğumda yüzüme uzun uzun baktı.

"Gözlerinin altı morarmış."

"Biraz uykusuzum."

"Yine mi düşünüyorsun?"

Başımı salladım.

Annem elimi tuttu.

"İçine doğmayan hiçbir şeyi yapmak zorunda değilsin."

Onun bu cümlesi içimde yankılandı.

Keşke her şey bu kadar kolay olsaydı.

---

Saat öğleden sonra üçe doğru telefonum çaldı.

Arayan Aras'tı.

Bir an ekrana baktım.

Nedense gülümsediğimi fark ettim.

Bu beni şaşırttı.

Telefonu açtım.

"Merhaba."

"Sesin yorgun geliyor."

"Biraz."

"Kahve içer miyiz?"

"Bugün olmaz."

"Neden?"

Yalan söylemek istemiyordum.

Ama gerçeği de söyleyemezdim.

"Bir işim var."

Karşı tarafta kısa bir sessizlik oldu.

Sonra sadece,

"Dikkatli ol."

dedi.

Telefon kapandı.

Kalbim tuhaf bir şekilde sıkıştı.

Bana güveniyordu.

Ben ise ondan bir şey saklıyordum.

---

Saatler geçmek bilmiyordu.

Her dakika saate bakıyordum.

Altı...

Altıyı on geçe...

Altıyı yirmi...

Sonunda dayanamadım.

Dolabımı açtım.

Siyah bir kaban giydim.

Aynanın karşısına geçtim.

Yüzümdeki gerginliği saklayamıyordum.

"Korkuyorsun."

Bunu kendi yansımama söyledim.

"Evet."

Hem de çok.

---

Eski tren garına vardığımda hava kararmaya başlamıştı.

Burası yıllardır kullanılmıyordu.

Paslanmış raylar…

Kırık camlar…

Rüzgârın çıkardığı uğultu…

Her şey ürkütücüydü.

"Buraya gerçekten geldim."

Kalbim göğsümden çıkacakmış gibi atıyordu.

Tam geri dönmeyi düşünürken arkamdan bir ses duydum.

"Gelmeyeceğini sanmıştım."

Yavaşça döndüm.

Siyah montlu, ellili yaşlarında bir adamdı.

Yüzünü tam seçemiyordum.

"Beni neden çağırdınız?"

Adam bana birkaç adım yaklaştı.

"Çünkü gerçekleri öğrenme hakkın var."

"Hangi gerçekleri?"

"Aras Karahan hakkında."

Kalbim hızlandı.

"Ne biliyorsunuz?"

Adam cebinden eski bir fotoğraf çıkardı.

Fotoğrafta genç bir adam ve küçük bir kız vardı.

Kız...

Bendim.

Fotoğrafı görünce nefesim kesildi.

"Bu..."

"Baban."

Gözlerim doldu.

"Babam nerede?"

Adam tam konuşacakken uzaktan fren sesi duyuldu.

Siyah araçlar…

Birden fazla…

Adamın yüzündeki ifade değişti.

"Geç kaldılar."

"Kim?"

"Kaç!"

Ne olduğunu anlayamadan kolumdan tuttu.

Tam o sırada silah sesini andıran yüksek bir patlama sesi duyuldu.

İrkildim.

Adam beni eski binanın içine doğru itti.

"Koş!"

Nefes nefese koşuyordum.

Ayak sesleri peşimizden geliyordu.

Kalbim kulaklarımda atıyordu.

Bir koridora girdik.

Adam bir kapıyı açtı.

İçeri girdiğimiz anda kapı sertçe kapandı.

Karanlığın içinde sadece nefes alışlarımız duyuluyordu.

"Onlar kim?"

Adam cevap vermedi.

Sonra cebinden küçük bir zarf çıkardı.

"Bunu sakla."

"İçinde ne var?"

"Babanın sana bıraktığı son şey."

Titreyen ellerimle zarfı aldım.

Tam açacakken dışarıdan sert bir ses duyuldu.

"Kapıyı açın!"

Ses...

Aras'ın sesiydi.

Olduğum yerde donup kaldım.

Adam bana baktı.

"Unutma Açelya."

"Ne?"

"Bu saatten sonra kimi seçersen, hayatın da o yöne gidecek."

Kapı büyük bir gürültüyle kırıldı.

Toz bulutu havaya yükseldi.

İlk gördüğüm kişi Aras'tı.

Nefes nefeseydi.

Gözleri önce bana, sonra yanımdaki adama çevrildi.

İkisi birbirine saniyelerce baktı.

Aras'ın yüzü ilk kez korkuya benzeyen bir ifadeyle değişti.

"Sen..."

dedi kısık bir sesle.

"Demek gerçekten yaşıyorsun..."

Yanımdaki adam hafifçe gülümsedi.

"Oyun daha yeni başlıyor, Aras."

Ben ise ikisinin birbirini tanıdığını o an anladım.

Ve o an hissettim ki...

Ben hâlâ bu hikâyenin en küçük parçasını bile bilmiyordum.

Bölüm Sonu...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.