İçeriğe geç

Kızıl Gölge

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Kızıl Gölge

Bölüm 1

İlk Karşılaşma

Yazardan Not: İlk kitabım umarım beğenirsiniz. İyi okumalar…

Birinci Bölüm:İlk Karşılaşma

“Gökçe Aurelia”

Eğildim ve dikkatlice postallarımın bağcığını bağladım. Artık hazırdım ancak benim yarım gram beyni olan yoldaşım hâlâ kulübedeydi. “Kuzey hadi casuslarımız hareketlenme sezmiş kraliçeyi korumamız lazım oraya saldırabilirler.”

Kuzey ise benim aksime oldukça rahattı kulübeden çıkıp postallarını giyerken hiçte acele etmiyordu. “Her gün aynı şeyleri söylüyorsun Gökçe.”

Kral ve kraliçenin olduğu kulübeye doğru ilerlerken ofladım. Gerçekten beni deli edecekti. “Bu seferki farklı Kuzey gerçekten saldıracaklar yoksa neden kulübeye doğru gelsinler.”

Yanımda ilerliyordu elini dostça omzuma koydu. “Sana da bazen saldırıyorlar Gökçe biraz da kendini mi düşünsen?”

Yine başlıyorduk. Kulübeye yaklaştığımız için kılıcımı çektim ve ağır ağır ağaçların arasından ilerledim. “Ben onlardan değilim Kuzey.”

“Hayır onlardansın Gökçe sen bir prensessin oda senin ablan. Öğrenince ne olacak söyler misin bana?” Sonra kendi kendini cevapladı. “Bir daha asla senin yüzüne bakmayacak ki haklıda. Sen onlardansın Gökçe daha fazla gizleme bunu.”

Yavaşça arkamı döndüm öylece durmuş bana bakıyordu. “Ben onlardan değilim Kuzey. Öyle görünse de değilim bunu en iyi sen biliyorsun.” Bu konuyu konuşmayı hiç sevmediğimi oda biliyordu ama inatla devam ediyordu.

“Her zaman pelerinle ve maskeyle gezemezsin Gökçe seninde nefes almaya ihtiyacın var.” 5 yıl önceki savaşta herkes benim öldüğümü sandığı için pelerinin şapkasını ve siyah peçemi hiç çıkarmazdım çıkarsam bile cadı derlerdi. Ama nedeni ölü sanılmam değil kızıl saçlı olmamdı. Nerdeyse birçok ülkede kızıl saçlı insanlara cadı der infazını gerçekleştirirlerdi bunun nedenini kendileri de bilmiyordu. Soylu olduğu için insanların birkaç sözüne inanıp masumları katlediyorlardı.

Önüme dönüp kulübeyi gözlemeye devam ettim. “Lütfen kapat konuyu Kuzey.”

“Ama-“ Kuzeyin lafını bölen şey askerlerin kulübeye saldırmaya başlamasıydı. Kendi askerlerimiz bize saldırıyordu. Ne komedi ama.

Kral dışarıdaydı ve onca askerin arasında kalmıştı. Kuzeye döndüm. “Sen etrafı temizle ben kralın yanına gidip onu koruyayım.” Gözleri parladı. En sevdiği şey etraftakileri temizlemekti. Savaşın ortasına girmektense kenardan her şeyi halletmeyi tercih ederdi.

Onu orada bırakıp krala arkadan saldırmaya çalışan birini tek hamlede yere serdim. Boynuma yaslanan kılıçla durmak durumunda kaldım çünkü kılıcın sahibi kraldı bana öfkeyle bakıyordu. “Sende kimsin!” Gür sesiyle irkilsemde belli ettirmedim. Genç olmasına rağmen oldukça iyiydi krallık yönetmekte. Deneyimlemesek de biliyordum çünkü bir zamanlar babasının veliahtı olarak birkaç günlüğüne yönetmişti krallığı. Başımı hafifçe eğip selam verdim. “Öylesine bir muhafızım majesteleri ve tamamen size bağlıyım.” Kuzey’in Sende Bir Prensessin sözü kulağımda çınlasa da umursamadım. Üzgünüm Kuzey ama benden prenses olmaz.

Kral şüpheyle süzdükten sonra kuşkuyla bana baktı. “Neden sana güveneyim ki?” Oldukça mantıklı bir soruydu ancak benimde cevaplarım vardı elbette.

“Size karşı boynum kıldan ince majesteleri. İsterseniz şu an canımı alın ancak şunu demeliyim ki şu an rahatça konuşmamızın sebebi ormanda konuşlanmış askerlerimiz ve ben şu an istesem sizi çok rahat bir şekilde öldürtebilirim ancak size bağlıyım ve yüce krallığımızın geri gelmesi için canımı bile veririm.”

Kılıcını yavaşça çekti sanırım artık inanıyordu bana. “İçeride kraliçe ve kızım var onları arka kapıdan çıkart bende burayı hallettikten sonra yanınıza geleceğim.”

“Emredersiniz majesteleri güveninizi boşa çıkartmayacağıma emin olabilirsiniz.” Hızlıca kulübeye girdim yavaş yavaş odaları gezmeye başladım. Küçük eski bir kulübeydi birkaç odası vardı. Tedbirli bir şekilde 2. odaya girerken kafamda kırılan şey yüzünden sendeledim kapının girişine tutundum. Henüz kendime gelememişken boynuma dayanan hançeri fark ettim.

“Sende kimsin!” Kraliçenin zarif sesiyle silkelendim kendime gelmeye çalıştım. Ona sıkıca tutunmuş kocaman korku dolu gözlerle bana bakan küçük prensesi görünce daha çok bocalayıp dondum. Uzaktan görmüştüm ancak hiç bu kadar güzel ve tatlı bir kız olduğunu fark etmemiştim. İlk izlenim ancak bu kadar mükemmel olabilirdi. “Muhafızım.” İlk defa kekelemiştim. Kendimi hemen toparlayıp ses tonumu düzelttim. “Aurelia krallığına bağlı bir muhafızım kraliçem kralın emriyle sizi buradan kurtarmaya geldim.”

…

Bölüm sonu

1 yorum