İçeriğe geç

Kızıl Elmas

Bölüm 4 · 5 dk okuma

Kızıl Elmas

Bölüm 4

Bölüm 4:Sistem

Artık katillerin inançlarımıza bile göz diktiği bir devirde yaşıyorduk. Tecavüzücülerin degil tecavüze uğrayanların hapse atıldığı bir dünyada.Hastalıklı beyinlerin diğer mahkum olan beyinlerin içini yıkayarak onları temizlediklerini savunan,şifayı kendisinin hasta olduğunu saklamak icin karşısındakini daha hasta hale getirerek dağıttığını savunup bunlari da sisteme yıkıp kendilerini anladıkları bir devirde yaşıyorduk.Anlayacağınız herşeyin zıt yaşandığı bir devir. Kurallar koydular ;kendileri dışındaki herkesi aşağılayan ,yok eden insanlara kendi varlıklarını yok ettiren kurallar.Yasaklar getirdiler ;bırak çiğnemeyi çiğnebilme ihtimalini düşünmesinin bile yasak olduğu ..yasakların içindeki yasakları getirdiler. Vergi içine vergi koydular;zenginleri daha zengin fakirleri daha fakir hale getirdiler.Zenginleri Tanrı olarak gördüler onlar dokunulmazdı fakirler..Fakirler kendi ışıklarını karartan böceklerden farksızdı onlar için. En kötüsü ailelerin içine nifak soktular.Aynı evde yaşayan yabancılar haline getirdiler insanları.Herkes düşman tek dost Tanrı olan kendileriydi. İnançları yaşamak güç hale geldi.İnsanları parçalamak için önce aile yapısını değiştirdiler sonra da inançları. Düşünmeden yaşayanlar için bile hayat zordu.Sorgulamaya izin yoktu.Yalnızlık herkesin en iyi dostu olmuştu öyle olması gerekiyordu. ''Neden ölüyken bu kadar özgür hissediyorum?''bir çocuğun sözleriydi bunlar.Kısa bir direnişin simgesi olmuştu.Kısa demiştim ama başka direnişlere karşı uzundu .Bir ya da iki gün olması lazım .Bunlara direniş denir mi bilinmezdi tabi sadece 'Neden?'sorusunu soran birkaç insan..Oysaki ilk yasaklanan kelimelerden biriydi 'Neden?'çünkü sorgulamak yasaktı. Özel hapishaneler yaptılar.İçeri girmenin kolay çıkmanın zor olduğu hapishaneler.Gün boyunca işkencelerin devam ettiği boş odalardan bağırma seslerinin geldiği odalar yaptılar.İkna odaları kurdular insanların zihnini boyadıkları.Bizi bağlamak için pranganlara gerek duymadılar onlar sadece göstermelikti. Bedenlerimize taktıkları prangaların ruhumuza uymadığını gördüklerinde koydukları kuralların içine inancımızı değerlerimizi benliğimizi hapsettiler.Tek özgürce yaşamasına izin verdikleri korkularımızdı. İşte böyle bir devirdeyken halâ insanlara umut olmaya çalışan gerçek insanlar vardı ama kurtuluşumuz için yeterli değildi. Sistem yemini yanlış ezberledikleri için onlarca çocuğu yaktıklarında belkide sadece son kalan duygu kırıntılarınıda yok etmek istiyorlardı.Ama bazılarının başka planları vardı. ….İsimsizler….. Bunu yaptıran kişiyi tüm uzuvlarını koparıp vücudunu kaslarına ,kemiklere kadar parçalayıp her birini farklı bir soyluya gönderdiklerinde sistem bunu saklamaya çalıştı.Başaramadıklarında onları vatan haini ilan ederek onları bulup getirenlere büyük ödüller vaad ettiler.İnsanlar kendi içinde çatışmaya başladılar bir tarafı onları kahraman ilan edip onlara katılmak isterken bir tarafı onları teslim edip daha iyi bir hayat yaşamak istedi.Oysa onları teslim etselerde yaşayacağı hayata hayat denebilinir miydi ki bu çatışmaya girmişlerdi?Böylece sistem yine kazanmıştı insanları yine bir çatışmanın içine çekmişti. Bu çekişmeyi sonlandırmak isteyen İsimsizler sokaklara bazı sözler asmaya başladı. ''Sizin ruhunuza takmaya çalıştıkları prangalarınızın anahtarı onların balgamlı beyinlerinde değil özgürlüğünüzün elinde.'' ''Yaşam hapisiniz ölüm özgürlüğünüz değil umut yaşamınız öfke özgürlüğünüz olsun!'' ''Çocuklarınıza yenilmeyi değil nasıl kazanacaklarını öğretin'' ''Ölü gibi yaşatana değil ölüleri canlandırmaya çalışana destek olun.'' Bu sözler insanların kafasını karıştırmıştı.Ama direnişe yetmemişti..İsimsizlere kızan sistem acısını halktan çıkarmaya başladı.Suçsuz insanlara koydukları kurallar yetmezmiş gibi daha da eziyet etmeye başlamışlardı.Kimse dışarı çıkamıyordu ekinler kurumaya yüz tutmuş ,hayvanlar açlıktan kıvranıyordu tıpkı insanlar gibi. Artık insanlar umutlarını ölmekte ararken bir mucize oldu.Sistem İsimsizlerin yakalandığını duyurup yaklayanlara verilecek ödülleri paylaştılar.Ardından bazı iyileştirmeler yapıldı kurallar az da olsa gevşetildi .Yasaklar insanların boynundaki kalın bir urgandı bu incetildi.Bunun arkasındaki sebebi kimse sorgulamadı. *. *. *. *. * İşte Asteria böyle bir dünyaya gözlerini açtı.Alev gibi saçları özgürlüğün renginde gözleri vardı.Kan kırmızısı dudakları küçük kafasında büyük kalıyordu.Bakışlarındaki masumluk onu daha da tatlı kılıyordu.Tuttuğunu koparacağını ve bırakmayacağını gösteren minik elleri yumruk olmuştu. Yüzü tatlı bir rüyadan uyanmış gibi gülümsedi.Ama küçük burnu önemli bir kokunun eksikliğini hissetmiş gibi kıpırdandı sanki bir arayışın içindeydi.Tatlı bir dokunuş bekliyordu bedeni.Kulakları cennetin sesini arıyordu.Ama bu onun için imkansızdı. S Kimsin? Y Yolanda efendim. S Sen imparatorluktan kovulan baş hizmetçisin değil mi? Y Evet. S Kovulma sebebin? Y Artarda yaptığım hatalar S Nasıl hatalar? Y Küçük ..hatalar S Bir baş hizmetçi artarda neden hatalar yapar? Y Zor bir dönemden geçiyordum. S Ne gibi? Ailemin bağları kopuyordu diyemedi Yolanda .Bu ailesine bağlı olduğunu gösterirdi bu da..başına sorun açabilirdi.Bu adama güvenseydi belki söylerdi ama şu an güvenmesi için bir sebep yoktu. Y Amansız bir hastalığa yakalandım yakında.. devamını getiremedi. S Bu hastalık beynini mi etkiliyor ? Bulaşıcı mı acaba diye endişelendi Stew,hasta olmak istemiyordu. Y Hayır.. hayır .Sadece beni yorgun ve halsiz hissettiriyor. S Bu haldeyken bir çocuğa bakabilecek misin? Y Evet efendim .Endişelenmeyin ona gözüm gibi bakacağım. Birkaç aday gelmişti krallığa.Asteria'yı yetiştirebilecek en iyi aday bu kadındı.Sıkılmıştı işleri vardı bu kadar konuşma yeterliydi. S Tamam kahyam sana yolu gösterecek çıkabilirsin. Y Yani işe alındım mı? diye sordu şaşkınlıkla Yolanda.Bu kadar kısa bir mülakat yeterli miydi gerçekten.İmparatorluk gibi bir yerden kovulduğu için artık iş bulması onun için çok zor hale gelmişti.En son çare bu küçük krallığa gelmeyi seçmişti .Böyle bir krallık olduğunun haberini bile yeni öğrenmişti. S Evet ,çık! deyip kızmasıyla Yolanda hemen ayağa kalkıp dışarı çıktı. Hizmetçi bu kızla uğraşmaktan sıkılmıştı.Bebek bakıcısı diye mi almışlardı onu işe?Ayrıca şeytan gibi saçları onu gerçekten iğrendiriyordu.Kendi güzel saçlarını okşadı aynada uzun uzun kendini inceledi. -Tanrı özene bezene yaratmış beni.Tanrım bana bu güzelliği yaratırken keşke diğer insanlara da bunu görme gücü verseydin!diye sitem etti kendini beğenmiş. Küçük bir bahçeden geçerek iki katlı bir eve geldiler. Kahya dedi ki: Yasak kelimeler: Baba ,Stew sadece kral diye hitap edilebilir. Anne ,Renate ismi. Renate doğum günü tarihi Sistemin yasakladığı kelimeler.Örneğin piç, gayrimeşru ,soysuz, kara büyüler.. Ve birkaç tane daha yasak kelimele vardı bu evde. Kuralları daha sonra anlatırım şimdilik Leydi Asteria ile tanışın deyip evi terk etti. Y Kimse var mı? Yüzü gülen bir hizmetçi çıktı dışarı. -Yoksa siz yeni dadı mısınız. Y Evet. -Tanrıya şükür geldiniz tek başıma çok zorlanıyordum. —Tek mi ?diye yaşlı bir kadın daha çıktı. -Evet anne neredeyse tek başıma bakıyordum ben bu kıza. Tartışmanın büyüyeceğini anlayan Yolanda hemen yukarı çıktı ve küçük kızın hayatına ilk adımını attı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.