İçeriğe geç

Kızıl Ateş

Bölüm 1 · 10 dk okuma

Kızıl Ateş

Bölüm 1

Evlilik

Odamın hızlı hızlı kapı tıklama sesleri ile uyandım. Uykulu uykulu "Gel!" diye bağırdım. İçeri annem girdi ve "Sen hâlâ uyanmadın mı?" dedi. Yanıma geldi ve yorganı üstümden çekiştirdi. "Çok zalimsin, bırak da biraz uyuyayım." diye söylendim.

"Yine tüm gece kitap okudun değil mi?" dedi. "Evet ne var bunda?" diye kızdım. O sırada kalkmıştım ve annemin zoru ile giyiniyordum. "Hem sen beni niye bu saatte kaldırdın?" diye sordum. Mutlu mutlu güldü ve "Heh konuya geçelim. Babanla ben, çok yakışıklı bir talip bulduk." diyince kendime engel olamadım ve "Düğününüz ne zaman?" diye alayla sordum.

"Bize değil, sana bulduk sana." dedi. "Anne bu konuyu konuşmuştuk ya hani. Beni zorlamayacaktınız." diye ısrar ettim. "Ama bu seni zorlamak değil ki. Biz senin iyiliğini istiyoruz. Hem bak zenginmiş de." dedi. Üstümü giyindim ve tam kapıdan çıkacakken "Beni geçiştirme kızım. Bugün ziyarete geliyorlar." dediğinde resmen kafamdan kaynar sular dökülmüş gibi oldum. Hemen toparlanıp "Saçmalık, boşuna uğraşmasınlar." dedim kapıdan ona bakarken. Yatağımın üstüne oturmuştu ve sakince bana bakıyordu. Yanına gittim ve oturdum. "Bak anne, bırak da kendi hayatıma kendim karar vereyim." dedim. Bu söylediklerimi onu hiç etkilememişti "Sen kendi kararlarını alabilecek yaşta değilsin." dedi. Biraz sinirli güldüm ve "O zaman demekki o yaşa gelmemi bekleyeceksiniz." dedim.

"Bak Mehru, babanın borçları çok arttı ve hem iyi hem zeng-" derken lafını böldüm ve "Ben bozuk para değilim anne. Babamın borçları babamı ilgilendirir, beni değil." dedim. Bu anlattıklarım onu sinirlendirdi ve "Biz senin iyiliğini istiyoruz senin yaptığın bencilliğe bak! Bizi utandırmayı bırak. Kaç yaşına geldin hâlâ aptal kitaplar okuyup gerçek aşk hayali kuruyorsun!" dedi.

Onun söyledikleri kalbimi çok acıttı. Onlar için tüm fedakarlıkları yapardım ama benden bunu yapmamı isteyemezler. Tüm hayatımı istenmeyen bir evliliğe adayamam. Bir bozuk para gibi beni satamazlar. "Sen bunu bir düşün." dedi ve kalkıp odadan çıktı. Yere baktım ve üzgün üzgün ne yapacağımı düşündüm. Ailem çok kararlıydı ve istediklerini yapmadan pes etmezler.

Günlerdir beni yaşımın geldiği ve evlenmem gerektiği konusunda sık boğaz ediyorlar. Biliyorum şu zamana kadar güzel bir hayat yaşadım. Elbiseler, takılar... ben de bunlar için çok mutluyum ama gelecekte de böyle mutlu olmak isterim. Tanımadığım biriyle evlenip hayatımı çöp etmek istemem.

Ayağa kalkıp biraz dışarıda dolaşmak için dışarı çıktım. Şehirde gezip belki kendime yeni kitap alırdım yada sadece düşüncelerimi dağıtırım diye düşündüm. Ailem fark etmeden kapıdan çıktım. Bahçede bekleyen güvenliğe "Babamın haberi var." dedim ve kapıyı açtı.

Sokakta yürüdüm ve denizin oraya doğru yürüdüm. Denizciler hazırlık yapıyordu. O sırada koşan genç adam yanımdan geçerken bana çarptı ve "Özür dilerim hanımefendi." dedi. Gülümsedim ve "Sorun değil." dedim. Tekrar arkasını döndü ve hızlı adımlarla gemicilerin yanına gitti.

Ben de oraya doğru yürüyordum ve onların yanına gittim. Korsancı yaşlı adam "Kaptan, tüm hazırlıklar devam ediyor. Geminin tadilatı bitmek üzere. Bugün yola çıkarız." dedi. Demin bana çarpan adamın bir korsan olduğunu öğrenmiştim.

"İyi zaten şehirliler varlığımızdan rahatsız, bir an önce gidelim." dedi. Çoktan yanlarına gelmiştim, kendimi bildim bileli sohbetlerle dahil olmayı severdim. Bu huyumdan ne kadar vaz geçmeye çalışsam da yine tanımadığım adamların konuşmasına katıldım. "Siz bir korsan gemisi misiniz?" demiştim.

Yaşlı adam bana şaşkınca döndü ve "Evet." dedi sinsice. "Bir gün ben de korsan olmayı çok isterdim. Belki beni de geminize alırsınız?" dedim. Tabii ki ciddi değildim. Sadece tepkilerini merak ediyordum.

Sonra okuduğum kitaplardaki gibi "Denizciler özgür ve önlerinde bütün dünya var. İstedikleri adaları bulurlar. İstedikleri yerlere giderler." diye konuşmaya girdim. "Göründüğü kadar güzel değil. Siz hanımefendi, galiba güzel kitaplar okuyorsunuz ama hayat çok daha acımasız." dedi kaptanları.

"Deniz kan, cesaret ve gözyaşı ister. Herkes yapamaz bu iş tehlikeleridir." diye davam etti. "Peki madem o kadar tehlikeli, neden hâlâ bu işe devam ediyorsunuz?" diye merakla sordum. "Bir kere başladın mı bırakmak istemezsin." dedi.

Yanındaki yaşlı adam güldü ve "Gemide bir kadına yer yok. Ayrıca çok çene çaldınız zaten." dedi. Hemen pişman olup "Çok işiniz olmalı, sizi rahatsız ettim. Üzgünüm." dedim. O sırada kaptan "Gemiye kimin alınacağına ben karar veririm," dedi yaşlı adama haddini bildirerek.

"Ve eğer bir gün gelirseniz, gerekli yol ücretini vererek bize katılabilirsiniz." dedi. Kaptanları bir korsan olamayacak kadar kibar ve yakışıklıydı. Belki de ben korsanlar hakkanda yanılıyorum. "O kadar parası bile yoktur ki." dedi yaşlı adam ağzından mırıldanarak.

"Haksızlık ediyorsunuz, ben belki zegin ve soylu bir aileden geliyorum?" dedim. Yaşlı adam bana alayla bir bakış attı ve işine döndü. Kaptan'a döndüğümde bana baktığını fark ettim. Beni teselli etmeye çalışır gibi "Bakma ona, tanımadığı insanlara kötü davranır." dedi.

"Önemli değil, tanımadığım insanların sözüne alınmam." dedim. "Benimle adınızı paylaşır mısınız?" diye sordu. "Ben, Mehru. Vâli bay James'ın kızıyım." dedim. Hafifçe eğildi ve "Bir soylu olduğunuzu bilmiyordum. Ben de Alexadr." dedi.

"Memnun oldum Alexadr. Bununla övünmüyorum, kendi hayatımı seçme şansım olsaydı bir leydi yerine özgür olmayı seçerdim." dedim. "Her zaman kendi hayatını seçme şansın vardır. Ben de bir barbar olarak tanınmayı istemezdim ama en iyisi olmak için her zaman fırsat vardır." dedi. "Tanıdığım çoğu soylulardan daha asil olduğunuzu söylemek isterim. Kendinize barbar demeyin." dedim. "Onur duydum leydim." dedi gülümseyerek.

Ben de biraz daha oyalanmadan evime doğru gitmeye karar verdim. Ailem beni merak etmişlerdir şimdi. Yine soylu bir hanımefendi öyle ortalıkta gezmemeli diyip sinirimi bozacaklar. Ama bence bu gezme ve tanışmaya değdi.

Adımlarımı hızlandırıp yürümeye başladım ki istemsizce bir adama çarpmıştım. Mahçup olarak hemen ona döndüm.

Tam "Özü-" diyecekken adam bana tokat attı. Sert darbenin etkisiyle yere düşmüştüm. "Ayak altında dolanma pis fahişe." dedi adam. Öfkeden ne yapacağımı bilemedim. Ona korkarak ve sinirle baktım. Tokatın etkisiyle dudağım patlamıştı ve ağzıma kam tadı geldi. Beni bir fahişeyle karıştırıp üstelik bir de tokat atmış olması beni daha da sinirlenirdi!

Adam çok güzel giyimli ve arkasında askerler vardı. Onu yerle bir edecek bir aileye sahip olduğum cesaretle gülümsedim ve "Bittiniz si-" diyordum ki demin tanıştığım Alexadr'ın buraya doğru koştuğunu fark ettim.

Pahalı elbiseli adama hızlı ve sert bir yumruk atmasıyla yanındaki askerler kılıçlarını çektiler. Korsan takımı hemen kaptanlarını korumak için onlar da kılınçlarını çektiler. Zengin adam yumruktan sonra çok sinirlenmişti. Korsan bana elini uzattı ve kalkmama yardım etti. "Evinize gidin leydim, bu serserileri merak etme." diye fısıldadı.

Çok asil ve kibar da olsa onun bir korsan olduğunu biliyorum. Kendi başının çaresine bakabilir. Ama yine de bırakıp kaçmak nankörce geliyor.

Zengin adam, korsan'a "Sen benim kim olduğumu bilmiyorsun heralde, bittiniz siz, hepiniz öldünüz!" diye tehtit etti. "Ben sadece, bu şehrin leydisini koruyodum. Kimin öleceği konusunda yanılıyorsun, aptal." dedi. Zengin adam şaşkınca askerlerini durdurdu ve bana dönüp "Leydi derken? Bu fahişeden mi bahsediyosun?" diye sordu.

Elime geçen fırsatla adama tokat attım ve "Mehru! Vali, lord James'ın kızıyım." dedim. Adam bana şaşkın ve mahçup olarak baktı. "Üzgünüm, ben de size olan ziyaretime daha hızlı gelmeye çalışıyordum." dedi. Ne ziyaretinden bahsettiğini anlayamadım. "Elbette, bugün size misafirliğe geç kalmamak için..." dedi.

Onu umursamadım ve kaptana dönüp "Çok teşekkür ederim, size borçluyum." dedim. "Sonra görüşürüz leydim." dedi ve ona gülümseyip evime döndüm. Tüm bu olanları babama anlatıp anlatmama konusunda kararsızdım. Bana dışarı çıkmayı yasaklardı ama anlatmazsam o adam cezasız kalır.

Yine de adamın hak ettiği cezayı almasını istiyorum. Babamın odasının kapısına gittim ve şüpheyle kapıyı çaldım. İçeriden "Gel!" diye bir ses geldi. Odaya girdiğimde babam masasında oturmuş bir şeylerle uğraşıyordu.

Bana baktı ve "Evet? Ne oldu kızım?" dedi. Sonra birden ayağa kalktı ve korkarak yanıma gelip yanağıma dokundu. "Dudağına ne oldu?" diye sormuştu. "Ne olmuş?" dedim. "Kanamış." dedi. "Ben de seninle bunun hakkında konuşmak istedim." dedim. Babam daha da merak etmişti.

"Bugün dışarıya çıkmıştım. Zengin bir adama çarptım ve.." yanağımı tutup "Beni bir köylü sanıp bunu yaptı, üstelik hakaret etti." dedim. "Onun derhal bulunup ceza almasını sağlayacağım. Sen de odana git dinlen. Bir daha yalnız dışarı çıkman kessinlikle yasak." dedi.

Heycanla "Ama benim bile hatam yok!" dedim. "Senin hatan dışarı yalnız çıkmak. Nişanlı bir leydinin böyle yapması hoş değil." dedi. Gözlerim kocaman açıldı ve "Nişanlı mı?" diye sordum. "Evet, annen anlatmadı mı?" dedi. "Neyi?!" diye sordum. "Evleniyorsun, senin için zengin ve asil bir beyfendi bulduk. İsmi Darian, senin için doğru olduğuna karar verdim ve.." derken "Benim hayatıma nasıl sen karar verirsin? Ask ne olacak? Sevgi ne olacak?" dedim.

"Hepsi zamanla olacak tatlım." dedi. "Beni borçların yüzünden satıyorsun değil mi! Annem söyledi. Borçların varmış, ben kendi istediğime evlenmeyi seçmeliydim! Buna siz karar veremezsiniz." dedim. "Ne diyorsun? Sadece senin iyiliğini istiyorum. Bu konu kapanmıştır Mehru. Kabullen ve odana git." dedi.

Onu anlamıyordum. Bana sormadan nasıl buna karat verir anlamıyorum. Beni bir günde nişanlamış olamaz. Kim nilir kaç aydır saklıyorlar benden. Düğünümü en son öğrenen olmamalıydım.

Hızla çıktım ve kapıyı sertçe kapattım ve odama koştum. Odama kapanıp yatağıma yattim. Ağlaya ağlaya uyumuştum.

Perdelerin açılmasıyla yüzüme gün ışığı vurdu. Gözlerimi kısarak açtım ve annemin odamda olduğunu gördüm. Yanında da hizmetlimiz vardı. "Ne oldu anne?" diye sordum. "Kalk, hâlâ uyuyor musun?" dedi. "Ya anne sabah sabah ne oldu?" diye sordum. Yataktan kalktım ve otururken anneme uykulu uykulu baktım. Annem elini beline koydu ve bana kızarak baktı. "Ne uyuşuk oldun kızım sen, nişanlın gelmiş. Seninle tanışmak için tiii nerlerden gelmiş hadi kalk." dedi.

Ona şaşkınca baktım ve "Ne nişanlısı? Ben evlenmeyeceğim, sözleyin gitsinler." dedim. "Ya olur mu öyle şey? Kalk kızım hadi... Ayıp olur. Bak benim senden annen olarak bir isteğim var, bu evliliğe önyargısız bir bak, sen de ikna olacaksın." dedi.

"Anne, neden beni anlamıyorsunuz? Onu tanımıyorum bile. Nasıl aşık olmadan evleniyim?" dedim. Sakince yanıma oturdu ve elimi tuttu. Ona uykulu gözlerle bakıyordum. "Kızım, aşk yanılsamadır, doğru olanı bu. Biz de babanla böyle evlendik. Bak şimdi bize. Nasıl da aşığız." dedi.

"Anne siz şanlıydınız ama benim de öyle olacağım anlamına gelmez. İstemiyorum." dedim. Sinirle baktı ve "Şımarık, hep o okuduğum kitaplar yüzünden. Şımarık ve bencilsin!" dedi. Gözleri dolmuştu. Ne yaptığımı ve onu bu kadar üzdüğümü anlamadım.

Kendi kararlarımı vermek istediğimde de bir kız olduğum için bencil olmuştum. Eğer bir erkek olsaydım bana böyle davranmayacaklarına eminim. Ben de okumak istiyorum ama... söz konusu dahi olduğunda bencil ve şımarık oluyorum.

"Tamam, tanışırım ama eğer istemezsem.." derken lafımı böldü ve "İsteyeceksin. Merak etme tanış bak sen de isteyeceksin." dedi. Gözlerimi devirdim ve yere baktım. Yandaki hizmetli öne atıldı ve bana bir kase su uzattı ve yüzüme suyu çarparak yıkadım.

Sonra da elbise, saç, bakım uğraştırdılar. Beni abartılı bir şekilde giyindirmişlerdi. Her hayır dediğimde annem alınıyor ve üstüme geliyordu. Sonunda beni hazırlamışlardı.

Kendime aynada baktığımda ne kadar abartılı olduğunu gördüm. Sıktıkları korseden dolayı nefes alamıyordum. Açık mavi ve tüllü bir elbise giyinmiştim. Saçlarımda dalgalıydı ve güzel bir saç tokası takmıştım. Gülümsedim ve etrafımda döndüm. Annem geldi ve "Ben ne kadar güzel oldun." dedi. "Hâlâ evlenmek istemiyorum." dedim mutsuzca.

Annem sinirlendi ve "Yeter ya istemiyorum istemiyorum!" diye kızdı. Sonra "Olacak işi de olmaz ediyosun." dedi. Moralim yine bozuldu ve camdan dışarı baktım. Annem de o sırada odadan çıkmıştı.

Gittim ve camdan dışarı baktım. Gökyüzü çok güzeldi. Camdan çıktım ve sokağın sonunda kalkmaya hazırlanan gemilere baktım. Acaba Alexadr da gidiyor muydu. Okumak ve bilimle uğraşmak istedim ama cadı derlerdi. Korsan olup gitmek isterdim barbar derlerdi. Belki de bu evde bu imkanlarla doğduğum için şanslıyım.

Kapının tekrar tıklamasıyla düşüncelerim bozuldu. "Gel!" dedim. Önce içeri annem girdi ve ardından bir adam ve babam girdi. Onunla burada konuşmamı bekleyemezler. Taam biliyorum odam gayet büyük ve rahat ama yine de salonda yada oturma odasında konuşmak isterdim.

Getirdikleri adamın suratına dikkatli baktığım zaman yolda bana tokat atan adam olduğunu fark ettim. Güzel elbiseleri ve havalı giysisiyle sırıtmış bana bakıyordu. Nasıl olur da bana vurduktan sonra bu cesaret ve yüzü bulup yanıma gelebiliyor anlamıyorum.

"Yanlış anlaşılma için tekrar özür dilerim leydim." dedi. Babama baktım ve "Baba? Bu, yolda bana vuran işte!" dedim. Babam güldü ve "Kızım olayı bana anlattı, minik bir yanlış anlaşılma olmuş." dedi. "MİNİK Mİ?" diye sordum. Annem yanıma geldi ve kolumu çaktırmadan sıkıp "Evet kızım, minik bir tatsızlık olmuş. Bir tanışın." dedi.

"Beni nişanlım ile yalnız bırakır mısınız? Onu yalnız konuşmak istiyorum." dedi. Annem de sinir bozucu bir gülümsemeyle "Tabi tabi, konuşun siz biz çıkalım." dedi. "Anne?" diye onu durdurmaya çalışsam da odadan çıktılar.

Kapının çarpma sesiyle o adama döndüm ve hayal kırıklığı ile baktım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.