İçeriğe geç

Kıyıda bir kütüphane

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Kıyıda bir kütüphane

Bölüm 1

Kıyıdaki kütüphane

Defne, tozlu otoyoldan Ege'nin en ücra köşesindeki isimsiz kasabaya giden dolmuşta, camdan dışarıyı seyrederken iç çekti. İstanbul'un beton yığınlarından, bitmek bilmeyen rekabetinden ve en kötüsü, kendi büyük mimarlık fiyaskosundan kaçıyordu. Yanında sadece küçük bir sırt çantası ve içinde eskiz defteri vardı. Kariyerine tutkuyla bağlı olan Defne, şimdi kendini kaybolmuş hissediyordu. Kasaba, beklemediği kadar sessiz ve sakindi; tuz kokusu ve yasemin kokusu birbirine karışıyordu. Denize dik inen taş sokaklarda amaçsızca yürürken, ana caddeden biraz uzakta, diğer dükkanların aksine eski püskü, ama davetkar bir yer gördü. Dış cephesi deniz tuzuyla aşınmış, tahta panjurları her an düşecekmiş gibi duran bu yerin üzerinde, eğri büğrü harflerle "Sessiz Harfler" yazıyordu. Bir kitapçıydı. Defne, merakla içeri girdi. Kapıdan giren güneş ışığı, içerideki havada dans eden toz zerreciklerini aydınlattı. Kitaplar, raflara rastgele yığılmış, bazıları sayfaları sararmış, bazıları deniz kenarından toplanmış gibi nemliydi. Köşede, denize bakan büyük bir pencerenin önünde, koyu kahve saçlı, sakin yüzlü bir adam vardı. Başını bir kitaba gömmüş, dünyanın geri kalanıyla ilgilenmiyordu. Bu, Emre idi. Defne, adama yaklaşmadan, bir rafta duran eski bir şiir kitabına uzandı. Kitabın tam orta sayfası açıktı ve sayfada, Emre'nin notu olduğuna emin olduğu, el yazısıyla yazılmış, yarım kalmış bir müzik notası vardı. Tam o an, şiir kitabının arkasından uzanan bir el, kitabın diğer köşesini tuttu. Defne irkildi ve elini çekti. "Özür dilerim," diye fısıldadı. Emre, elindeki kitabı bırakmadan başını kaldırdı. Gözleri, denizin en derin tonundaki gibi, garip bir hüzün ve keskin bir zeka taşıyordu. "O, Cahit Zarifoğlu'nun en az okunan kitabıdır," dedi Emre, sesi alçak ama tok bir rezonansa sahipti. "Ama içindeki yarım kalmışlığı sevenler hep ona uzanır." Defne, o notaya baktığını anlamış olmasından utanarak kızardı. "Ben... Sadece kapak hoşuma gitti." Emre gülümsedi. Bu, hüzünlü yüzünde anlık bir parlama gibiydi. "Yalan söyleme," dedi nazikçe. "Notayı gördün. O notayı görenler hep bir sebeple buraya gelir. Geriye kalan melodiyi arayanlar." Defne, kalbinde tarif edemediği bir duygu hissetti. Sanki bu yabancı, onun yıllardır susturmaya çalıştığı bir sırrını, mimarlık kariyerini paramparça eden o yarım kalmış projenin acısını görmüştü. "Ben... Defne," dedi. "Ve evet, sanırım yarım kalmış şeylerden hoşlanıyorum." Emre kitabı tamamen Defne'ye uzattı. "Emre. Ve sanırım, bazı yarım kalmış şeylerin tamamlanmaya ihtiyacı vardır." O an, iki yabancının gözleri, eski bir kitabın ortasında buluştu. Kasvetli bir kaçış için kasabaya gelen Defne, bu kitapçıda, denizin ve kitapların arasında, uzun zamandır kayıp olan bir tanıdıklık hissiyle karşı karşıya kaldı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.