İçeriğe geç

Kıskanç öğretmenim/ minsung omegaverse

Bölüm 17 · 5 dk okuma

Kıskanç öğretmenim/ minsung omegaverse

Bölüm 17

~12~ kedi

Jisung'dan

Kalbimin göğüs kafesimi delip dışarı fırlayacağına o kadar emindim ki. Allah'ım canımı almanın tam zamanı demişmiydim? Çünkü şuan canımı al gittsin. Yoksa birazdan alfam heyecanlandırarak beni öldürecek.

J: ş-şey, hmm bilmiyorum...

Ben malım. Böyle dümdüz malım. Kalbim çok hızlı atıyordu, heyecandan sincap kulaklarım çıkmıştı ve sürekli hareket ediyorlardı.

​Minho ise bana cevap vermemişti. Aksine, derin bir nefes alıp burnunu boyun girintime iyice gömdü. Baskın deniz fermonu, benim süt fermonumla havada çarpışıp birbirine dolanırken, arkamdaki koca alfadan beklenmedik bir şey oldu.

​Minho'nun göğsünün tam içinden, derinden gelen, boğuk ve aşırı ritmik bir titreşim sesi yükselmeye başladı.

​Grr... grr... grr...

​LAN BİR DAKİKA.

​Bu ses... Bu bildiğimiz kedi mırıltısıydı. Hani böyle kedileri seversin de içlerinde bir motor çalışıyormuş gibi gurlarlar ya, tam olarak oydu! Hem de direkt boynumun dibinde, kulağımın dibindeydi!

​Sincap içgüdülerim bir anlığına alarm verip kafamdaki sincap kulaklarımı dikleştirse de, omega yanım bu sesin verdiği huzurla o kadar mayışmıştı ki, yatağa eriyip akacaktım resmen.

​Ama merakımdan ve şokumdan ölecektim. Dayanamayıp gözlerimi sonuna kadar açtım ve arkama, onun o yakışıklı yüzüne doğru hafifçe döndüm. Gözlerim şaşkınlıkla büyümüştü.

J: hocam? Sizin içinizden motor sesi geliyor... Kedi gibi mırlıyor musunuz siz?

Alfam sırıtarak gözlerini açmış ve yüzü boynuma gömülü olduğu için aşağıdan bana bakıyordu.

​Yavaşça yatakta doğrularak üzerime doğru eğildi. Aramızdaki mesafeyi tamamen kapatırken, ellerini başımın iki yanına yerleştirip beni altına aldı. Şu an resmen alfamın altındaydım ve nefesi direkt dudaklarıma çarpıyordu!

BEYNİM MAVİ EKRAN VERDİ. ŞU AN YAŞADIĞIM ŞEY GERÇEK Mİ?! 777'NİN GÜCÜ ADINA YARDIM ET ALLAH'IM!

​M: benim temsili hayvanım kedi jisunggiem.

Diyerek fısıldamıştı alfam. Sesi o kadar kalın, boğuk ve derindi ki, tüm omurgamdan aşağı bir titreme yayıldı. Kahve gözlerimi gözlerinden ayıramıyordum.

​Elini yavaşça yanağıma götürdü, baş parmağıyla dudağımın kenarını usulca okşadı. Deniz kokusu kızgınlığa girmişim gibi hissettiriyordu.

M: normalde kimsenin yanında böyle olmam omegam.

Az öncekinin aksine ses tonu o kadar yumuşak ve şefkatliydi ki içim eridi.

M: ama senin o tatlı süt kokun ve yanındaki bu huzur... alfamı bile tamamen uysallaştırıyor demek ki.

​Yüzünü boynuma doğru yaklaştırdı, dudakları tenime hafifçe değip geçerken fısıldadı:

M: bu küçük sırrımız sadece ikimizin arasında kalsa olur mu? Benim güzel küçük sincabım...

Kalbim o kadar hızlı çarpıyordu ki, göğüs kafesimi delip yatağa düşecek sandım. Sincap kulaklarım tamamen aşağı eğilmişti. Cevap bile veremiyordum, sadece hipnotize olmuş gibi kafamı sallayabildim.

Minho hafifçe gülümsedi, üzerimdeki baskısını tamamen azaltıp beni tekrar göğsüne çekti ve sıkıca sarıldı.

M: güzel... Şimdi uyu bakalım. Uykusuz kalmanı istemem.

Göğsüne biraz daha sindim. Kokusu o kadar sakinleştiriciydi ki, sincap kulaklarım en sonunda pes ederek saçlarımın arasına gizlendi. Minho’nun kalp atışlarını dinleye dinleye, hayatımda uyuduğum en huzurlu uykuya daldım.

...

​Sabah gözümü yüzüme vuran lanet olası güneş ışığıyla açtım.

Yataktan kalkmak için hamle yapacaktım ki, belimdeki devasa ağırlık yüzünden yerimden bile kıpırdayamadım. Doğru ya... Dün gece rüya değildi. Matematik öğretmenim Lee Minho, resmen yatağımda bana sarılmış uyuyordu!

Yavaşça kafamı ona doğru çevirdim. Uykusunda o kadar masum ve yakışıklı duruyordu ki bir an nefes almayı unuttum. Ama asıl şoku, onun saçlarının arasından çıkan iki şeyi gördüğümde yaşadım.

Uyurken kontrolünü kaybetmiş olmalıydı çünkü saçlarının arasından iki tane bembeyaz, yumuşacık duran tüylü kedi kulağı çıkmıştı! Çarşafın altından uzanan uzun kedi kuyruğu ise benim bacağıma sıkıca dolanmıştı.

ALLAH'IM O KULAKLAR NE?! Dünyanın en tehlikeli ama aynı zamanda en pofuduk kedisi şu an yatağımda! Ay dur dayanamayacağım, nolacak sanki?! Kendi alfanın kulağına da dokunamaz mısın be Jisung?

Kalbimin gümbürtüsünü umursamadan elimi yavaşça kaldırdım. Parmak uçlarımı korka korka onun o simsiyah, titreyen kedi kulaklarına yaklaştırdım ve usulca dokundum.

​O an, zaman tamamen durdu.

Parmak uçlarım o yumuşak tüylere değdiği an, ruhumuzun derinliklerindeki o efsanevi ruh eşi bağı resmen damarlarımızda uğuldadı. İkimiz de bu bağın ne kadar güçlü ve ölümcül olduğunu biliyorduk; 200 yıldır kimseye nasip olmayan bu mühür, bizi birbirimize sımsıkı bağlamıştı. Fermonlarımız havada adeta dans ederek birbirine karıştı.

Kulaklarına dokunmamla birlikte Minho'nun kedi kulakları pır pır titremişti. Derin, huzurlu bir nefes alarak yavaşça gözlerini açtı. O kan kırmızı gözleri direkt gözlerimle buluştuğunda, göz bebekleri kedi gibi büyüdü. Göğsünden yine o boğuk, kalp eriten mırıltı sesi yükseldi.

​M: günaydın omegam... Güzel ruh eşim.

Diyerek fısıldadı. Sesi uykudan dolayı o kadar pürüzüz, hafif kalın ve sevgi doluydu ki içimdeki tüm organlar yer değiştirdi resmen.

Belimdeki elini sıkılaştırarak beni tek bir hamlede tamamen kendine çekti. Şu an göğsüne yapışmış durumdaydım, bacaklarımıza dolanan kedi kuyruğu bağı daha da sıkılaştırıyordu. Minho yüzünü saçlarımın arasına gömdü, derin derin kokumu içine çekti.

​M: dün gece senden bir an bile uzaklaşamadım.

Dudakları saç diplerimi usulca öperken mırıldanmışdı alfam.

M: ruhum resmen çıldırdı Jisung. Yanında olmadığım her saniye ölecekmiş gibi hissetmek... ama şu an seninle böyle uyanmak dünyanın en güzel şeyi.

Kafasını eğip bana baktı. Yüzünde öyle aşık, öyle büyülenmiş bir ifade vardı ki, matematik öğretmenim Lee Minho olduğuna inanamıyordum. Elini yanağıma koydu, baş parmağıyla dudaklarımı usulca okşadı.

M: bana öyle şaşkın bakma sincabım. Yoksa seni kahvaltı olarak yiyeceğim.

​Yavaşça yaklaştı ve dudaklarını alnıma, ardından göz kapaklarıma kondurdu. Her bir busesi tenimi yakıp geçerken, en sonunda dudakları dudaklarımın hemen kıyısında durdu. Nefesi nefesime karışıyordu.

M: Seni çok seviyorum ruh eşim.

Diye fısıldamıştı alfam dudaklarıma doğru.

BEYNİM ERİDİ, KALBİM ŞU AN DAKİKADA 500 ATIYOR. ALLAH'IM BU ADAM BANA NELER YAPIYOR?! AŞKTAN ÖLÜNÜYORSA ŞU AN TAM SIRASI!

Minho’nun bu yoğun ilgisi, o muazzam aşk dolu bakışları ve feromonları en sonunda sistemimi tamamen çökertti. Sincap kulaklarım utançtan kıpkırmızı olmuş, heyecandan pır pır sallanıyordu. Yanaklarımın alev alev yandığına emindim.

​Daha fazla bu kadar yakınlığa ve aşka dayanamayacağımı anladığım an, içimdeki utanç dalgası patlama yaptı.

J: a-aaa! Şey... Benim acil lavaboya gitmem lazım! Evet, lavabo!

çığlık atar gibi fısıldayıp odadaki banyoya doğru koşmuştum. Minho ne olduğunu anlayamadan, kollarının arasından bir sincap çevikliğiyle sıyrılmıştım. Arkamdan Minho’nun o neşeli, boğuk kahkahası yükselirken ben çoktan odadaki banyoya kendimi atmıştım.

Kapıyı arkamdan kapatıp sırtımı ahşaba yasladım ve yavaşça yere çöktüm. Ellerimle kıpkırmızı olan yüzümü kapattım.

MALIM BEN VALLAHİ MALIM! Adam seni öpecekti salak Jisung, niye kaçıyorsun?! Ama ne yapayım, kalbim duracaktı resmen! Kalbimi söküp adama verecektim az kalsın! Utançtan öleceğim imdat!

Ben banyoda kendi kendime delirmekle meşgulken, dışarıdan, salondan gelen Seungmin ve Felix'in kahvaltı şamatası sesleri banyonun küçük camından içeri sızıyordu. Evdeki şampiyonlar ligi kadrosu tamamen uyanmıştı. Ve tam o sırada odanın dış kapısı tık tık tık diye çalındı.

​B: Jisung? Uyandın mı? Kahvaltı hazır, hadi kalk! Biricik eşim bir krep yaptı omuzuna kadar yersin, hızlı ol bak ha! Changbin hepsini yiyecek! Jeongin zor tutuyor! Gerçi o niye tutuyo amk bebek o bebek!

Gelen Bangchan’dı ve hep yaptığı gibi beni uyandırmaya gelmişti. Odama girmiyordu, girmezdide ama kapının arkasından gayet güzel alarm görevi görüyordu.

M: banyoda hyung! Birazdan geliriz!

Bölüm sonu

1 yorum