İçeriğe geç

Kısa Kısa

Bölüm 16 · 4 dk okuma

Kısa Kısa

Bölüm 16

Bdsm

Ormanların derinliğinde, eski bir tapınağın kalıntıları arasında gizlenmiş bir salon vardı. Burası, yüzyıllardır unutulmuş bir tanrıçanın mabediydi – Acı ve Zevk’in ikiz tanrıçası Liraya’nın. Duvarlar siyah mermerden, tavan yüksek ve yıldızlı gökyüzü gibi parıldıyordu. Ortada, obsidyen bir platform; etrafında gümüş zincirler tavandan sarkıyordu. Havada hafif bir tütsü kokusu – yasemin, sandal ağacı ve uzak bir ateşin dumanı. İçeri giren kadın, 29 yaşındaki Veyra’ydı. Uzun, gece siyahı saçları beline kadar iniyor, teni ay ışığı gibi soluk, gözleri morumsu bir parıltıyla yanıyordu. O, bir büyücü avcısıydı; ama bu gece avcı değil, avdı. Kendi isteğiyle buraya gelmişti. Tapınağın kapısını açan, yüzyıllardır uykuda olan bir varlık onu bekliyordu: Ashar. Ashar, yarı insan yarı gölge bir varlık – uzun boylu, siyah derisi yıldız tozuyla kaplı gibi parıldayan, arkasında dört uzun, dumanlı kanat. Gözleri alev gibi kırmızı, ama bakışlarında vahşilik değil, derin bir anlayış vardı. Boynuzları yoktu, ama başının iki yanında ince, siyah boynuz benzeri çıkıntılar yükseliyordu. Vücudu kaslı, ama narin; her hareketinde gölgeler dans ediyordu. O, Liraya’nın son rahibiydi – ve bin yıldır kimseyi kabul etmemişti. Veyra kapıda durduğunda Ashar’ın sesi, odanın her köşesinden yankılandı: “Buraya kendi ayaklarınla geldin, Veyra. Rızan var mı? Bu gece bedenini, ruhunu ve iradeni bana teslim etmek istiyor musun?” Veyra’nın kalbi deli gibi atıyordu. Yıllardır bastırdığı arzu, korkuyla karışık bir heyecanla taşmıştı. Gözlerini Ashar’ın gözlerine dikti. “Evet. Tamamen. Güvenli kelimem ‘gece biter’. ‘Yavaşla’ için ‘gölge’, ‘dur’ için ‘gece biter’. Her şeyi istiyorum – zincirleri, acıyı, zevki, teslimiyeti. Senin ellerinde olmak istiyorum.” Ashar bir adım attı, kanatları hafifçe açıldı. Havada titreşim oluştu. “O zaman başlıyoruz.” Zincirler kendi kendine hareket etti – gümüş halkalar Veyra’nın bileklerini sardı, onu yavaşça tavana kaldırdı. Ayakları yerden kesildi, vücudu gerildi. Ashar yaklaştı; parmakları – uzun, siyah tırnaklı – Veyra’nın çenesini tuttu, başını kaldırdı. Dudakları Veyra’nın dudaklarına değdi – önce yumuşak, sonra derin, aç. Öpücükte bir tat vardı: Karanlık meyve ve ateş. Sonra Ashar geri çekildi. Kanatlarından bir duman kuyruk çıktı – ince, esnek, ucu hafifçe çatallı. Kuyruk önce Veyra’nın beline dolandı, sonra aşağı kaydı. Klitorisine ulaştığında etrafını sardı; çatallı ucu hafifçe sıktı, titreşti. Aynı anda Ashar’ın elleri göğüslerine gitti – meme uçlarını parmaklarıyla kıstırdı, sonra dudaklarını yaklaştırdı. Emmeye başladı – sert, vakumlu, dişleri hafifçe batarken dili daireler çizdi. Veyra’nın inlemesi tapınakta yankılandı. Meme uçlarından gelen zevk, klitoristeki titreşimle birleşti; vücudu zincirlerde sallandı. Ashar’ın kuyruğu vajinasına indi – ucu içeri kaydı, yavaşça girip çıktı. Pullu değil, duman gibi yumuşak ama sert bir doku. Her girişte iç duvarlarını okşuyor, G-noktasını buluyordu. Veyra’nın nefesi kesildi; ilk orgazm yaklaştı – meme uçları ve klitoristen başlayan, vajinada patlayan bir dalga. Haykırdı; vücudu sarsıldı, zincirler gıcırdadı. Ashar durmadı. Kuyruğu ritmi korurken, bir elini aşağı indirdi – parmakları klitorise bastırdı, daireler çizdi. Diğer eliyle meme uçlarını sıktı. İkinci orgazm geldi – daha şiddetli. Veyra’nın gözleri yaşardı, ama mutluluktan. Bir saat geçti. Ashar zincirleri gevşetti, Veyra’yı platforma indirdi. Sırt üstü yatırdı, bacaklarını geniş açtı, kelepçelerle sabitledi. Ashar’ın penisi ortaya çıktı – siyah, damarlı, başı hafifçe genişlemiş, ucunda küçük bir çıkıntı vardı. Göz göze geldiler. “Hazır mısın?” “Evet… efendim. Gir.” Ashar tek hamlede köküne kadar girdi. Veyra’nın vajinası onu sımsıkı sardı; doluluk inanılmazdı. Ashar ritim tuttu – yavaş, derin vuruşlar. Her girişte sıcak bir baskı, her çıkışta özlem. Aynı anda kuyruğu klitorise döndü, titreşerek sardı. Kanatlarından duman yükseldi; oda hafifçe ısındı, ama yanmıyordu – sadece zevk ateşiydi. Üçüncü orgazm geldi – vajinadan başlayan, tüm vücuda yayılan. Veyra haykırdı; Ashar hızlandı. Dördüncü, beşinci… Orgazmlar artık sürekliydi; bedeninin sınırı zorlanıyordu. Ashar durdu, kuyruğunu çıkardı. Veyra’yı kollarına aldı, zincirleri tamamen açtı. Oturdu, Veyra’yı kucağına çekti. Aftercare başladı: Kanatlarını Veyra’nın etrafına sardı – sıcak, koruyucu bir kucaklama. Saçlarını okşadı, alnından öptü. Bir kadeh su getirdi – içindeki sıvı hafifçe parlıyordu, iyileştiriciydi. Veyra içti; bedenindeki izler yavaşça soldu. “İyi misin, Veyra?” Aylin göğsüne yaslandı, nefesi hâlâ düzensiz. “Harikayım… acıdan değil, aşktan titriyorum. Teşekkür ederim.” Ashar’ın sesi yumuşaktı: “Teslimiyetin… en güzel dua. Sen benim için de bir hediyesin.” Uzun süre sarıldılar. Ashar Veyra’yı okşadı, sırtını ovuşturdu, fısıldadı: “Ne istiyorsun şimdi? Daha fazla mı, yoksa sadece sarılmak mı?” Veyra gülümsedi: “Şu an sadece senin kanatlarının altında olmak istiyorum. Ama… bir dahaki sefere daha ağır olsun.” Ashar güldü – derin, sıcak bir kahkaha. “Bir dahaki sefere… söz veriyorum.” Gece ilerledikçe konuşmaya başladılar – Veyra’nın hayatı, Ashar’ın bin yıllık yalnızlığı. Bağları sadece fiziksel değildi; ruhsal bir köprü kurulmuştu. Tapınak, onların ortak alanı olmuştu. Sabah olduğunda Veyra kalktı – bedeninde hafif izler, ama ruhunda huzur. Ashar kapıya kadar uğurladı. “Ne zaman istersen geri gel,” dedi. Veyra dönüp öptü onu – uzun, derin. “Geleceğim. Çünkü artık burası benim de evim.” Ve orman, tapınağın kapısını kapattı – ama içindeki ateş hiç sönmedi. Veyra ormandan çıkarken, teninde hâlâ Ashar’ın sıcaklığını hissediyordu. Ve biliyordu ki, bir sonraki dolunayda geri dönecekti – daha derin, daha yoğun, daha teslim olmuş halde.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.