Yeni bir dönem bitti. Geriye kaldi 2 yil. Yaz tatiline gireli 1 hafta, arkadas grubumuza yeni birisi geleli 1 ay olmustu. Ve hala ismini bilmiyorduk Ha, tanitmayi unuttum, ben Gece. Ten rengimi Ay dan, saç rengimi geceden aldigimi düsünen annem, adimi Gece koymaya karar vermis. Müzige büyük bir tutkum var ve gitar türleri basta olmak üzere birçok enstrüman calabiliyorum. Çok detaya girmeyeyim iste ya müzikle ilgileniyorum.Bir gün yine sitemizin yanindaki parka gittim yakin arkadasim Ekin'in israrlar sonucunda. (Bir çitir bulabilme umuduyla ben zorlamistim Ekin'i aslinda) Basketbol sahasinin küçük tribün alanina oturduk ikimizde. Ben kivircik bir çitir bulma umuduyla etrafi izlerken gözüme karsi tiribünde, kulaginda kulaklik ile basketbol sahasina girmek üzere hazirlanan o çocuju gördüm. Arkadas grubumuza sizan çocuk. Buraya yeni geldigi igin alismasi amaciyla arkadas grubumuza almistik onu. Bin plan oldugu zaman kenarda kendi basina takiliyordu. Ya kulakligi ile müzik dinlivor, ya da etrafi seyrediyordu. Genellikle müzik dinliyordu. Yeni geldi utaniyordur konusmaya belki, diyerekten garipsemedik. Ama onunla konusmaya calistigimizda basini gevirip kulakligiyla oynamaya, baska seylerle ugrasmaya baslamasiyla içine kapanik birisi oldugunu anladik. Icine kapanik biri oldugunu onu ilk gördügümde anlamistim. Sebepsizce tanidik geliyordu bana. Ismini bile bilmiyorduk. Öylece grubun kenarinda duruyor,konusmuyor ve müzik dinliyordu. Bir süre sonra kendi haline birakmistik onu.Ama hala grubumuzda durmaya devam ediyordu.Anlamis degildik.Ben bunlari düsünürken çocuk basketbol sahasina girmis, kendince bir kaç basketbol hareketleri deniyordu Ne yalan söyleyeyim, çekici duruyordu su an “GECE!" “AY NE BAGIRIYORSUN YA!"
"Duymuyorsun kizim hipnoz olmus gibi izliyorsun Kis Rüzgan'ni."Evet, Kis Rüzgari. O cocugun lakabi buydu grup arasinda. Civil civil yaz mevsiminde sweatshirt ile dolasan ve sapkasini takan, insanlar ile iletisim kurmayan, ayni kis kadar soguk, rüzgar gibi ürpertici birisi. Kis Rüzgarı.
Bunları düşünürken sahaya bizimkilerin girmesi sonucuyla Kış Rüzgarı sahadan çıktı. Karşı tribüne, eski yerine oturdu. Bir süre nefesini düzene sokmaya çalıştıktan sonra beni şoka sokacak o hareketi yaptı. Sweatshirt’ünün şapkasını çıkardı… Kalbim tekledi. Sonra göğsümden çıkacakmış gibi hızlı ve şiddetli atmaya başladı. Batmak üzere olan güneşin son ışıkları saçlarına geliyor ve saçlarını bal rengi yapıyordu. Kıvırcıktı. Bukleleri güneş ışığında adeta dans ediyordu. Sonra bakışlarım zor da olsa suratına kaydı. Uçları terle ıslanmış bukleleri yüzüne düşüyor, gözlerini öne çıkarıyordu. Gözüne güneş geldiği için bir elini güneşe doğru tuttu ve bir gözü güneşte kalırken diğeri normal rengini aldı. Normal gözü siyaha yakın koyu kahverengi iken güneş ışığı altında aynı bukleleri gibi bal rengine dönüşüyordu. Ama farkı, gözlerinin aralarında küçük ormanlar filizlenmişti. Beni saçlarından daha fazla büyüleyen de gözleriydi. Kalbim daha da hızlı atmaya başladı. Ellerim terliyordu. Derken bir anda bakışlarını bana çevirdi ve göz göze geldik. Göz göze geldiğimizde kızarmaya başladı. Kısa sürede kızarıklığı boynuna ulaştı. Hemen gözlerini kaçırdı ve eşyalarını topladığı gibi uzaklaştı. Bana neler oluyordu? Neden tepki vermemiştim? Kalbim neden hızlandı bu kadar? “Onu ilk defa böyle gördüm ondan.” Diye düşündüm. Evet bu yüzden olmalıydı. Şaşırdım biraz o kadar. Derken aklıma şimşek çaktı. Ekin aramızdaki elektriği anladıysa? Dalga geçecekti her fırsatta benimle. Hemen Ekin’e baktım. Telefonuyla oynuyordu. Sahadakilere baktım, onlar da aralarında yaptıkları basketbol maçına odaklanmışlardı. Bizi fark etmemişlerdi yani. “Biz” mi? Son kez arkasından ona baktım. Şapkasını kapatmıştı. Uzaklaşırken aklımda tek bir soru vardı, Yazın ortasında Kış Rüzgarıyla donan birisi, ne kadar acı çekmiş olabilir ki?