Coraline'nın ahlaki sorgulaması yavaşça sona ulaşırken ormanın diğer tarafında hikayenin diğer kahramanı kurt, başka bir değişle ormanın karanlık efendisi yeni bir av için tetikte beklemekteydi.
Elbette aptal değildi Coraline ve kan kokusunu fark etmesi hiçte zor değildi onun için.
Sabırla ilerliyor ve avının ormana giriş yapmasını bekliyordu, ormanın efendisidi kurt çünkü ormandan başka hiç bir şeye sahip değildi.
Ormandan nefret ederdi kurt, ama aşıktıda ormana istesede kaçıp kurtulamadığı bu dipsiz kuyuya.
Ve nihayet olan olmuş, Coraline ormana adımını atmıştı ve aynı zamanda sonsuza yakın bir iplik dizisi çözülmeye başlamıştı.
Deli gibi koştu kurt taki Coraline'a ulaşana kadar sonunda haftalardır beklediği av tam önündeydi onu göremezdi zavallı coraline.
Coraline'nı fark etmesinin çocuk oyuncağı olduğunu söylemiştik elbetteki doğruydu peki ya Coraline'nın sadece bir çocuk olduğunu fark edebilmiş miydi ormanın efendisi?
Kelimenin tam anlamıyla dondu kaldı kurt, neydi şimdi bu?
Coraline'nın hareket etmeye başlaması ile irkildi koca ormanın efendisi.
Fakat kurdun şaşkınlığına şaşkınlık katan bir şey daha oldu, ölümden sonraki hayatı boyunca ilk defa bir canlı onun için sadece yemek değildi.
Evet ölümden sonraki hayattı, sizin hiç olmadımı ölümden sonraki hayatınız bu şaşkınlığınızdan bellidir ki olmamış.
Tamam öyleyse ben açıklıyayım neden insanlara bulaşmaması gerektiğini en acı verici yoldan öğrendi kurt cehennemden çağrılan iblis ne kadar güçlü olursa olsun onu çağıran cadı birliğine itaat etmeliydi, tabi hazırdıda sorgusuz sualsiz itaat etmeye, cadılar ve çağırdıkları iblis arasındaki bağ ancak yakarak yok edilirdi.
Tabi bölge halkının iblisten kurtulması için yakılması gereken şey sadece bağdır,
Kiliseye baş kaldıran masum kadınlar değil.