Zehra yukarıdaydı Beril ise evdeydı. Tek başıma kantine inerken bir kedi gördüm çok tatlıydı sarman bir kediye benziyordu. Sevmek için kediye yaklaştım, Elimi hafifce başının üzerine koydum ve sevmeye başladım elim yavaşca vücüdüna inerken kedi aniden tırnağını parmağıma hafifce geçirdi ve acı ile geri çekildim "ahh! off ya parmağım!!" Diye sızlanırken tanıdık bir ses geldi Güney denen çocuğun yanındaki hatırladığım kadarı ile yedek kaptan olan Yağız. "İyi misin? yanından geçiyordum da aniden bağırınca bir bakayım dedim." Dedi söyle cevap verdim "İyiyim ya teşekkürler ama galiba parmağım pek iyi değil." Biraz yaklaştı ve "Bakabilir miyim? belki bir faydam olur." Kafamı salladım ve parmağıma baktı ama sanki çok birşey anlamadı. "Hafiften kanıyor" dediğinde kanadığını yeni fark etmiştim ellimi parmağımın üzerine koydum yüzüm buruştu hemen. "Evet ya daha yeni fark etmiştim" Dedim "Bende yara bandı var getir parmağını sarayım hemen" Parmağımı uzattım ve "Teşekkür ederim senide yormadım umarım" dedim. Bana bakarak "Yok ya ne yorması" dedi. Parmağımı sarması bitince ayaklandık. "Aa sen Yağız değil misin?" dedim Yağız olduğunu biliyordum ama emin olmam lazımdı. Söyle cevap verdi "Evet Yağız ben. Cansu olmalısın sende" dedi hemen "Evet Cansu ben" dedim. Elini uzattı "Tanıştığıma memnun oldum Cansu" elini tuttum ve sıcakca gülümsedim "Memnun oldum Yağız" dedim. Sonra aniden "Ama biz zaten tanışmamışmıydık?" "Tanışmıştık ama yine tanıştık, fena mı oldu?" Güldüm istemsizce. "Yine tanışırız ya sıkıntı yok" dedim. sonra hemen "Benim sınıfa çıkmam lazım görüşürüz" dedim oda hemen "Görüşelim bakalım" dedi. Salak salak güldüm, ve görmedığını umarak uzaklaştım.
Cansu ve Yağızın haberi yoktu ama, ikiside birbirlerinin arkasından salak salak sırıtmışlardı;)