Karanlık bir ormanın derinliklerinde, bir mağaranın girişi rüzgarla dans eden yaprakların gölgesinde kaybolmuştu. İçeride derin bir sessizlik hüküm sürüyordu. Ay ışığı, mağaranın içindeki taşların üzerinde hafif parıldıyordu; ama bir yer daha fazlasını vaadediyordu. Eda, on altı yaşında, maceraperest ruhlu bir kızdı. Arkadaşlarıyla daima yeni keşifler peşindeydi. Bugün ise yalnızca en yakın arkadaşı Mert ile buraya gelmişti. Mert, Eda'nın aksine temkinli ve düşünceli biriydi. Korkularıyla yüzleşmektense, onlardan kaçmayı tercih ediyordu. Eda, mağaranın derinliklerine adım attığında kalbi hızla çarpmaya başladı. "Mert, burası harika!" diye fısıldadı. Mert, Eda'nın enerjisine kapılmamak için kendini zorladı ama onun heyecanı bulaşıcıydı. İkisi de ilerledikçe, duvarlarda beliren ilginç şekiller dikkatlerini çekti. Sonunda, mağaranın en derin noktasına ulaştıklarında, yerde parlayan bir taş gördüler. Taş, koyu kırmızı bir ışık saçıyor, sanki içindeki bir şeyin onları çağırdığını hissettiriyordu. Mert, taşın yanına yaklaştı. "Buna dokunmamalıyız, Eda. Burası tehlikeli olabilir." Ama Eda, cesaretini topladı ve taşın üzerine parmaklarını koydu. O an, Mert’in gözleri taşın kırmızı ışığıyla parladı. Eda, Mert'in gözlerindeki değişimi fark ettiğinde korku dolu bir çığlık attı. Mert, hiç beklenmedik bir anda saymaya başladı: "Beş... dört... üç..." Eda kaçmaya çalıştı ama Mert, aniden ona doğru koşmaya başladı. Korku içinde geri çekildi, ama Mert’in ona dokunmasıyla her şey bir anda değişti. Eda, bir bulut gibi havaya yükseldi, bedeninin toz haline gelip uçtuğunu hissetti. Geriye sadece onun gömleği ve Mert’in gözlerindeki kırmızı ışık kaldı. Sabah, kasabanın polisleri, kaybolan gençleri aramak için mağaranın önünde toplandı. "Gece ormanda kaybolan iki genç var," dedi bir polis memuru, endişeyle. "Eda ve Mert'i bulmalıyız!" Ama Eda ve Mert’in kaderi, alıştıkları dünyadan çok uzaktaydı. Onlar şimdi başka bir boyutta, sırlarla dolu bir maceranın tam ortasındaydılar. Kırmızı gözlere sahip bir Mert, kendi içindeki karanlığı sorgularken, Eda'nın kaybolmuş ruhu, bu yeni dünyada ne tür tehlikelerle karşılaşacağını merak ediyordu. Ormanın derinlikleri onları çağırıyordu ve her ses, her fısıldayış, onları daha da derinlere çekiyordu. Gizemli taşın sırları henüz çözülmemişti ve ikili, bu maceranın sonunu bulmak için çok geçmeden harekete geçmeliydi.Mert gece birini gördü ona dokunduǧu an adaya nolduysa onada atnı şey oldü tozoldu ve uçdu.
Bölüm 1
Kırmızı göz
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.