İçeriğe geç

Kirli Maskeler

Bölüm 5 · 17 dk okuma

Kirli Maskeler

Bölüm 5

4 . Bölüm

Merhabalar!

Yazılım yanlışlarım olabilir o yüzden özür dilerim.

4. Bölüm sizlerle keyifli okumalar..

❀❀

Sergimde bütün çağırdıklarım gelmişti ve hiç bir aksilik çıkmamıştı . Şimdi ise ben kendi arabamla eve dönüyordum. Yarın işimin ilk günümdü ve ayrıca ipeğin üniversite sınavı vardı.

Yolculuğum bittiğinde arabamı garaja koyup eve doğru yürümeye başladım. Görünüre göre babamlar daha eve gelmemişti.

Direk odama çıkıp banyoya girdim ve üstümdekilerden kurtuldum.

Bugün hiç açmadığım telefonumu alıp yatağıma geçtim. Telefonumu açtığım an bir sürü bildirim gelmişti.

1 mesaj: parfüm indirimi.

2 mesaj bilinmeyen numara : merhaba alisa elvin hanım bu size 2.mesajım size bir tablo yaptırmak istiyorum lütfen bana geri dönüş yapın.

3 mesaj : merhaba ben atlas müsaitsen senle istediğin zaman yemek yemek isterim hem tanışmış oluruz.

Kalp atışım üçüncü mesajdan sonra daha çok atmaya başladı. bu olamazdı. Beynim bunun yanlış olduğunu ikinci defa olmaz desede kalbim birincisi gibi karnımdaki kelebeklenme hissi oluşuyordu. Atlas'a gerçekten de aşık oluyordum.

Atlas yakışıklı birisiydi saçları aynı benim gibi koyu kahve saçlarıda koyu kumraldı. Spor yapıyor olmalıydı ki iri bir yapısı vardı.

Mesajın üstüne tıklayıp ordanda numarasına girdim. İsmini şuanlık Atlas yazdım ve geri mesaj yerine geldim .

*olur yeri ve zamanı sen seç bana far etmez.

Yazdım ne soğuk ne sıcak yaparak.

Atlas:tamam o zaman cinderella lunapark'a gitmeye ne dersin.

Ne diyordu bu şimdi ben sinsirella mıydım daha neler. Ayrıca lunapark neydi çocuk muyduk.

Atlas galiba çocuk olmalıydı.

*lunapark mı eminmisin?

Atlas:tabi ki eminim neden noldu cinderella.

Atlas ciddiydi.

* birşey olmadı senin dediğin olsun lunapark'a gidelim.

Atlas: yarın akşam olur mu peki Cinderella :)

Bu kelebek hissini özlemiştim ayrıca atlasın bana Cinderellaçok hoşuma gitmeye başlamıştı ama neden bana sinderella dediğine anlam verememiştim.

*yarın işe başlıyorum unuttun mu hemen

Atlas: ben senin hakkında bir çok şey biliyorum ve ayrıca unutmadım.

Benim hakkında bir çok şey biliyormuş ama nasıl salak alisa çocuk polis bilmesi normal.

*daha yeni tanıştık nasıl benim hakkımda çok şey biliyorsun?!

Atlas: bilmem onuda sen çöz cinderella, istersen bana soru sorabilirsin.

Tam o sırada kapım bir anda açıldı ve olduğum yerde sıçradım. Sıçramamla telefonumda yere düşmüştü.

Kapı yavaşca açıldı. Kübra abla sırıtarak bana bakıyordu.

"Kızım yemeğe inicek misin " dedi.

Bende o sırada düştüğüm yerden kalkıp ona hafif kaşlarımı çatarak. "Ödümü kopardın sultanım valla hı çok korktum birden kapı açılır mı " dedim.

Ona arkamı dönüp telefonumu aramaya başladım en son atlas'la yazışıyordum.

Kübra abla yanıma geldi ve yanıma eğildi. Bir süre sonra gülüp ayağa kalktı.

"Atlas kim kız" dedi.

Ben şimdi naneyi yemiştim. Şimdi kübra abla eğer atlası öğrenirse ikidebir onun hakkında konuşur olur olmadık yerlerde imalar yapıp beni utandırırdı.

Yavaşca arkamda dikili olan kübra ablaya döndüm. Dönerken de korku stres ve atlasın yazdığı mesajlara mutlu bir şekilde gülmeye başlamıştım. Şuan bütün duygular karman çormandı.

"Hiç.. Hiç kimse sultanım kim olsun aaaa sende kafandan uydurma " dedim azcık kekeleyerek.

Bir anda çevik bir haraketle ayağa kalktım. Kalkarken bütün kemiklerim sızlamıştı ama bunu fazla umursamamaya çalışmıştım çünkü şuan daha önemli konular vardı. Mesela şuan kübra abla atlas'la konuşmalarımı görebilirdi.

Kübra abla bunu bekliyormuş gibi yana çekildi. Onun yana çekilmesiyle ben yere yapıştım.

Yere yapıştığım an acıyla inledim. Yüzümü sultan ablaya çevirip "yapma sultanım lütfen hiç birşey yok " dedim ağlamaklı bir sesle.

Kübra abla yere düştüğümü görünce hemen yanıma eğilecekti ki hemen vazgeçti. Telefonumu bakıp elini ağzına koydu abo dercesine.

"Hiç bir şey ha elvin o zaman bu ne " dedi. Telefonumu yüzüme tutarak.

Ardından devam etti. "Cinderella ymış aboo da abooo bu hiç birşey yok dediğin bu muydu elvinim güzel kızım ha " dedi.

Haklıydıda.

"Valla birşey yok sultanım " dedim. Yapıştığım yerden kalktım.

"Hımm peki cinderella peki " dedi yarı dalgayla yarı pes etmişlikle.

"Hem birşey olsa ilk sana söylerim bilirsin sultanım" dedim.

Tam o sırada telefonumu elime uzattı. Telefonumu uzattığı an hemen aldım.

"Tamam neyse cinderella yemeğe geliyor musun yoksa atlasınla konuşmaya devam mı ediceksin " dedi.

Ben de sadece onun gözlerine baktım. Sanki gözlerimle dediğimi anlamış gibi "peki tamam yemeğe gelmiyorsun ama aç kalmak yok senin yemeğini buraya getiricem " dedi ve kapını önüne doğru yürüdü.

Mahcup bir şekilde " teşşekürler sultanım" dedim ama sesim utançılığın verdiği etkiyle kısık çıkmıştı.

Kübra abla tamamen gittiğinde geri yerime yerleşerek mesajlaşmaya geri döndüm.

*gerçekten sorıyım mi?

Dedim çocukça .

Atlas hemen çevrim içi oldu.

Atlas:tabi ki de cinderella, istediğin her şeyi sorabilirsin.

İçimde kelebek hissi dahada büyüdü bu his ilk hissettiğim dende fazlaydı.

Beynimin mi yoksa kalbimin mi sesini dinlemeliydim. Hiç bilmiyordum bir daha aynı şeyleri yaşayabiliridim ama içimdeki bu kelebek hissini çok özlemiştim.

Kalbim ve beynim büyük bir çelişkideydi ama bence zaten olan olmuştu eğer ilk başta mesajına dönmeseydim şimdi kalbim ve beynim çakışmazdı. Mesajlaşmayı devam ettirdiğime göre bunu ben istiyordum birini sevmeyi yada aşık olmayı istemişti. Aslında ben başından beri kalbimi seçmiştim.

*soruyorum hazır mısın?

Diye sordum. Alisayı bir kenara bırakıp bitmiş halde bulunan sevgi dolu elvini çıkartarak.

Soruma karşılık hemen yazmaya başladı.

Atlas: her zaman cinderella :)

*peki benim en sevdiğim yemek ne?

Yemek yemeyi çok severdim. En çokta midye yemekten hoşlanırdım. Tabi ki başka yemeklerde severdim. Mesela ev yemeği olarak sarma, kısır, poğaça, mantı

Şuan karnım acıkmıştı.

Atlas:midye seversin değilmi cinderella'm.

Mesaja öylece baka kaldım cinderella diyordu ama şimdi sonuna sahiplendirici ek getirmişti.

Şuan bayılabilirdim.

Ayrıca sevdiğim yemeğinde doğru bilmişti. Nası oluyo anlamıyordum ama kendimi ana bıraktım. Çünkü uzun zamandır bu duyguyu tatmamıştım.

*doğru. Peki en sevdiğim tatlı?

Atlas:limonlu şeyler seversin mesela limonlu cheesecake cinderella'm

Bu kadar şey bilmesi imkansızdı.

*bu da doğru

Atlas: seni tanıyorum demiştim.

*doğum günüm ne zaman

Atlas: 21 şubat 1999 doğumlusun cinderella'm.

Şuan aşırı mutluydum. En önem verdiğim gün yani doğum günümde bilmişti.

*sen benim hakkımda nasıl bu kadar şey biliyorsun ya

Yazdım çünkü garipti yani benim hakkımda bu kadar şey bilmesi hemde çok garipti.

Atlas: meslek sırrı :)

*peki öyle olsun

Atlas: öyle olsun cinderella'm

Bana bu kadar sevgi dolu davranması da garipti. Onu ilk defa yemekte görmüştüm. Onla önceden de bir tanışmışlığında yoktu.

Aşırı garipti .

*yarın görüşürüz iyi geceler

Atlas: iyi geceler tatlı rüyalar cinderella'm :)

Yazdıktan sonra direk çıkmış olucak ki çevrim içi olduğunu gösteren profilin yanındaki yeşil ışık kaybolmuştu.

Telefonumu tam kalbimin üzerine koydum . Şuan ' nın tadını çıkardım.

Bir süre öyle kaldıktan sonra yarın üniversite sınavı olan ipeğin yanına gideceğimi hatırlayıp . Elimde ki telefonla ipeğin yanına ilerledim.

Kapıyı çaldıktan sonra gel sesini duyunca ya kadar bekledim.

En sonunda gel sesini duyunca sesli bir şekilde kapıyı açtım. İpek yatağında yatarak tavanı izliyordu. Anlaşılan stresten uyuyamamıştı.

Kapı yı örtüp ona doğru yürümeye başladım. "Uyuyamadın mı ablam " dedim ve yatağının boş kenarına oturdum.

Olumsuzca kafasını salladı. "Malesef uyuyamıyorum abla çok heycanlıyım" dedi kafasını bana döndürerek.

"Sana bir şeyler okumamı istermisin " dedim. Çünkü eskiden ona ninem okurdu. Şimdi ise uyuyamadığında ben okuyordum.

Kafasını olumluca salladı. Mutlu olmuştu.

Hemen ayaklandım ve çalışma masasının üstünden bir tane kitap aldım.

Geri yerime döndüğünde mutlu mutlu beni bekliyordu.

Aldığım kitabı açtım. Kitap kırmızı başlıklı kızdı. İpek klasik hikayeleri severdi.

Bir süre kitabı anlattıktan sonra bana gülerek döndü. " abla bu kırmızı başlıklı kız salak mı babannesını nasıl tanımıyo aklım almıyor" dedi isyankar bir şekilde.

Bence haklıydıda.

Sorusuna cevap vermedim ve okumama devam ettim.

Tam sonu söylicekken ona baktım ama o çoktan uyumuştu.

Ona bakarken yüzümde tebessüm oluşmuştu. Onu çok seviyordum ve ikimizde birbirimize çok bağlıydık. Tam abla kardeştik ama bizim hiç denilecek kadar az kavgamız olurdu.

Saçlarının arasına bir öpücük kondurup odasından çıktım.

Kendi odama geldiğimde üstümdeki pijamaları çıkarmayıp direk yatağa atladım bugün aşırı güzel geçmişti. Mutluydum.

Uyumadan önce yarını düşündüm. Holding de ne yapacağımı, nasıl giyineceğimi bunlar önemliydi.

Son olarak aklıma atlas geldi. Hayatıma bir anda girdi ve ben ona yavaş yavaş aşık oluyordum.

Bundan şikayetçi değildim. Duygularımıda fark edebiliyordum. Kendimi kandırmaya gerek yoktu. Ama ya ilk baştan ben beynimi yani alisa'yı şeçmiş olsaydım diye de düşünmüyor değildim.

.....

Gözlerimi açtığımda güneş bir yandan yüzüme vuruyor bir yandan da şu lanet olası alarm çalıyordu.

Gözlerimi ovuşturarak yerimden kalktım. Bugün ilk iş günümdü ve akşamına atlas'la Luna park'ta buluşacaktık.

Lunapark biraz garip gelsede olsun. Hemen ayaklandım ve lavaboya gidip ellerimi yüzümü yıkadım.

Gardeobumun karşısına geçip kara kara düşündüm . Bugün ne giyecektim.Hiç iş tecrübem olmamıştı. Elbise bölümüne elimi uzattım ama hemen geri çektim.

Bugün elbise giymeyecektim.

Elbise yerine lacivert yelek takım giydim.

Hemen makyaj masamın önüne geçip saçlarımı alttan sıkı bir topuz yaptım. Artında hafif makyaj yapıp son olarakta en sevdiğim parfümümü sıktım.

Parfüm'ü çok severdim. Hatta parfüm koleksiyonum bile vardı.

Herşeyimi bitirdikten sonra beyaz topuklu ayakkabı giydim sırf çantamla uyumlu olabilsin diye zaten ayakkabı çok gözükmüyordu.

Hemen saate baktım yemek saatine de yetişebilmiştim.Bu durumda ne çok mutluydum ne de çok mutsuzdum çünkü mutsuz olduğum taraf babamın da masada olması mutlu olduğum şey yemek yemekti.

Çantama gerekli şeyleri koyduktan sonra direk odamdan çıktım ve aşağıya indim.

Bugün ipeğin de hayatının en önemli sınavı vardı.

Masanın olduğu tarafa yürüdüm. İlk başta babamı sonra teker teker ailemi gördüm.

Yerime oturduğum an babamın yeşil gözlerinin odağı oldum.

Babam bana gülümsedi. "Nasılsın elvin bugün ilk iş günün nasıl hissediyorsun, mutlu musun? " dedi.

Biliyordu elvini sadece 3 kişiye göstermiştim. Dünden beri 4 kişiye olmuştu. Ama babam o 4 kişinin yakına bile gelemezdi.

Sorusu karşısında sesiz kaldım. Yemeğine odaklandım.

Bir süre sonra yemekten kalkan ilk ben olmuştum. Geç kalmış olabilirdim.

Hemen ipeğin tarafına geçip saçlarından öptüm. Öperken kulağına fısıldadım kelimeleri.

"Sakın stres yapma herşey iyi geçicek " diye fısıldadım ve geri çekildim.

Oda kafasını olumluca salladı. Uykusunı almış gözüküyordu.

Babamda dikkatlice bizi inceliyordu. Annem ise boş boş bakıyordu. Neden annem böyle davranıyordu hiç anlamamıştım hep böyle boş bakardı yeşillikleri.

Salondan çıktım ve tam çıkışa yürürken kübra abla önümü kesti.

Gülerek. "Napıyon kız " dedi.

Aceleci bir sesle " iyi sultanım da benim gitmem gerekiyor sonra konuşsak " dedim.

"Tamam peki cinderella" dedi ima yaparak. O anda arkadından tutuğu saklama kabını çıkardı.

"Al sana en sevdiğin patatesli börek " dedi ve kabı bana uzattı.

Elinde kine mutlu mutlu baktım çünkü patatesli şeyleri çok severdim. Hemen elindeki kabı alıp yanağına sulu r öpücük kondurdum ve geri çekildim. "Görüşürüz sultanım ben şimdi geç kaldım" dedim ve kapıya doğru koşar adımlarla ilerledim.

Arabama geçtiğimde hemen arabayı çalıştırdım. Geç kalmış olabilirdim ama bana saat söylenmemişti.

Yaklaşık yarım saat sonra Holding'in oraya geldim . Holding baya iyi gözüküyordu. Eminim buraya bir çok kişi girmek istiyordur.

Arabayı valeye verdikten sonra döner kapıdan içeri emin adımlarla ilerledim. İçeri girdiğim an büyük büyük tablolar beni karşıladı. Hemen sekreterin orya ilerledim.

Sekreter çok güzel bir kadındı. Saçları sap sarı gözleri ise mas maviydi.

"Merhaba ben kenan yalınla görüşe çektim. " dedim.

Kadın bana gülerek. "Merhaba adınızı öğrenebilir miyim " dedi. Garip aksanı vardı büyük ihtimalle Türk değildi.

"Alisa Elvin Güç " dedim.

Kadın telefondan bir iki tuşa basıp , telefonu kulağına götürdü.

Bir süre telefonda konuştuktan sonra bana döndü güler yüzle. "Kenan bey şuan önemli bir toplantıda isterseniz şurdaki koltuklara otura bilirsiniz. " dedi. Arkamdaki koktukları göstererek.

"Teşekkürler" deyip hemen arkamı döndüm. Kenan bey gelene kadar biraz koltuklarda oturacaktım.

Koltuklara oturduktan sonra telefonumu çantamdan çıkartıp mesaj kutusuna girdim. Biraz bizimkilerle konuşsam fena olmazdı.

*selam nasılsınız

Yazdım. Hemen çağatay ve rüya çevrim içi oldu.

Rüya:iyi sen nasılsın .

*iyiyim iş görüşmesine geldim.

Dedim onların hiç bir olaydan haberi yoktu. Onlara atlas'tan da bahsetmicektim belki çok sonra olabilirdi. Hissetiğim duyguları başkasına bahsetmeme gerek yoktu. Belki rüyaya söyleyebilirdim.

Onlara oturduğum yeri çekip yolladım.

Çağatay hemen cevap olarak oda bize motorunun fotoğrafını atmıştı.

Rüya:kızım orası hangi holding.

Dedi, herşeyden haberi olurdu.

*yalın holding.

Rüya : oha! Sen orda napıyosun

Mert çevrim içi olmuştu. O sırada da çağatay çevrim içi değildi.

*dedim ya iş görüşmesi.

Tam mesajlara odaklanmışken birden birisi pat diye yanıma oturdu.

"Selam güzellik" dedi. Tanımadığım ses.

Ses kimin diye kafamı kaldırdım. Ama bu kişiyi tanımıyordum.

Çocuğun yüzüne baktım. Çekinir bir şekilde "selam " dedim.

Çocuk kenan yalına az da olsa benziyordu.

Saçları kumraldı gözleri ise kahve.

"Ben taha yalın " dedi elini uzatarak.

"Alisa Elvin " dedim gülümsemeye çalışarak.

"Burdamı çalışmaya başladın " dedi. Bunu büyük bir umutla sormuştu.

"Evet " dedim soğuk bir şekilde bu kadar konuşma yeterdi. Fazla tanımadığım insanlarla konuşmayı sevmezdim.

"Çok iyi artık hep birlikteyiz" dedi ağzının içinden konuşarak.

Kafamı diğer tarafa çevirdim.

"Peki o zaman sonra görüşürüz alisa " dedi.

Yüzünde piç gülümsemesi oluştu.

Ona cevap verdim. Tam o sırada sekreter yanıma geldi.

"Kenan beyin toplantısı bitmiş isterseniz yanına götürebilirim" dedi.

İyi olurdu zaten burayı pek te bildiğim yoktu.

Kafamı olumluca salladım. "Olur, teşekkür ederim" dedim ve oturduğum yerden ayaklandım.

Biraz ilerledik ve ardından asansöre bindik. Kadın en üst kata yani 11 kata bastı. Ne yani burası 11 kat mıydı.

11.kattan indikten sonra biraz ilerledikten sonra bir kapı önünde durdu. Kapının üzerinde altın harflerle kenan yalın yazıyordu.

Kadın kapıya üç defa vurdu ve içeriden gel sesi geldiği an kapıyı açtı. Benim geçmem için kenara çekildi ve gülümsedi.

Bu kadını sevmiştim. Ona karşılık gülümsedikten sonra içeri ye adımımı attım.

İçerisi aşırı şık bir dekorasyon'u vardı. Ama biraz fazla abartıydı . Bu odayı pek sevmemiştim.

Kenan yalın masasında oturuyordu. Tam karşısına geçtim.

"Hoş geldin alisa kızım " dedi gülümseyerek. Elini otur şeklinde işaret yaptı.

Onun dediğini yapıp oturdum. "Şimdi başlayalım " dedi ayrından devam etti. "Senle birlikte çalışacak olan kişi Gizem Çoşan eminim birbirinizi çok seveceksiniz. Kendine ait odan olucak . Gizemle sadece fikir alışverişi yapıcaksınız. " dedi.

Kafamı olumluca sallayıp. "Anladım" dedim. Gizemi merak etmiştim. Takım çalışmasını sevmezdim ama belki iyi anlaşabilirdik.

Kenan bey arkasındaki çekmece leri karıştırıp içinden bir tane yaka kartı verdi.

Elindeki kartı aldım ve incelemeye başladım. Yaka kartının üzerinde benim adım, resmim ve bir kod vardı.

Hemen bana bakıp kartı açıkladı. "Şirkete girerken ve katlara girerken okutabilirsin senden başka kimse bu kartı kullanamaz. Bu kartı sakın kaybetme yoksa aksilikler oluşabilir" dedi onu anladığımı belirterek kafamı salladım.

"Odan 9 kat 4 . Oda " dedi.

"Tamam teşekkür ederim şimdi izninizle çıkabilirmiyim " dedim.

Kenan bey kafasını olumluca salladı.

Hemen ayaklandım ve kapıya doğru ilerledim. Odayı benim topuklularımın sesi dolduruyordu. Topuklu giymeyi severdim. Ama rahat olmayı daha da severdim.

Tam kapıyı açıcakken "hoşgeldin alisa elvin güç " dedi kenan bey.

Omzumun yanından ona baktım. Dikkatlice beni izliyordu.

Hiç birşey demeyerek emin adımlarla topuklularımın üzerinde ilerledim.

Kendi katıma gelince, kendi odamı bulmaya başladım. O kadarda zor olmamıştı hemen odamı bulmuştum.

Kapımın önüne gelince kapıma baktım. Kapımın üzerinde aynı kenan bayinki gibi benimde altın harflerle Alisa Elvin Güç yazıyordu.

Kapıyı açıp odama ilerledim. Odam kenan beyin ki gibi o kadar şatafatlı değildi. Güzel ve şıktı. Tam benim istediğim gibiydi.

Masamın üzerinde adım ve soy adım yazıyordu. Onu elime alıp inceledim. Sonra yerine bırakıp sandalyrmin üzerine oturdum. Odamın yarısında camla kaplıydı. Manzarası da güzeldi. Karşımda odayla aynı renklerde olan gri beyaz koltuklar vardı.

Hiç beklemediğim anda birden kapım çaldı.

İçim bir değişik olmuştu. İlk defa böyle bir şey yaşıyordum.

Gel dedikten sonra içeriye beyaz tenli benle yaklaşık aynı boyda olan, koyu kumral saçlı, ela gözlü güzel bir kadın girdi. Bu Gizem olmalıydı.

Hemen beni görünce gülümsedi. "Selam ben Gizem " dedi. Ardından devam etti. "Tanışmaya geldim oturabilir miyim " dedi. Samimi bir sesle.

"Tabi ki " dedim. Ona karşı sıcak yaklaşarak ne de olsa beraber çalışacaktık.

Oturduktan sonra elindeki kahve lerden birini uzattı. "Teşekkür ederim ama ben kahve sevmem " dedim teklifini reddederek.

Oda uzattığı kahveyi madanın üzerine bıraktı. "Aklımda bulunsun artık " dedi.

"Ee sana hangi isminle hitap etmemi istersin " dedi. İlk defa ismimle alakalı bana soru soruluyordu.

"Alisa" dedim. Onun bana elvin demesine gerek yoktu. Yani daha olmazdı.

"Peki alisa " dedi ardından devam etti. "Ben kendimi tanıtayım adım Gizem, 24 yaşındayım ,mankenim sen ne çizersen onu bana göre dikip giyeceğim ayrıyetten sana tasarım işinde yardım da edicem . Kahveyi deliler gibi seviyorum. " dedi.

Benden 1 yaş küçüktü.

"Şimdi sen kendini tanıt " dedi.

"Ben alisa elvin , 25 yaşındayım ressamım, limonlu şeyler severim.. Öyle yani ben de pek bişey yok ama merak ettiğin bir şey varsa sorabilirsin " dedim. Kendimi tanıtacak kelime bulamadım.

Kahvesinden bir yudum aldı. "Ressamsın demek iyimiş " dedi.

Ona karşılık sadece gülümsedim.

"Peki ben şimdi kalkıyım sen yerleş zaten zamanla birbirimiz tanıyacağız, bugün çalışmayacağız ama yarın çalışacağız " dedi ve bardakları alıp kapının ordaki çöp kutusunun oraya yürüdü .

"Tamam " dedim.

Bardakları çöpe atıp odadan çıktı.

Yapıcak bir şeyim yoktu telefonla oynamakta istemiyordum. En iyisi çizim yapmaktı.Bir kaç tasarım yapabilirdim.

Uzun bir süre çizim yaparak vaktimi geçirmiştim.

Yeşil renk bir elbise çizmiştim. Bence ilk deneme me göre baya iyi bir çizimdi.

Bir çekmeceden bir tane dosya alıp bu çizimi içine koydum belki işe yarardı.

Çantamın içinden telefonumu alıp saate baktım saat 16.30 tu bugün zaman baya hızlı geçmişti.

Birden mesaj kutumun üzerine bir mesaj düştü. Hemen mesaj kutusuna girip kimin mesaj attığına baktım. O kişi atlastı.

Hemen mesajın üstüne bastım.

Atlas:geliyorsun demi Cinderella :)

*evet gelicem.

Atlas:çalışıyor musun?

*yani odamda boş boş duruyorum.

Ve bir fotoğraf göndermek istemiştim.

Masamın üzerindeki adım yazılı olan şeyi bana döndürüp onun fotoğrafını atmıştım.

Atlas:kendini atsana cinderella'm

*yok akşama görürsün.

Atlas:*fotoğraf

Fotoğrafı açtığımda üstünde polis ünüforması vardı. Oda beni yaptığımı yapıp yüzünü çekmemişti. Sadece kıyafetini göndermişti.

Atlas:17.00 da çıkıcam hemen şirkete gelip seni alırım ordanda lunapark'a gideriz.

*tamam :)

Dedim. Hala neden lunapark'a gittiğimizi anlamamıştım. Onun yerine normal bir restaurant'a gidip yemek yiyebilirdik. Ama değişiklikleri severdim.

Telefonumu bırakıp biraz daha oyalandım.

Camdan bakarken sesli bir şekilde birden mesaj geldi. Hemen koşup çantamdan telefonumu aldım.

Atlas:kapıdayım :)

Gelmişti. Şuan aşırı heycanlıydım. Uzun zaman sonra biriyle konuşacaktım.

Hemen telefonumu çantama koyup. Çantamla yaka kartımı alıp odadan çıktım.

Asansöre doğru ilerleyip. Aşağıya giden bir asansör çağırdım.

Bir süre bekledikten sonra asansör geldi ve kapısı açıldı.

Kapı açıldığı an gözlerim fal taşı gibi açıktı. Çünkü sabah yanıma oturan adı taha olan çocuk bir kadınla dudak dudağaydı.

Hemen ellerimi gözlerime koymaya çalıştım. "Çok pardon bölüyorum " dedim. Bir anda bu kadar da olmazdı. İlk günden.

Kadın hemen toparlandı ve yanımdan geçip gitti. Taha ise asansörün içinde hiç bir şey olamamış gibi öylecene durdu.

Şuan asansöre binmek istemiyordum. Elimde olsa binmezdim ama mecburen binmek zorunda kaldım . Çünkü aşağıda beni Atlas bekliyordu.

Hemen asansöre binip taha denen salak çocuktan uzak durmaya çalışarak öylece durdum.

Tam elimi 0 kata basmak için uzatmıştım ki taha da elini uzattı ve ellerimiz çarpıştı.

Hemen elimi çektim. Tahanın bana küçükte dokunmasına tahammül edememiştim.

Hemen bana dönerek. "Pardon" dedi.

Yüzünde sabahki piç gülüşünü yerleştirdi.

Salak çocuk.

Asansörün kapısı açıldığı an çıktım. Kartımı çıkış için okutturdum. Tamamen şirketten çıkmış bulunuyordum.

Tam karşımda duran Atlas lâ adımlarım çakılı kalmıştı.

Üzerinde günlük şeyler vardı. Ama şuan nefesim kesilmişti. Uzun zaman sonra bu bir ilkti.

Kendimi toparlayıp ona doğru ilerledim. Yürürken arkada 2 tane kız aralarında bir şeyler konuşuyordu. Ama takmadım büyük ihtimalle Atlas hakkında konuşuyorlardı.

Atladın yanına geldiğimde hemen kapıyı açtı. Ben bindikten sonra sürücü koltuğu tarafına geçti.

"Selam sinderella'm" dedi.

Şuan kalbim normal atışından daha fazla atıyordu. İlk gördüğümde böyle olmamıştı çünkü onu tanımıyordum daha doğrusu şimdide tanımıyordum. İlkte onu fazla umursamamıştım. Ona karşı birşey hissetmiyordum. Şimdi ise bütün düşüncelerim değişmişti.

En sonunda konuşarak "selam " dedim. Aklıma arabam olduğu gelmişti. Daha arabasını çalıştırmadan söylemem gerekti. Ama nedense şuan konuşamıcak raddedeydim.

Sonunda konuşarak. "Arabam nolucak " dedim.

Atlas kahvelikleri bana döndü. Kahveliklerimiz karşılaşmıştı. "Bale'ye söylerim evine götürür" dedi. Hala bana bakıyordu ve benim dahada kızarmama neden oluyordu.

Gözlerimi ilk ben ayırdım. Şuan hissediyordum. Kızarmıştım.

Atlas sesli bir şekilde güldü ve önüne döndü.

Biraz zaman geçtikten sonra ilk konuşan o oldu. "Ee ilk iş günün nasıl geçti cinderella" dedi.

Telefonda sinsirella demesi güzeldi. Ama şimdi biraz garip gelmişti.

"Yani güzel geçti pek bişey yapmadım bir kaç kişiyle tanıştım" dedim.

"Kimle tanıştın? " dedi. Meraklı bir sesle.

"Gizem ve taha" tahaya sinir olmuştum.

Taha dediğim an yüzündeki gülümseme soldu.

"İyimiş" dedi.

"Noldu " dedim.

"Bişey yok " dedi. Pek sorgulamaya gerek yoktu. Bende sormaya devam ettirmedim.

En sonunda lunapark'a geldiğimizde arabayı park edip hemen kendi kapısını açtı.

Ardından benim kapımı açıp elini tutmam için bana uzattı.

Kahveliklerimi ona doğrultum. Oda elini bir daha uzattı.

Alisayı bir kenara bırakıp yerine elvini çıkartarak.

Elini tuttum. Anında yüzü gülmüştü.

Lunapark'a girdiğimizde ikimize de bilet alıp bana döndü.

"Neye binmek istersin " dedi.

Bende bilmem derecesine onuzlarımı kaldırıp indirdim. Konuşmadım.

"Peki o zaman gondola ne dersin " dedi.

"Olur" dedim. Gülerek.

Elimi daha sıkıp ilerlemeye başladı.

Gondolun tam ortasına oturmuştuk. En başı ve sonu çok yukarı çıkartıyordu.

Gondola bindiğimiz de bitene kadar konuşmadık.

Gondoldan sonra birçok şeye binmiştik. O sırada da bana pamuk şekeri almıştı. Pamuk şekeri sevmeme rağmen yemiştim.

En son olarak dönme dolaba binmiştik. Şuan hava karamıştı. Babam kızabilirdi ama kendini ana bıraktım. Çünkü uzun süre sonra ilk defa bu duyguyu yaşıyordum.

Şuan dönme dolabın en üstündeydik. Fazla konuşmamıştık. Ama ben çok eğlenmiştim ve oda eğlenmiş gözüküyordu.

İkimizde yan yanaydık.

Aramızdaki sessizliği Atlas bozdu daha doğrusu bana dahada yaklaştı. .

Kafamı hemen onun tarafına döndürdüm.

Şuan yüzlerimiz çok yakındı ve bu kalbimin daha hızlı artmadına neden oluyordu.

Atlas kahvelikleriyle dudaklarıma bakmaya başladı.

Dudaklarıma doğru "çok güzelsin alisa " dedi.

Gülerek onu düzeltim."elvin.. Alisa yok elvin " dedim. Aramızdaki yakınlık nefesimi kesiyordu.

"Elvin " diye mırıldandı.

Yüzme daha daha yaklaştı.

4 bölümün sonu....

**********

5 . Bölümde görüşmek üzere...

~diğer bölümde nolucak??

Insta : @kirlimaskeleroffical

Tik tok : kirlimaskeleroffical

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.