İçeriğe geç

Kirli Eşitsizlik

Bölüm 1 · 23 dk okuma

Kirli Eşitsizlik

Bölüm 1

1.Bölüm : Dava Değişikliği

Duygularım.

Uzun bir süre önce kaybettiğim duygularım.

Kendime bazen güvenmezdim.Bir şeyler başardığımı düşünmezdim.Ama bir gün mahkeme salonundan çıkarken küçük bir kızın gururlu bir şekilde "ben büyüyünce bu abla gibi olacağım."dediğini duymuştum.

O günden beri kendime güveniyorum ve bir şeyler başarabildiğime inanıyordum.

Hemde küçük bir kız çocuğunun cümlesi sayesinde.

"Beril,kahvaltı hazır."diye seslendim çayları dökerken.Düşüncelerimle birlikte çok güzel bir kahvaltı hazırlamıştım.Beril asık suratıyla odadan çıkıp masaya oturdu.

"Ne oldu,Beril?"Bende masaya oturup bir şeyler yemeye başladım.

"Yine aynı konu,Antalya'ya gitmem gerek."

Annesinin yanına gitmesi gerekiyordu çünkü annesinin psikolojik sorunları tekrar gün yüzüne çıkmıştı.

"Git."

"Ama dava."dedi ve suratı daha çok asıldı.

Omzuna iki kez dostça vurdum.

"Davayı ben üstlenirim demiştim.Bu mevzuyu kafana takma.Bugün gidip Ömer'le konuşacağım hatta."

"Sen böyle davalardan nefret edersin.

Ben seni buna mecbur etmek istemiyorum."

"Saçmalama,benim içinde bir ilk olur işte."

Masadaki böreği alıp ağzına tıkıştırdım.

"Hadi bir şeyler ye artık.Kendini mahcup hissetme,ben istiyorum bu davayı üstlenmek."Başını onaylayarak salladı ve kahvaltısını etmeye başladı.

Kahvaltımızı bitirdikten sonra ben masayı toplarken Beril de bavulunu hazırlıyordu.

Masayı güzelce toplayıp sildikten sonra bende odama girdim ve gardırobumu açtım.Dün geceden hazırladığım kırmızı takımı üzerime geçirdim.Siyah renkteki saçlarımı dalgalandırdım.Ela rengi olan ama yeşile kaçan göz rengimi ortaya çıkaracak bir göz makyajı yaptım ve kırmızı renk rujumu sürerek makyajımı bitirdim.Kırmızı topuklu ayakkabılarımı giyip parfüm sıktıktan sonra çantamı da alıp odadan çıktım.

"Beril,hazırım ben."Koltuğa oturup Beril'in çıkmasını bekledim.Bu arada da telefonuma gelen mailleri kontrol ettim.

"Hazırım."Beril'in gelmesiyle telefonumu kapatıp çantama attım ve ayağa kalktım.

Beril yanıma gelip ıslık çaldı.

"Bu ne güzellik kızım böyle?Kırmızı sana bu kadar yakışıyor muydu?"Gülümseyerek yanağından bir makas aldım.

"Yakışıyormuş demek ki.Hadi çıkalım."

Evden çıkıp siyah pejo 3008 arabama ilerledim.Arabamı çok seviyordum çünkü yemeyip içmeyip para biriktirip bu arabayı almıştım.

Arabaya binip çantamı arka koltuğa bıraktım.Beril de arabaya binince arabayı çalıştırdım.

"Sende iki dakika benimle gel.Sinan'a

söylerken yanımda ol,sonra bırakırım seni."dedim gözüm yoldayken.

"Tamam,olur."dedi Beril.Arabayı adliyeye sürdüm.Şarkı dinleme eşliğinde adliyeye geldiğimiz de kendimi toparlayıp ciddileştim ve arabadan indim.Beril de arkamdan indi.Arka kapıyı açıp çantamı aldım.

"Gidelim."Adliyenin içine girdik.Her gün kalabalık olan adliye bugün kalabalık değildi.Tuhaftı.

"Adliye her zamankinden daha boş değil mi?"Beril düşüncelerimi okuyup bunu söylemiş gibiydi.

"Evet,çıkar kokusu birazdan."Karşıdan gelen Tamer komiserle karşılaştık.

"Günaydın hanımlar."

"Günaydın Tamer,adliye niye bu kadar boş?

Hayırdır?"

"Avukatların hepsi eğitimde,o yüzden boş."

Avukatların hepsi?Biz avukat değil miydik?

"Avukatların hepsi derken?Biz neyiz burada?"dedim.

"Senin eğitime mi ihtiyacın mı var Deva?"dedi yanımdaki Beril."Bu adliyedeki en başarılı avukatlardan birisin."

"Beril'e katılıyorum."Öyleydim.Ego değildi bu gerçeklerdi.Kaybettiğim tek bir dava bile yoktu.

"Tamam,anladım.Bizim işimiz var Tamer,

sonra konuşuruz."Tamer başını salladı.

"Tamamdır,benimde işlerim vardı.Kolay gelsin size."Başımla selam verdim.

"Sana da."dedi Beril.Sonrasında bana döndü."Hadi gidelim bizde artık."Sinan'ın odasının önüne geldik,kapıyı çaldım."Gir."

sesiyle içeri girdim.

Sinan'ı karşısında yakışıklı bir adam oturuyordu.Oldukça çekici,koltukta oturduğu halde boyu uzun duruyordu.

Kapıdan girdiğim de gözleri bize döndü ve benim gözlerimi buldu.Etkilenmediğimi söylesem yalan olurdu.Gözleri koyu kehribar rengindeydi ve çok hoş duruyordu.Gözlerini kısarak bana bakmaya devam etti.Dudakları iki yana kıvrıldı ve önüne dönüp başını yere eğdi.Boğazımı temizleyip kendimi toparladım.

"Günaydın,Sinan Bey."Normalde resmi konuşmazdım ama bu adamı tanımıyordum ve resmi konuşmamız gerekiyordu.

"Günaydın,Deva hanım."Başımla selam verdim.

"Şu dava işini konuşalım diye geldik ama müsait değilsin sanırım."

"Hayır,tam zamanında geldiniz hatta."

Kaşlarımı çattım."Otursanıza."Karşısındaki sandalyeye oturdum.Beril de yanımızda ki sandalyeye oturdu.

"Tanıştırayım,"dedi ve karşımda oturan adamı gösterdi."Boran Yıldırım,yeni müvekkilin."

Boran Yıldırım.Sakin ol Deva,sadece saçma sapan bir isim benzerliği!

Gözlerim karşımdaki adamı buldu.Bu sefer dudakları iki yana kıvrılan ben oldum. Ayağa kalkarak elini uzattı.Boyu sandığımdan daha da uzundu.Tahminen 1.90 üstüydü.Bende ayağa kalkarak uzattığı elini sıktım.

"Deva Alkan."dedim.

"Memnun oldum."Gülümseyerek başımı salladım.

"Bende memnun oldum."Başıyla selam verdi.Yerime oturdum,o da tekrar karşıma oturdu.

"Avukat değişikliği için gelmiştim ama hallettik."dedim.

"Evet,"dedi Sinan."Sonrası sizin aranızda.

Umarım birbirinizden memnun kalırsınız."

Karşımda duran müvekkilime baktım.İyi anlaşacağımızı umdum.

"Öyle umuyorum."Dedi Boran.Başımı sallayarak hafif bir tebessümde bulundum.

"Beril,seni havaalanına bırakayım."dedim ve ayağa kalktım.

"Gidiyor musun Beril?"Sinan resmiyeti bırakıp her zamanki halimize dönmüştü.

Beril ayağa kalktı.

"Evet,gitmek zorundayım maalesef."dedi ve Boran'a döndü."Sizi de yarı yolda bırakarak mahcup ettim kusura bakmayın.Ama merak etmeyin Deva benden daha beceriklidir."Boran başını salladı.

"Problem değil."Sinan'a döndü."Bende kalkayım artık."dedi ve ayağa kalktı.Sinan da onunla birlikte ayağa kalktı.Boran elini Sinan'a uzattı."Teşekkür ederim."Sinan Boran'ın uzattığı eli sıktı.

"Rica ederim Boran bey."Boran yanımıza geldi ve tam önümde durdu.

"Dava hakkında konuşsak iyi olur.Beril'i bıraktıktan sonra atacağım konuma gelirsiniz,uyar mı size?"Başımı salladım.

"Uyar,gelirim."Boran başını salladı ve ardından Beril'e döndü."İyi yolculuklar Beril."

"Teşekkür ederim Boran Bey."Boran başıyla Sinan'a selam verdikten sonra odadan çıktı.Sinan yanımıza gelip Beril'e sarıldı.

"Ne kadar süre yoksun?"

"Yaklaşık 1 ay kadar."Sinan Beril'in omzuna dostça iki kez vurdu.

"Fazla özletme kendini,bu adliye koridorları seni seviyor."Beril gülümsedi.

"En kısa sürede gelmeye çalışacağım."

Sinan bana döndü.

"Hadi götür kızı,geç kalmasın."Başımı sallayıp odadan çıktım.Beril de arkamdan çıktı.Hızlı adımlarla adliyeden çıktık ve arabama bindik.Arabayı çalıştırdım ve adliyeden çıktık.

"Bu adamın olayı ne?"diye sordum.Beril anlamsız bakışlarıyla bana baktı."Kim diyorum yani,Sinan herkese böyle kibar davranmaz belli ki önemli adam."

"Yani,önemli bir adam.Birçok şirketi var,

birçok vakfı var,birçok hastanesi var,

birçok okulu var,birçok.."Dayanamayıp sözünü kestim.

"Anladım,baya zengin."Beril başını sallayarak onayladı.

"Numaramı sen mi verdin peki?Konum atarım falan dedi."

"Yok,ben vermedim.Sinan verdi."

"Davası ne?Bir türlü anlatmadın.Tutturdun adam anlatsa daha iyi olur diye."

"Adam anlatsın."Yandan bir bakış atıp önüme döndüm.Havaalanına geldik,

arabadan inip bagajtan bavulu çıkardım.

"İçeri girmene gerek yok Devo,buradan tek başıma gidebilirim."

"Duygulanacağımı düşünmezdim,ev sensiz çok boş olacak."dedim ve yalandan burnumu çektim.

"Ağlamayacağını biliyorum,sen ağlamazsın."dedi ve o da burnunu çekti.

"Ama ben ağlayabilirim."Kollarımı açıp ona sarıldım.

"Özletme kendini bak tamam mı?Hemen gel,sensiz evimiz çok boş."Geri çekildim.

"Sende kendine dikkat et.Unutma,her şeyi fazla merak etmek bok yoludur.Sadece işine bak."dedi.

"Tamam anne."dedim gülerek."Hadi git,geç kalacaksın yoksa."Başını salladı ve tekrar bana sarıldı.Bende ona kocaman sarıldım.

Bu hayatta ondan başka kimsem yoktu.

"Seni çok seviyorum devo."Geri çekildim.

"Bende seni çok seviyorum Bero."Arkasını döndü ve havaalanının kapısına doğru ilerledi.İçeriye girmeden önce arkasını dönüp öpücük atarak el salladı.Bende gülümseyerek el salladım,içeri girdi ve gözden kayboldu.

"Of çok dramatik oldu."Kendi kendime konuşarak tekrar arabama bindim.

Telefonumu arabada bırakmıştım.

Telefonumu koltuğun üzerinden alıp gelen mesajlara baktım.Bilinmeyen bir numaradan mesaj vardı.Bir konum atılmıştı.Boran olduğunu anlamak zor olmadı.Konumu açıp Boran'ın attığı konuma sürmeye başladım.

....

"Güzel yermiş."dedim kendi kendime.

Boran'ın attığı konuma gelmiştim.Gayet sade ve sempatik bir yer seçmişti.Tarzı güzeldi.Arabamı valeye teslim edip içeriye girdim.Boran'ı gördüm,en köşe masada oturuyordu.Yanına ilerledim,masanın yanına geldiğimde beni farkedip ayağa kalktı.

"Hoşgeldin."dedi ve elini uzattı.Gülerek uzattığı elini sıktım.

"Hoşbuldum,"Koltuğa oturduk."Çok bekletmedim umarım?"

"Yoo,daha yeni geldim sayılır."

"Sevindim."Ciddi bir ifadeye bürünüp boğazını temizledi.

"Boran ben,tanışmıştık zaten."Başımı onaylayarak salladım.

"Deva,"dedim.Adımı söyleyince gülümsedi.

"Deva hanım,soru sormakta özgür müyüm?"

"Elbette."

"Kaç yıldır avukatsınız?"

"4 yıldır."

"28-29 yaşındasınız o zaman?"Başımı onaylayarak salladım.

"29."

"Bende 32 yaşındayım."Sormamıştım ama söylemesi iyi olmuştu."Her neyse,bu güne kadar kaç dava kaybettiniz?"

"Hiç dava kaybetmedim."dediğimde gözlerine oturan şaşkınlığı görmemek mümkün değildi.

"Baya iyi,tebrik ederim."Gülümsedim.

"Teşekkür ederim."

"Sorguya çekmek gibi oldu kusura bakmayın.Amacım sadece sizi tanımak."

"Ne kusuru,bunları sormak hakkınız. Davanızla ilgilenecek avukatı tanımanız gerekir."Başını salladı.

"Bu kadar soru yeter,merak ettiğim bir sey olursa süreç içinde sorarım."

"Davayı öğrenebilir miyim,konu nedir?"

"Haklısınız."dedi ve sıkıntıyla derin bir nefes alıp verdi.

"Kardeşim,Zilan."Konuşmakta zorlanıyor gibiydi."Zilan,tecavüze uğradı."Hiçbir tepki vermedim.Üzülsem acıyorum gibi görünecekti ve bunu istemiyordum.Çünkü bu acınacak bir durum değildi.

"Anladım,ne denir bilemedim.Suçlu belli mi?"Masanın üzerindeki elini sıktı.

"Belli değil,zaten belli olsa onun anas-"

dedi ve gerisini getirmeden sustu."Zilan kim olduğunu biliyor,ama hiç birimizle konuşmuyor.Psikolog kabul etmiyor,evden çıkmıyor."Derin bir nefes alıp verdi.

"Sen konuşabilir misin?"Şaşırdım.Sizli bizli konuşmayı bırakmıştı.

"Ben mi?"Başını onaylayarak salladı.

"Zilan,bir avukat tutmamı istiyordu zaten.

O avukatta sensin,eğer sende istersen."

"İsterim tabi."diye atıldım."Bana uyar."

"Sevindim.Eğer gün içinde müsaitseniz sizi yanına götürebilirim."Müsaittim ve Zilan'la tanışmak istiyordum.

"Müsaitim,gidebiliriz."

"Bir şey içmek ister misiniz?Sormayı unuttum kusura bakmayın."Başımı olumsuzca salladım.

"İçmesem daha iyi,teşekkür ederim."dedim tebessüm ederek.Bir süre duraksadık.

"Kalkalım mı?"Başımı onaylayarak salladım.Sıkılmıştım.

"Evet,kalkalım.Sıkıldım."dedim ve ayağa kalktım.O da arkamdan kalktı.

"Böyle ortamlar sıkıcıdır genelde."dedi.

Başımı sallayarak onayladım.Kapıdan çıkacakken yanımıza garson çocuklardan biri geldi.

"Gidiyor musun abi?"Boran'a hayranlıkla bakması gözümden kaçmamıştı.Sanırım yakındılar.Boran tebessüm ederek çocuğun omzuna iki kez vurdu.

"Gidiyorum aslanım,bir şey olursa ararsın."

Garson çocuk başını salladı,daha sonra işine döndü.

"Çalışanlara karşı iyi davranıp,onlarla yakın olman çok hoş."dedim yürürken.

"Evet,çalışanlarımı seviyorum."Çalışanlarım derken?

"Çalışanlarım?"dedim anlamayarak.

"Kafe benim."E yuh ama!

"Ne?"dedim şaşırarak ama bunu fazla belli etmeyerek."Kafeler sıkıcıdır demiştiniz az önce,neden kafe açtınız o halde?"

"Zilan istedi,binevi onun burası."Kardeşini seviyordu,hemde fazlasıyla.Sena'yı özlediğimi farketmiştim.Arabanın yanına geldiğimizde duraksadım.

Arabası güzeldi.Ferrari 812 GTS..

"Sen önden git,bende seni takip edeyim."

dediğimde senli benli konuştuğumun yeni farkına varmıştım."Çok pardon ya,bir anda sizli bizli konuşmayı unuttum."

"Hiç sorun değil tam aksine,hep senli benli konuşalım.Sizli bizli konuşmak rahatsız edici."Başımı onaylayarak salladım.

"Tamam o zaman öyle yapalım.Ben önden gideyim,sen de arkadan takip et."

"Tamamdır."dedim ve arabama binecekken kolumdan tutup beni durdurdu.

"Saçında bir şey var."Elim hemen saçıma gitti.

"Nasıl,nerede,ne var?"Saçımı çok seviyordum,temiz olması her şeyden önemliydi.

"Bir dakika,sakin ol."dedi ve elini saçıma getirdi.Gözlerimiz birbirine değdiğinde sanki kalplerimiz de birbirine değdi ve bir elektrik oldu.Saçımdaki şeyi alıp,avucuna yerleştirdi.Yeşil bir yapraktı sadece.

"Teşekkür ederim."dedim.Sesim kısık çıkmıştı.

"Rica ederim."dedi ve arabamın kapısını açıp elini binmem için uzattı.Bu ufak jestine karşı gülümseyip arabama bindim.

Ardından kapımı kapattı ve kendi arabasına bindi.Arabayı çalıştırıp sürmeye başlayınca bende arabamı çalıştırıp peşinden ilerledim.Telefonum çaldı,açıp hoparlöre aldım.

"Alo?"Kim olduğuna bakmamıştım.

"Abiciğim."Duyduğum sesle gülümsedim.

"Efendim abi?"Bardak sesleri duyduğumda iş yerinde olduğunu anlamıştım.

"Nasılsın bakalım,her şey yolunda mı?"

Hem Gökay'la konuşuyor hem de Boran'ın arabasını takip ediyordum.

"Yolunda abi,yeni bir dava aldım.Onunla ilgileniyorum şimdi."

"Ne davası güzelim?"

"Biraz moral bozucu,şimdi müvekkilimle görüşmeye gidiyorum.Sen işten çıkmadan önce uğrarım,bir şeyler içtikten sonra birlikte çıkarız olur mu?"

"Olur abi'm,dikkat et kendine.Bir şey olursa ara."Gülümsedim.Koşulsuz güvendiğim tek kişi oydu.

"Tamamdır."dedim ve telefonu kapattım.

Gökay Kahraman.

Gökay Kahraman aramızda kan bağı olmasa bile benim abimdi.O yetimhanede kendinden önce beni koruyup kollayan tek kişiydi.Abimdi,her zaman da öyle kalacak.

O yetimhaneden beni çıkarıp kurtardığı zaman amacı sadece beni okutmaktı.Kendi okumadı,çalışıp kazandığı tüm parayı benim eğitimime harcadı.Soyadının anlamını gerçekten taşıyordu.O benim hayatımın,özgürlüğümün kahramanıydı.

Beni düşüncelerimden kurtaran şey Boran'ın arabasının durmasıydı.Duran arabayı görünce bende arabamı durdurdum.Arabadan indi,ardından bende indim.

"İşte geldik."dedi ve eliyle yanımızda kalan evi gösterdi.Sandığımın aksine ev normal büyüklükteydi ama kocaman bir bahçesi vardı."İçeri girelim."Başımı salladım.

Önden o,arkadan ben bahçeye girdim.

"Burası Zilan'ın evi,tek başına yaşıyor.Tüm hayatı burada."Bahçenin diğer tarafından bembeyaz bir köpek koşarak bize gelmeye başladı.Hızla Boran'ın bacaklarına tırmanmaya başladı.Boran küçük bir kahkaha attı ve yere diz çöktü.Köpek yere yattı,Boran da onu sevmeye başladı.

"Destina,nasılsın kızım."Köpek havlayınca Boran güldü."Deva bak,Destinayla tanış.

Zilan'ın köpeği,aynı zamanda da arkadaşı.

Değil mi Destina?"Köpek ayağa kalkıp etrafında tur attı.Boran'ı gerçekten seviyor olmalıydı.Bende gülümseyerek diz çöktüm.

"Merhaba Destina,"Ben konuşunca Destina dönmeyi bıraktı.Ona yabancı gelmiştim.

Bana ters davranacağını düşünsem de Destina hızla önüme gelip yattı ve onu sevmemi işaret edercesine karnına kocaman bir boşluk açtı.Gülerek Destina'yı sevmeye başladım.

Kafamı yan çevirip Boran'a baktığımda dudaklarındaki hafif tebessümle bizi izlediğini farkettim.Çok güzel bakıyordu.

"İçeri geçelim mi?"Başımı onaylayarak salladım.

"Olur,geçelim."Ayağa kalktı,ardından bende kalktım.

"Destina,hadi kızım gidiyoruz."dedi.Destina sözünü dinleyerek koşarak evin içine girdi.

Önce Boran sonra da ben eve girdim.

"Önce sizi tanıştırayım,sonra ben aşağı inerim.İkiniz baş başa konuşursunuz."

"İyi olur."

Ev tek başına yaşayan birine göre normaldi.Her şey bembeyazdı,ev insanın içini açıyordu.Bir odanın kapısını açtığında içeri girdi,ardından ben girdim.Siyah saçlı, mavi gözlü bir kız kulaklıklarını takmış tavana bakarak şarkı söylüyordu.İçeriye birinin gireceğini hissetmiş olacak ki gözlerini tavandan çekip bize çevirdi.

Boran'a baktığında gözlerindeki ışıltıyı görmemek mümkün değildi.Hızla kulaklıklarını çıkarttı ve koşarak abisine sarıldı.Boran hemen onu sarmaladı,

saçlarını öptü.Abi,kardeş olmak çok güzel bir histi.Gökay sayesinde bunu en iyi ben bilirdim.

"Abi'm,hoşgeldin."dedi ve geri çekildi Zilan.

"Hoşbuldum,güzelim.Ne yapıyorsun?"

"Hiç öyle şarkı falan."dedi ve bakışları bana döndü.Yüzüme samimi bir tebessüm yerleştirdim.O da hafifçe tebessüm etti.

"Siz kimsiniz,abimin arkadaşı mı?"

"Avukat abiciğim."dedi Boran.Zilan heyecanla abisine döndü.

"Gerçekten mi abi?"dedi ve tekrar Boran'a sarıldı."2.seçeneği seçmediğin için teşekkür ederim."

2.seçenekte neyin nesiydi?

"Senin mutlu olman her şeyden daha önemli bebeğim."dedi ve bakışları bana döndü."Şimdi siz tanışın,sonra konuşuruz tamam mı?"

"Tamam abi."Boran,Zilan'ın yanağından makas aldıktan ve bana göz kırptıktan sonra odadan çıktı.Zilan samimi ve büyük bir tebessümle bana döndü.

"Merhaba,Ben Zilan."dedi ve elini uzattı.

Gülümseyerek uzattığı elini sıktım.

"Deva bende,çok memnun oldum."

"İsmin ne kadar güzelmiş."

"Seninki de öyle,anlamı ne?"Kulaklığını eline alarak kapattı ve çekmeceye koydu.

"Yeniden doğuş anlamına geliyor.Annem koymuş."dedi ve eliyle odasında ki koltuğu gösterdi."Otur lütfen."Tebessüm ederek koltuğa oturdum.

"Teşekkür ederim."Başını salladı ve o da karşıma oturdu.

"Bir şey içmek ister misin?Hemen hazırlayabilirim."

"Hayır,hiç gerek yok."

"Konuya gireceğiz sanırım."dedi yüzü düşük bir şekilde.

"Sen istersen gireceğiz."Derin bir nefes alıp verdim."Bak Zilan,kendini zorlamana gerek yok.Yaşadıklarını hemen anlatmanı beklemiyorum.Ben bugün buraya sadece seninle tanışmaya geldim.Bana güvenirsen ve anlatmayı tercih edersen anlatırsın,ben de işimi yapıp sana bunu yapanların cezasını en ağır şekilde veririm."Başı önüne eğikti ama gözünden düşen o gözyaşını görmüştüm ve bu canımı acıtmıştı.

Onda eski Deva'yı mı görüyorsun?

"O günden beri kimseye tek kelime etmedim.Hep içimde yaşadım."

"Bu yanlış,içinde yaşamana gerek yok.Eğer bir terapi almak istersen çok güvendiğim yakın bir arkadaşım var.Seni ona yönlendirebilirim."

"Korkuyorum Deva abla.."dedi kısık çıkan sesiyle.Kalbim o kadar acıdı ki göğüs kafesimin içinde parcalandığını hissettim.

Ona destek olmak istercesine elini tuttum.

"Korktuğunu biliyorum ablacığım.Ama emin ol ki korkmana hiç gerek yok.Ben ve abin senin için her şeyi yapmaya hazırız."

"Beni tehtid ettiler,abimi çok seviyorum.

Onu kaybetmek istemiyorum."dedi ve elini yüzüne kapatarak ağlamaya başladı.Sesi çıkar çıkmaz Boran içeriye daldı ve telaşlı bakışlarını bizde gezdirdi.Zilan bunu bile umursamayacak derecedeydi.Aceleyle elimi kaldırıp ona odadan çıkmasını söyledim.Birkac saniye daha durduktan sonra oflayarak odadan çıktı.Hemen Zilan'ın önüne eğildim ve elini tutarak yüzünden çekmesini sağladım.

"Zilan,lütfen bana sadece bir isim ver."

dedim çaresizce."Olayı anlatma tamam,

ama bana bir isim ver.Ver ki o şerefsizi içeri tıkıp ölene kadar ona günes yüzü göstermeyeyim."

"Söyleyemem,abimin canını yakarlar."

Başımı iki yana salladım.

"Hiç kimse senin abine bir şey yapamaz Zilan.Sen abini tanımıyor musun?Kim ona bir şey yapma cesaretinde bulunabilir?"

"Söyleyemem Deva abla,zorlama ne olursun."Çaresiz haykırışıyla pes edip ayağa kalktım ve tekrar koltuğa oturdum.

"Benimde bir abim var biliyor musun?"

dediğimde yaşlı gözleriyle bana baktı.

"Bende onu senin abini sevdiğin kadar çok seviyorum."dedim gülümseyerek.Bu bir gerçekti,onu çok seviyordum.

"Ben küçükken diğer çocukların elde ettikleri şeylerden mahrum kalmayayım diye para biriktirip bana istediğim her şeyi alırdı."Gözlerindeki yaş dinmiş,beni dinliyordu.

"Beni okutmak için kendi okuyamadı."

dedim sıkıntılı bir nefes vererek."Küçükken mesleğimi elime aldığım da kazandığım tüm parayı ona harcamak istediğimi söylüyordum sürekli."

"Harcadın mı peki?"Omuz silktim.

"İzin vermedi ki.Abilerin yaptığı iyilikler karşılıksız olurmuş."Gülümsedi.

"Bazı abiler mükemmeldir."Başımı onaylayarak salladım ve çantamdan iş kartımı çıkarıp Zilan'a uzattım.

"Her zaman beni arayabilirsin.Terapi işini de düşünmeni tercih ediyorum."dedim ve ayağa kalktım.O da ardından ayaklandı.

"Kendine dikkat et lütfen.Sen çok değerlisin."Gülümsedi ve bana sarıldı.

Karşılık vererek bende sarıldım.

"Görüşürüz."dedim ve arkamı döndüm.Tam kapıdan çıkacakken bana seslenmesiyle durdum.

"Deva Abla."Arkamı döndüm."Üstündeki takım çok güzel,bayıldım.Sana da çok yakışmış."Gülümsedim.

"Teşekkür ederim,doğum günün ne zaman."

"22 Eylül,neden ki?"

"Doğum günü hediyen,belli oldu."dedim göz kırparak.Gülümsedi ve el salladı.

Odadan çıkar çıkmaz Boran'la karşılaştım.

"Neden ağladı Zilan?"dedi evin çıkış kapısına doğru yürürken.

"Müvekkil avukat gizliliği."dedim hafif bir tebessümle.

"Abin çok iyi biriymiş."Gözlerim şaşkınlıkla Boran'a döndü.

"Bizi mi dinledin?Sana inanamıyorum."

"Sadece bir kısmını."dedi baş parmağı ve işaret parmağıyla miktarını göstererek.

"İyidir abim,aslan gibi bir abidir."dedim gururla.Yürüye yürüye arabamın önüne gelmiştim.

"Seninle daha önce karşılaşmış olma ihtimalimiz kaç?"Boran'ın sorduğu soruya şaşırdım.

"Bilmiyorum,neden?"Gerçekten anlamamıştım.

"Seni daha önce gördüm sanırım.Tanıdık geliyorsun."Düşündüm,Düşündüm.Boran bana tanıdık gelmiyordu.Evet kendimi ona yakın hissediyordum ama onu tanıdığım için değildi.

"Hatırlamıyorum."dedim.

"Neyse,teşekkür ederim geldiğin için."

Gülümsedim.

"Rica ederim,görevim."Arabamın kapısını açıp binecekken Boran'ın sesiyle tekrar durdum.

"Bir daha ne zaman görüşürüz?"Sorduğu soru karşısında şaşırıp düşündüm.

"Yani,bilemedim.Ben sık sık Zilan'ı görmeye gelirim onunla konuşmak için.

Seninle de konuşmuş oluruz."

"Anladım."Başımı sallayıp arabama bindim.

"Dikkatli ol."

"Sende,görüşürüz."dedim ve arabayı çalıştırıp evin önünden ayrıldım.

Boran'ın söylediklerini düşündüm.İkimizin de birbirine tanıdık gelmesi evrenin bir oyunu muydu yoksa gerçekten geçmişte karşılaşmış mıydık?Telefonum çaldı,

çantamdan çıkarıp açtım.

"Beril'im,vardın mı?"

"Evet Devoş uçaktan indim şimdi,eve gidiyorum.Sen ne yaptın?Nasıl gidiyor?"

"Çok iyi,bir sıkıntı yok.Boran'la tanıştık işte,

olayı konuştuk.Sonra Zilan'la konuştum."

"Boran?"dedi Beril şaşırmış bir şekilde.

Ses tonu keyifliydi."Boran Bey'e ne oldu?"

"Aramızdaki resmiyeti kaldırdık sadece Beril,düşündüğün gibi bir şey yok."

"Bu düşündüğüm şeyin hiçbir zaman olmayacağı anlamına gelmiyor ama."

Sıkıntıyla ofladım.

"Sana da bir şey anlatılmıyor Beril."

"Her neyse,Zilan anlattı mı?"Kırmızı ışık yanınca durdum.

"Anlatmadı doğal olarak.Kimseye anlatamadığı bir olay.Zaman geçtikçe açılmaya başlar."Yeşil ışık yandı,arabayı sürmeye devam ettim.

"Anladım,kapatıyorum ben.Kendine dikkat et,bir şey olursa ara."

"Sende."dedim ve telefonu kapattım.

Arabamı spor salonunun önüne geldiğinde park ettim.Arka koltuktan içinde spor eşyalarımın bulunduğu çantayı alıp indim.Salonun önünde beni Mehmet abi karşıladı.

"Hoşgeldin Deva kızım.Bende seni bekliyordum."Kaşlarım çatıldı.

"Hayırdır Mehmet abi,bir sorun mu var?"

"Yok be kızım.Yaşlılık işte yoruldum,eve gidip dinleneceğim.Sen kendi kafana göre takıldıktan sonra salonu kitler misin diyecektim.Aradım ama açmadın telefonunu."

"Kusura bakma Mehmet abi'm ya.Berille konuşuyordum ondan açamadım.Kitlerim tabi ki sen git eve dinlen,yorma kendini fazla."Omzuma iki kez vurdu.

"Tamam kızım,sağ olasın."Salonun önüne gelen arabayla ikimiz de şaşkınca bakakaldık.Boran'ın arabası mıydı o?

Salon çok popüler bir yer değildi,girip çıkan kişi en fazla 5 kişi falandı.

"Boran mı o?"dedi Mehmet abi heyecanla.

Ne yani,tanışıyorlar mıydı?Boran arabasını park edip indi ve güler yüzüyle yanımıza geldi.

"Mehmet baba,nasılsın?"Mehmet abi hemen Boran'a sarıldı.Boran da ona gülerek karşılık verdi.Bense hiçbir şey anlamadığım için boş gözlerle onlara bakıyordum.

"Hoşgeldin evlat,ben iyiyim sen nasılsın?"

Geri çekildiler.

"İyiyim baba,"dedi ve bakışları bana döndü.

"Deva,sizde mi tanışıyorsunuz?"Başımı onaylayarak salladım.

"Küçüklükten beri tanırım,siz nereden tanışıyorsunuz."

"Bende küçüklüğümden beri tanırım."

dediğinde şaşırmıştım.

"Öyle mi?"dedim şaşkınlıkla.Boran başını onaylayarak salladı.O sırada araya Mehmet abi girdi.

"Çocuklar biraz saçma olacak ama,siz nereden tanışıyorsunuz?"

"Müvekkilim olur kendisi."dedim Boran'ı kastederek.Mehmet abi şaşırdı,gözlerini Boran'a çevirdi.

"Oğlum,hayırdır.Ne için avukat lazım oldu sana?"

"Zilan için."diye kısa ve net bir cevap verdi Boran.Mehmet abi anlamış olacak ki başını salladı.

"E haydi çocuklar,bana müsade.Birlikte çıkıp kitlersiniz salonu."Boran başını salladı.

"Aklın kalmasın baba."Mehmet abi gittikten sonra bizde birlikte içeri girdik.

"Neden baba diyorsun?"diye sordum.

"Babam gibi çünkü,bize babalık yaptı."

"Anladım."

"Sen nerede olacaksın?"Ben buraya gelip sadece kum torbası yumruklardım ve sonra giderdim.

"Benim işim ön tarafta"dedim.

"Bende arka tarafa gideyim o zaman."

"Olur."

"İyi sporlar."dedi.

"Sana da."dedim ve soyunma kabinine ilerledim.

Çantama koyduğum dizlerimin üstünde biten siyah taytı ve siyah tişörtü üzerime geçirdim.Topuklu ayakkabılarımı çıkarıp spor ayakkabılarımı giydim. Saçlarımı bileğimdeki tokayla at kuyruğu yaptım ve soyunma kabininden çıktım.Ben çıkarken aynı anda karşımdaki kabinden de Boran çıkmıştı.Gri eşofman ve Siyah tişört giymişti.Bu kadar yakışacağını düşünmemiştim.

Yan yana yürümeye başladığımız da topuklu ayakkabılarım olmadığı zaman onun omzunun biraz altına geldiğimi farkettim.

"Kıyafetler yakışmış."dedim.Ardından o da hemen cevap verdi.

"Toplu saç yakışmış."dediğinde gülümsedim.Kendime yakıştırmadığım bir şeyi başkası bana yakıştırınca çok mutlu oluyordum.Yollarımız ayrıldı,ben ön tarafa

o da arka tarafa gitti.

Kum torbasının yanına gidip yumruklamaya başladım.Her şeyden vazgeçebilirdim belki ama şunu yapmaktan vazgeçemezdim.Beni rahatlatan en iyi şeydi.

Neredeyse 10 dakika kesintisiz kum torbası yumrukladım.Daha devam edecektim ama bunu yarıda bırakan telefonumun çalmasıydı.Arayan kişi babamdı,görüntülü arıyordu.

"Babacığım."dedim gülümseyerek.

"Kızım,nasılsın?"

"İyiyim babacığım,sen nasılsın?"

"Bende iyiyim kızım.Yine mi Mehmet abinin salonundasın."

"Evet baba,burası bana iyi geliyor."

"Biliyorum kızım da adliye de çok yoruluyorsun zaten."

"Sen beni merak etme baba'm."

"Paran var mı?"Kaç yaşına gelirsem geleyim bu soruyu sormaktan vazgeçmiyordu.

"Baba,ben 29 yaşındayım."dedim sitemle.

"Olsun yavrum,istersen 50 yaşında ol.Sen benim kızımsın,tabi para yollayacağım.

Sena'yı da sen okutuyorsun zaten.Paran kalıyor mu kalmıyor mu hiç haberim yok."

"Yapma baba."dedim tekrar sitemle."Sena benim kardeşim,onu okutmak benim görevim.Benim param yetiyor merak etme,

yetmezse isterim zaten.Sen sadece kendinle ilgilen tamam mı?Kapatmam lazım şimdi,sonra görüşürüz."dedim ve elimle öpücük atıp telefonu kapattım.

Yarım saat sonra ;

Yorulduğum için duvarın kenarına oturdum.Bugünlük bu kadar yeterdi.Ayağa kalkıp adımlarımı soyunma kabinine yönelttim.Boran etrafta gözükmüyordu.

Soyunma odasının kapısını açtığımda hiç beklemediğim bir şeyle karşılaştım.

Boran'ın çok fazla ve çok seksi olan kasları!Hassiktir,hassiktir.Elimle hemen gözümü kapattım.

"Ee şey,çok pardon.Ben hiçbir şey görmedim yani,gerçekten hiçbir şey görmedim.Karın kasındaki beni falan da görmedim."Ne diyordum ben!Güldüğünü işittim.

"Ay ben iyice saçmalıyorum sen soyunma-"

Sıçtım bir de sıvıyordum."Üstünü giyinmeye devam et yani,çok pardon."

Kapıyı kapatıp hemen kendimi karşıdaki soyunma kabininin içine attım.Elimi kalbime götürdüm,küt küt atıyordu.

Hızlıca üstümü değiştirip eski halime,ciddi Deva'ya geri döndüm.Çantamı koluma takıp kabinden çıktım.

Gözlerim koridorda sırtını duvara yaslayıp Boran'a takıldı.Gözleri yerde sırıtıyordu.

Bana mı gülüyordu?Az önceki halime mi gülüyordu?Yoksa başka bir şeye mi gülüyordu?Hangisine daha çok sinirlenirdim,başkasına gülmesine mi bana gülmesine mi?Başkasına gülmesine neden sinirlenecektim ki zaten?Ben ne saçmalıyordum şuan da?

"Daha ne kadar orada put gibi dikileceksin?"Boran'ın sesiyle düşüncelerimden sıyrılıp adımlarımı ona yönlendirdim.Şuan duyulan tek şey topuklu ayakkabılarımın sesiydi.

"Merhaba,az önce yaşanan şey için kusura bakma.Kabinleri karıştırıp senin kabinine girdim yanlışlıkla.Bir şey de görmedim zaten"dedim utanarak ama bunu ona belli etmeyerek.Adımlarımızı dışarıya doğru ilerlettik.

"Kafana takma,karnımdaki beni görmediğini biliyorum."dedi sırıtarak.

"Uğraşma ya."dedim bende gülerek.

Salondan çıktığımız da kapıyı kilitledim ve gözlerimi ona çevirdim.

"O zaman,iyi geceler."dedi.

"İyi geceler."Gözlerimiz bir süre birbirinde takılı kaldı.Nedense bakışları bana geçmişteki birinin bakışlarını hatırlatıyordu.

Gözlerimin en derinine bakıp büyük bir iç çekti ve arabasına binip gitti.

..........

Arabadaydım.Gökay'ın yanına gidiyordum.

Bugün annemin ölüm yıl dönümüydü.

Gram umrumda değildi ama kendimi kötü hissediyordum işte.Gökay'ın mekanının önüme geldiğimde arabamı park edip indim.Restorant'a girip masada oturan Gökay'ın yanına gidip masaya oturdum.

"Abi'm hoşgeldin."Gülümsedim.Şu boktan dünyada kendimi güvende hissettiğim tek ses onun sesiydi.

"15 sene oldu abi."Gözlerim dışarıdaki denizdeydi.Gökay derin bir nefes alıp verdi.Ellerini elimin üzerine koydu.

"Senin suçun değildi."Tebessüm ettim,

buruk bir tebessümdü bu.Acı dolu bir tebessüm.

"Ben öldürdüm onu abi."dediğim de zihnim tekrar o günü yaşamış gibi titredi.Elimi elinden çektim,elimi havaya kaldırıp ona gösterdim.

"Bu ellerle yaptım,görüyor musun?"Ellerimi tutup dudaklarına götürdü.

"Küçüktün abiciğim."

"14 yaşındaydım,aklım başımdaydı."Derin bir nefes alıp konusmaya devam ettim.

"Ben onu öldürmesem babamın güzel bir hayatı olabilirdi abi.Benim yüzünden hapise girip ömrünün yarısını orada geçirdi.Benim suçumu üstlendi abi,ben buna değecek bir insan değildim."Sonlara doğru sesim kısık çıkmıştı.

"Baban yapması gerekeni yaptı Deva."dedi sıcak bir ses tonuyla."Eğer sen onu öldürmeseydin o Sena'yı öldürecekti.Belki de sonra da seni."

"Katillerden nefret ediyorum."dedim boğazım düğüm düğüm olurken."Ama bende katilim."

"Hemde annemin,öz annemin."dedim ekleyerek.Gökay yüzümü avuçlarının arasına alıp gözlerinin içine bakmamı sağladı.

"Ağla Deva.15 yıldır bir kez ağladığını görmedim kardeşim.19 yaşında bir tane şerefsiz için ağladın o da bir damla bir gözyaşıydı."Bir damla değildi abi,sen yanlış biliyorsun diyemedim.

"10 yıldır tüm acını kederini içinde tutuyorsun yapma."Sesi acı çeker gibiydi ve bunu her şeyden daha çok üzüyordu.

"Ağla yalvarırım Ağla.Sen ağlamayınca ben deliriyorum Deva.Burada ki her şeyi kır dök,ama ağla artık Deva."Başımı iki yana salladım ve sandalyede toparlandım.

"Yapamam abi,ona sözüm var biliyorsun."

Gökay sinirle yüzünü sıvazladı.

"O şerefsiz hayatında yok ama hala ona verdiğin sözü tutuyorsun."Hiç beklemeden cevap verdim,cevabım netti.

"Çünkü hala onu seviyorum."

"10 yıldır mı Deva?Koskoca 10 yıl ya,o gittiğinden beri yanında tek bir erkek bile görmedim.Neden ona bu kadar sadıksın?"

Sustuğumu görünce konuşmaya devam etti.

"Bak etrafına Deva.Hani nerede o?Senin yanında mı değil.O çocuğu zaafın olmaktan çıkar artık.Belki de unuttu seni,

belki de onun için geçici bir hevestin."

"Yapma."

"Sen yapma Deva.Her gün karşımda acı çekme.Sen sadece kendin acı çekiyor sanıyorsun ama benim kalbim git gide yok oluyor."dedi ve sinirle masadan kalkıp içeriye gitti.

Beni korumak istemekte haklıydı ama söylediklerinde haksızdı.O beni unutmazdı,bende onu.Ben ona verdiğim sözü tutardım,o da bana verdiği sözü.

Derin bir nefes alıp masadan kalktım ve Gökay'ın yanına gittim.Sandalyede elinde sigarayla tek başına oturuyordu.Çenemi omzuna koydum.

"Yeni bir dava aldım bugün."dedim tatlı bir ses tonuyla.O bana kıyamazdı zaten.

"Bakayım müvekkilinin tipine."Güldüm.

"İnsanları tipine göre yargılamaktan ne zaman vazgeçeksin abi?"Omuz silkti.

"Sen avukatlığı bırakınca."Yanağından öpüp karşısına geçtim.

"Yani hiçbir zaman."Telefonumu çıkarıp Boran'ın fotoğrafını açtım.Onu görür görmez aklıma bugün yaşadığımız olay geldi ve yine utandım.Telefon ekranını çevirip abime gösterdim.

"Nasıl beğendin mi?"Abim ekrana dikkatle bakıyordu."Ne var bu kadar dikkatli bakılacak?"

"Boran değil mi bu?"deyince şaşırıp kaldım.Tanışıyorlar mıydı?Tesadüfün böylesi!

"Tanışıyor musunuz?"Başını onaylayarak salladı.

"Sadece ben değil,sende tanışıyorsun."

Kaşlarım şaşkınlıkla yukarı kalktı.

"Bende mi?"

"Evet,hatırlamadın mı Boran'ı?"Kafamı iki yana salladım.

"Hayır,kim?"diye sordum merakla.

"Annenin sevgilisinin evimizi yaktığı gün bir çocuk gelmişti hatırlıyor musun?"

Hatırlamaz olur muydum hiç?Yıllardır zaafım olan tek şey.

"Evet ama Boran'la ne alakası var?"

"O çocuk Boran işte."Vücudum kaskatı kesildi,vücut ısım yükseldi.Ben içten içe hayatımın en büyük şokunu yaşarken abim konuşmaya devam etti.

"Bize yardım etmişti,evini açmıştı.Bir süre onlarda kalmıştık,hatta siz baya iyi anlaşmıştınız.Tesadüfe bak ya."dedi gülerek.Ben ise bomboş gözlerle onu dinliyordum.

"Deva?"dedi telaşla ve ayağa kalktı."Abicim iyi misin?Yüzün sapsarı oldu."

"İyiyim."dedim zorlukla."Bir lavaboya gideyim."dedim ve koşarak lavaboya gittim.Kapıyı kitleyip elimi ağzıma götürdüm.Gözyaşlarım benden bağımsız bir şekilde atmaya başladı.

Boran Yıldırım.

Yıllar önce,tam 11 yıl önce tüm ilklerimi verdiğim adam.

Sevdiğim adam,beni seven adam.

Yıllardır ona verdiğim sözü tuttuğum,ona ihanet etmeyip sadık kaldığım adam.

11yıldır sevmekten vazgeçmediğim o adam.

Beni tanıyormuş gibi hissetmesinin sebebi buymuş meğerse.Ben neden onu tanıyamamıştım?İnsan sevdiği adamı tanıyamaz mı?

Çok değişmişti,tanımam mümkün değildi ki.11 yıl önceki Boran ve şimdi ki Boran çok farklıydı.İnanamıyordum,inanmak istemiyordum.Böyle bir tesadüf olamazdı.

Ben şimdi ne yapacağım?Onun yüzüne nasıl bakacağım?Onunla nasıl konuşacağım?Yıllardır aşık olup beklediğim adama nasıl arkadaş gibi davranacağım?Hasret kaldığım kokusuna,

dudaklarına nasıl uzak kalacağım?

Beni hatırlıyor olsa her şey daha kolay olurdu.Karşısına geçip her şeyi anlatacak cesaretim yoktu.Daha doğrusu reddedilmeye cesaretim yoktu.Ben onu 11 yıl önceki haliyle hatırlamak istiyordum.

Belki de abimin dediği gibiydi.Beni unutup hayatına devam etmişti.Bana verdiği sözleri tutmamıştı belki de.Ben onu beklerken hayatına başkasını almıştı belki.

11 Yıl Önce ; Aralık 9

"İlkin ve ilkim olduğun için çok mutluyum."

dedi yanağımı okşarken.Bende mutluydum.

Aşık olduğum adamın kollarındaydım.

"Ben daha mutluyum."dedim gözlerine bakarak.Derin bir iç çekip dudaklarını dudaklarıma bastırdı.

"Seni çok seviyorum."Elimle en sevdiğim yer olan sakallarını okşadım.

"Sana çok aşığım Boran."Tekrar dudaklarımızı birleştirdi.Bizim için gece bitmemişti ve bi hayli uzundu.

11 Yıl Önce ; Aralık 18

"Gitmeliyim."Başım göğsünde gözyaşlarımı akıtıyordum.Babası yüzünden yurt dışına çıkmak zorundaydı ve ne kadar kalacağı belli değildi,ya da bana söylemiyordu çünkü tüm hareketleriyle bana bunun son görüşmemiz olduğunu ve bir veda olduğunu hissettiriyordu.

"Elzem,seni çok seviyorum."dedi alnını alnıma yaslarken.

"Boran,"dedim acıyla."Beni de götür ne olursun.Ben sensiz yapamam."Gözünden bir damla yaş aktı,benim kalbimde ise mutluluklar.

"Sana yemin ederim yapabilsem yapardım.

Elzem sen benim hayatımsın."

"Boran,seni çok seviyorum.Yalvarırım gitme."

Beni hızlıca göğsüne çekti ve sıkıca sarıldı.

"Yapma Elzem,böyle yaparsan ölürüm."Geri çekildi ve elini cebine attı.Bir kolye,bir yüzük ve bir anahtar çıkardı.

"Kolyenin içinde senin ve benim fotoğrafım var.Boynunda olmasına sevineceğini düşünüyorum."Gözümden bir damla yaş aktı.

Başımı hızlıca salladım ve arkamı döndüm.

Saçlarımı omzuma aldım.Yavasca kolyeyi taktı ve taktıktan sonra boynuma bir öpücük kondurdu.Yüzümü tekrar ona döndüm.

Resmen vedalaşıyorduk,bana anı bırakıyordu.

"Yüzük."dedi ve yutkundu."Annemin yüzüğü,

sana evlenme teklifi ederken kullanacaktım ama nasip olmadı."Yüzük parmağıma yüzüğü taktı."Karım olman dünyada her zaman,

nerede olursak olalım isteyeceğim tek şey."

dedi ve dudaklarımızı birleştirdi.

"Ve anahtar..Geçen gün seni götürdüğüm evin anahtarı.O ev senin,ne yapmak istiyorsan yap.Belki bir gün o evde güzel anılarımız olur."

"Şimdi seni hissetmek istiyorum,"dedi ve yutkundu."İzin verir misin?"Kollarımı boynuna dolayıp dudaklarımızı birleştirdim ve mükemmel ama son olan gecemize başladık.

Huzurluydum,belki de son kez.Uyumamak için direniyordum çünkü uyursam giderdi.

Ama kokusu öyle güzeldi ki gözlerimi kapatmadan edemedim ve son kez onun kollarında huzurlu bir uyku çektim.

Sabah kalktığım da yatakta doğruldum.

Etrafıma bakındım ve telaşla yataktan çıktım.

"Boran!"diye bağırdım ama cevap vermedi.

"Boran!"Tekrar bağırdım ve yine ses gelmedi.

Hızlıca aşağı indiğim de masadaki kırmızı not kağıdıyla karşılaştım.Gözyaslarım eşliğinde notu aldım ve okumaya başladım.

Minik kelebeğim,özür dilerim sen uyurken gittiğim için.Beni affet çünkü sen uyanıkken gözümün içine bakarken gidemezdim.Seni çok seviyorum,sana çok aşığım.Sana söz veriyorum bir gün seni tekrar bulacağım ve yine söz veriyorum o gün geldiğinde seni asla bırakmayacağım.Sana çok güveniyorum güzelim.Aklına koyduğun her seyi yap.

Başarılı bir avukat ol ve her zaman beni yanında hisset.Bu bir veda evet,sana zarar gelmemesi için senden uzak durmak zorundayım.Babam iğrenç biri,ondan nefret ediyorum.Bir gün tekrar karşılaştığımız da sana her şeyi anlatacağım.Yüzüğü tak ve beni hatırla.Sana yalvarıyorum beni unutma çünkü ben seni asla unutamam bebeğim.

İltifatlarımı her zaman kulağına fısıldadığımı hisset.Bebeğim,güzelim,sevgilim,Elzem'im.

Ve biliyorsun ki ben kıskanç bir adamım.Bu kıskanç adam seni çok seviyor.Tekrar karşılaşacağımız ve hiçbir engel olmadan dudaklarımızı birleştirip ruhumuzun birbirine ait olacağı günü iple çekiyorum.Bana söz verdiğin gibi sakın ağlamıyorsun.Eğer ağlarsan hissedip sana kızarım.Sana çok aşığım.Ve sakallarım hep senin sevdiğin gibi kalacak.

Kıskanç bir adam olup seni çok

ama çok seven,biricik sevgilin Boran.

Elzem,kalbime tehtid Elzem..

Binlerce kez,belki de milyonlarca kez okudum aynı mektubu.Sakladım ve yıllardır kendimi her kötü hissettiğim an açıp okudum.Onu yanımda hissettim,iltifatlarını fısıldadığını hissettim ve onu bekledim.

11 yıl geçeceğini bilmeden onu bekledim ve biliyordum ki o kıskanç bir adamdı.Bu yüzden hayatıma kimseyi almadım ve ona sadık kaldım.

Çünkü o benim ilk ve tek aşık olduğum adamdı.

................

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.