Saat sabahın yedisiydi.
Yoon Ye-Ri, alarmının üçüncü kez çalmasına rağmen hâlâ yatağından çıkmamıştı.
Telefonunu yastığının altından bulup gözlerini kısarak ekrana baktı.
07.03
"Beş dakika daha..."
Telefonu tekrar yatağın üzerine bıraktı.
Tam gözlerini kapatmıştı ki telefon yeniden titredi.
Bu kez mesaj gelmişti.
Hwa-Jin: Uyandın mı?
Ye-Ri cevap vermedi.
İkinci mesaj geldi.
Hwa-Jin: Uyumaya devam ediyorsan beş dakika sonra kapındayım.
Ye-Ri bir anda gözlerini açtı.
"Ne?!"
Yataktan fırladı.
"Bu çocuk gerçekten yapar!"
Üzerini değiştirmek için dolabına koşarken telefonu yeniden titredi.
Hwa-Jin: Üç dakika.
Ye-Ri hızlıca yazdı.
Ye-Ri: BEKLE!
Hwa-Jin: İki dakika.
Ye-Ri: SEN CİDDİ MİSİN?!
Hwa-Jin: Evet.
Ye-Ri telefonu yatağa fırlattı.
"İnanılmaz..."
On dakika sonra kapının zili çaldı.
Ye-Ri saçlarını aceleyle düzeltip kapıyı açtığında karşısında Hwa-Jin vardı.
Her zamanki sakin ifadesiyle.
Elinde iki tane içecek taşıyordu.
Ye-Ri nefes nefese kaldı.
"Sen... gerçekten geldin."
Hwa-Jin kaşını kaldırdı.
"Gelmememi mi istiyordun?"
"Hayır ama..."
Hwa-Jin elindeki içeceklerden birini ona uzattı.
"Al."
Ye-Ri şaşkınlıkla içeceğe baktı.
"Benim için mi?"
"Hayır, komşunun kızı için."
Ye-Ri gözlerini devirdi.
"Çok komiksin."
"Teşekkür ederim."
"Bu teşekkür edilecek bir şey değildi."
Hwa-Jin hafifçe gülümsedi.
Ye-Ri sonunda içeceği aldı.
"İçinde ne var?"
"Senin sevdiğin."
Ye-Ri ona baktı.
Hwa-Jin bunu sanki dünyanın en normal şeyiymiş gibi söylüyordu.
Ama Ye-Ri'nin yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
"Benim ne sevdiğimi nasıl hatırlıyorsun?"
"Sen unutuyorsun diye ben de unutmak zorunda değilim."
Ye-Ri birkaç saniye sustu.
Sonra başını hafifçe eğdi.
"İyi ki varsın."
Hwa-Jin cevap vermedi.
Sadece onun yanında yürümeye başladı.
Okula geldiklerinde sınıftaki birkaç kişi onları görünce gülümsedi.
"Yine beraber gelmişler."
"Ne zaman ayrı görüyoruz ki?"
"Onlar evli gibi."
Ye-Ri duyduklarını işitmiş olacak ki hemen itiraz etti.
"Biz evli değiliz!"
Hwa-Jin yanındaki sandalyeye otururken sakin bir şekilde konuştu.
"Şimdilik."
Ye-Ri'nin yüzü bir anda kızardı.
"Na Hwa-Jin!"
Sınıftakiler gülmeye başladı.
Hwa-Jin ise hiçbir şey olmamış gibi kitabını açtı.
Ye-Ri ona baktı.
"Sen bunu bilerek yaptın."
"Ne yaptım?"
"Beni utandırdın."
"Sen zaten kolay utanıyorsun."
Ye-Ri dudaklarını büzdü.
"Seninle konuşmuyorum."
Hwa-Jin başını ona çevirdi.
"Tamam."
Ye-Ri birkaç saniye sustu.
Sonra dayanamadı.
"Gerçekten mi?"
"Evet."
"Ben seninle konuşmuyorum dedim."
"Biliyorum."
"Ve sen sadece tamam mı diyorsun?"
"Ne dememi istiyorsun?"
Ye-Ri ona kızgın bir şekilde baktı.
Hwa-Jin birkaç saniye sonra gülümsedi.
"Beş dakika dayanamazsın."
Ye-Ri cevap vermedi.
Bir dakika sonra defterini ona doğru itti.
"Ödevini yaptın mı?"
Hwa-Jin gülmeye başladı.
"Beş dakika bile sürmedi."
"Sus."
Öğle arasında okulun bahçesinde oturuyorlardı.
Ye-Ri, Hwa-Jin'in omzuna başını yaslamıştı.
"Bugün ne yapacağız?"
"Sen ne yapmak istiyorsun?"
"Birlikte olalım."
Hwa-Jin ona baktı.
"Zaten beraberiz."
"Hayır. Yani... okuldan sonra da."
"Tamam."
"Bu kadar mı?"
"Ne kadar dememi bekliyorsun?"
"Biraz heyecanlan."
Hwa-Jin düşünüyormuş gibi yaptı.
"Çok heyecanlandım."
Ye-Ri kahkaha attı.
"Berbatsın."
"Yine de benimlesin."
"Evet."
Ye-Ri başını tekrar omzuna yasladı.
Bir süre ikisi de konuşmadı.
Rüzgâr hafifçe esiyordu.
Ye-Ri gözlerini kapattı.
"Hiç ayrılmayacağız, değil mi?"
Hwa-Jin ona baktı.
Sesinde en ufak bir tereddüt yoktu.
"Hayır."
Ye-Ri gözlerini açtı.
"Bu kadar emin misin?"
"Evet."
"Neden?"
Hwa-Jin birkaç saniye düşündü.
"Çünkü seni hayatımdan çıkarmayı düşünemiyorum."
Ye-Ri'nin yüzündeki gülümseme yavaşça büyüdü.
"Ben de seni."
Hwa-Jin elini onun elinin üzerine koydu.
"Öyleyse sorun yok."
Ye-Ri başını salladı.
"Yok."
İkisi de bilmiyordu.
Bu cümleyi yıllar sonra hatırlayacaklarını.
Ve bir zamanlar birbirlerine verdikleri "asla" sözünün, hikâyelerinin en acı kısmına dönüşeceğini.
Ama şimdilik...
Her şey mükemmeldi.
Hwa-Jin hâlâ Ye-Ri'nin elini tutuyordu.
Ye-Ri hâlâ onun omzuna yaslanıyordu.
Ve ikisi de birbirlerine bakarken gelecekte ne olacağını düşünmüyordu.
Çünkü onların dünyasında gelecek diye bir şey yoktu.
Sadece birlikte oldukları bugün vardı.
