İçeriğe geç

KIRILMA

Bölüm 1 · 6 dk okuma

KIRILMA

Bölüm 1

1. BÖLÜM

Alarm çaldığında uyanmadım. Aslında uyumuyordum. Sadece gözlerim kapalıydı. Sesin odamın içinde yankılanmasını dinledim bir süre. Düzenli, mekanik, rahatsız edici bir ritim. Bir süre sonra kendiliğinden sustu. Sessizlik daha ağırdı.

Gözlerimi açtım, tavana baktım. Oradaki ince çatlak çizgiler sanki her gün biraz daha derinleşiyordu ama değişmiyordu. Değişen bendim ya da ben de değişmiyordum, hangisi daha doğru bilmiyordum.

Bir süre kıpırdamadan yattım. ''Bugün de farklı olmayacak.'' diye düşündüm.

Bu düşünce eskiden içimi sıkıştırırdı. Şimdi sadece bir bilgi gibiydi. Soğuk, sabit ve tartışmasız.

Yatağın kenarına oturduğumda ayaklarım yere değdi. Zeminin soğukluğu ayaklarımdan yukarı doğru tırmandı. İstemsizce derin bir nefes aldım. Bu bir anlığına iyi hissetmemi sağladı. En azından hissettiğim bir şey vardı.

Ayağa kalktım. Banyoya gittim. Aynanın karşısında bir süre kendime baktım. Yüzümde bir şeyler aradım. Ne aradığımı bilmiyordum. Zaten bir şey de bulamadım.

Gözlerim ne yorgundu ne canlı. Sadece açıktı. Dudaklarım nötr bir çizgideydi. Kaşlarım gevşekti. Sanki birinin yüzünü ödünç almış gibi hissettirdi.

Musluğu açtım. Su hızla akmaya başladı. Suyun sesi, sabahın ilk gerçek sesi gibiydi. Yüzümü yıkarken gözlerimi kapattım. Su damlaları yüzümden süzüldü usulca. Bir an için her şey durdu. Sonra tekrar başladım. Dişlerimi fırçaladım. Saçlarımı topladım. Üzerime rastgele bir şeyler giydim. Kahvaltı yapmadım. Zaten çoğu zaman yapmıyordum. Öyle mis gibi yemek kokuları da gelmezdi zaten benim mutfağımdan.

Kapıya yöneldim, anahtarı çevirdim. Evden çıktığımda kapıyı kapatmadan önce biraz durdum. Bir şey eksikti. Her sabah olan o kısa, belirsiz his yine geldi. Sanki bir şeyi unutmuşum gibi ama ne olduğunu hatırlayamadım. Hep böyle olurdu. Biraz daha düşünsem bulabilirmişim gibi geldi ama düşünmedim ve kapıyı kapattım.

Sokak her zamanki gibiydi. İnsanlar aceleciydi. Herkes bir yere yetişmeye çalışıyordu. Bir araba korna çaldı, bir kadın çocuğunu azarladı ve bir köpek havladı. Sesler vardı, hareketler vardı ama benim için hepsi arka plandaydı.

Yürürken kimseye bakmadım. Bakmamayı öğrenmiştim. İnsanların yüzüne bakmak, onları hatırlamak, hatırlamak da bağ kurmak demekti. Bağ kurmak istemiyordum.

Otobüs durağına vardım. Her zamanki yerimde durdum. Telefonu çıkarıp ekrana baktım ve artık hiç şaşırtmayan şekilde bildirim yoktu. Zaten beklemiyordum ya da kimi kandırıyorum ki... Bir bildirim iyi olabilirdi.

Otobüs geldi, kapılar açıldı, içeri girdim ve her zamanki gibi ilk bulduğum cam kenarına oturdum. Kulaklıklarımı taktım. Şehir hareket etti. Binalar geriye doğru kaydı. İnsanlar silikleşti. Renkler birbirine karıştı. Her şey ilerliyodu ama ben hala yerimdeydim.

İşe vardığımda saat tam olması gereken saatteydi. Hiç şaşmazdı ve bu bile bazen rahatsız ediciydi. Uyuyakalmazdım, acil bir işim çıkmazdı, önemli bir telefon gelmezdi... İçeri girdim. Tanıdık o koku burnuma geldi. Plastik, temizlik ürünü ve kapalı alan kokusunun karışımı. Çantamı bırakıp montumu astım. Artık gün başlamıştı.

Rafları kontrol ettim, ürünleri düzelttim, eksikleri yazdım ve etiketleri hizaladım. Ellerim ne yapacağını biliyordu. Zihnimin düşünmesine gerek yoktu ama yine de düşünüyordu. İçimde bir huzursuzluk vardı sebebi yoktu, ama vardı.

Kapı açıldı, günün ilk potansiyel müşterisi içeri girdi. Başımı kaldırmadım önce ama birkaç saniye sonra bakma ihtiyacı hissettim. İçeri giren kişi diğerlerinden farklıydı. Nerden biliyorsun? Demeyin. Bunu nasıl anladığımı ben de bilmiyorum ama anladım. Adam içeri girdiğinde sanki ortamın dengesi değişti. Çok hafif bir kayma oldu, gözle görülmeyen ama hissedilen... Etrafa baktı, rafları inceledi sonra gözleri bana geldi. Bakışını yakaladım. Çok kısa bir an sürdü sadece sonra ben gözlerimi kaçırdım. Neden yaptım bilmiyorum ama içimde küçük bir rahatsızlık oluşturdu.

Gün ilerledi, müşteriler geldi, gitti ve ben sadece çalıştım. Zihnimin bir köşesi kapıya odaklıydı. Fark etmeden, istemsizce gözlerim kapıya kayıyordu. Sanki birini bekliyor gibiydim. Kendime kızdım çünkü saçmaydı. Ben kimseyi beklemezdim. Benim bekleyecek ya da bekletecek kimsem yoktu.

Öğleden sonra aynı adam tekrar geldi. Bu sefer doğrudan bana yürüdü. ''Kolay gelsin.'' dedi. Sesi sakindi, ne fazla samimi ne de soğuktu. ''Teşekkür ederim.'' dedim.

''Burada yeni misin?''

''Hayır.''

''Öyle hissettirdi.''

''Yanılıyorsunuz.'' dedim. Karşılığında hafifçe gülümsedi.

''Olabilir.'' dedi ve konuşma bitti. Usulca uzaklaşıp alışverişini yaptı. Sanki almak istediği ürün çoktan belliydi. Dolaşmadı, hedefine yürüdü, aldı ve oyalanmadan kasaya geldi. Aldığı ürünü okuttum, fiyatını söyledim, parayı uzattı. Para üstünü verirken bir anlığına ellerimiz değdi. Bu an gerçekten çok kısa sürmüştü ama o an içimde bir şeyler değişti. Elektrik çarpmış gibi desem değildi, daha garipti. Çok daha garip, çok daha derin. Tanıdık olmayan ama tanıdığım yanlış bir his. Elimi hemen çektim. O hiçbir şey olmamış gibi davrandı. ''İyi günler.'' dedi ve çıktı.

Akşama doğru artık mağaza yavaş yavaş boşalmaya başladı. Işıklar daha sert görünüyordu ve gölgeler uzadı. İçimdeki geçer sandığım huzursuzluk daha da büyüyordu. Artık yok sayamayacağım kadar belirgin ve rahatsız ediciydi. Bir şey olacaktı, bunu hissediyordum ama ne olacaktı?

Kapanışa yakın içeri üç kişi girdi. İkisi normal görünüyordu ama üçüncüsü sanki biraz farklıydı diğerlerinden. Biraz geride duruyordu. Hareket etmiyordu, sadece izliyordu. ''Saçmalıyorsun.'' dedim içimden. İçlerinden biri bana yaklaşıp bir ürün sordu. Yerini gösterdim. O esnada aramızda geçen konuşma normaldi ama ben normal değildim. Diğeri raflara yöneldi. Üçüncü kişi hala aynı yerdeydi. Gözlerini de üzerimden ayırmıyordu ve bu çok rahatsız ediciydi. İçimdeki his artık çok daha netti ama bu hiç normal değildi.

Kapanış saatine birkaç dakika kala mağaza da benden başka kimse kalmadı. Kapıyı kilitlemeye hazırlanıyordum. Ellerim titrediği için rahatlamak amacıyla derin bir nefes aldım. Geçti sandım...

Sonra siren sesi duydum, giderek yaklaşan bir siren sesi hatta birden fazla. Kalbim hızlandı. Kapıya baktım. Polis araçları gelmiş, tam da kapının önünde duruyordu. Çok geçmeden içeri girdiler. ''Kimlik kontrolü.'' dedi biri. Kimliğimi uzattım. Ellerimin titrememesi için kendimi zorluyordum. ''Çantanızı alabilir miyiz?'' dedi bir başkası. ''Tabii.'' dedim ve çantamı uzattım. İçine baktı, elini soktu ve bir şey çıkardı. Şeffaf bir poşet, içinde beyaz bir madde...

Nefesim kesildi. ''Bu benim değil.'' diyebildim sadece. ''Bu çanta sizin mi?''

''Evet ama--''

''İçinden çıktı''
''Ben koymadım.'' O an zaman yavaşladı. Her şey sustu. ''Bu bir tuzak.''

Gözlerim mağazayı taradı. Üç kişi. Sabah ve öğleden sonra gelen aynı adam... Hepsi birbiriyle bağlantılıydı. Geç farkettim ve eğer şimdi bir şey yapamazsam her şey burada bitecekti. Geri çekildim, polis memurunun elinden kurtuldum ve kapıya koştum.

''Dur!'' diye bağırdılar ama durmadım. Kapıyı açtım, sokağa çıktım ve koşmaya başladım. Nereye gittiğimi bilmiyordum ama duramazdım. Arkamdan ayak sesleri geliyordu ama duymamayı seçtim. Nereye kadar kaçabilirdim ki? Kimliğim ellerindeydi.

Bir köşe döndüm. Sonra bir tane daha ve bir tane daha. Şehir labirente dönüştü. Nefesim kesildi ama yine de durmadım. Bir anda kolumdan tutuldu. ''İşte şimdi her şey bitti.'' dedim içimden. Kolumu tutan şeyi savurdum ama bırakmadı. ''Dinle.'' Sesi tanıdım, o adamdı. ''Bırak.'' dedim düz bir tavırla. ''Dinlemezsen yakalanırsın.'' dedi. Kendinden emindi. Bir an durdum.

''Bu bir tuzak.'' dedim. Sesim ağlamaklı çıktı.

''Biliyorum.''

''Kim yaptı?''

Cevap vermedi. ''Sen mi?''

''Hayır.''

Geri çekildim ama kaçmadım. ''Peki neden yardım ediyorsun?''

''Çünkü seni, onların eline bırakamam.''

''Onlar kim?'' Yine cevap vermedi.

''Konuşacak zaman yok.'' dedi. Siren sesi yaklaşıyordu.

''Sana neden güveneyim?''

''Güvenmek zorunda değilsin ama başka seçeneğin de olduğunu sanmıyorum.''

Sustum çünkü haklıydı. Elini uzattı. ''Gel.'' Uzattığı elini hiç düşünmeden tuttum. Zaten başka seçeneğim de yoktu. O an içimde bir şey kırıldı ama aynı anda da bir şeyler başladı. Koşmaya başladık. Bu kaçış çok farklıydı. Çünkü bu sefer nereye varacağımı bilmiyordum. Ve ilk kez, geri dönemeyeceğimi hissediyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.