İçeriğe geç

KIRILGAN DENGE

Bölüm 2 · 2 dk okuma

KIRILGAN DENGE

Bölüm 2

Bölüm 2:Buzun üzerinde denge

Alya, buz pistine artık daha sık gelir olmuştu. Her sabah, Uraz orada olurdu zaten. Beyaz saçları her zamanki gibi alnına düşer, gözleri ciddiyetle buzun çizgilerine odaklanırdı. Sessizdi ama öğretirken bambaşka biri olurdu. Onun kelimeleri kısaydı, netti, ama her biri iş görürdü.Alya, o sabah patenlerini bağlarken bir çift ayakkabı daha yanına oturdu. Uraz.“Bağlarını yanlış bağlıyorsun,” dedi kısa bir bakışla.Alya başını kaldırdı. “Yine mi?”Uraz omzunu silkti. “Ayağını tutmaz böyle. Ayağın boşta kalır, düşersin. Dün de söyledim.”Alya iç geçirdi ama gülümsedi. “Hadi öğret o zaman, usta.”Uraz diz çöktü, sessizce Alya’nın paten bağcıklarını düzeltti. Elleri buz gibi ama kontrollüydü.“Bugün dönüş deneyeceğiz,” dedi kısaca. “Düşersen ağlama.”Alya kıkırdadı. “Ben ağlamam ki. Sen daha çok ağlıyo—”“Ben ağlamam,” diye sözünü kesti Uraz, hafifçe kaşlarını kaldırarak. Sonra gülümsedi. “Sen ağlarsın.”Alya dudak büktü. “Göreceğiz.” •O gün dönüşler çalıştılar. Alya defalarca düştü ama Uraz, sabırla ona nasıl ağırlığını kaydıracağını, buzda nasıl denge kuracağını gösterdi. Her seferinde düştüğünde gülmemeye çalıştı ama yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluşuyordu.Alya bir seferinde sinirlenip patenlerini çıkarmaya kalktı.“Yeter! Yapamıyorum işte!”Uraz kolunu tutup onu durdurdu. “Yaparsın.”Alya ona döndü. “Nereden biliyorsun?”Uraz’ın sesi alçak ama kararlıydı. “Çünkü her gün daha iyi oluyorsun. Ben gördüm.”O an Alya’nın içinde bir şey kıpırdadı. Göz göze geldiler. Alya bakışlarını kaçırdı, ama kalbi hızlı atıyordu. Bu soğuk çocuk, onu fark etmişti. Ve inandığını söylüyordu. • O sırada pistin kenarında başka bir kız beliriverdi. Uzun, kahverengi saçları atkuyruğu yapılmış, yüzünde rahatsız edici bir gülümsemeyle onlara bakıyordu. Adı Melis’ti. Uraz’la aynı kulüpteydi. Ve Uraz’a karşı hiç gizleyemediği bir ilgisi vardı.“Sen burada ne yapıyorsun?” dedi Melis, Alya’ya sertçe bakarak.Alya bir an şaşırdı. “Kaymaya çalışıyorum?”“Burası kulüp antrenman alanı. Acemilerin yeri değil,” dedi Melis burun kıvırarak.Uraz, Alya’nın yanına geçti. “Sorun mu var?” diye sordu kısa bir tonda.Melis, Uraz’a gülümsemeye çalıştı. “Hayır… sadece, burada çalışmamız gereken zaman—”“Antrenman biteli kırk dakika oldu,” dedi Uraz net bir şekilde. “Ve burası herkese açık.”Melis’in yüzü düştü. “Ben sadece—”“Melis,” dedi Uraz, sesi biraz daha ciddi çıkmıştı bu kez. “Alya burada kayabilir. Onu ben çağırdım.”Alya, Uraz’a baktı. Şaşırmıştı. Uraz’ın onu savunması… bu kadar açık bir şekilde…Melis, kıpkırmızı olmuştu.Bir şey söylemeden döndü ve uzaklaştı. Uraz, bakışlarını pistin merkezine çevirdi.Alya sessizliğini bozdu. “Beni… korudun.”“Gereksiz biri için uğraşmak istemedim,” dedi Uraz, gözlerini kaçırarak.Alya gözlerini kısıp sırıttı. “Teşekkürler o zaman, ‘gereksiz’ ben.”Uraz hafifçe gülümsedi. “Kaymaya devam ediyoruz mu, yoksa yine patenleri mi çıkaracaksın?”Alya onu izledi. İlk geldiği gün onu sadece soğuk ve kibirli sanmıştı. Ama şimdi… Uraz başka biriydi. Sessizdi evet. Ama yanında olmak güvenliydi. Belki… biraz da özel hissettiren bir şey vardı onda. • O akşam Alya eve döndüğünde sessizdi. Yemekten sonra pencereden dışarıyı izlerken elinde kupası vardı. Uraz’ın yüzü gözlerinin önüne geliyordu. Beyaz saçları, sakin sesi… her şeyi.“Ne garip çocuk,” dedi fısıltıyla kendi kendine.Ama sonra gülümsedi. “Ne güzel biri…”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.