Sabahın ilk ışıkları odamın karanlık köşelerine süzülmeye başladığında gözlerimi açtım. Bugün yirmi dört yaşıma giriyordum. Mutfaktan gelen annemin şarkı sesi evin içinde yankılanıyordu. Her zamanki gibi sıradan bir güne uyandığımı düşünüyordum ama içimde tarif edemediğim bir his vardı. Sanki görünmeyen bir el, hayatımın yönünü değiştirmek üzereydi. Yatağımda birkaç dakika öylece uzandım. Tavana bakarken kalbimin derinliklerinde hafif bir huzursuzluk hissettim. Bunun sebebini bilmiyordum. Ne kötü bir his ne de iyi bir histi. Daha çok yaklaşan bir fırtınanın öncesindeki sessizliğe benziyordu.
Kahvaltıya indiğimde annem gülümseyerek bana baktı. “en sevdiğin havuçlu keki yapacağım.”dedi.Sesi her zamanki gibi sıcak ve huzur vericiydi. Fırından yükselen tarçın ve havuç kokusu içimi ısıttı. Bir anlığına bütün endişelerim kayboldu. annem çok korumacı ve sevgi dolu bir kadındı, kendisini geliştirmeyi çok severdi, bu yönünü her zaman ayrıca hayran kalırdım. Babam ise sert ama bir o kadarda merhametli birisiydi, bu yönünü pek sevmezdim çünkü düşmanıda olsa affeden bir kişiliği vardı. Ben zarfehus çocukluğumdan beridir hep farklı hisseden bir erkektim ki hala daha öyleyim, çok az arkadaşım vardır, herkesle konuşurum anlaşırım ama hayatıma çok nadir insan alırım. Kendimde en sevmediğim yönüm her insanı kendime çekmem, dışarıda dolaşırken bile bir ton insan olmasına rağmen adres soran bir insanın hemen gözlerini bana yöneltip bana gelip adres sorması gibi düşünebilirsiniz. Auramdan mı yoksa enerjim mi çok pozitif anlamdıramıyorum açıkçası.Ama yine kendimde olan bir şey eksikti. Ya da fazlaydı. Kahvaltıdan sonra odama çekildim. Babam işteydi, ben ise odama çekildim bugün günlerden pazartesiydi ne garip ki doğduğum gün de pazartesiydi… odamda biraz kitap okuyup müzik dinlerken aklıma birden resim yapma isteğim geldi ama sonradan vazgeçtim. Bazen böyle oluyor bir şey istesem hemen yapasım gelir ama aniden nedense vazgeçerim. Bu huyumu pek sevmiyorum açıkçası. Akşam saat 7 sularında babam geldi hava ılıktı ve nisan ayı çok güzeldi açıkçası serin ama güneşli. Yemek yiyip babamla sohbet ettik yine siyaset 😅babam siyasete çok meraklı ve bir o kadarda fanatik bir adamdı annemle nasıl evlenmişler anlamış değilim çok zıtlar bir birine garip, bir söz vardır ya zıt kutuplar bir birini çeker diye sanırım bu tez kendi hayatımda doğrulamam gerek. Saat geç olmuştu, annemler uyumuştu erkenden bende pijamalarımı giyip yatağa uzandım, tavanla aşk yaşamam bittikten sonra uykuya daldım, ama anlamadığım bir şey oldu, ara ara yaşadığım ama çokta önem vermediğim sıçramam bu sefer artmıştı sanki havalanmışımda birden düşmüşüm gibi. Boğazım kurumuştu saate baktığımda sadece 2 saat uyumuştum hava hâla karanlıktı, mutfağa gidip su içeceğim sırada birden yatağımın karşısında ki boy aynama bakma isteğim geldi. nedenini bilmiyordum. ayna beni sessizce çağırıyordu sanki. Nadirende olsa gözlerim arada bir titreşirdi ama şuanda o titreşim bitmiyordu tansiyonum mu düşüyor yoksa başka bir hastalığın belirtisimi çözemiyorum. Gözlüğümü takmayı düşündüm bir an ama yapamadım, aynaya baktıkça bakasım geliyordu. Çocukluğumdan beri enerji, metafizik, ruhsal boyutlar ve astral seyahat gibi konular ilgimi çekmiştir. Bazen kendimi bu dünyaya ait değilmişim gibi hissederdim. Sanki çok uzun zaman önce başka bir yaşam sürmüş, farklı şeyler görmüş, farklı güçlere sahip olmuş ve şimdi her şeyi unutmuş halde yeniden doğmuştum. Belki de bu sadece hayal gücüydü. Belki de değildi. Ev sessizdi. Odam dahada ıssızdı kalp atışımı duyabiliyordum.Ve o an ,içimdeki bütün sesler sustu. Aynaya doğru çekiliyordum. Yavaşça yaklaştım. Karşımdaki yansıma bendim. Ama aynı zamanda ben değildim. Titreşim iyice artınca birden aynada ki yansınam gitti yerine Yüz hatlarıma benzeyen fakat gözleri soğuk ve sürüngenimsi bir yapıda olan . İrisleri daralmış; bir yılanın gözlerini andıran. Ağzı ince ama insanın içini ürpertecek kadar geniş olan Yüzünde rahatsız edici bir sakinlik olan bir varlık vardı. Geri çekilmek istedim ama ayaklarım hareket etmiyordu. Sonra varlık bana gülümsedi. Bir süre böyle bakıştıktan sonra elini aynanın içinden dışarı çıkardı. Nefesim kesildi. Bu imkânsızdı. Mantığım gördüğüm şeyi reddediyordu ama gözlerim inkâr edemiyordu. “Korkma,” dedi. Sesi kulaklarımdan çok zihnimin içinde yankılanıyordu. “Sende zaten var olan bir şeyi uyandırmaya geldim”. Kalbim göğsümü parçalayacakmış gibi atıyordu. O an kaçmakla dinlemek arasında sıkışıp kaldım. İçimdeki korku, merakla savaşıyordu. “Sen kimsin?” diye fısıldadım. Varlık birkaç saniye sessiz kaldı. Sonra gözlerimin içine baktı. “Ben senin unuttuğun parçanım.” Dedi. O sözleri duyduğum anda içimde açıklayamadığım görüntüler belirdi. Yabancı gökyüzleri, bilinmeyen şehirler, başka bedenler, başka yaşamlar… Bir anlığına yüzlerce yıl boyunca yaşamışım gibi hissettim. Belki gördüğüm şey gerçekti. Belki yalnızca zihnimin derinliklerinde saklanan bir gölgeydi. Ama artık bunun önemi yoktu.
Çünkü karşımda ki silüet mi her kimse karşımdaydı ve benimle konuşuyordu. Ayna sanki bir kapı gibi aralanmıştı. Ve ben, korkmama rağmen, o kapının ardındaki silüet bana doğru ilk adımımı atmak üzereydi. Ayna sanki kırılacakmış gibi çatırdı sesleri çıkarmaya başladı. Silüetin bacakları ( bacak denirse tabi…) çıkmaya başladı sonra kendini ileri atınca karşımda beliriverdi. Ürkütücü ama zararsız birine benziyordu. Yine o sinsi gülümsemesi beni iyice ürkütmüştü ama gücümü toplamalıydım.
“ şu anda rüyadayım ve sen gerçek değilsin” dedim. Sırıtınca sırtlan gibi dişleri açığa çıktı altıma etmek üzereydim. “ hayır rüyada falan değilsin sana sadece bir kaç şey söyleyip gideceğim merak etme sana zarar veremem boyutlarımız farklı.” Dedi. Aslında cinlere inanan bir insandım ama bu varlık cin değil başka bir şeydi sanki.( sanki her gün cin görüyormuşum gibi salak saçma şeyler söylüyorum bende.) “ bana ne söyleyeceksin?” Diye sordum. Beni süzerek şöyle cevap verdi. “ ailenden gelen bir mirasın var ve bunu kullanman gerek, bu yüzden seni bilgilendirmem için gönderildim. İnsansın evet ama frekansın ve auran diğer insanlardan farklı bu neden senin gibi azınlıkta olan insanların belli görevleri vardır bu yüzden seni bilgilendirilmem için gönderildim.” Dedi. Tamam rüyadaydım bu aralar fazla araştırma yapıyordum o yüzden şuan halüsinasyon görüyordum. Ya da şizofren başlangıcı… “ bu miras nedir veya ne gibi miras bu madem geldin anlat.” Diye cevap verdim. “Yarın gece tekrar geleceğim yanına kalem ve defter almayı unutma.” Dedi. Evet deliriyordum biliyordum. Silüet aynaya geri gidince ayna yine titredi ve yerine korkmuş gözleri yuvalarından çıkacak şekilde açık bir ben kalmıştım. Sanırım 1 saat öylece kalakaldım çünkü sabah olmak üzereydi…