İçeriğe geç

Kırık Umutlar

Bölüm 11 · 8 dk okuma

Kırık Umutlar

Bölüm 11

11. İyi Ki Doğdun

🎶 Pera - Sevgilim İyi Ki Doğdun

Medya: Deniz'in aldığı ayıcık.

🌑🌒

Geçirdiğim en güzel günün ardından yine yalnızlığım ile baş başa kalmıştım.

Hayatta iki tür insan vardı: yalnızlığı seçenler ve zorunda bırakılanlar. Bir süredir yalnızlığı kendim seçmiştim ama öncesinde buna mahkumdum. Seçilmiş yalnızlık güzeldi. Hayatınızda olan tek şey siz ve yanınızda olmasını seçtiğiniz şeylerden ibaret olurdu. Mahkum bırakılan yalnızlıkta acı vardı, gözyaşı vardı, sessizlik vardı. Ben o mahkumluğun tam ortasında kalmıştım.

Dün şahit olduğum manzara bana o kadar uzaktı ki. Çıkmaz bir sokağa girip de yolunu bulamayan bir kişi gibi afallamıştım.

Makyaj aynasının önüne geçip oturdum. Aynaya bakmayı sevmezdim. Görmek istemediğim şeyleri: acılarımı hatırlatıyordu. Kabullenmek istemediğim bir gerçek daha vardı. Annem. Aynı dalgalı, uzun, kahverengi saçlar, ela gözler, hafif çiller. Onun kopyası gibiydim. Küçükken anneme ne kadar benzediğimi söylediklerinden hissettiğim tek duygu mutsuzluktu. Ben anneme benzemek istemiyordum ki ondan kaçmak istiyordum. Oturduğum yerden kalkıp kıyafet dolabıma yöneldim. İlk iki ders bedendi. Sabahın bu saatinde beden dersi işlemek ne kadar mantıklı diye düşünürken sweatshirtümü ve siyah eşofman altımı alıp giydindim. Yorulacağımı bildiğim için saçlarımı sıkı bir at kuyruğu yaptım.

Telefonuma bildirim gelince elime alıp baktım. Bildirim kullandığım regl uygulamasından gelmişti. Ayın en sevmediğim günü yarındı. Olduğum süre boyunca bütün vücudum ağırıyordu ve midem bulanıyordu. Ne olur ne olmaz diye çantama bir tane ped ve ağrı kesici attım.

Sıkı sıkı giyinip evden çıktım. Ananemi uzun zamandır aramadığımı hatırlayınca okula gidene kadar onunla konuşabileceğimi düşünerek onu aradım.

"Kuzucum," diyen anneannemin neşeli sesi duyuldu. Anneannem yaşıtı olan çoğu kişiye göre dinç ve hayat dolu bir kadındı.

"Anneanem, nasılsın?" Dedim sesimi neşeli tutmaya çalışarak.

"İyiyim kuzucum. Bir saat sonra keman dersim var, onun için hazırlanıyorum." Her türlü aktiviteyi yapıyor ve hayatını dolu dolu yaşıyordu. Bir keresinde "Dünyaya bir kere geliyorum kuzucum. Her duyguyu yaşayıp öyle ölmek istiyorum," demişti. Öyle bir şey olmayacağını ve önünde uzun yıllar olduğunu söylediğimizde bize kızardı. "İnsanlar doğar ve öler kuzularım. Önemli olan yaşadığınız bu hayata ne sığdırdığınızdır," derdi.

Hayatıma sığdırdığım tüm duygular kötü ve acımasızdı.

"İyiyim kuzucum. Annen ve baban nasıl?" Bilmiyordum.

"Ben onların yanında değilim," dedim zar zor.

"Nasıl değilsin? Sen iyi misin kuzucum? Sana bir şey mi yaptılar?" Diye sordu endişeli bir sesle.

Yaptılar anneanne. Benim ruhumu ve kalbimi parçalara ayırdılar. Beni yok ettiler.

"Hayır." Sesim titreyerek, zorla çıkmıştı.

"Kuzucum, anlat bana. Deniz, kaçma güzel kızım. Ne olduysa bana da anlat."

Beni annemin yanına götüren kişi teyzem olurdu. Annem işte olduğu zamanlar benimle ilgilenen kişi teyzem olurdu. Hayatımın güzel olduğu birkaç saat onunla geçerdi. Kalan saatler annemin ve babamın yanında, en huzursuz olduğum zamanlar olurdu.

Düştüğümüzde, canımız yandığında Hakan anlatır ben kaçırdım. O canının nasıl yandığını, kimin yaptığını tek tek anlatırken ben hiçbir şey söylemezdi. Anneannem başımda bekler "Hadi anlat kuzucum," derdi ama yapmazdım.

"Orada iyi değildim. Yapayalnız gibi hissediyordum. Sokağın aşağısındaki eve taşındım. Bir süredir orada kalıyorum."

"BUNA İZİN Mİ VERDİLER? SEN DAHA 17 YAŞINDA BİR KIZ ÇOCUĞUSUN VE YALNIZ KALAMAZSIN. HEMEN ANNEN İLE KONUŞUYORUM." O kadar yüksek bir şekilde bağırıyordu ki akşama sesi kısılmış olacaktı. Yaşım ya da yalnız olmam onlar için herhangi bir sorun değildi.

"Gerçekten sorun değil."

"NE DEMEK SORUN DEĞİL. SEN ÇOCUKSUN. O ANNEN VE BABAN OLACAK ADAM BÖYLE BİR ŞEY YAPAMAZ." Öncekinden daha yüksek bir şekilde bağırıyordu. Anneannem, babamı hiçbir zaman sevmemişti.

"Lütfen sakinleş. Ben halimden memnunum." Yalnızlığım ile baş başa olmak kimi zaman kötü kimi zaman iyiydi.

"Kuzucum," dedi ilk başta. Sesi biraz daha sakin geliyordu. "Çok özür dilerim. Annen adına özür dilerim. Böyle olduğunu bilseydim onunla konuşup düzeltmeye çalışırdım. Sen hep teyzen ile gelirdin. Annen işte diye müsait olamıyor diye düşünüyordum. Ne zaman yanınıza gelsem sen iyi gibi gözüküyordun. Ben iyisin zannettim. Çok çok özür dilerim kuzucum."

Annem müsait olmadığı için değil benimle ilgilenmek istemediği için teyzem yanımda olurdu. O evde hiç mutlu değildim. Başkaları olduğun mutlu bir aile rolü yapıyorduk.

"Ben o evde hiç iyi olmadım anneanne. Hep bir şeyler vardı. Her şey çok zordu."

Bu defa ağlamadım. Yavaş yavaş güçlü olmayı öğreniyordum.

"Deniz'im, güzel çocuğum benim. Niye bize anlatmadın?"

"Yapamadım. Korktum." Boğazımda bir yumru vardı. Bu yumrunun adı aile özlemiydi. Ne gidiyor ki rahat nefes alabileyim, ne de kalıyor ki öleyim. Geçmiyordu, içimdeki her yara gibi o da geçmiyordu.

"Tamam. Ben annen ile konuşacağım. Hiçbir itiraz istemiyorum. Bundan önce senin yanında olamadım izin ver bundan sonra olayım."

"Ağlama," dedim sessizce.

"Ağlamıyorum ki kuzucum." Yalan söylüyordu. Ağlayan bir insan nasıl olurdu çok iyi bilirdim.

"Bir ara Hakan ile gelin de size harçlık verip sıkıca sarılayım. Kuzularımı özledim. O keretaya da selam söyle, hiç aramıyor eşek sıpası."

Hafifçe güldüm. "Söylerim ben merak etme. Şimdi okulun önüne geldim. Seni çok seviyorum."

"Bende seni çok seviyorum kuzucum."

Aramayı kapatıp okul binasına girdim. Kantinden kendim için su, Hakan için bir çikolata alıp spor salonuna ilerledim.

İçeri girdiğimi giren Hakan hemen yanıma geldi. "Neredeydin Deno? Bugün biraz geç geldin." Sadece 5 dakika geç gelmiştim.

Aldığım çikolatayı ona uzattım. "Anneannem ile konuşuyordum. Sana selamı var. Bir ara gelin size harçlıklarınızı vereyim dedi."

Çikolatasını yerken "Hemen yarın gidelim. Harçlık bekletilmez," dedi.

Harçlık Hakan için çok önemliydi, bunu hepimiz biliyorduk. "O eşek sıpası beni hiç aramıyor dedi."

"Diye diye beni eşek ettiler." Bir şey daha diyecekken hocanın gelmesi ile herkes sıraya dizildi. Hoca yoklama alıp bir iki bir şey yaptırdı ve spor salonunun etrafında 5 tur atmamızı istedi.

"Yer yarılsın da içine gir inşaallah," dedi Hakan.

Can ve yanındaki grubu toplu bir şekilde "Amin" dedi.

Gülerek koşmaya başladım. Hakan benim yanımda, Can ise Hakan'ın hemen sağında koşuyordu. Üçüncü tura geldiğimizde büyük çoğunluğun nefesi kesilmişti.

"Hocam bende kalp var," dedi Hakan. Soluklammak için iki elini beline koymuştu.

"Bende de böbrek var Hakan."

Hakan ağzının içinde söylenmeye devam ederken kalan 2 turu da koştu.

Oldukça yorucu geçen bir beden dersinden sonra matematik dersimiz vardı. Sınıftakiler şikayet ederek derse girdi ve çoğu kafasını sıraya gömüp uyudu. Ne kadar yorgun olsam da dersi dinledim.

Aldığım su bittiği için yenisini almak için kantin sırasına girdim. Neredeyse 4. Derse gelmiştik o yüzden çok kalabalık değildi.

Hemen önümde duran Eda arkadasını döndü. "Deniz, nasılsın?" Sarı saçlarını iki küçük topuz yapmıştı. Cildi parıl parıl parlıyordu.

"İyiyim, sen nasılsın?"

Eda'yı seviyordum. Tatlı bir kızdı.

"Çok iyiyim. Senden bir konuda yardım isteyebilir miyim?"

"Tabii ki. Hangi konuda yardım edebilirim."

Minnettar bir şekilde gülümsedi. "Teşekkür ederim. Bugün Ulaş'ın doğum günü. Onun için küçük bir organizasyon yapmak istiyorum."

"Rica ederim. Okuldan sonra birlikte çıkalım."

"Tekrardan çok teşekkür ederim. Dersten çıkınca sana yazarım."

Ulaş için bir şeyler yapmak güzel olacaktı.

🌑🌓

Eda: Dersten çıktım. Okulun önünde seni bekliyorum.

Ben: Geliyorum.

Telefonumu cebime atıp ön bahçeye doğru ilerledim. Sarı saçları ile kendini belli eden Eda'ya doğru el salladım. Beni görünce hemen yanıma geldi.

"Hazırsan gidelim," dedi koluma girerek. Arkadaş olmaya çalıyordu. Reddetmek yerine ayak uydurmayı denedim.

"Gidelim."

Okuldan çıkarken tanıdık bir ses duyuldu. "Peri kızı? Eda?" Ulaş, siyah şişme montu, siyah-gri karışımı kare desenli bir atkı ile karşımızda duyuyordu. "Nereye gidiyorsunuz?"

Kısa bir süre Eda ile birbirimizin yüzüne baktık. "Deniz ile arkadaş olan tek kişi sen değilsin maviş. Kız kıza gezmeye gidiyoruz."

"İyi eğlenceler," dedi düz bir ses tonu ile.

Eda ile arkamızı dönüp yürümeye başladık."Maviş doğum gününü unuttuğumuzu zannetti. Bu arada bahane uydurmak için söylemedim. Biz arkadaş olabiliriz, Deniz. İstediğin zaman kız kıza takılırız."

Arkadaş. Gerçek bir arkadaş. Hayatımda yeni olan şeylerden biri de buydu.

"Teşekkür ederim." dedim içtenlik ile.

"O zaman mekana gidiyoruz."

Ondan önce minik bir işim vardı. Eda'ya söyledikten sonra herhangi bir AVM'ye girdim. Oyuncakçıya girip aradığım şeyi bulmak için gezinmeye başladım.

Kahverengi ayıcık. Ulaş'ın çocukken sahip olmak istediği oyuncak. Ayıcığı alıp kasaya ilerledikten sonra hediye paketi yapmalarını istedim. Mutluydum. Sahip olmak istediği şeyi ona hediye edecektim.

Eda'nın attığı adrese ilerlemeye başladım. Etrafı incelemeye başladım. Küçük ama tatlı bir yerdi. Dikkatimi çeken şeylerden biri de Eda'nın asmış olduğu balonların neredeyse Ulaş'ın göz rengi ile bire bir olmasıydı .

"Hoş geldin."

"Hoş buldum. Yapacağım bir şey var mı?" Çoğu şeyi halletmişe benziyordu ama yine de sormak istedim.

"Her şey hazır. Yağız, Ulaş'ı getiriyor. Sen pastayı getirebilirsin."

Kafamı sallayıp içeriye girdim. Çikolatalı bir pastaydı. Pastayı elime alıp dikkati olmaya özen göstererek içeriye geçtim.

Kapının açılması ile hepimizin bakışları o yöne dönmüştü. Yağız, Ulaş'ın gözlerini kapatmış yavaş yavaş ilerlemesini söylüyordu. Ulaş tam karşımda gözü kapalı beklerken Yağız gözlerini açtı. Önce bana sonra da elimde tuttuğum pastaya baktı.

"İyi ki doğdun." dedim gülümseyerek.

Her şeyin ile iyi ki varsın Ulaş Akçatepe.

"Teşekkür ederim, peri kızı."

Eda yüksek bir sesle şarkı söylerken Çağrı da ona eşlik ediyordu. Yağız sadece bakmak ile yetinmeye karar vermişti. Kenarında duran grup ise alkışlamaya başladı.

Ulaş gözlerini kapatıp mumu üfledi. Herkes sarılmaya ve hediye vermeye başlamışken kendi hediyemi aldım. "Umarım beğenirsin."

İçimdeki ses beğeneceğini söylüyordu ama sevmeme gibi bir ihtimalide vardı.

"Senin seçtiğin bir şeyin kötü olma ihtimali yok peri kızı."

Hediye paketini yırtıp aldığım hediyeye baktı. Birkaç dakika bir şey söylemedikten sonra bakışlarımız kesişti.

"Peri kızı, bu çok güzel. Daha anlamlı bir hediye olamazdı. Teşekkür ederim." Gerçekten de ne söyleyeceğini bilmiyormuş gibiydi.

"Beğenmeme sevindim. Bende senin hayallerini gerçekleştirmek istiyorum."

"O hayalleri seninle gerçekleştirmek istiyorum. Birlikte."

Birlikte. Her zaman.

🌑🌓

Yazar mutluluktan kalp krizi geçiriyor. Sizi yerim.

Kitapta günümüze göre biraz gerideyiz o yüzden Ulaş'ın doğum gününü kutladık. Tekrardan iyi ki doğdun mavişim.

UlDen hakkında ne düşünüyorsunuz?

Eda'yı sevdiniz mi?

Bölümü nasıl buldunuz?

Instagram solukcicekkk

Twitter solukcicekk

Tiktok solukcicek

Oy verip yorum yapmayı unutmayın. Sizi seviyorum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.