İstanbul o gece suskun değildi.
Boğaz'ın üzerine çöken kara bulutlar şehrin ışıklarını boğarken, gökyüzü sanki yıllardır saklanan bir sırrı ortaya çıkarmak istercesine gürlüyordu.
Defne Arslan, siyah arabasının direksiyonunda ellerini sıkıca kenetlemiş halde yağmurlu yolu izliyordu. Yirmi altı yaşındaydı. Güzel, başarılı ve herkesin imrendiği bir hayatı vardı.
En azından dışarıdan bakıldığında.
Telefonu çaldığında kaşlarını çattı.
Arayan annesiydi.
"Anne, şu an konuşamam."
"Defne..." dedi kadın titrek bir sesle. "Baban hastanede."
Defne'nin kalbi duracak gibi oldu.
"Ne oldu?"
"Kalp krizi geçirdi."
Araba yolun kenarında durdu.
Birkaç saniye boyunca konuşamadı.
Babası, Arslan Holding'in sahibi Kemal Arslan, yıllarca yenilmez görünmüştü.
Şimdi ise ölümle mücadele ediyordu.
---
Özel hastanenin koridorları sessizdi.
Defne içeri girdiğinde ağabeyi Murat çoktan gelmişti.
Murat'ın yüzündeki ifade alışılmadık derecede soğuktu.
"Doktor ne dedi?"
"İlk geceyi atlatırsa yaşayacak."
Defne derin nefes aldı.
Tam o sırada koridorun sonunda bir adam belirdi.
Uzun boylu.
Koyu renk takım elbiseli.
Keskin bakışlı.
Defne onu daha önce hiç görmemişti.
Adam doğrudan Murat'ın yanına yürüdü.
Murat başıyla selam verdi.
"Bu kim?" diye sordu Defne.
Murat'ın cevabı kısa oldu.
"Babamın avukatı."
Adam gözlerini Defne'ye çevirdi.
O an ikisinin arasında garip bir sessizlik oluştu.
"Sizi tanımıyorum." dedi Defne.
Adam hafifçe gülümsedi.
"Ama ben sizi tanıyorum."
Defne'nin içi sebepsiz yere ürperdi.
Adam elini uzattı.
"Baran Demir."
Defne tokalaştı.
O anda ikisi de bunun hayatlarını değiştirecek ilk temas olduğunu bilmiyordu.
---
Ertesi gün Kemal Arslan gözlerini açtı.
Aile üyeleri odada toplanmıştı.
Kemal konuşmakta zorlanıyordu.
Ama söylemek istediği şey belliydi.
"Kasayı..."
Murat eğildi.
"Hangi kasa baba?"
Kemal güçlükle devam etti.
"Eski malikâne..."
Defne şaşkınlıkla baktı.
Yıllardır kullanılmayan aile malikânesi mi?
Kemal cebinden küçük bir anahtar çıkardı.
Titreyen elleriyle Defne'ye verdi.
"Gerçeği öğren..."
"Ne gerçeği?" diye sordu Defne.
Ancak Kemal cevap veremeden cihazlar alarm vermeye başladı.
Doktorlar içeri koştu.
Herkes dışarı çıkarıldı.
Koridorda beklerken Defne'nin elindeki küçük anahtar giderek ağırlaşıyordu.
Çünkü ilk kez babasının ondan sakladığı bir şey olduğunu hissediyordu.
Ve bu sır, sadece Arslan ailesini değil, yıllardır düşman oldukları Karaca ailesini de yok edecek kadar büyüktü.
Ama Defne'nin henüz bilmediği şey şuydu:
Baran Demir aslında avukat değildi.
Ve bu hikâyede hiç kimse göründüğü kişi değildi...