~Elif Polat
Sabah yaşanan olaydan sonra tam 4 saat geçmiş fakat Kalbimdeki Korku hiç susmuyordu içim yanıyor ve aklıma o an her geldiğinde kalbim bir kere daha parçalanıyordu bana ihanet edenlerin acısını onların canını yakarak çıkartacaktım. Benim hayatıma dokunarak büyük hata etmişlerdi kalbimi çok kırmışlardı artık onların önünde eski Olivia Williams yok sonuçta cam kırılınca keskinleşir değil mi?
Babamı görmek istiyordum krallıklar arası yol mesafesi çok değildi çünkü biz Arthur'un krallığı gibi büyük bir ülkeyi kapsamıyorduk.
Hemen odamdan çıkıp göl kıyısına ilerledim. En güvendiğim şövalye olan Brenderson göletin önünde oturmuş kılıcını keskinleştiriyordu. Hemen ona seslendim "Hey Brend beni krallığıma götürürmüsün?" Brenderson elindeki kılıcını düzgünce yere bırakıp cevap verdi
"Emrinizdir!"
Varmamız yaklaşık 5 saat sürmüştü. Diğer krallıklara varmaktan daha kısaydı. Brend beni bekleyecekti. Hızlıca Katty'i yani görmeye çıktım. Katty'nin ellerinde büyümüştüm o olmayan annemin yerine bakmıştı bana. Yeri benim için apayrıydı.
"Oliviam, güzelim ne yapıyorsun iyi misin?"
"İyi olmaya çalışıyorum Katty teyze."
Ona olayları anlatmayı o kadar çok istiyordum ki ama maalesef onun bu olanları duyar duymaz babama söyleyeceğini biliyordum.
Babam onu öldürürdü ve evlenemezdik. Fakat eğer onunla evlenirsek diyarın yarısı benim olacaktı. Ona nasıl davranırsan davranayım beni idam ettiremezdi de. Williostra krallığı ne kadar küçük olsada tanınmış bir krallıktı. Yendiği savaşlarıyla ünlüydü. Fakat Arthur'un krallığı olan Torios krallığı savaş konusunda güçlü değildi. Eğer paraları olmasaydı onlar bitmişti.
Babamı görmek için onun odasına çıktım. Babam ne kadar hasta olsada krallığı yönetmeye çalışıyordu. Ona çok üzülüyordum ve her gece ona dua ediyordum. O benim kahramanımdı. Annem olmasa bile o bana annelik yapmaya çalışırdı. Küçükken bazı günler annemi düşünüp ağlardım. Babamda gelip saçlarımı örer bana ninniler okurdu.
Babamın odasına vardığımda onu yatağında gördüm elinde bir kağıt ve kalem ile şiir yazıyordu. "Babam, ne yapıyorsun şiir mi yazıyorsun yine?"
"Kızım, nasılsın güzelim. Arthur nasıl anlaşıyormusunuz onunla?"
Ne anlaşma ne anlaşma ne sen sor ne ben anlatayım vallahi.
"Evet baba anlaşıyoruz, dans provaları falan yapıyoruz işte."
Uzun uzun dertleşir konuşurlar artık Olivia eve gidecektir.
Aşağıya yavaş yavaş indim. Babamı çok özlemişim ve fark etmemiştim. Brenderson beni hala bekliyordu. "Brend haydi gidelim. Bir dakika hiç birşey yedin mi?,"
Saatlerdir burdaydım yolu da sayarsak yaklaşık 8 saattir aç olmalıydı.
"Evet efendim Katty hanımlar bana birkaç parça börek verdiler."
En azından yemiş.
"Hadi gidelim."
"Emrinizdir majesteleri"
Ah zavallı Arthur senin hayatında artık huzur diye birşey yok. Sana yaptığının bedelini ödeteceğim.

