İçeriğe geç

Kırık Suskunluk

Bölüm 4 · 4 dk okuma

Kırık Suskunluk

Bölüm 4

Bölüm 4 (Takip)

Alex yavaşça arkasını döndü.

Bakışları doğrudan Ethan’a kilitlendi.

Onu tanımıyordu.

Ama gözlerindeki ifadeyi tanıyordu.

Kendisine meydan okumaya cesaret eden insanların bakışlarını daha önce de görmüştü.

Dudaklarını alaycı bir gülümseme kapladı.

Alex:
“Şimdi ne istiyorsun?”

Omzuma sertçe dokundu.

İstemsizce irkildim.

Alex:
“Sana ondan uzak durmanı söylemiştim.”

Ethan yürümeye devam etti.

Ne acele ediyordu…

Ne de duraksıyordu.

Her adımı kendinden emindi.

Yanımıza geldiğinde ilk baktığı kişi Alex olmadı.

Bana baktı.

Yüzümdeki yorgunluğu…

Gözlerimdeki korkuyu…

Sanki tek tek okuyordu.

Ethan:
“İsabella.”

Boğazım düğümlendi.

Ethan:
“Benimle gel.”

Alex alay ederek güldü.

Aramıza geçti.

Alex:
“Hiçbir yere gitmiyor.”

Başımı iki yana salladım.

Kavgaya dönüşmesini istemiyordum.

İsabella:
“Alex…”

Sesim neredeyse fısıltıydı.

İsabella:
“Lütfen.”

“Bırakalım.”

Alex bana baktı.

Çenesini sıktı.

Sonra kolumu kavradı.

Alex:
“Gidiyoruz.”

İtiraz etmedim.

Sessizce onunla yürümeye başladım.

Arkamda Ethan’ın bakışlarını hissedebiliyordum.

Tam o sırada Aluna kafenin kapısından çıktı.

Topuk sesleri kaldırımda yankılandı.

Aluna:
“Ethan!”

Adam dönmedi.

Aluna:
“Artık yeter!”

Yine cevap vermedi.

Sadece bizi izliyordu.

Ben ve Alex sokağın köşesine doğru yürürken, Ethan hâlâ aynı yerde duruyordu.

Yüzündeki ifade değişmemişti.

Kararlıydı.

Ve ilk kez…

Gerçekten endişeli görünüyordu.

Yaklaşık yarım saat sonra eve vardık.

Kapıyı sessizce açıp içeri girdim.

Alex hiçbir şey söylemeden ayakkabılarını çıkardı ve mutfağa geçti.

Yüzü alışılmadık kadar solgundu.

Normalde eve gelir gelmez sinirli tavırlar sergilerdi.

Bugün ise yorgun görünüyordu.

Ceketini sandalyeye bıraktıktan sonra ağır hareketlerle oturdu.

Öksürdü.

Kısa ama derin bir öksürük…

Kaşlarımı çattım.

Yavaşça yanına yaklaştım.

Elimi dikkatlice alnına koydum.

Tenine dokunduğum an irkildim.

Oldukça sıcaktı.

İsabella:
“Ateşin var…”

Alex gözlerini araladı.

Yorgun bir nefes verdi.

Alex:
“Bir şeyim yok.”

Cevabını beklemeden mutfağa yöneldim.

Dolabı açıp hızlıca çorba hazırlamaya başladım.

Sessizlik vardı.

Sadece tencerenin kaynama sesi duyuluyordu.

Birkaç dakika sonra önüne sıcak çorbayı koydum.

Kaşığı eline aldı.

Bir iki lokma içti.

Sonra kaşığı tekrar tabağa bıraktı.

Başını geriye yasladı.

Gözlerini kapattı.

Uzun süre konuşmadı.

En sonunda sesi duyuldu.

Alex:
“Bunları yapmak zorunda değilsin.”

Şaşkınlıkla ona baktım.

İsabella:
“Neyi?”

Alex gözlerini açmadan konuştu.

Alex:
“Bana bakmayı.”

Sessizlik…

Saatin tik takları mutfağın içinde yankılanıyordu.

Alex:
“Yemek yapıyorsun.”

Kısa bir nefes aldı.

Alex:
“Benimle ilgileniyorsun.”

Gözlerini yavaşça açtı.

İlk kez yüzündeki öfke yok gibiydi.

Yerini ağır bir yorgunluk almıştı.

Alex:
“Sanki hiçbir şey olmamış gibi davranıyorsun.”

Söyleyecek söz bulamadım.

Sadece ona baktım.

Alex yavaşça elimi tuttu.

Ateşten dolayı avuçları oldukça sıcaktı.

Alex:
“Beni tanımıyormuş gibi davranma.”

Bakışlarını benden ayırmıyordu.

Alex:
“Ben nasıl biri olduğumu biliyorum.”

Boğazım düğümlendi.

Başımı hafifçe salladım.

İsabella:
“Hayır…”

Sesim titriyordu.

İsabella:
“Sen kötü biri değilsin.”

Alex acı bir tebessüm etti.

Başını iki yana salladı.

Alex:
“Buna sen bile inanmıyorsun.”

Gözlerim dolmaya başlamıştı.

Masanın yanına çömeldim.

Ellerini iki elimin arasına aldım.

İsabella:
“Beni bırakmanı istemiyorum.”

Alex bana baktı.

Hiç konuşmadı.

Derin bir nefes aldım.

İsabella:
“Ne olursa olsun…”

Sözler boğazıma düğümlendi.

İsabella:
“Hayatımda kalmanı istiyorum.”

Odanın içinde sessizlik oluştu.

Alex uzun süre bana baktı.

Sanki ilk kez söylediklerimi gerçekten duymuştu.

Sonunda yavaşça konuştu.

Alex:
“Delisin.”

Sesinde alay yoktu.

Yorgunluk vardı.

Ayağa kalktı.

Dengesi tam yerinde değildi.

Karşıma geldi.

Parmak uçlarıyla çenemi kaldırdı.

Bakışları gözlerime kilitlendi.

Alex:
“Beni mi seviyorsun?”

Yutkundum.

Başımı hafifçe salladım.

İsabella:
“Evet.”

Alex gözlerini kapattı.

Derin bir nefes verdi.

Alex:
“Ben…”

Sözünü tamamlayamadı.

Bir süre sessiz kaldı.

Sonra tekrar konuştu.

Alex:
“İyi biri değilim.”

İsabella:
“Ben yine de seni seviyorum.”

Sözler ağzımdan çıkar çıkmaz gözlerimden yaşlar süzüldü.

İsabella:
“Lütfen…”

Sesim neredeyse duyulmuyordu.

İsabella:
“Beni bırakma.”

İsabella:
“Başka birine gitme.”

Alex’ın yüzündeki ifade değişti.

İlk kez kendinden emin görünmüyordu.

Başını eğdi.

Sonra yavaşça alnını alnıma yasladı.

Bir süre hiçbirimiz konuşmadık.

Sessizlik…

İkimizin nefes alışverişi dışında hiçbir ses yoktu.

Tam o sırada…

Pencerenin önünden geçen far ışıkları salonun duvarına vurdu.

Alex başını kaldırdı.

Perdeyi hafifçe araladı.

Kaşları çatıldı.

Sokağın karşısında siyah bir sedan duruyordu.

Motoru çalışıyordu.

Ama araç hareket etmiyordu.

Alex’in yüzündeki yorgun ifade bir anda kayboldu.

Yerini huzursuzluk aldı.

Alex:
“Bu araba…”

Gözlerini kısmaya başladı.

Alex:
“Az önceki adam.”

Bana döndü.

Bakışları sertleşmişti.

Alex:
“Bizi takip etti.”

Kalbim sıkıştı.

Perdeye doğru baktım.

Gerçekten de…

Arabanın içinde biri oturuyordu.

Alex hızla pencereye yaklaştı.

O anda sedanın kapısı açıldı.

Arabadan Ethan indi.

Kapıya doğru yürümeye başladı.

Alex’in çenesi sıkıldı.

Derin bir nefes aldı.

Alex:
“Demek peşimizi bırakmaya niyeti yok.”

Koridorda ağır ayak sesleri duyulmaya başladı.

Sonra…

Kapıya sert bir yumruk vuruldu.

Tak! Tak! Tak!

Dairenin içi sessizliğe gömüldü.

Kapının ardından tanıdık bir ses yükseldi.

Ethan:
“İsabella.”

Kısa bir sessizlik oldu.

Ardından sesi bu kez daha sert duyuldu.

Ethan:
“Kapıyı aç.”

Devam edecek…

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.