İçeriğe geç

Kırık Pusula

Bölüm 35 · 2 dk okuma

Kırık Pusula

Bölüm 35

Son Prova

Yarışmaya sadece bir gün kalmıştı.

Sabah okula geldiğimde koridordaki heyecanı hissetmemek imkânsızdı.

Herkes bir şeyler konuşuyor, öğretmenler son hazırlıkları yapıyordu.

Ben ise çantamın askısını sımsıkı tutuyordum.

İçimde kelebekler uçuşuyor gibiydi.

Sınıfa girdiğimde Kuzey beni kapıda karşıladı.

"Günaydın."

"Günaydın."

"Uyuyabildin mi?"

"Pek sayılmaz."

"Ben de."

Şaşkınlıkla yüzüne baktım.

"Sen de mi heyecanlısın?"

"Hem de çok."

"Hiç belli etmiyorsun."

"Görevim bu."

Gülümsememe engel olamadım.

"Demek oyuncusun."

"Biraz."

Tam o sırada öğretmen sınıfa girdi.

"Herkes yerine geçsin."

Bugün sadece bizim provamız vardı.

Konferans salonuna geçtiğimizde salon bomboştu.

Sahnede yalnızca iki mikrofon duruyordu.

Öğretmen bize döndü.

"Yarın burada birçok okul olacak."

"Bugün hata yapabilirsiniz."

"Ama yarın kendinize güvenmenizi istiyorum."

Derin bir nefes aldım.

Mikrofona doğru yürüdüm.

Kuzey yanıma geldi.

Hazırdık.

Konuşmaya başladık.

İlk cümleler geçince heyecanım azaldı.

Kuzey konuşurken bana güven veren bir bakış atıyordu.

Ben konuşurken de dikkatle dinliyordu.

Konuşmamız bittiğinde salonda birkaç saniye sessizlik oldu.

Sonra öğretmen alkışladı.

"Harikaydınız."

"İkinizi de tebrik ederim."

İçimde büyük bir rahatlama hissettim.

Belki de gerçekten başarabilirdik.

---

Öğle arasında bahçeye çıktık.

Rüzgâr hafif hafif esiyordu.

Ağaçlardan düşen yapraklar okul bahçesinde savruluyordu.

Mert koşarak yanımıza geldi.

"Yarın kazanıyorsunuz."

"Nereden biliyorsun?" dedim.

"İçime doğdu."

Elif güldü.

"Senin içine her gün başka bir şey doğuyor."

"Bu sefer doğru."

Kuzey omzuma hafifçe dokundu.

"Ben de inanıyorum."

"Ya kazanamazsak?"

"Önemli olan denemek."

Hasan Amca'nın söylediği cümleyi hatırladım.

"Bazı yarışmalar kazanmak için değildir..."

"...Cesaretini göstermek içindir."

İçim biraz olsun rahatladı.

---

Okul çıkışında hastaneye uğradık.

Hasan Amca bizi görünce ayağa kalkmaya çalıştı.

"Durun, bugün size uğurlu bir şey vereceğim."

Komodinin çekmecesini açtı.

İçinden mavi renkli, ince bir ip çıkardı.

"Bu ne?" diye sordum.

"Eskiden Nevin bana önemli günlerde verirdi."

İpi bileğime bağladı.

"Şans getirsin."

Gözlerim dolacak gibi oldu.

"Teşekkür ederim."

Sonra aynı ipin bir benzerini Kuzey'in bileğine bağladı.

"İkiniz de yarın korkmayın."

Kuzey gülümseyerek başını salladı.

"Söz."

Tam çıkacakken Hasan Amca arkamızdan seslendi.

"Ve unutmayın..."

İkimiz de döndük.

"Hayatta bazı duygular ertelenmez."

Kuzey'le aynı anda birbirimize baktık.

Hiçbirimiz konuşmadık.

Ama o cümle...

İkimizin de aklına yerleşmişti.

Hastaneden çıkarken hava alışılmadık şekilde durgundu.

Ne rüzgâr vardı...

Ne kuş sesi...

Sadece garip bir sessizlik.

Gökyüzüne baktım.

Bulutlar ağır ağır ilerliyordu.

İçimde yine tarif edemediğim bir his vardı.

Sanki...

Yaklaşan şey sadece yarışma değildi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.