İçeriğe geç

Kırık Pusula

Bölüm 32 · 2 dk okuma

Kırık Pusula

Bölüm 32

İngilizce Yarışması

İngilizce yarışmasına sadece birkaç gün kalmıştı.

Sınıftaki herkes bunun farkındaydı.

Öğretmen neredeyse her ders bizi prova yaptırıyordu.

Ben hâlâ heyecanlanıyordum.

Kuzey ise her zamanki gibi sakindi.

"O kadar rahat olmayı nasıl başarıyorsun?" diye sordum.

Omuz silkti.

"Rahat değilim."

"Hiç belli olmuyor."

"İçimde kopuyor."

Gülümsedim.

"Yalancı."

"Gerçekten."

"İnanmadım."

Kuzey kahkaha attı.

"Bir gün inanırsın."

---

Öğle arasında okul bahçesine çıktık.

Ağaçların altındaki banklar doluydu.

Mert bizi görünce el salladı.

"Buraya!"

Yanlarına oturduk.

Mert elindeki cips paketini bana uzattı.

"Al."

"İstemiyorum."

"Kuzey?"

"O da istemiyor."

Mert dramatik bir şekilde paketi kapattı.

"Arkadaşlarım beni yalnız bırakıyor."

Elif güldü.

"Abartma."

"Abartmıyorum."

Sonra birden ciddileşti.

"Bu arada cuma günü okul pikniği varmış."

Şaşkınlıkla baktım.

"Gerçekten mi?"

"Evet."

"Öğretmen söyledi."

Kuzey bana döndü.

"Gider misin?"

"Bilmem."

"Neden?"

"Kalabalık oluyor."

"Bu sefer güzel olur."

"Nereden biliyorsun?"

"Çünkü biz de olacağız."

İçimden istemsizce gülümsedim.

"Belki gelirim."

"Belki değil."

"Israrcısın."

"Biraz."

---

Son ders zilinden sonra herkes sınıftan çıktı.

Ben defterimi sıramda unutmuştum.

Geri dönmek zorunda kaldım.

Koridor bomboştu.

Sınıfa girdiğimde defterimi aldım.

Tam çıkacakken pencerenin önünde duran Kuzey'i gördüm.

"Daha gitmedin mi?"

"Beni bekliyordum."

Kaşımı kaldırdım.

"Kendini mi?"

"Yok."

"Beni."

İlk defa bunu bu kadar açık söylemişti.

Şaşırdım.

"Neden?"

"Birlikte hastaneye gidelim diye."

İçimde sıcacık bir his oluştu.

"Tamam."

Birlikte okuldan çıktık.

Hava hafif rüzgârlıydı.

Yol boyunca boş şeylerden konuştuk.

Mert'in komik hareketlerinden...

İngilizce öğretmeninin sürekli aynı kalemi kaybetmesinden...

Elif'in sınavdan önce panik olmasından...

Konuştukça zamanın nasıl geçtiğini anlamıyordum.

---

Hastaneye vardığımızda Hasan Amca pencerenin önünde oturuyordu.

Bizi görünce yüzü aydınlandı.

"Benim iki misafirim geldi."

"Bugün nasılsınız?"

"Çok iyiyim."

Sonra cebinden küçük bir kutu çıkardı.

"Size bir şey göstereceğim."

Kutunun içinden eski, gümüş renkli bir pusula çıktı.

Kenarları aşınmıştı.

Camında ince bir çatlak vardı.

"Bu yıllardır bende."

Hayranlıkla pusulaya baktım.

"Çok güzelmiş."

Hasan Amca gülümsedi.

"Gençken Nevin bana hediye etmişti."

Kuzey dikkatle pusulayı inceledi.

"Neden kırık?"

Hasan Amca parmağını çatlağın üzerine koydu.

"Bir depremde düştü."

Ben ve Kuzey aynı anda ona baktık.

"Ama biliyor musunuz?"

"Neyi?"

"Göstergesi hiç şaşmadı."

Pusulayı avucuna alıp devam etti.

"Bazı şeyler kırılır..."

"...ama yolunu kaybetmez."

O cümle odada sessizce asılı kaldı.

Ben pusulaya bakıyordum.

Kuzey ise bana.

O an ikimizin de haberi yoktu.

O kırık pusula...

Çok yakında yaşayacağımız olayın sessiz bir habercisiydi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.