İçeriğe geç

Kırık Pusula

Bölüm 15 · 2 dk okuma

Kırık Pusula

Bölüm 15

Unutulan şemsiye

Sabah uyandığımda ilk yaptığım şey telefonuma bakmak oldu.

Bunu neden yaptığımı bilmiyordum.

Belki bir mesaj vardır diye.

Ekranı açtım.

Hiçbir şey yoktu.

"Ne bekliyordun ki?"

Kendi kendime söylendim.

Telefonu bıraktım ve hazırlanmak için kalktım.

Ama tam kapıdan çıkacakken yağmur başladı.

"Harika."

Gökyüzüne baktım.

Dün güneş vardı.

Bugün ise yağmur.

Hava benimle dalga geçiyor gibiydi.

Çantamı alıp dışarı çıktım.

Şemsiyemi de yanıma almıştım.

En azından bu kez hazırlıklıydım.

---

Okul çıkışında yağmur hâlâ devam ediyordu.

Tam hastaneye gitmek için yola çıkacakken telefonum çaldı.

Kuzey.

Açtım.

"Efendim?"

"Güneş."

Sesinden bir şey olduğunu anladım.

"Ne oldu?"

"Bir şey yok."

"Sen de herkes gibi önce 'bir şey yok' diyorsun."

Kısa bir sessizlik oldu.

"Şemsiyemi unutmuşum."

İstemeden güldüm.

"Gerçekten mi?"

"Evet."

"Her şeyi fark eden Kuzey şemsiyesini unutmuş."

"Olabilir."

"Çok büyük olay."

"Dalga geçme."

"Geçiyorum."

Onun da güldüğünü duydum.

"Sen nerdesin?"

"Okuldan çıktım."

"Hastaneye mi?"

"Evet."

"Ben de oradayım."

Bir an durdum.

"Yağmurda mı geldin?"

"Evet."

"Şemsiyesiz?"

"Evet."

Bu sefer daha çok güldüm.

---

Hastaneye vardığımda Kuzey girişteydi.

Saçları biraz ıslanmıştı.

Onu görünce gülmemek için kendimi tuttum.

"Ne?"

"Hiç."

"Bakışından belli."

"Şemsiyesiz halin komik."

"Sen de dün saçım için aynısını söylemiştin."

"Haklıydım."

"Ben de haklıyım."

"Hayır."

"Evet."

İkimiz de gülmeye başladık.

Hasan Amca bizi görünce başını salladı.

"Ne oldu yine?"

"Kuzey şemsiyesini unutmuş."

Hasan Amca ciddi bir yüz yaptı.

"Bu büyük bir sorun."

Kuzey şaşkın baktı.

"Gerçekten mi?"

"Evet."

"Neden?"

"Çünkü sen her şeyi düşünürsün."

"Doğru."

"Ama şemsiyeyi düşünememişsin."

Ben kahkahamı tutamadım.

Kuzey de gülmeye başladı.

---

Bir süre sonra Hasan Amca uyumaya geçti.

Biz koridorda oturuyorduk.

Kuzey camdan dışarı baktı.

"Yağmuru seviyor musun?"

"Bugün mü?"

"Evet."

"Şemsiyesiz kaldığın için mi soruyorsun?"

"Belki."

"Yine o kelime."

Gülümsedi.

"Sen seviyor musun?"

Bu kez düşündüm.

"Galiba."

"Neden?"

"Çünkü yağmur yağınca herkes yavaşlıyor."

Kuzey bana baktı.

"Bu güzel bir cevap."

"Sen de garip cevaplar veriyorsun."

"Belki."

İkimiz de güldük.

---

Akşam çıkarken yağmur hâlâ yağıyordu.

Şemsiyemi açtım.

Kuzey yanıma geldi.

"Birlikte yürüyelim mi?"

Bir an düşündüm.

Sonra başımı salladım.

"Olur."

Yan yana yürümeye başladık.

Şemsiye küçüktü.

İkimiz de biraz sıkışmıştık.

"Bu şemsiye ikimize yetmiyor."

"Sen çok yer kaplıyorsun."

"Ben mi?"

"Evet."

"Sen küçüksün."

"Ne?"

"Güneş, gerçek bu."

"Ben sana kızacağım."

"Nasıl?"

"Bilmiyorum ama kızacağım."

Gülmeye başladık.

Yağmur yağıyordu.

Sokak lambaları yanıyordu.

Ve o an...

Hiçbir şey özel gibi görünmüyordu.

Ama yıllar sonra hatırlayacağım anlardan biri olacağını bilmiyordum.

Çünkü bazı anlar...

Yaşarken sıradan gelir.

Sonra hayatının en güzel hatırası olur.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.