Hasan Amca muayene odasına girdikten sonra kapı yavaşça kapandı.
Ben de dışarıdaki sandalyelerden birine oturdum.
Annem eczaneye ilaç sormaya gitmişti.
Koridor her zamanki gibi kalabalıktı.
Bir yanda hemşireler koşturuyor, diğer yanda çocuklar ağlıyordu.
Telefonumu çıkarıp saate baktım.
"Daha çok beklersin sen..."
Tam kulaklığımı takacakken tanıdık bir ses duydum.
"Şey..."
Başımı kaldırdım.
Karşımda o çocuk duruyordu.
Siyah kapüşonlusunu yine giymişti.
Elinde birkaç dosya vardı.
"Bana mı dedin?"
Etrafına bakıp gülümsedi.
"Burada senden başka biri yok."
"Haklısın."
İkimizin arasında kısa bir sessizlik oluştu.
Sonra elindeki dosyaları gösterdi.
"Hasan Amca'nın yakını mısın?"
"Hayır."
"Arkabası?"
"Hayır."
"Akrabası?"
"Hayır."
Kaşlarını çattı.
"O zaman neden her gelişinde onun yanındasın?"
Omuz silktim.
"Bilmem."
"Bilmez misin?"
"Yalnızdı."
Bu cevabım üzerine birkaç saniye sustu.
Sonra hafifçe başını salladı.
"Güzel düşünmüşsün."
"Teşekkür ederim."
Tekrar sessizlik oldu.
Ben telefonu açtım.
O da ayakta durmaya devam etti.
Bir dakika...
İki dakika...
Üç dakika...
En sonunda dayanamadım.
"Hâlâ burada mısın?"
"Evet."
"Neden?"
"Oturabilir miyim?"
Boş sandalyeyi gösterdim.
"Benim değil."
Gülümseyerek oturdu.
"Teşekkür ederim."
"Rica ederim."
Birkaç saniye sonra cebinden çikolata çıkardı.
"Bunu yer misin?"
Şüpheyle baktım.
"Zehirli değil."
"Nereden bileyim?"
"Denedim."
"Kimde?"
"Kendimde."
İstemeden güldüm.
"Komik değildi."
"Güldün ama."
"İstemeden."
Çikolatayı bana uzattı.
"Al."
"İstemiyorum."
"Niye?"
"Annem yabancılardan bir şey almamam gerektiğini söyledi."
Kaşını kaldırdı.
"Haklı."
"Sen de yabancısın."
"Biliyorum."
Çikolatayı geri cebine koydu.
"En azından anneni dinliyorsun."
"Her zaman değil."
"Onu tahmin ettim."
Tam o sırada muayene odasının kapısı açıldı.
Hasan Amca dışarı çıktı.
Beni görünce gülümsedi.
"Güneş."
"Hı?"
"Doktor seni çağırıyor."
"Niye?"
"Bilmem."
Ayağa kalktım.
Kapıya doğru yürürken istemsizce dönüp ona baktım.
O da bana bakıyordu.
Bu kez ilk konuşan o oldu.
"Bu arada..."
"Evet?"
"Ben Kuzey."
İlk kez adını duymuştum.
"Güneş."
"Biliyorum."
"Nasıl?"
"Hasan Amca söyledi."
Gülümsedim.
"Memnun oldum."
"Ben de."
İlk kez birbirimize ismimizle gülümsedik.
Ve ikimiz de fark etmeden...
Yabancı olmaktan çıkmaya başlamıştık.