İçeriğe geç

Kırık Keman

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Kırık Keman

Bölüm 1

1.BÖLÜM

Anne, baba... Beni neden bıraktınız. Yapayalnız kaldım ama herşeyden önce şu sinir bozucu çocukları susturmam gerekiyor. Cenazede miyiz kreşte mi belli değil cidden?! Nesi bu kadar komik, benim acınası halim mi ha!? Sinirlerim daha fazla bozulmadan arka odalardan birine geçip ağzımın üstüne elimi kapatarak hıçkırıklarımı engellemeye çalıştım. Dizlerimin bağı çözüldü ve kapıyı kapatır kapatmaz yavaşça yere yığıldım. Cenazedekilerin dedikodu sesleri bitene kadar göz yaşlarım durmadı,sonunda....Taziye bitti ve kimse ne onların ne de benim adımı anmadı. Sonraki gün kış tatilinin ikinci haftasıydı. Kar yağarken düşen hava sıcaklığı sanki baktıkça acıyan kalbimi donduruyordu. Sabah dokuz gibi kalkıp çalan kapıya baktım. "Sabah sabah bu kim yaa?" karşımda duran çocukluktan beri rahat batıyor dercesine düşman olduğumuz tanış olduğumuzdan beri aynı okula gittiğimiz kumral yeşil gözlü, mahallemizin çoğu zaman harika dediği ama benim asıl yönünü gördüğüm gentle görünümlü şerefsiz Akif'ti. " İyi bari kendini öldürmemişsin, al şunları, geleyim mi içeri?" sarhoş gibi sırıttım. "O~ beyefendi bu gün ayrı naziksiniz sebebi nedir?" "Salak salak konuşma, düşmanlığın bir sınırı var, sen bana nasıl olduğunu söyle." cidden cenazeden beri kimse bana nasıl olduğumu sormamıştı. Akrabalarımızla kavgalıydık bu yüzden hem farklı şehirlerdeydik hemde cenazede yoklardı. Kafama dank etti, gözlerim doldu ama karşımda düşmanım duruyordu. " S-sana ne be benim nasıl olduğumdan, neyse içeri istersen gel kafana göre takıl" sanki kaçıyormuş gibi seri adımlarla içeri yürüdüm ve bu iyi adam ayaklarını umursamamaya çalıştım. O da bunu anlayıp tedirgin bir şekilde içeri girdi. İç çekti ve beni takip etti. "Defne," Dedi imalı bir şekilde ve kolumdan yakalayıp kendisine çevirdi. ".. Bak, ciddiyim. Evet her sana iyi davrandığımda altından bir bok çıkarıyorum ama yemin ederim bu sefer farklı-" "Farkı ne peki? Ben şu haldeyken duygularımla daha uzun oynayıp öyle hemen üzmemek mi hı?!" "Hayır- cidden sana iyilik yapılmıyor ya! İyi, ölenle ölde geber git." Sinirli bir şekilde gözlerimi açarak ona baktım Titrek bir nefes verdim. O da dediğinin farkına varıp kaskatı kesildi. O an o kadar berbat hissettim ki... "Bu gidişle cidden geberip gideceğim galiba.." Diye manyak gibi kıkırdadım. İkimizde derin derin nefesler aldık. Böyle konuşsa da şu odunu tanıyorsam ayağıma kadar bunları söylemeye gelmemiştir. "Geç otur hadi, sen boş iş yapacak adam değilsin." "Defne, ben-" Bir yandan onu omzundan tutup kendimle oturttum. "Yani, eğer daha iki günlük yaramı demeye gelmediysen niye geleceksin ki..?" "Aslında.." Son kez derin bir nefes aldı. "Baş sağlına gelmiştim ve beni Salih hoca gönderdi." "Ne, o ne alaka şimdi?" "Kemanını kırmışsın, seni cenazede de görememiş ondan soramamış. Bende cenaze de seni görememiştim bu yüzden endişelenip sormaya geldim." "Cenazede sende mi vardın?" "Evet, keşke o gün yanında olabilseydim, üzgünüm." O an patlak verdim işte... "Paşama bak sen keşke diyor birde." "Defne..." "Tabii ben cenazede niye ortalıkta yoktun biliyor musun, çünkü o soktumun insanları annem ve babam hakkında yalan yanlış konuşup duruyorlardı!" O refkexle ayağı kalkıp öylece kalmıştım. Gözümden akan yaşlar o kadar hafifti ki hissetmemiştim. Akif bana acı dolu gözlerle bakıyordu, bir an gözlerimiz kesişti. "Bana acıyorsun değil mi!? Harika bir hayatım vardı sonuçta, herşey mükemmeldi. Ama sonra hepsi gitti!" "Defne lütfen kendini bu kadar hırpalama.." O da ayağı kalkıp kollarını yavaşça bedenime sardı bunu derken. Belki de canımın acısı yüzünden sesi bu kadar yumuşak geliyordu bana, yoksa çok kalın ve tok sesliydi. Onun bana sarılmasıyla farketmiştim yüzümün gözümden akanlarla ıslandığını. Sonra kendimi birden salıverdim yavaşça bedenimi koltuğa bıraktım. Göz yaşlarımda git gide ağırlaştı...

Bölüm sonu

1 yorum

  • Güzel olmuş ama şey yaparsan daha iyi olur konuşmaları daha belirt yani mesela konuşmayı yaz boşluk koy yani fark edilsin 🥰