İçeriğe geç

KIRIK HAYATLAR

Bölüm 2 · 11 dk okuma

KIRIK HAYATLAR

Bölüm 2

1.Bölüm:Hiç doğmamayı dilemiştim

Hepimiz oturmuş birbirimize bakıyorduk.Sanırım artık birinin konuşmaya başlaması gerekiyordu.Bu görevi adını henüz bilmediğim ikizlerden biri üstlendi

"Merhaba,ben Pars.Zaten ikizimi beni tanıyorsunuzdur"

Belli oldu burnu kaf dağında. Göz devirdim bu seferde diğer ikizi konuştu

"Selam millet ben Sarp. İkizime bakmayın gereksiz şakalar yapmaktan hoşlanır"dedi sırıtarak

"Merhaba bende Azra" Dedi kokoş olan.Pars söze girişti

"Merhaba güzellik" Dedi çapkınca sırıtarak.Sanırım biraz yavşak bir tipti

Azra kaşlarını çattı."Hey! Edepsizce bakma öyle. O gözlerini oyar sa-" Dedi ki Pars lafını böldü

"Tamam sakin ol bir şey demedim."Dedi Pars.Azra ağzını aralarında konuşacaktır ki ben lafa girdim,daha fazla uzamasına gerek yoktu.

"Merhaba ben Ayliz"dedim Ecre'de "Ben de Ecre" Dedi neşeyle.

" Ben de Tahir" dedi Sarışın olan. Yolda hep sırıtan lafa girdi

"Ben de Melih nam-ı diğer eğlencekolik diyebilirsiniz" Dedi göz kırparak.Eğlenceli bir tip olduğu dışarıdan fazlasıyla belli oluyordu.

Bu kadar hayat dolu gözükmeyi nasıl başarabiliyordu?

"Bende Burcu " Dedi yanımda oturan kız bir o kadar da naif duruyordu.

"Evet, önce ben başlayayım. Okul okuyorum ama babamla holding yönetmek daha güzel. Ee,tabi antilerimizde var , gerçi benim gibi birine nasıl anti olurlar anlamadım yani. Her neyse kendimi korumayı öğrenmek ve polis okulumda da yardımcı olacağını düşünüyorum "

Bıkkın bir nefes verdim kardeşi Sarp konuşmaya başladı

"Yine saçmalamaya başladın Pars. Bende mühendislik okuyorum Pars'ı yalnız bırakmamak için geldim."Dedi

"Sensiz yapamıyorum demiyorda yalnız bırakmayayım diye diyorsun. Götümden ayrılmıyon" lan! Dedi Pars

Hepimiz güldük Tahir devam etti

"Bende öyle eğlencesine geldim, sokak çocuğu olmak zor iş" dediğinde nedense bir an hüzünlendim ama araya Burcu girdi

"Bende eğlencesine geldim" dedi." Siz kardeşmisiniz?" Dedim kendimi tutamayarak.

"Yoo, ne alaka?" Dedi ikiside, omuz silktim. Ecre lafa girdi bu sefer

"Ben de Ayliz için katıldım"

"Evet, benim silahlara ilgim çok Ecre'de beni kırmadı ve benle geldi" dedim. Benden sonra hiç haz etmediğim Azra konuştu

"Bende dedim ki ekip ruhu,ortaklık falan" Dedi saçlarını savurarak. Acaba şuan çok çocukça gözüktüğünün farkında mıydı?

"Ailelerimiz ortak, bizde seninle ortak olabiliriz" Dedi Pars çapkınca.İnşallah bana bulaşmazdı.

Azra sinirle ona bakıp "Yavşak" dedi sadece, o kendini dizginlemeye çalışırken Sarp gözlerini ayırmış kardeşine bakıyordu.

Baya bir süre oturduk, bazen atıştık,bazen sessiz kaldık bazende normal bir şekilde konuşmayı başardık.

Yarım saat olmuştu. Kapı açıldı ve eğitmenler içeri girdi. Melih hiç konuşmamızı bunu farkettim ama birşey demedim.

Eğitmenler geçip yerlerine oturdular,herbirinin elinde mavi dosyalar vardı. Hakkımızda ki bilgiler olmalıydı. Yalnız bu adamlar bildiğimiz dedi kadınlar ise baya seksi duruyordu. Önce kendilerini tanıtıp sonra kimin eğitmeni olduklarını söyleyeceklermiş

"Merhaba gençler, ben Emir Kaya. Ecre Yıldıray'ı eğiteceğim" Dedi esmer tenli ve keskin kahve gözleri olan adam

Beyaz tenli siyah kıvırcık saçlı ve iri siyah gözlü kadın konuşmaya başladı "Selam! Ben Sima Nur Bulut, Pars'ın egitmeniyim" Dedi nazik ses tonuyla. Pars onu da çapkıncaa sürdü.

Kumral yeşil gözlü kadın boğazını temizleyerek başladı.

" Ben Begüm Evren, Tahir Koçak in eğitmeniyim. Tahir kafasını olumlu anlamda salladı.

"Ben Timur Karayel.Burcu'nun eğitmeniyim" Dedi esmer tenli siyah saçlı ve koyu kahve gözlü olan dev. Cidden ama bunlar bana dokunsa öteki taraftayım.

"Selam gençler. Ben Yasemin Başar. Azra Başak in eğitmeniyim " Dedi.

Kızıl saçlı ve çilli koyu yeşil gözleri olan kadın konuşmaya başladı "Merhaba ben Eylem, Melih'in eĝitmeni" Dedi diğerlerine göre daha katı suratlıydı.

Geriye biri kadın diğeri erkek iki eğitmen kalmıştı. Umarım kadın olan bana gelirdi.

En büyük duam buydu.

Çok uzun boylu kumral ve ela gözlü olan adam konuşmaya başladı"Ben Demir Güner, Ayliz Tezel'in eğitmeni" dediğinde seslice nefesimi verdi. Ya ben erkeklere karşı ön yargılıydım ya da başka birşeydi. O yetimhanede it herif olmasaydı belki bunların hiçbiri olmazdı.

"Bende Ecrin Kaya anlaşıldığı üzere Sarp'ın eğitmeni" Dedi sanırım Emir ile kardeştiler

O sırada içeriye dik duruşuyla hayran olunası bir kadın girdi ve karşımıza gelince durdu ve dudaklarını oynatıp konuşmaya başladı.

"Hepiniz hoşgeldiniz. Ben AET kurucusu Gonca Şentürk. Buraya sizinde bildiğiniz gibi eğitilmesi geldiniz. Malikaneyi eviniz gibi kullanın ve eğitmenleri ize saygıda kusur etmeyin.Ayrıyeten takım ruhu için çalışmalar yapacağız ve bu bir ayın sonunda lideriniz seçilecek.Yemek saatlerini zorunlu olmadıkça kaçırmayın. Şimdilik bu kadar herkese görüşürüz " Dedi ve çıktı odadan neydi bu rüzgar alır gibi. Ayrıca kurucunun kadın olması hem garibime gitmişti ama güzelde birşeydi. Erkek eğitmenleri az oluşuda gözümden kaçmamıştı.

Sonrasında Sarı geldi ve bütün malikanesi bize gezdirdi.

💥💥💥

Yarım saatin sonunda odama geçebilirim. Malikane o kadar büyük ki, gez gez bitmemişti. Biz alt katladık, ikinci katta alanlar vardı üçüncü katta ise eğitmenler bir spor odası ve bir tanede toplantı odası vardı. Üst kat beni ilgilendirmiyordu zaten.

Bugün bizim alışmamız için ayarlamışlar yarın eğitime başlayacakmış.

Odama göz gezdirdim. Gereğinden fazla büyüktü. Yatağımın yanında komodinin vardı ve onun yanında giysi dolabı vardı.Bir çalışma masası vardı ve makyaj masasıda vardı ama benim makyajla pek aram yoktu.

Odanın köşesindeki koltuklara geçip oturdum ve televizyondan kanal açıp izledim. Burada bayabir süre oturdum. Sıkılınca ikinci kata çıktım. Yemek vakti yaklaşıyordu.Bizimkiler buradaydı eğitmenlerdende bir kaçı buradaydı.

Ecre'nin yanına geçtim.Yvarlak masalarda oturuyorduk. Buradaki görevlilerde servis açıyorlardı

Kısa süre sonra Pars geldi "Selam millet!Beni özlediniz mi?" Dedi Azra'ya göz kırparken

"Çooook" Dedi Azra ama bunu çok sesli söylememişti.

Sessizce yemeklerimizi yedik. Başım çok ağrıyordu migrenim tutmuştu yine, yerimden kalkıp odama geçtim

💥💥💥

Bir süre sonra çantamda ağrı kesici bulma umuduyla çantamı aramaya başladım. Ama yoktu. Karşı odamda oturan Ecre'den istedim ama ondada yoktu. Tam odama girmek için kapı kulunu tutmuştum ki tanıdığım sesle durdum

"Ayliz" dedi Demir duygudan yoksun sesiyle. Sesi resmen insanın içini soğutuyordu.Kafamı kaldırıp ona baktım

"Efendim"

"Boştayken takvimi ayarlayalım" dedi, bu saatte mi?

"Tamam" dedim istemesemde ona doğru yöneldim. Üst kata çıkıp mutfaktaki masallardan birine oturduk. Tam karşımda da oturuyordu.

"Seni tanımam gerek biraz konusalım"

"Tamam" dedim tekrar başımdaki ağrı ikiye katlanırken. Dirseğimi masaya dayayıp elimle yavaşça alnımı okşadı

"Avukatlık okuyorsun. Annem ve baban vefat etmiş, hayatta bir tek abin var" Dedi, gerçi abimin yeri bilinmiyordu. "Evet" diye onayladım onu.

"Üç yıl kadar yetimhane de kaldın sonra dayın seni sahiplendi" dediğinde yerimde rahatsızca kıpırdandım. Bu konuları hiç sevmiyordum. Ayrıca bunların hepsini nereden öğrenmişti?

Rahatsız olduğumu anlamış olmalı ki konuyu değiştirdi

"Sanırım bilgilerin bunlarla sınırlı gelelim asıl konuya." Dedi yani takvimden bahsediyordu.

Kafasını dosyadan kaldırıp bana baktı

"Neye sinirlisin?" Dedi. Kaşlarımı çattığımı yeni fark ediyordum.

"Sinirli değilim"

"O zaman sorun ne?"

"Devam edebilirmiyiz?"

"İyi" dedi sonrada takvimi ayarlamaya başladık.

"Yarın dudak okumaya başlayacağız biraz zorda olsa diğerlerinden kolay" dedi

"Dudak okumayı biliyorum"

"Nasıl öğrendin,ya da neden?"

"Sadece meraklı biriyim"

"Anladım, o zaman seninle işaret dili öğrenelim"

"Onuda biliyorum" dediğimde dosyadan başını kaldırdı.Ben ise hala başıma masaj yapıyordum." Onu neden öğrendin"

"Müvekkilim konuşamayabilirdi" dedim bende bakışlarımı ona çevirerek. Yüzümü uzun sayılabilecek bir süre kadar inceledi en sonunda gözlerime uzunca bir süre daha baktı

Resmen birbirimize boş boş bakındık.

"Bir sorun olmadığına emin misin?"

"Sadece başım ağrıyor"

"Bir rahatsızlığın mi var?"

"Migren" dedim kısaca

"İlaç içtin mi peki"dediğinde kafamı iki yana salladım

Yerinden kalktı "Gel vereyim"dedi ve peşine takıldım.İkacı alıp içtikten sonra odama geçip gözlerimi kapattım. Uyusam iyi olacaktı.

Ayrıca bana ikinci kez emir vererek konuşuyordu.

Üçüncüsü böyle olmayacaktı.

💥💥💥

Sabah yine erkenden kalkmıştım. Baş ağrım baya hafiflemişti, bu ilaçtan odama almalıydım.

Giysi dolabını açtım. Altıma siyah eşofman üstumede gri krop kadar kısa sayılabilecek bir üst giydim. Saçımda at kuruĝu yapıp elimle perçemlerimi düzelttim. Kahvaltı için odadan çıktım. Ben çıkarken Azra'da çıkmıştı

Üstünde krop altında deri tayt vardı saçlarını dalgalandırmıştı ve yüzünde iki ton makyaj vardı.

Bunun hepsini kahvaltı için mi yapmıştı?

Önce beni sürdü sonrada yüzünü buluşturdu, göz devirdim.

"Kızım biraz özen göstersene kendine"dedi

"Gayet özen gösteriyorum makyaj güzeli"

"Hiçte makyaj güzeli değilim.Neyse öksüz ve yetimler pek bilmezler bu işleri öküzden pek takmayacaksın kafama"

Sinirlenmiştim ama ona zevk vermemek için belli etmeden

"Seviyemin altındakilerden pek uğraşamayacağım hadi eyvallah!"dedim ve yanından hızlı adımlarla ayrıldı. Bu kıza her geçen gün sinir olmam doğal mıydı?

Gittiğimde ikizler atışıyorlardı

"Bir daha götümü ,kesersen bozuşuruz. Senin yerine kızların benim götümü kesmesi gerek ama ben senle uğraşıyorum."dedi Pars.Güldüm

"Lan götüne sokarım şimdi,banane senin götünden. Kızlar ne yapsın senin götünü"dedi Sarp sinirle.

Son raddede gibiydi. Burcunun yanına otururken "Neler oluyor?"diye sordum

"Kardeş kavgaları. Pars Sarp'ın kendi kalçasını kestiğini sanıyor. Neymiş onun kalçasını sadece kızlar kesebilirmiş"dedi gülerek. Bende güldüm. İkizler didişirken aralarına Melih girdi

"Tamam lan, senin götün kıymetli anladık. Yeter bu kadar göt muhabbeti hadi kahvaltınızı yapın" Dedi. Bencede artık bu kadar yeterdi. Kafamı kaldırdığımda eğitmenimi gördüm bana bakıyordu çok fazla bakmayarak kahvaltıma döndüm ve kahvaltımım yaptım.

💥💥💥

Kahvaltıyı yapınca eğitim alanına gittik. Herkes kendi alanına ayrılırken "Gel" Dedi Demir bey. Olduğum yerden gram hareket etmedim. Dönüp bana baktı

"Bir sorun mu var?"Dedi mimik oynatmayan. Biri bu adamın mimiklerini çalmıştı

"Evet" dedim "Neymiş o?"Dedi.

"Emir verdiniz"dedim dik dik. Kaşlarımı havalandı bir an, şaşırmıştı. Sonrasında hemen eski haline döndü

"Gelimisin?"Dedi bıkkınca "Tabii" dedim ve bizde bir köşeye geçtik.

Bayabi çalıştık ondan sonra kenara geçip oturduk ve diğerlerini izlemeye başladık. Çok sıkılıyordum.

"Ayliz neden çalışmıyor, onun farkı ne?"Dedi Azra. Bu kız bana taktı.

"O önceden biliyordu" diye yanıt verdi Demir bey. Telefonuna bakıyordu

Ona güvenemiyorum. Aslında ben hiçbir karşı cinsine güvenmiyorum. Evet, biliyorum bütün erkekler kötü değildi, bunu biliyorum ama korkmamak elde değildi.

Onlar biraz daha çalıştı sonlara doğru küfürler ve söylenişler artmıştı. Ecre'nin eğitmeni Emir bey bizi bir araya topladı.

"Bu günlük bu kadar yeter. Yarın dövüş antrenmanlarda yavaştan başlarız. Daha önce kursa giden var mı?"diye sordu

Kursa gitmemiştim ama küçükken sokaktaki erkek arkadaşım kendimi korumam için bana biraz öğretmişti. Yinede kaldırmadı

"Sanırım yok dağılabilirsiniz"

Herkes dağılırken koca dev olan eğitmenim beni bırakmadı "Bana söylemediğin bir şey var mı?"diye sordu.

"Var"dedim dürüst olarak tam gidiyordum ki bileğimden tuttu. "Söyle o zaman"dediğinde yönümü ona döndüm.

Bana dokunmamalıydı!

"Bir size güvenmiyorum iki,gerçi ben çoğu karşı cinsleri ie güvenmiyorum. İki bana emir veremezsiniz. Artık küçük Ayliz yok!"dedim. Ama ben son kısmı kendi iradem dışında söylemiştim. Kendime sinirimden dudağım ısırdım

Açık sözlü olmak zordu.

"Neden güvenmiyorsun"dedi. Bu gerçekten merak ettiği sesinden anlaşılıyor. Bir anda Azra nereden çıktığını bilmiyorum ama konuşmaya başladı

"Öksüz ve yetim ölü anne ve babasının sözünü dinliyordur. Çocukken öldü ya 'yabancılarla konuşma'nasihatlarında kalmıştır.Ayrıca onu neden bu kadar çok önemsiyorsun ki yoksa aşı-" diyordu ki yüzüne sert bir tokadı indirdim yüzü sola doğru yattı

Hızlı adımlarla ayrıldım oradan. Bu vasıfsız hangi hakla arkamdan böyle konuşuyordu! Çimenler alana gidince yer oturdum bacaklarımı kendi e çekip kafamı içine gömdüm. Bana yaklaşan ayak seslerini duyunca kafamı kaldırdım

Demir buraya geliyordu.

Birazcık sarılsam ne olurdu. Hep üzüldüğümde dayıma sarılırdım şimdi oda yok.

Ben başka kimden bulacaktım aradığım baba sıcaklığını. Kafamı tekrar gömdüm dudaklarım titreyince birbirine bastırdım.

Yanıma gelip diz çöktü. Bende gömdüğüm kafamı çıkarttım ama ona bakmadım. Eliyle öneme gelen bir tutam saçı kulağımın arkasına itti.

"Biliyorum bana güvenmiyorsun ama sana zarar vermem. İzin ver o duvarları aşalım" dediğinde ne kadar gerçekçi olduğunu anlamak için yüzüne baktım

İnsanın içini üşüten o ifade yoktu suratında.Duyguları gözlerinden okunuyordu. Bunu görmem daha çok sarılma istediğimi dürtükledi

"Sana birden güven demiyorum,tahminimce birşeyler yaşamışsın gibime geliyor. En azından yavaşça"dedi.

Beni ilk defa bu kadar hızlı anlayan kişiydi. Bu hisse karşı koyamadım ve ona sarıldım

Ben ona sarılmıştım.

Onun kocaman vücudunun içinde küçücük kalmıştım.Bir an hareket etmedi bundan rahatsız olduğunu düşünüp ayrılıyorum ki kolunu belime doladı.

Şaşırmıştım.

Bana karşılık vermesine sevinmiştim. Ama karşılık beklememeliydim. Yanaklarımı ısındığını hissettim. Yavaşça ayrıldım ondan. Oda sakince bıraktı beni sırıtıyordu.

"Şey... ben özür dilerim"dedim utana sıkıla,az önce dokunmasını istemeyen bendim!

"Özür dilemene gerek yok, sanırım artık güveniyorsun"

"Eh işte, biraz"dedim

Ayağa kalkıp bana elini uzattı. Tabi ki de tutmadım, kendim kalktım. Bıkmış gibi nefesini verdi

İkimizde yavaşça yürüdük ensonunda o ağrı kesiciden istemeye karar verdim

"Demir bey, ağrı kesici verirmisiniz?"Dedim

"Bir şartla"dediğinde kaşlarım havalandı. "Bana sadece Demir diyeceksin" Dedi

"Ama bayım, herkesin içinde size öyle seslenemem"dedim sonra mazallah Azra götü elimde falan kalır.

"Tamam o zaman, kimse yokken de"dedi, bir yarım saniye düşündüm sonrada "Tamam" dediğimde dudağının kenarı usulca kırıldı

Tekrardan içeri yöneldik. İçeri girdiğimizde Azra ve diğerleri buradaydı Azra bana nefretle bakıyordu. Bundan sonra beni sinir etmek için daha çok şey yapacağına yemin edebilirdim. Birde yaptığı şeylere akıl sır erse, çocuk gibi anca laf atıyordu. Ben ise hala Demir'in arkasından ilerliyordum.

"Aşıksın kızım işte, gez peşinde kuyruk gibi" Dedi ben ise ya sabır çekiyordum "Hı hı" dediğimde masadakilerin hepsi "Ne?!" Diye bağırdılar. Demir'in erkeksi kıkırtısını duydum.

Olduğum yerde durup onlara baktım "Siz cidden gerizekalısınız"dedim. Demir gelmediğimi fark edince dönüp bana baktı ama sonra ne yaptığımı anlayınca devam etti.

Bu kız böyle konuştukça Demir'in uzaklaşmak istiyordum.

İlacı kutusuyla bana verdi bende cebime yerleştirip masaya oturdum.

"Aaa!"dedi makyaj güzelimiz eliyle ağzını kapatarak. Başlıyorduk gene.

"Aramızda tansiyon hastası var sanırım, Aylizimin üstüne çok gitmeyin genç yaşta uçup gitmesin. Ya da neyse pek önemli değil anne ve babasına çabuk kavuşur" Dedi Demir ona kızgın bir şekilde bakıyordu , ben konuşmaya başlayınca Demir bana baktı

Sahte bir üzüntüyle baktım ona" Azra'cığığım sana kötü bir haberim var. Ölümcül bir hastalığım yok. Ayrıca seni gömmeden bir yere gitmeye de niyetim yok."dediğimde Demir alt dudağını yukarı doğru kıvırdı ve başını aşağı yukarı salladı.

Azra'nın ise yüz ifadesi bozulmuştu. Benimle uğraşacaksın uğraşırım. Yerimden kalktım"Bıraz da olsa benim seviyeme gelde en azından liderlik için ihtimalin olsun, turşu surat" dedim ve dik omuzlarımda çıktım odadan.

Arındırıcı bir düşün ardından kıyafetlerimi giydim. Altıma kahverengi bir pantolon üstümede krem rengi bir swet giydim. Saçımı dağınık topuz yapıp perçemlerimi düzelttim. Yüzümde sadece nemlendirici sürüp koltuğa oturmak için gidiyordum ki kapıdan tepinma sesleri gelince kapıya yönelip açtım kapıyı

"Ne oluy-"dedim ki gördüklerimden sertçe yutkundum ve hissiz bir şekilde pastaya baktım

Bugün benim hiç doğmamayı dilediğim gündü...

Annem ve babam vefat etmişti,ayyaşın teki beni taciz etmiş ve beni bok gibi bir hayata sürükleyen gündü...

💥💥💥

Herkese merhaba arkadaşlar. Bir bölümün sonuna geldik. Ayliz'in pastayı görmesiyle yaşayacakları ve o gün neler olduğunu daha ayrıntılı bir şekilde anlatmak için bölümü burada bitirdim.(küçük bir kriz geçiriyor diyebilirim.) Dığer ɓölümün başında kısaca 10 yıl önceye yani Ayliz'in doğum gününe geçiş yapıp kısaca anlatacağım

Ayliz ve Demir'in arasındaki o güven duygusunu daha erken tamamladım çünkü çok fazla uzamasına gerek yoktu diye düşünüyorum.

İlk bölümler biraz sıkıcı ama diğer bölümler daha heyecanlı geçeceğini umuyorum çünkü Ayliz biraz ayaklı bela gibi birşey.

KİTABIMI OKUYAN HEFKESE ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM🥰😊

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.