Bazı hayatlar dışarıdan cam gibi görünür. Pürüzsüz, parlak, kusursuz. Ama cam aynı zamanda kırılgandır. Ve bazen içten içe çatlamaya başlar; kimse fark etmeden. Derin, cam duvarlı odasının köşesinden dışarıya bakıyordu. İstanbul'un sabah sisi, Boğaz'ın üzerinde ağır ağır sürünüyordu. Lüks bir semtin en tepesinden görülen manzara, onun için artık sadece gri tonlardan ibaretti. Elindeki telefonun ekranı sessizce parlıyordu. Bildirim yok. Ne Zeynep aramıştı, ne annesi mesaj atmıştı. Babası zaten haftalardır yurt dışındaydı. On yedi yaşındaydı ama kendini çoktan kırk gibi hissediyordu. O sabah, kahvaltı masasında sadece boş sandalye vardı. Yardımcı Suna her zamanki gibi sessizce tabakları toplamış, sorular sormamıştı. Derin’in canını en çok bu yakıyordu: Kimse sormuyordu. Kendi kendine mırıldandı: “Birisi ‘İyi misin?’ dese… sadece birisi…” Okula gitmek için hazırlandı ama ders değil, sadece kaçış istiyordu. En azından okulda gürültü vardı. İnsan sesi vardı. Orada da kimseyle çok yakın değildi ama en azından yalnızlık susmazdı.
Bölüm 1
Cam Gibi
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.