Bazen hayatın acımasız olduğunu düşünsem bile hayatın renklerini rengarenk gördüğüm, havanın bir güzel koktuğu , insanların birbiri ile mesajlaşarak değil de konuşarak anlaştığı, birbirini gerçekten anlayıp dinledikleri zamanları düşününce aslında farkında olmadığım güzelliklerin içinde yaşıyormuşum.
Şimdi düşününce.. Renkleri göremiyorum. Hava güzel kokmuyor, insanlar artık ne kadar konuşursa konuşsunlar birbirlerini anlamıyorlar. Seni senden yada Allah’tan başka kimsenin anlamadığı bir dünyanın içinde kayboluveriyorsun. Oysa ki uzattığın elini tutan olsa , belki tekrsr göreceksin renkleri , belki yine hava çok güzel kokacak belki bir papatya belki de bir lale tekrar gözüne güzel görünecek , sıradan olmayacak hiçbir şey. Peki ha duygulara ne demeli.. Hissedememek, ağlayamamak sen hiç bunları yaşadın mı ? Umarım yaşamamışsındır.
Buraya pek fazla ne yazılır yada unuttuğum anılarım yazdıkça canlanır mı bilemiyorum. Ha eklemeyi unutmuşum ne kadar çok acı çekersen beynin seni o kadar korumak için bir kaç kaseti siliveriyor hafızandan. işte ama bazen kendini bulmak için bazen yanmak gerekiyor. Umarım beni benimle bulursunuz.
Şimdi gelelim günlüğümüze.. Asıl adım Asena değil tabi.. Tanınmaktan korkuyorum sanki ailemden yada eski arkadaş çevremden biri yazdıklarımı okuyabilirmis gibi. Korkumun asıl sebebi rahatsız olmak. Bunca zaman beni dinlemeyen , dinliyormuş gibi yapan yada bir nasılsını bile çok gören insanların burada beni tanıması beni rahatsız edecek şey olurdu. O yüzden.. Kendimi Asena olarak isimlendireceğim.
Buraya kadar okuyan olduysa yada olacaksa.. Teşekkür ederim. Umarım yolculuğumda da yanımda olursun.