Kırık Düşler Defteri
On İkinci Sayfa
Yolculuğun ortasında durmak, aniden gideceğin yeri unutup kendini çaresizce hissetmek ya da karmaşık duyguları sözle değil yazıyla ifade etmek...
Bunlar hep ben...
Düşlü Defterin Umudu: Bir 00.00 saatinden, ne dün geçmiş ne bugün olabilmiş bir saatte son sayfaların anısını birlikte kalalım.
Ve sana yeniden anlat bana açıkla diyebileyim.
Kırık Düşlü Kadın:
-Ne anlatayım diye sorayım bende.
Düşlü Defterin Umudu:
- İşte böyle güzelliğim sakince devam edelim.
Kırık Düşlü Kadın:
- Evde misin?
Düşlü Defterin Umudu:
-Bu konulara girmeydik.
- Bu saatlerin baş rolü Kırık Düşlü Defter, rol çalmayalım.
Kırık Düşlü Kadın:
-Yine kaçak ha?
- Senin kendine güvenmediğin için böyle kaçak göçek aşka meyil ettiğini düşündüm.
-Senin kim olduğunu biliyorum ama sen hala kaçıyorsun. Bunun anlamı ne?
Düşlü Defterinn Umudu:
-Belki kendime güvendiğim için değilde sana güvenmediğim içindir.
Kırık Düşlü Kadın:
-Korkma bu kadar sana bir şey yapmayacağım.
Düşlü Defterin Umudu:
- Korktuğum şey bana bir şey yapman değil. Her şeyin bitmesi...
Kırık Düşlü Kadın:
- Kırık Düşlü Defter yakında bitecek.
Düşlü Defterin Umudu:
-Belki biten bir hüznün başlangıcında bizim hikayemiz başlıyordur.
- Büyük devler çakıl taşlarını ellerine alamayı becerememişleridir de biz küçük devler avucumuzda tutuyoruzdur.
Kırık Düşlü Kadın:
-Dilimiz çözebildin mi bilmiyorum ama kullanmayı çok güzel beceriyorsun.
Düşlü Defterin Umudu:
-Seni hep sen yapan şeyler neler?
Kırık Düşlü Kadın:
-Kişisel sapığım olarak bunları bilmen gerekmez miydi?
Düşlü Defterin Umudu:
-Yağmuru seversin, çünkü ağlayan gözlerini çok iyi kamufle eder.
- Bir yere yetişme zorunluluğun yoktur ama sen hep koşturarak ilerlersin.
- Sokak kedileri senden daha ağır basar kaldırımlara. Ayaklarının ucunda görünmez bir tüy seni taşırmış gibi. Topuk tıkırtısı olmadan ilerlersin.
Kırık Düşlü Kadın:
-Tam bir takipçinin bileceği şeyler. Daha ince ayrıntılarla beni anlatırsın diye korktum.
Düşlü Defterin Umudu:
-İki kez üst üste giydiğin deni kaçmış tül çoraptan bahsetmek istemedim.
Kırık Düşlü Kadın:
-Sen bacaklarımamı bakıyorsun.
Düşlü Defterin Umudu:
-Çorabı başına giysen oraya bakardım. Edepsiz bir içerik yok.
Kırık Düşlü Kadın:
-Evde misin?
Düşlü Defterin Umudu:
-Bu ilişkinin gidişatı beni korkutuyor sen yakında nude at diye ısrarda edersin.
Kırık Düşlü Kadın:
- Pisliksin!
-Tanıdığım tek komşum olduğun için, hemde kişisel sapığım olduğun için isteyerek verirsin diye düşündüm.
Düşlü Defterin Umudu:
-Müstehcen yok!
Kırık Düşlü Kadın:
-Kahve ya da çay Allah’ın cezası, kahve ya da çay isteyecektim.
Düşlü Defterin Umudu:
-Ne diye gizem yapıyorsun o zaman...
-Daha önce hiç birinden bir şey istemedin mi?
-İnsanlar birbirine yardım eder, toplumlar böyle bir araya geldi. İnsanlar birlikte güzeller.
Kırık Düşlü Kadın:
- “İnsanlar karşılık seven canlılardır.” Babam bizi böyle büyüttü de.
Düşlü Defterin Umudu:
-Baban çok haklı.
-Sana çay veririm. Karşılığını isterim.
Kırık Düşlü Kadın:
-Bir an toplumcu söylemlerine inandım biliyor musun?
Düşlü Defterin Umudu:
-Bana inanacak kadar içinden inanç bulundurmanı sevdim. Ama konumuz bu değil.
-Sana demlenmiş bir çaydanlık dolusu çay veririm. Karşılığında benden çaldığın Oğuz Atay kitaplarını verirsin.
- Ya da kuru kahve veririm. Atilla İlhan’ın bütün şiirlerini verirsin.
Kırık Düşlü Kadın:
- Bu nasıl bir pazarlık.
Düşlü Defterin Umudu:
-Sana veririken kalmışken kendime de yaparım. Şiir okurken kahve içmeyi seviyorum, roman okurken de çay. Olamaz mı?
Kırık Düşlü Kadın:
-Tutunamayanları okuyorum, veremem. Kahve ver.
Düşlü Defterin Umudu:
-Beş dakika sonra balkonda buluşalım.
-yalnız hanımefendi lütfen bana sarkıntlık etmezseniz sevinirim.
Kırık Düşlü Kadın:
-Tamam, zaten gece olmuş mecalim yok. Kahvemi ver, balkonumda güzelce kitabımı okuyacağım.
Düşlü Defterin Umudu:
-Balkon benimdir yalnız, sen evde oku. Ben bulutlu geceye şiir okuyacağım.
Kırık Düşlü Kadın:
-Yok daha neler!
-gerçekten çocuk gibi bunu devam ettirecek miyiz?
-Seni tanıyorum biliyorum, neden kaçıyorsun.
Düşlü Defterin Umudu:
-Bir çeşit fantazi sana ne?
Kırık Düşlü Kadın:
-Yalnız bu fantazinin içinde bende varım.
Düşlü Defterin Umudu:
-Bundan kesinlikle müstehcen var. Yok diyemezsin ya?
Kırık Düşlü Kadın:
-Balkondayım getir şu kahveyi.
Heyecanla hırkayı kollarına geçirdi, mutfak dolaplarındaki camda olan yansımasına baktı. Saçlarını düzeltti, Düşlü Defterin Umudu güzel gözükme peşindeydi. Hemde Kırık Düşlü Kadın’dan son hız kaçarken...
Onun içinde kahve yapıp beyaz kupaya koydu. Kendi kahvesini de aldığında aklına onları koyabileceği tepsi geldi. Fakat faz geçti. Belki kahve fincanını verirken elleri değerdi birbirlerine... Kırık Düşlü Kadın tepkisi ne olurdu merak ediyordu.
Kalbinin hızlı atışına şaşırarak balkonun iki kanatlı kapasına geldi. Bardakları bırakıp açtıktan sonra derin bir nefes alıp çıktı. Kırık Düşlü Kadın, bir elinde Oğuz Atay’dan Tutunamayanlar, diğerinde Atilla İlhan şiirleri ile onu bekliyordu. Onunsa elinde iki fincan kahve...
Saçlarının birazını yukarıdan toplamış gerisini omzularından salmıştı. Her zamanki gibi geniş kıyafetlerle duruyordu. Kırık Düşlü Kadın, her zaman ki gibiydi. Ama ona bakmak bu sefer daha fazla heyecanlandırdı.
Kırık Düşlü Kadın’da onun yüzünü hiç unutmaya imkan bırakmayacak gibi ezberledi. Rüzgâr eserken sanki onların yanyana olan balkonlarını es geçiyormuş gibi havasız kalıp yutkundu. Düşlü Defterin Umudu kahveyi uzattığında balkon demirlerini işaret etti. Hiç konuşmadı çünkü bu oyun artık onu da gülümsetiyordu.
Düşlü Defterin Umudu buna bozulsa da belli etmemeye çalıştı. Balkon demirlerine dengeli bir şekilde kahve dolu fincanı koydu. Avucunu ona doğru uzatıp vermesini işaret ederek parmaklarını oynattı.
Kırık Düşlü Kadın gülümseyerek eline istediği şiir kitabını verdiğinden “Böyle yola gel işte.” diyerek üstünlük tasladı. Şiir kitabını alan Düşlü Defterin Umudu onunla konuşamamk ve karşılık vermemek için kendini zor tuttu. Yola gelmek mi? Burada biri yola geldiyse bu Kırık Düşlü Kadın değil miydi?
Kıstığı gözlerle ona bakarak uzaklaştıktan sonra balkonun köşesinde koltuğuna oturdu. Çatık kaşlarla Kırık Düşlü Kadın’a bakıp şiir kitabını açtı.
Kahvesini alan Kırık Düşlü Kadın, onun olanı ona rüşvetle verdiğine keyiflenerek sandalyesine oturdu. Karşılıklı oturmui birbirlerinin yüzüne bakıyorlardı. Düşlü Defterin Umudu’nun keskin bakışlarına karşı sırıtıyordu. Omzundaki şalı düzeltip kitabına açıp kaldığı yerden okumaya devam etti.
Düşlü Defterin Umudu, ilgiyi kaybedince şaşırdı. Gerçekten karşısında oturup kitap mı okuyacaktı? İlgi bekleyen küçük haşere bir çocuk gibi ara ara başını öne uzatıp onu inceliyordu. Sonunda tüm varlığını yitirdiğine korkarak şiir kitabından işaretli olan yeri açıp Kırık Düşlü Kadın’ın duyabileceği şekilde okudu.
Bu tezgahı kurduysam ben senin için kurdum
Senin için kurduğum basma ve pazen
Denizin yeşilinden süzdüğüm balık
Göğün mavisinden çaldığım kuş
Senin için
Felsefe okudumsa iktisat okudumsa geceyarıları
Boğazım kurumuş içim bir kalabalık
Sıcacık mısralar okudumsa yunus’dan
Senin için okudum
Geceyarıları
Sen beyaz bir kadınsın
Uzaktaki
Gözlerin aklımdan çıkmıyor
Sen beyaz bir kadınsın karanlıkları dinleyen
Uzaktaki
Sarmaşıkalrı duyuyor musun rüzgarda
Yorgun başını üşümüş yastığa koyuyor musun
Uyuyor musun
(Atilla ilhan- sen beyaz bir kadınsın)
Kırık Düşlü Kadın, şiirin her mısrasında gözlerini karşısındaki adamda tutmuştu. Düşlü Defterin Umudu şiirini bitip başını ona kaldırığında gözlerini okduğu kitaba çevirdi. Bu seferde Kırık Düşlü Kadın sesini yülselterek okudu.
“Hayat, düşünceleri tutan bir hapishanedir. İnsan, can sıkıcı bir saç demetidir, ben de akılsız bir robotum. Uyuyakaldı. -Tutunamayanlar, 32 sayfa-”
Kırık Düşlü Kadın üstün gelmiş gibi kitabını kapatıp ayağıya kalktı. On hiç bakmadan son br kez gecenin havasını koklayıp kahvesini alarak içeri girdi.
Düşlü Defterin Umudu onu giderken çıtını çıkarmadan izledi. Sonra elindeki kitaba bakarken söylendi. “Çok kapı kapatıyor suratıma. Sabahattin Ali ile Atilla İlhan yürüdüğüm bu yolda... Daha çok yanıma alacaklarım olur.”